Kitlelerin Yeni Uyuşturucusu
Prof. Dr. Enis Doko, Marksizmin bilimsel bir teori olmadığını, aksine kendine has mitleri, kutsal metinleri ve eskatolojisi olan seküler bir "sözde din" olduğunu iddia ediyor.
Başlık, özet ve etiketlerde arandı.
Prof. Dr. Enis Doko, Marksizmin bilimsel bir teori olmadığını, aksine kendine has mitleri, kutsal metinleri ve eskatolojisi olan seküler bir "sözde din" olduğunu iddia ediyor.
Türk düşünce hayatının önemli isimlerinden Nurettin Topçu'nun "Ruhçu Sosyalizm" anlayışı, sosyal adalet, ahlak ve devlet ilişkisine dair ortaya koyduğu özgün yaklaşımıyla günümüzde de tartışılmaya devam ediyor.
Ali Şeriati, 20. yüzyıl İslam siyasi düşüncesinin en çok romantikleştirilen figürlerinden biri olmaya devam ediyor. Hayranları için o, Batı Marksizminin sosyolojik titizliğini Şii İslam’ın manevi coşkusuyla birleştiren ve 1979 İran Devrimi’ne ideolojik kıvılcımı çakan vizyoner bir entelektüeldir.
Karl Marks Üzerinden Kapitalizm Tartışması Yeniden Alevlendi.
Dr. Hikmet Kıvılcımlı, Türk düşünce ufkunda Marksist-Leninist diyalektiği, İbn Haldun’un asabiyet teorisiyle mezcederek nev-i şahsına münhasır bir "Tarih Tezi" inşa etmiştir. Kıvılcımlı, özellikle "Antika Tarih"in seyrini, üretici güçlerin tıkanması neticesinde "Barbar" toplulukların gerçekleştirdiği "Tarihsel Devrimler" üzerinden izah eder.
Karl Marks, emperyalist kapitalizm putuna karşı tarih sahnesine çıkmıştı.
Dr. Hikmet Kıvılcımlı, Türk düşünce ufkunda Marksist-Leninist diyalektiği, İbn Haldun’un asabiyet teorisiyle mezcederek nev-i şahsına münhasır bir "Tarih Tezi" inşa etmiştir. Kıvılcımlı, özellikle "Antika Tarih"in seyrini, üretici güçlerin tıkanması neticesinde "Barbar" toplulukların gerçekleştirdiği "Tarihsel Devrimler" üzerinden izah eder.
İnsanlar kuantum mekaniği hakkında bildirilen şeylerin çoğunu oldukça tuhaf buluyor.
Sosyal psikoloji alanında dünyaca öncü bir isim olan Muzaffer Şerif 1906’da İzmir’in Ödemiş ilçesinde maddi durumu çok iyi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.
“Rızkın onda dokuzu ticarettedir” buyruluyor Hadis-i Şerif’te. Marksistler gerek kıymetin niçin ve nereden doğduğunu izah edebilmek için üretilen emek-değer teorisi ve gerekse sermaye-emek çatışmasının gerçekliği bağlamında o kadar yankılı sesler çıkarıyor ki, biz anılan Hadis’e sarılarak düşünce çerçeveleri oluşturmaktan kaçınıyoruz.
Diyalektik -malûm- dilimize Batı felsefe tarihinden geçen bir kavram. Ancak, dilimize, belli bir felsefî akıma aidiyet belirtmeyici ve tefekkür tarihinde büründüğü anlamları da kuşatıcı bir kavram olarak değil de; marksist doktrine temel teşkil eden “diyalektik materyalizm” terkibindeki şekliyle geçti.
Diyalektik -malûm- dilimize Batı felsefe tarihinden geçen bir kavram. Ancak, dilimize, belli bir felsefî akıma aidiyet belirtmeyici ve tefekkür tarihinde büründüğü anlamları da kuşatıcı bir kavram olarak değil de; marksist doktrine temel teşkil eden “diyalektik materyalizm” terkibindeki şekliyle geçti.
“Millet aç diyenler, ülkenin en zengin kesimlerinden oy alıyor. O aç dedikleri kısımların ise hepsi hükümeti destekliyor.
Demokratik rejim, Batı dışında kalan İslâm ülkeleri ve 3. dünya ülkeleri için çikolatayla kaplanmış bir zehirdir.
Benim dönemimde Deniz Kuvvetleri Marksist subay ve astsubayları ile meşhurdu.
Karl Marks adına biri çıkar “Das Kapital”, komünizmaya yeniden hayat verecek şekilde şerh eder, Hristiyanlığı nazara alarak da “din afyondur” derse, Das Kapital çok satan kitaplar listesine girer, komünizma da en popüler ideolocya olur mu?
Gün doğarken her sabah Bir kız geçer kapımdan Köşeyi dönüp kaybolur Başı önde yorgunca
HaberTürk Yazarı Bardakçı “Deizm bir modadır, zamanla geçer, gider!” Başlıklı yazısında imam hatip okullarında arttığı iddia edilen Deizm tartışmasını yazdı.
Sınıfsız toplum veya tam eşitlik, Marksizm’in kurucusu Karl Marks tarafından çok kullanılmış adeta bir doktrin haline getirilmiştir. Fakat insanın doğası gereği bu mümkün değildir. Eşitlik ancak hukuk önünde olabilir. Aksi takdirde eşitlik dediğiniz şey çalışan, emek veren, gayretli insanlar için büyük bir haksızlıktır.
Kadıköy'deki Marksizm atölyelerinin son oturumunda, Felsefelogos Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Prof Dr. Sinan Özbek, "Diyalektik düşünce ve tarihsel materyalizm" başlıklı bir sunum yaptı.
PKK’nın Karadeniz’deki yapılanmasında, 90’larda aktivite kapasitelerini arttıran DHKP/C, TKP/ML ve TİKKO gibi illegal Marksist-Leninist örgütleri sömürdüğü, taşeron olarak kullandığı bilinen bir gerçektir.
İnsanî öz, ruh, mümin ya da kâfir, her insanda aynı. Hakikat-i Ferdiye, yani bütün beşeriyetin hakikatinin tek insanda -Hz. Peygamber (SAV)’de- toplanması meselesinin, her şeyin galibine tâbi olması ilkesi muvacehesinde, aslı buradadır.
Mütercim Sıbğatullah Kaya, “Kurtuluş Yolu” adıyla çevirdiği eserinin giriş kısmına dercettiği takdiminde Seyyid Kutub’un fikir dünyasını beliğ bir şekilde özetlemiştir:
Görevden alınan, sanık yapılan kişiler FETÖ’cülükle suçlanıyor ama burada dikkatten kaçan bir husus var. Tek tip FETÖ’cü yok, onu görelim, bilelim..
İmam-ı Rabbânî Hz., “Mektûbât”ında nefsi şöyle tavsif etmekte: “İnsanda (Nefs-i Emmâre) ilk haliyle, daima mevki ve riyaset dâvasında ve benzerlerinden üstün olmak himmet ve gayretindedir. Her an istediği şeyse, bütün mahlûkların kendisine muhtaç olması ve emirleriyle yasaklarına baş kesmesidir. O, kendisinin hiç kimseye muhtaç ve müftehir olmasını kabul etmez. Bu, Ulûhiyet (İlahlık) dâvasından başka bir şey değildir ve Allah’la şeriklik iddiasıdır. Hatta (Emmârelik) vasfındaki nefs -ki bütün saadetlerden uzaktır- Allah ile şirketi (ortaklığı) bile kabul etmez. Onun da hâkimi olmak; var ve yok ne varsa, kendisinin mahkûmu görmek ister.” (İmam-ı Rabbânî, Mektûbat, NFK, BD Yayınları, sh. 120)
Samsun'da yasadışı Marksist-Lenininst Komünist Parti (MLK-P) üyesi oldukları iddiasıyla gözaltına alınan 6 şüpheli adliyeye sevk edildi.
Bir iktisatçı komünizmin yeniden gelebileceğini ima ederek şöyle demişti: “Marks haklıydı. Kapitalizm, bir noktada kendi kendini imha edebilir”. Daha sonra birçok düşünce adamı ve ekonomist aynı teraneyi dile getirmeye devam etti. “Sınıfsız toplum bir gün mutlak gelecektir”.
Bahriye mektebinde iken Hukuk derslerimize zamanın Anayasa Profesörlerinden Orhan Aldıkaçtı giriyordu. Kendisinin komünizm ile ilgili oldukça ağır sözlerinden dolayı Marksizm’e gönül vermiş öğrencilerin nefretini kazanmıştı. Boyu da kısa olduğu için “Minik Yobaz” lakabı takılmıştı. O devir; Marksistlerin güçlü olduğu bir devirdi ve Komünizme karşı gelen birisi olmak yobaz denmesi için yeterliydi.
Marksizm’in kurucusu Karl Marks’ın kapitalizm eleştirileri haklı görülmüş ve özellikle de mutlak müsavat (tam eşitlik) sözleri çok revaç bulmuştu. Bu sözlerin etkisi ile bir çok sosyal ve siyasal görüş ortaya çıkarak hamasi nutuklardan geçilmemektedir.
Klavyeye rastgele basılmış gibi duran bu harfler Ortadoğu’yu şekillendirmeyi, biçim vermeyi hedefleyen, kendi ülkelerinin ekonomik ve sosyal geleceği için bunu yapan batılı devletler tarafından kullanılan terör örgütlerinin kullandıkları isimler.
Faşizm, ilk olarak İtalya ve Türkiye’de ortaya çıkmış otoriter devlet üzerine kurulu radikal milliyetçi siyasi ideolojiye verilen isimdir. İtalya’da Benito Mussolini Türkiye’de ise M. Kamal önderliğinde ortaya çıkmıştır.
Paris'te hukuk öğrenimi gören Lütfi Fikri Bey, Osmanlı Meclisi Mebusanı'nda Dersim milletvekili olarak bulundu
Mimari; bir estetik, bir üslup ve bir dil meselesi değil mi? Öyleyse; “Mimar Sinan'ın eserleri dururken taklit eserler yapılması üzüntü verici” gibi cümleler kuran ve hatta kendilerini ‘anti emperyalist’ olarak takdim eden İslamcı yazarlarımızın aynı hassasiyeti Türkçe için de göstermeleri gerekmiyor muydu? Anti emperyalizm her şeyden önce Türkçe’nin işgalden ve uydurukça kuşatmasından kurtarılması demek değilse ne demektir? ‘ilkesel’, ‘öğreti’, ‘klas’, ‘yaşam’, ‘koşul’, ‘egemen’, ‘anlatım’, ‘özgürlükçü’, ‘iletişim’… gibi kelimeleri, Türkçeleri halen yaşıyorken tercih etmek tek kelimeyle samimiyetsizlik
İzmir’in kurtuluşu sırasında ihtiyar bir amca, kaçan düşman askerlerinin arkasından bakıp ağlıyormuş
Kırgızistan'daki Karl Marks köyünden Hacı Lenin isimli bir kişi, İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı'na (İHH) başvurarak köyünde Kuran kursu açılmasına öncülük etti
Marksist ideolojinin en temel kavramlarından birisidir, artı değer
Tembellik Hakkı adlı manifesto gibi bir kitap..
"Dini ıstırap, bir ve aynı zamanda, hem gerçek ıstırabın ifadesi hem de gerçek ıstıraba karşı bir protestodur. Din, ezilen yaratığın iç çekişi, kalpsiz bir dünyanın kalbi, ruhsuz koşulların ruhudur. Kitlelerin afyonudur."
Halil Berktay, “Marksizmle milliyetçiliğin mutsuz evliliği ve boşanması Sorunu” konusundaki tezlerini Marksizim ve Milliyetçilik konulu konferansında anlattı.