Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık

Ömer Naci Yılmaz

04-05-2026 19:12

Bazı vedalar vardır ki insanın içine sessizce çöker…

Ne söylenen sözler teselli eder o anı, ne de zaman hemen sarar açılan boşluğu. Bir ömür boyu biriktirilen hatıralar, paylaşılan dostluklar, edilen dualar…

Bir anda gözlerin önünden geçer ve yürekte tarifsiz bir sızıya dönüşür. Gidenin ardından susmak bile bir anlam taşır. Çünkü her suskunluk, aslında içten içe yükselen bir duanın habercisidir.

Üstadımız, Mustafa Kolcu Hoca’mızın muhterem ağabeyi Ali Kolcu Hoca’mızı hakka uğurladık. Ölüm, insan için kaçınılmaz bir gerçek; fakat geride bırakılan güzel bir hayat, samimi bir iz, hayırla anılan bir isim olduğunda, o ayrılık yalnızca bir yok oluş değil aynı zamanda bir şahadete, bir hatırlayışa ve bir duaya dönüşür.

Ali Kolcu Hoca’mız, Ünye İmam Hatip Lisesinden mezun olduktan sonra hayatın farklı imtihan sahalarından geçmiş, genç yaşlarından itibaren sorumluluk bilinciyle hareket etmiş bir isimdi. Askerlik görevini yerine getirmesiyle birlikte, hayatın ona yüklediği görevleri bir ibadet ciddiyetiyle karşılamaya gayret etmiş, dünyalık meşguliyetleri hiçbir zaman amaç değil, birer araç olarak görmüştür. Askerlik sonrası uzun yıllar inşaat ustalığı yapması, onun hem alın teriyle yoğrulmuş bir hayat sürmesine hem de emeğin kıymetini bilen bir karakter olarak yetişmesine vesile olmuştur.

Bu yıllar, sadece geçim mücadelesi yılları olmamış. Aynı zamanda derin bir iç yolculuğun da kapısını aralamıştır. Ali Hoca’mızın en dikkat çeken yönlerinden biri, yoğun çalışma temposuna rağmen okumayı ve kendini geliştirmeyi asla ihmal etmemesidir. İnşaatların tozlu ve yorucu atmosferi içinde dahi kitaplarla kurduğu bağ, onun zihnî dünyasını diri tutmuş, düşünce ufkunu genişletmiştir. O, zamanın boşluğuna teslim olanlardan değil, zamanı anlamla doldurmaya çalışanlardan olmuştur.

İslam düşünce dünyasına yön veren yakın dönem münevverlerin eserlerini titizlikle okuması, onun din anlayışını yüzeysel bir bilgi yığını olmaktan çıkarıp derinlikli bir idrak seviyesine taşımasına vesile olmuştur. Dogmatik kalıpların ötesine geçen, sorgulayan ama saygıyı elden bırakmayan bir zihni disiplin geliştirmiştir. Bu yönüyle o, dini yalnızca öğrenen değil, aynı zamanda anlamaya, yaşamaya ve yaşatmaya çalışan bir çizgide ilerlemiştir.

Ali Kolcu Hoca’mızın hayatında en dikkat çekici duraklardan biri de bu birikim ve arayışın ardından Diyanet İşleri Teşkilatı bünyesinde İmam Hatip olarak görev almasıdır. Bu görev, onun için yalnızca bir meslek değil, bir hizmet, bir sorumluluk ve bir kulluk bilinci olmuştur. Cemaatle buluştuğu her ortamda sadece bir imam değil, aynı zamanda bir rehber, bir gönül insanı ve bir tefekkür adamı olmayı başarmıştır. Onun imamlığı, kürsüyle sınırlı kalmamış, hayatın her alanına yayılan bir duruşa dönüşmüştür.

Ünye/Aydıntepe’de gerçekleşen cenaze merasimi, yoğun yağmura ve aşırı soğuğa rağmen büyük bir kalabalığın iştirakiyle gerçekleşmiştir. Bu tablo, Ali Hoca’mızın geride bıraktığı izlerin ne kadar derin olduğunu gösteren en önemli işaretlerden biridir. İnsanlar sadece bir cenazeye değil, aynı zamanda bir hatıraya, bir vefaya ve bir duaya koşmuşlardır. Soğuk havaya rağmen kalplerdeki sıcaklık, o kalabalığın en belirgin hali olmuştur.

Cenaze töreninde helallik istenme anı ise, kelimelerin ötesine geçen bir maneviyat taşımıştır. Orada bulunanların verdiği helallik, sadece dilden dökülen bir söz olmamıştır. Yüreklerden yükselen bir şahitlik hâline dönüşmüştür. Çünkü bazı insanlar vardır ki onların ardından konuşmak değil, susarak dua etmek gerekir. Ali Hoca’mız da bu tür insanlardan biri olarak anılmıştır. Helalliğin sessiz ama derin bir kabul ile verilmesi, onun hayatındaki samimiyetin ve güvenin en güçlü göstergesidir.

Bu ne güzel bir şahitliktir… Bir insanın ardından, kalabalıkların içtenlikle “Hakkımız helal olsun!” diyebilmesi, aslında onun hayat yolculuğunun ne kadar doğru ve temiz bir çizgide ilerlediğini de ortaya koyar. Zira gerçek değer, makamda değil, insanların kalbinde bırakılan izdedir.

Kendisini yakından tanımaktan onur duyduğum Ali Hoca’mızın en belirgin vasfı samimiyetiydi. Gösterişten uzak, yapmacıklıktan beri, sade ama derin bir hayat anlayışına sahipti. Konuşmasında da, duruşunda da, ilişkilerinde de aynı çizgiyi muhafaza etmiştir. Olduğu gibi görünmeyi, göründüğü gibi olmayı başarmıştır. Bu özellik, günümüz dünyasında giderek daha fazla özlenen bir erdem hâline gelmiştir.

Onun duruşu, sadece bir bireysel karakter değil, aynı zamanda bir eğitim, bir arayış ve bir istikamet örneğidir. Gençlere ve özellikle din hizmetiyle meşgul olanlara sessiz ama güçlü bir mesaj bırakmıştır: “İnsan, bildiği kadar değil, yaşadığı kadar kıymetlidir.”

Ali Hoca’mızın hayatı boyunca biriktirdiği bilgi, tecrübe ve manevi donanım, bugün geride kalanlar için bir miras niteliğindedir. Bu miras kitaplardan, sözlerden ya da yazılardan ziyade davranışlarda, hatıralarda ve dualarda yaşamaya devam edecektir.

Bugün bizlere düşen en önemli görev, onu hayırla anmak, geride bıraktığı güzel izleri unutmamak ve onun samimiyetini bir örnek olarak hayatımıza taşımaktır. Çünkü insanı yaşatan, sadece bedeni değil, bıraktığı etkidir.

Ali Kolcu Hoca’mıza Rabb’imizden rahmet diliyoruz. Mekânı cennet, makamı âli olsun. Geriye kalan ailesine, başta Mustafa Kolcu Hoca’mız olmak üzere tüm yakınlarına sabır, metanet ve güç niyaz ediyoruz. Acıları acımızdır, duaları duamızdır.

Rabb’imiz, onun hayatını hayırla yazılan kullar arasına kabul eylesin. Geride bıraktığı güzel hatıraları sadaka-i cariye hükmünde kılsın. Onu rahmetiyle kuşatsın ve ebedî huzurunda ağırlasın.

Bizlere de onun gibi samimi, duruş sahibi ve istikamet üzere bir hayat sürmeyi nasip eylesin.

 

DİĞER YAZILARI Belediye Başkanları/ Şehreminler 01-01-1970 03:00 Mehter’e Sırtını Dönenler Bir Kimlik Bunalımının Anatomisi 01-01-1970 03:00 Masum Değiliz 01-01-1970 03:00 Erbakan ve Teknoloji 01-01-1970 03:00 Ateş Sazlığı Yakınca 01-01-1970 03:00 Belediye Baronları 01-01-1970 03:00
haber yazılımı