İslam felsefe kitabiyatında, felsefî ahlâkın politique kısmı için “ilm-i tebdîr-i medine” şehir yönetimi ilmi tabiri kullanılmaktadır.
Şehir, sadece taşın ve toprağın estetik bir biçimde bir araya getirilmesiyle oluşan cansız bir mekanizma değil, içinde yaşayan ruhların nefes aldığı, toplumsal sözleşmelerin ahlâki temeller üzerine inşa edildiği canlı bir organizmadır. Klasik İslam düşünce geleneğinde Farabi’den İbn Miskeveyh’e, Nasirüddin Tusi’den Kınalızâde Ali Efendi’ye uzanan geniş literatürde, siyaset ve yönetim sanatı hiçbir zaman salt teknik bir idari mesele olarak görülmemiştir. Bilakis “ilm-i tedbir-i medine”, -kamu yönetimi- bireyin kendi nefsini terbiye etmesiyle başlayan (tedbir-i nefs) ve ailesini yönetmesiyle devam eden (tedbir-i menzil) ahlâk yolculuğunun en zirve noktasıdır. Bu bağlamda, günümüzün belediye başkanı ya da tarihsel karşılığıyla şehremini, sadece bir şehrin altyapısından sorumlu teknokrat değil, o şehrin adaletini, huzurunu ve ahlâki seviyesini temsil eden bir “emin” -güvenilir- kişidir. Bir şehrin yönetimi, o şehrin karakterinde saklıdır. Eğer yönetici, erdemin ve namusun süzgecinden geçmemişse inşa ettiği köprüler ruhsuz, açtığı yollar ise hedefsiz kalmaya mahkumdur. Bu yüzden şehir yönetimi ilmi, her şeyden önce bir karakter inşası meselesidir.
Yöneticinin karakteri, şehrin silüetini belirleyen asıl unsurdur. Şehremini, oturduğu koltuğun gücünden beslenen değil, o koltuğa vakar ve haysiyet katan kişidir. Onun her bir adımı, halk nezdinde adaletin somutlaşmış bir tezahürü olarak algılanmalıdır. Kadim gelenek bize fısıldar ki şehri idare etmek, aslında o şehirde yaşayan binlerce insanın hukukunu kendi nefsinin önünde tutma sanatıdır. Bu sanatı icra eden başkan, sadece imar planlarını değil, aynı zamanda toplumsal barışın gönül köprülerini de inşa eder.
Modern çağın karmaşasında unutulmaya yüz tutan en temel ilke, şehremini sıfatının taşıdığı o ağır mesuliyettir. “Emin” -güvenilir- sıfatı, kendisine her şeyin, mülkün ve canın korkusuzca emanet edilebildiği kişiyi tanımlar. Bir belediye başkanının en büyük sermayesi, bütçesi ya da araç parkı değil, halkın kendisine duyduğu sarsılmaz güvendir. Bu güvenin inşası ise ancak sarsılmaz bir şahsiyetle mümkündür. İslam felsefesinin “El-Medinetü’l-Fazıla” -Erdemli Şehir veya Faziletli Toplum- ideali, yöneticinin bireysel ahlâkını toplumsal nizamın merkezine koyar. Bu perspektife göre, bir yönetici kendi arzularını ve hırslarını dizginleyememişse binlerce insanın kaderini tayin eden bir şehri yönetmesi felsefi açıdan imkansızdır. Namus ve iffet, sadece bireysel birer ziynet değil, kamu malını korumanın en güçlü kalkanıdır. Devletin “kör kuruşuna” el uzatmamak, sadece bir hukuk kuralı değil, derin bir vicdan muhasebesinin sonucudur. Tüyü bitmemiş yetimin hakkı kavramı, kamu yönetiminde harcanan her bir liranın aslında kimsesizlerin, yoksulların ve gelecek nesillerin rızkı olduğu bilincini diri tutar. Bu bilinçteki bir şehremini, harcadığı her kuruşun hesabını sadece Sayıştay denetçilerine değil, aynı zamanda hem tarih önünde hem de kendi vicdanında vermek zorundadır.
Kamu kaynağına yaklaşırken duyulan o titizlik, sıradan bir bürokratik işlem değil, kutsal bir emanetin korunmasıdır. Şehremini bilir ki bir parkın bankından bir yolun asfaltına kadar her unsurda toplumun ortak rızkı saklıdır. Bu rızka gölge düşürmek, sadece bir yönetim hatası değil, aynı zamanda o şehre ve geleceğine karşı işlenmiş bir günahtır. Gerçek bir belediye başkanı, belediye kasasını bir hazine değil, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacak bir emanet ambarı olarak görür.
Şehir yönetiminde ahlâk, idari kararların ruhunu oluşturur. Bir imar planı değişikliğinde, bir ihale sürecinde ya da bir personelin istihdamında liyakat ve adaleti gözetmek, doğrudan yöneticinin erdem düzeyiyle ilgilidir. Şahsi çıkarların kamu yararının önüne geçtiği yerde, “medine” (şehir) medeniyet olma vasfını kaybeder. Klasik kaynaklarda “tedbir” kelimesinin seçilmesi tesadüfi değildir. Bu kelime önünü ve sonunu düşünmek, akıbeti hesap etmek demektir. Şehri yöneten kişi, attığı her adımın on yıl, elli yıl sonra şehre ne getireceğini hesap eden basiret sahibi bir bilge olmalıdır. Bu basiret ise ancak dürüstlükle beslenir. Dürüst olmayan bir zihin, kısa vadeli kazançların cazibesine kapılarak şehrin geleceğini ranta kurban edebilir. Oysa gerçek bir devlet adamı ve şehir emini, geçici alkışların değil, kalıcı duaların peşinde olmalıdır. Toplumun her kesimine eşit mesafede durabilmek, kayırmacılıktan uzak kalmak ve adaleti mülkün temeli kılmak, sarsılmaz bir etik duruş gerektirir. Bu duruş, modern siyasetin pragmatist yaklaşımlarına karşı kadim bir meydan okumadır.
Bu meydan okuma, modernizmin tüketim hırsına karşı kadim bir kanaatkârlık dersidir. Belediye başkanı, popülist söylemlerin gölgesine sığınmak yerine, hakikatin aydınlığında yol almalıdır. Şehrin dokusuna zarar verecek her türlü rant girişimi, başkanın şahsiyet kalesine çarparak geri dönmelidir. Çünkü o, şehrin sadece bugünkü sakinlerinin değil, henüz doğmamış çocukların da haklarını savunan bir muhafızdır.
Erdemli bir yöneticinin en belirgin vasıflarından biri de tevazu ile yoğrulmuş bir vakardır. Şehir, yöneticinin kibriyle daralmamalı, aksine onun adaletiyle genişlemelidir. Kendisine emanet edilen makamı bir üstünlük vesilesi değil, bir hizmet borcu olarak gören kişi, halkın dertleriyle dertlenmeyi kendine şiar edinir. Şehir yönetimi ilmi, yöneticiden sadece zekâ ve strateji beklemez, aynı zamanda şefkat ve merhamet bekler. Sokaktaki sahipsiz hayvandan, mahalledeki ihtiyaç sahibi yaşlıya kadar her bir canlının sorumluluğu şehremininin omuzlarındadır. Bu ağır yükün altında ezilmemenin tek yolu, sağlam bir manevi altyapı ve sarsılmaz bir dürüstlüktür. Haram ve helal çizgisini hayatının merkezine koymayan bir idarecinin, şehrin huzurunu sağlaması mümkün değildir. Zira huzur, adaletin meyvesidir ve adalet ancak emin ellerde ortaya çıkar.
Gönül ehli bir başkan, şehri bir aile meclisi sıcaklığıyla yönetir. Kapısı herkese açık, sözü herkes için bağlayıcı ama adil olmalıdır. O, gücünü baskıdan değil, şefkatle harmanlanmış otoritesinden alır. Şehrin en ücra köşesinde bir çocuk üşüyorsa şehreminin uykuları kaçmalıdır. Bir hanede tencere kaynamıyorsa başkanın boğazından lokma geçmemelidir. Bu ruh hali, idareciliğin teknik değil, kalbi bir mesele olduğunun kanıtıdır.
“İlm-i tedbir-i medine”, -kamu yönetimi- aynı zamanda bir estetik ve denge ilmidir. Şehri imar ederken gönülleri ihya etmeyi unutmayan bir yaklaşımı savunur. Belediye başkanı, sadece fiziksel mekânı düzenleyen bir mühendis değil, toplumsal barışı tesis eden bir orkestra şefi gibidir. Bu şefin elindeki değnek ise doğruluktur. Eğer yönetici yalan söylerse, halkına karşı şeffaf olmazsa ve sözü ile özü arasında uçurumlar barındırırsa o şehirde toplumsal sözleşme çatırdamaya başlar. Güvenin olmadığı yerde ise hiçbir proje toplumu birleştiremez. Bu yüzden, bir şehremininde aranan özelliklerin başında gelen güvenilirlik, tüm teknik becerilerin önündedir. Bilgi öğrenilebilir, tecrübe zamanla kazanılır; ancak karakter ve ahlâk, yöneticinin özünde bulunması gereken temel cevherdir. Bu cevher, devletin malını kendi malından daha titiz korumayı, kamu imkânlarını asla şahsi emellere alet etmemeyi ve her daim hakkın ve haklının yanında durmayı gerektirir.
Karakter sahibi bir yönetici için şeffaflık bir zorunluluk değil, bir yaşam biçimidir. Halkına hesap vermekten çekinmeyen, eleştiriye açık ve hatalarından ders alabilen bir lider, şehrin ortak aklını da harekete geçirir. Kolektif bir ruhla yönetilen şehirlerde, aidiyet duygusu zirveye çıkar. Bu da ancak, başkanın sergilediği dürüstlük ve namus örneğinin tüm kurumsal yapıya sirayet etmesiyle mümkün olur.
Sonuç olarak, şehir yönetimi sadece bir yetki kullanımı değil, büyük bir ahlâki imtihandır. Bu imtihandan başarıyla çıkmanın yolu, klasik felsefemizdeki “fazıl yönetici” -faziletli, erdemli, bilgili ve ahlaki bakımdan üstün yönetici- tanımına yaklaşmaktan geçer. Kendi nefsini ıslah edememiş, hırslarını dizginleyememiş ve ahlâki değerleri makam hırsına kurban etmiş kimselerin elinde şehirler birer beton yığınına ve huzursuzluk merkezine dönüşür. Oysa özü sözü bir, namuslu, emanete hıyanet etmeyen ve yetim hakkını gözeten bir liderin elinde şehir, sakinlerine huzur veren bir cennet bahçesine benzeyebilir. Günümüz yerel yönetim anlayışında, teknik ve teknolojik gelişmeler ne kadar ileri giderse gitsin, insanın ve ahlâkın merkezde olmadığı hiçbir model sürdürülebilir değildir. İlm-i tedbir-i medine, -kamu yönetimi- bize bin yıl öncesinden seslenerek, bir şehri yönetmenin aslında bir insanlık kalitesini temsil etmek olduğunu hatırlatır. Şehremini, o şehrin namusudur. O namus korundukça şehir de, toplum da, devlet de payidar kalacaktır. Devletin tek bir kuruşunu dahi koruma azmi, sadece mali bir tutum değil, bir varoluş bilincidir. Bu bilinçle donanmış yöneticiler, tarihin akışında silinmez izler bırakacak ve medeniyet dediğimiz o muazzam yapının en güçlü sütunlarını oluşturacaktır.
Songül KARAMAN
Ahilik Geleneği
Öztürk Samuk
Aklınızı başınıza toplayın!
Ömer Naci Yılmaz
Kafes Siyaseti
Recep YAZGAN
Erdoğan’ın tercihi tartışmaya açılabilir miydi!
İsa ÇOLAKER
Latifi’nin Okuma Yazma Aşkı
Eyüphan KAYA
Pansuman Tedbirlerle Aile Muhafaza Edilemez
Mehmet BOZKURT
Tarih konuşuyor, alınacak dersler var-2
Nihat Güç
Müslümanlar, Terör Devleti İsrail ve Dünya Kupası
Ahmet DÜZGÜN
Alın Alayını Bunların
Hamdi TEMEL
Geleceğin Anahtarı: Topraktaki Şifa ve Tarımda Bio-İnovasyon
Kadir Erol
İnsâni Yardım....!
Seyfettin BUDAK
Kimse görmeyecekse hâlâ iyi kalabilir misin!
Halil MERT
Millî Ekonomi: Güçlü Ve Büyük Türkiye'nin Omurgası
Aydan KURT
Müsait Değilim
Hasan KARADEMİR
ÜÇ FIKRA
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Mehmet Ali Çamoğlu
Akıl Oyunları, İlahi Hesap ve Geçilen Tövbeler
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Hüseyin KURT
Bir Yanlışı Eleştirmek, Diğerini Savunmak Değildir
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)