Bir kardeşlik topluluğu nasıl olur da “benim adamım”, “benim sözüm”, “benim makamım” anlayışına dönüşür?
Bir cemaat, genellikle bir fikir, bir inanç, bir ahlak anlayışı ve bir ideal etrafında kurulur. İnsanlar bir araya gelir ve şöyle der: “Biz birlikte daha iyi bir insan olabiliriz.”
Başlangıçta merkezde insan vardır. Fakat zaman geçtikçe merkez değişebilir. İdeal yerini cemaate, cemaat yerini lidere, lider yerini güce bırakabilir. Ve bir gün kimse başlangıçtaki “Biz neden bir araya gelmiştik?” sorusunu sormaz.
Onun yerine başka sorular sorulmaya başlanır: “Kim yönetecek?”, “Kim söz sahibi olacak?”, “Kimin adamları çoğalacak?”, “Para kimin kontrolünde olacak?”, “Kim bir sonraki makama gelecek?”
İşte tam bu noktada cemaatin karşı karşıya olduğu problem artık yalnızca dinî değildir. Psikolojiktir, sosyolojiktir ve grupçuluktur. Ve bunların tam ortasında çok önemli bir kavram belirir: Narsisizm…
Narsisizm neden bu kadar önemli?
Narsisizm çoğu zaman yanlış anlaşılır. Narsist denildiğinde akla yalnızca kendisini beğenen, aynaya bakıp kendisini seven insan gelir. Oysa psikolojik açıdan narsisizm çok daha karmaşık bir yapıdır.
Aşırı üstünlük duygusu, yoğun takdir edilme ihtiyacı, özel ve ayrıcalıklı görülme arzusu, güç ve statü arayışı, başkalarının ihtiyaçlarına karşı duyarsızlık ve eleştiri karşısında savunmacı davranışlar narsistik örüntünün farklı yüzleri olabilir.
Ancak çok önemli bir ayrım yapmak gerekir. Narsistik özellik taşımak, narsistik kişilik bozukluğuna sahip olmak değildir. Dolayısıyla herhangi bir cemaat liderine veya üyeye uzaktan bakarak psikiyatrik tanı koyamayız. Fakat başka bir soruyu rahatlıkla sorabiliriz.
Narsistik özellikleri güçlü insanlar, güç ve statünün bulunduğu cemaatlere neden çekilebilir ve bu cemaatler onları nasıl güçlendirebilir?
İşte bilimsel literatür burada oldukça ilginç sonuçlar ortaya koyuyor. Narsisizm ile liderliğe seçilme/öne çıkma arasında pozitif ilişki bulunurken, narsisizm ile etkili liderlik arasında aynı ilişkinin bulunmadığını gösteren kapsamlı bir analiz vardır. Yani narsistik özellikleri yüksek bir insanın lider gibi görünmesi veya lider konumuna gelmesi, onun iyi bir lider olduğu anlamına gelmez.
Bu ayrım cemaatler açısından son derece önemlidir. Çünkü bazı insanlar liderliği hak ettikleri için değil, lider gibi görünmeyi iyi başardıkları için öne çıkabilirler.
Cemaat narsistik insan için neden cazip olabilir?
Bir cemaat insana çok güçlü bir şey verir. Aidiyet… Ama yalnızca aidiyet vermez. Aynı zamanda kimlik, çevre, statü, saygınlık, görev, görünürlük, sosyal güç, karar verme yetkisi de sağlayabilir. İşte burada iki farklı insan tipi aynı cemaat içerisinde bulunabilir.
Birinci insan şöyle düşünür: “Ben bu topluluğa hizmet etmek istiyorum.” İkinci insan ise “Bu topluluk içerisinde önemli bir insan olabilirim.”
Birinin amacı davanın büyümesidir. Diğerinin amacı ise farkında olmadan kendisinin büyümesidir. İşte tehlike burada başlar.
“Hizmet” makamı nasıl “iktidar” makamına dönüşür?
Cemaatlerde bazı görevler başlangıçta hizmet amacı taşır. Bir insan sorumlu olur. Bir başkası yönetici olur. Bir diğeri eğitim verir. Bir başkası ekonomik işleri yürütür. Bunların tamamı normaldir. Problem makamın kendisi değildir.
Problem makam, kişinin hizmet kapasitesini mi artırıyor, yoksa kişinin narsistik ihtiyaçlarını mı besliyor?
Çünkü makam beraberinde güç getirir. Güç beraberinde görünürlük getirir. Görünürlük beraberinde takdir getirir. Takdir de bazı insanlar için psikolojik bir uyuşturucu gibi çalışabilir.
Bir kez alkışlanan insan daha fazla alkış ister. Bir kez “abi” denilen insan daha fazla saygı ister. Bir kez karar veren insan daha fazla karar vermek ister. Bir kez kendisini vazgeçilmez hisseden insan, sistemin onsuz devam edebilme ihtimalinden rahatsız olmaya başlayabilir. Böylece çok tehlikeli bir dönüşüm gerçekleşir. İnsan makamı taşımaz; makam insanı taşımaya başlar.
Narsistik lider neden eleştiriden korkar?
Çünkü sağlıklı insan için eleştiri “Davranışım yanlış olabilir.” anlamına gelir.
Narsistik yapının baskın olduğu durumda ise eleştiri bazen “Ben değersizim.” duygusunu tetikleyebilir. Bu nedenle kişi davranışını düzeltmek yerine eleştireni ortadan kaldırmaya yönelebilir. Önce eleştireni küçümser. Sonra itibarsızlaştırır. Sonra “fitne çıkarıyor” denilir. Ardından “davaya zarar veriyor” denilir. Sonunda “Bizden değil.” denilir. Böylece cemaati en önemli mekanizmalarından biri yok olur.
Eleştiri yok olduğunda hata görünmez. Hata görünmeyince yanlış kararlar büyür. Yanlış kararlar büyüyünce onları savunmak için yeni açıklamalar gerekir. Yeni açıklamalar eski açıklamalarla çelişebilir. Böylece sistem kendi gerçekliğini üretmeye başlar.
Bir cemaatin çöküşünü bazen tek bir cümle anlatabilir. Benim adamım…
Çünkü bu cümleyle birlikte liyakat geri plana düşer. Artık “Kim daha yetenekli?” değil, “Kim bana sadık?” sorusu önem kazanır. Böylece cemaatte görünmez bir alışveriş başlar. Sen beni destekle, ben seni yükselteyim. Sen benim arkamda dur, ben senin önünü açayım. Sen bana itiraz etme, ben sana makam vereyim.
Böyle bir sistemde sadakat, liyakatin yerine geçer. Ve bu mekanizma büyüdükçe cemaat içerisinde iki grup oluşur. Bizimkiler… Ötekiler… Bir süre sonra üçüncü bir grup da ortaya çıkar. Sessizler… Çünkü insanlar artık düşüncelerini söylemekten korkmaya başlar.
Cemaatin bölünmesi bazen fikir ayrılığı değil, güç ayrılığıdır. Bir cemaatin bölünmesi dışarıdan bakıldığında fikir ayrılığı gibi görünebilir. Ama her bölünmenin altında yalnızca fikir yoktur. Bazen mesele kim lider olacak? Kim para yönetecek? Kim karar verecek? Kim kimin yanında duracak? Sorularıdır.
Bu noktada dini kavramlar, gerçek iktidar mücadelesinin dili hâline gelebilir. İnsanlar aslında makam için mücadele ederken bunu: “davanın selameti” diye anlatabilir. Aslında kişisel sadakat isterken bunu “itaat” diye tanımlayabilir ve kendi grubunu korurken bunu “birlik ve beraberlik” diye savunabilir. Böylece insan kendi çıkarını, kendi zihninde kutsal bir gerekçeyle örtmeye başlayabilir.
Dini yapılarda karizma son derece güçlüdür. Karizmatik lider insanlara umut verir. Onları harekete geçirir. Dağınık insanları bir hedef etrafında toplayabilir. Bu yönüyle karizmanın olumlu tarafı vardır. Fakat karizma denetlenmediğinde başka bir şeye dönüşebilir. Kişinin düşüncesi ile hakikatin birbirine karıştırılması...
Başlangıçta “Bu fikir doğru.” denilir. Sonra “Bu fikri savunan kişi doğru.” denilir. En sonunda “Bu kişiye karşı çıkan, doğruya karşı çıkmıştır.” noktasına gelinir. İşte burada lider artık yalnızca lider değildir. Hakikatin temsilcisi hâline getirilmiştir. Bu durum eleştiriyi neredeyse imkânsızlaştırır.
Bu kişi “Ben dünyanın en yardımsever insanıyım.” demek yerine “Biz dünyanın en fedakâr topluluğuyuz.” diyebilir. Burada narsisizm kişisel olmaktan çıkıp grubun kimliğine yerleşir. Grup kendisini daha ahlaklı, daha temiz, daha fedakâr, daha bilgili, daha seçilmiş, daha haklı görmeye başlayabilir. Sonra dışarıdakiler yalnızca “farklı” değildir. Daha aşağıdadır. İşte bu aşamada grup narsisizmi ortaya çıkabilir.
Narsistik yapı ile ekonomik güç aynı yerde birleştiğinde mesele daha da karmaşıklaşır. Çünkü para yalnızca ekonomik araç değildir. Para bağımsızlık sağlar. İnsanları etkileyebilme gücü sağlar. Makam yaratabilir. Sadakat satın alabilir. Ödül ve ceza mekanizmasına dönüşebilir.
Eğer ekonomik kaynakların yönetimi şeffaf değilse, güç birkaç kişinin elinde toplanabilir. Bu noktada cemaat artık yalnızca manevi bir topluluk değildir. Aynı zamanda sosyal, ekonomik ve psikolojik bir güç sistemi hâline gelir. Ve güç denetlenmiyorsa, güç sahibinin kişiliği sistemin kaderini belirlemeye başlar.
Burada da çok dikkatli olmak gerekir. Narsistik özellikleri bulunan herkesin çocukluğunda travma yaşadığını söylemek doğru değildir. Aynı şekilde çocuklukta şiddet veya ağır baskı yaşamış herkesin narsistik olacağını söylemek de yanlıştır. Ancak insanın erken ilişkilerinin benlik gelişiminde önemli olduğu konusunda psikoloji literatürü geniş bir tartışma yürütmektedir. Bazı insanlar yetişkinlikte değer duygularını içeriden kurmakta zorlanabilir.
Böyle bir insan için dışarıdan gelen hayranlık, saygı, statü, güç ve kabul çok önemli hâle gelebilir. Ve cemaatler bu unsurların tamamını sağlayabilecek sosyal yapılardır.
Bu nedenle mesele “Çocukluğunda travma yaşamış insanlar cemaatlere girer.” değildir. Daha doğru soru şudur: “İçsel değer duygusu kırılgan olan bir insan, kendisine sürekli saygı, statü ve aidiyet sunan bir yapıda güç elde ettiğinde ne olur?”
Cevap, kişiden kişiye değişir. Ama bazı durumlarda sonuç oldukça tehlikeli olabilir. Asıl problem narsistlerin cemaatlere girmesi değil. Bir cemaatte narsistik özellikleri olan insanların bulunması kaçınılmaz olabilir. Çünkü onlar da toplumun parçasıdır. Asıl tehlike onların bulunması değildir. Asıl tehlike, sistemin narsisizmi ödüllendirmesidir.
Eğer en çok konuşan en değerli kabul ediliyorsa, en çok görünür olan yükseliyorsa, en fazla insanı kendisine bağlayan güçleniyorsa, eleştiriye kapalı olan korunuyorsa, lidere en fazla sadakat gösteren makam alıyorsa, ekonomik kaynakları kontrol eden hesap vermiyorsa, lider kendisini vazgeçilmez hâle getiriyorsa, farklı düşünenler dışlanıyorsa, o zaman sistem yalnızca narsistik kişileri barındırmıyor demektir. Sistem narsistik davranışı seçiyor ve ödüllendiriyor demektir. İşte bu çok daha büyük bir problemdir.
Peki çıkış yolu nedir?
Belki de cemaatlerin kendilerine sorması gereken en önemli sorular şunlardır:
Lider eleştirilebiliyor mu? Lider değiştirilebiliyor mu? Mali kaynaklar denetleniyor mu? Kararlar tek kişinin elinde mi? Liyakat mi, sadakat mi ödüllendiriliyor? Farklı düşünen insanlara yaşam alanı bırakılıyor mu? Lider kendisine itiraz edenleri düşmanlaştırıyor mu? İnsanlar görevden ayrıldığında hâlâ kardeş olarak kalabiliyor mu? Ve belki de en önemlisi: Bu yapı, lider olmadan da yaşayabilir mi?
Eğer cevap hayır ise ciddi bir problem vardır. Çünkü sağlıklı bir cemaat lider yetiştirir. Sağlıksız bir cemaat ise lider bağımlısı insanlar yetiştirir. Sağlıklı bir cemaat düşünceyi büyütür. Sağlıksız bir cemaat kişiyi büyütür. Sağlıklı bir cemaat eleştiriyi kabul eder. Sağlıksız bir cemaat itaati kutsallaştırır. Sağlıklı bir cemaat liyakati arar. Sağlıksız bir cemaat sadakati arar. Sağlıklı bir cemaat insanları özgürleştirir. Sağlıksız bir cemaat insanları kendisine bağımlı hâle getirir.
Belki de bir cemaatin narsisizmden kurtulmasının ilk şartı kendisine hayran insanlar değil, hakikate karşı sorumlu insanlar yetiştirmek… Çünkü lideri büyüten cemaat, sonunda liderin karakterini taşır; ilkelerini büyüten cemaat ise liderler değişse bile ayakta kalır.
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 86. Ayeti Bağlamında Şefaat Meselesi
Songül KARAMAN
Konya ve Maneviyat
Seyfettin BUDAK
Cemaatler Neden Narsisizmin Gölgesine Girebilir?
Mithat Güdü
Maksadı Unuttuk, Kavgaya Tutuştuk!
Recep YAZGAN
İsrail'i Özgür Özel Durdurabilir!
Adnan ÖZ
Rize’den üç puanla döndük sıra Fenerbahçe’de!
Eyüphan KAYA
Öcalan’ı Aramıza Sokmayın!
Öztürk Samuk
Mezarlıktan geçerken ıslık çalanlar!
Adnan İPEKDAL
Sensin Bid’at
Ömer Naci Yılmaz
Kayıtlara geçsin!
Elif Ekşi
Âlemlere Rahmet Diye Geldin, İyi Ki Geldin
Mehmet Nuri BİNGÖL
Mevlid Kandili: Peygamberimizi Hatırlatmaya Vesile Bir Gece
Mehmet Ali Çamoğlu
Dünyanın Değişen Jeopolitik Dengeleri
Ahmet DÜZGÜN
Yeryüzü Bozguncularına İlahi İhtar
Memiş OKUYUCU
Edebiyat Fakültelerimiz Nerede ya da Üniversitelerimizin Kimliği!
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Hiçbir Şey Yok Olmaz
Vehbi KARA
Faşist Liderler ve Mal Varlıkları
Özlem Gürbüz
CİTTASLOW Şehirleri
Ahmet SAĞLAM
Zikirde Bid’at ve Hurafelere Cevap
Hamdi TEMEL
İBN-İ SÎNÂ'dan Bugünün Bilimine
Cahit KURBANOĞLU
Tesettür nedir?
Mehmet BOZKURT
Fahrettin Paşa'nın Torunları Mekke'de!
Halil MERT
Milli dayanışma ve toplumsal bütünleşme...
Halil İbrahim Dede
En Güzide Topluluk
Hasan KARADEMİR
Türkiye’de Popülist Iktidar Ve Muhalefet
Bülent ERTEKİN
Cam Kenarında Düşünceler
Ravza ZEYBEK
Ey İman Edenler İman Edin
Ahmet AYDIN
İnsanlık İçin
Emine AYDEMİR
Tevekkül Sahibi Adamın Hikayesi
Aydın Babacan
Sınırların Hikmeti
Aydın BENLİ
İnsan En Çok, Sevdiği İnsanın Sözüyle Kırılır
Recep Ali AKSOYLU
Fiyatlandırmada Ölçüyü Kaçıran İşletmeler
Hüseyin KURT
Atatürk’ün Adıyla, Üniter Devletin Temelleriyle Oynanamaz
Fatih ORUÇ
TAGUT
Abdulkadir MENEK
Huzur Ve Sevginin Adresi: Aile
Kadir Erol
Ahbap, çavuş ve dahi kızılay...
Fatma Saçak Akbulut
Geleneksel
Aydan KURT
Bugün Hangi Düşüncemi Yazmalıyım
Özhan KIZILTAN
Sanver'in Tahliyesinin Ardından…
Gülay ÇETKİN
Bakan Tekin’e Denizli’de Ne Dediler?
İsa ÇOLAKER
Latifi’nin Okuma Yazma Aşkı
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)