Bilim insanlarının gerçeklikle olan bütün bağlarını yitirip yitirmediklerini merak ediyorlar.
Çeşitli Marksist akımlar kuantum mekaniğinin klasik yorumunun materyalist olmadığını düşünmektedirler.
Einstein bile, kuantum mekaniğinin, nesnellik ve nedensellik de dahil olmak üzere ‘gerçeklik unsurları’ dediği şeylerden yoksun olduğunu ileri sürmüştür.
Haziran 2010 tarihli Scientific American dergisi “Zaman gerçekten de var mı?” başlıklı bir yazıyı ve daha önce sadece moleküler seviyede gözlenen ‘kuantum garipliği’nin bir başka örneği üzerine bir haberi; “eşzamanlı olarak iki yerde birden bulunuyormuş gibi işlev gösteren” ve bir insanın saç teli kalınlığında olan ‘Kuantum Mikrofon’u öne çıkardı.
Aynı konudaki bir diğer haber başlığı, Oxford Üniversitesi’nde çalışan bir kuramsal fizikçinin şu sözlerini alıntıladı: “Uzayzaman noktalarının birincil şeyler olduğu fikri uydurmadır.”
Albert Einstein’ın görelilik kuramından ve “kuantum parçacıkları arasındaki kötü şöhretli tuhaf etkileşimler”den ötürü “farklı konumlar (uzayda) ve zamanlar düşüncesi çöküyor.”
Peter Mason’ın “Marksizm, Materyalizm ve Kuantum Mekaniği” başlıklı çalışması, modern bilimin en kafa karıştırıcı alanı olan kuantum mekaniği ile Marksist felsefe arasındaki karmaşık ilişkiyi mercek altına alıyor.
Makale, kuantum teorisinin "öznel idealist" veya "solipsist" (tekbencilik) olduğu yönündeki yaygın Marksist eleştirileri reddediyor.
Mason, bu eleştirilerin Lenin’in felsefesini yanlış anlamaktan kaynaklandığını ve diyalektik materyalizmin, 19. yüzyılın modası geçmiş "metafizik" materyalizm anlayışıyla karıştırılmaması gerektiğini savunuyor.
MARKSİST ÇEVRELERDE 'İDEALİZM' ELEŞTİRİSİ
Mason’a göre, komünist partiler ve bazı Troçkist akımlar da dahil olmak üzere çeşitli Marksist gelenekler, kuantum mekaniğine ve Einstein’ın görelilik kuramına materyalist olmadıkları gerekçesiyle saldırmaktadır.
Örneğin, IMT liderleri Ted Grant ve Alan Woods’un, Heisenberg’ün yöntemini "öznel idealist" olarak nitelendirdiğini belirtiyor.
Bu eleştiriler, genellikle Lenin’in Materyalizm ve Ampiriyokritisizm adlı eserine dayandırılsa da , Mason bu yaklaşımın Lenin'in yöntemini yanlış anladığını iddia ediyor. Hatta bu yanlış yorumların, 1950'lerde SSCB'deki bilim insanlarına yönelik yıkıcı saldırılarda kullanıldığını ekliyor.
MATERYALİZM BİÇİM DEĞİŞTİRMEK ZORUNDADIR
Makalenin temel tezi, Engels ve Lenin'in görüşlerine dayanıyor: Materyalizm statik bir dogma değildir.
Engels’in de belirttiği gibi, "doğa bilimleri alanında çığır açan her keşifle birlikte materyalizm biçimini değiştirmelidir".
Mason, Lenin’in de bu dinamik yaklaşımı benimsediğini ve Einstein'ın görelilik kuramını (o dönem pek çok filozof idealist bulsa da ) materyalist olarak tanımladığını vurguluyor. Lenin'e göre bu yeni fizik, "çok büyük hızlardaki gerçek hareketlerin birer modeli" olduğu sürece materyalisttir.
FELSEFENİN KÖKLERİ TÜRKİYE KIYILARINDA
Mason, materyalist felsefenin ve diyalektiğin kökenlerini 2500 yıl öncesine, İyonya'ya, yani "bugünün Türkiye'sindeki sahil kıyılarına" kadar götürüyor. Bu antik Yunan filozofları, tanrıları reddederek doğa için maddi açıklamalar arayan ilk materyalistlerdi. Atom fikrini ilk kez onlar ortaya attı. Aynı dönemde, Milet gibi şehir devletlerindeki toplumsal devrimlerin ve altüst oluşların yansıması olarak , "hiçbir şeyin durağan olmadığı" fikrine dayanan diyalektiği de geliştirdiler.
EİNSTEİN'IN GERÇEKLİK UNSURLARINA KUANTUMUN MEYDAN OKUMASI
Çalışma, Einstein’ın kuantum mekaniğinde eksik bulduğu üç 'gerçeklik unsurunu' inceliyor: Yerellik, nedensellik ve nesnellik.
Yerellik: Einstein’ın "uzaktan hayalet etkisi" olarak adlandırdığı bu durum, 'dolanık' parçacıkların aralarındaki mesafeden bağımsız olarak anında iletişim kurabilmesidir.
2008'de Cenevre'de yapılan bir deney, 18 km mesafedeki fotonlar arasında ışık hızından en az on bin kat daha hızlı bir bağlantı olduğunu göstermiştir. Bu durum, uzay ve zamanın alışkın olduğumuz tanımlarına meydan okur.
Nedensellik: Kuantum dünyası, Laplace'ın "her şeyin önceden belirlendiği" katı determinist görüşünün aksine olasılıksal görünür. Ancak Mason, bunun nedenselliğin yokluğu anlamına gelmediğini, sadece nedenselliğe dair "idealize edilmiş" bir anlayışı yıktığını belirtir. Poincaré'nin kaos kuramının temelini atarken gösterdiği gibi, üç cisimlik basit sistemler bile kaotiktir ve tam olarak hesaplanamaz.
Nesnellik: Heisenberg, atom altı parçacıkların "onları gözlemleyip gözlemlememizden bağımsız olarak, taşlar veya ağaçlarla aynı şekilde nesnel olarak var olmadıklarını" belirtmiştir. Mason, bu durumu daha iyi anlamak için gökkuşağı benzetmesini kullanır: Gökkuşakları "nesnel olarak gerçek fakat gözlemciye göredirler".
'BİLİM İNSANLARI İÇGÜDÜSEL OLARAK MATERYALİSTTİR'
Mason, bilimin uzun vadede mistisizme veya öznel idealizme yönelebilmesinin mümkün olmadığını savunuyor. Bunun temel nedeninin kapitalizmin bizzat kendisi olduğunu belirtir: Kapitalistler, "daha başarılı bir şekilde rekabet edebilsinler diye", doğayı başarılı bir şekilde anlayan bilim insanlarına ihtiyaç duyarlar. Lenin’in de belirttiği gibi, bilim insanları "içgüdüsel olarak materyalisttirler". Mason'a göre Marksistler, bilimin yeni sonuçlarıyla yüzleşmeli ve gerçekliğe dair "eskimiş düşünceleri" savunmaya çalışmamalıdır.
Kaynak; Habere konu olan çeviri, Peter Mason’ın Science, Marxism and the Big Bang: A Critical Review of 'Reason in Revolt’ isimli
kitabında bulunan “Marxism, materialism and quantum mechanics” adlı ek bölümden alınmıştır













































































































































































































