İnsan, düşüncesiyle var olur, tercihleriyle kimlik kazanır. Siyasi tercih de insanın sosyal hayattaki tercihlerinden biridir. Ancak tercihlerin zamanla bir aidiyet duvarına, ardından da görünmez bir kafese dönüşmesi hem birey hem toplum açısından ciddi sorunlar doğurur. Siyaset, aslında toplumun ortak meselelerine çözüm üretme sanatı iken bazen insanların birbirini anlamasını zorlaştıran, farklı düşünenleri uzaklaştıran ve toplumsal bağları zayıflatan bir araca dönüşebilmektedir. İşte bu noktada karşımıza “kafes siyaseti” diyebileceğimiz bir anlayış çıkar. Bu anlayışta insanlar düşüncelerini özgürce değerlendirmek yerine, ait oldukları siyasi çevrenin çizdiği sınırlar içinde hareket etmeye başlarlar. Zamanla fikirler değil taraftarlık, doğrular değil aidiyetler belirleyici hâle gelir.
Bu yazının başlığı da bir semaver başı sohbetinde doğdu. Ülkenin genel siyasi durumunu değerlendirirken kıymetli üstadımız Mustafa Kolcu Hocamız, “Bir kafes siyasetidir gidiyor, herkes taraftarını bir kafese atıyor.” demişti. Bu ifade zihnimde uzun süre yankılandı. Çünkü günümüzde birçok insanın, olayları ve gelişmeleri özgür bir şekilde değerlendirmek yerine, içinde bulunduğu siyasi çevrenin çizdiği sınırlar içerisinde düşünmeye başladığını görmek mümkündür. Hocamızın bu kısa fakat derin tespiti, siyasetin zaman zaman insanları fikir etrafında değil, aidiyet etrafında toplayan bir yapıya dönüştüğünü anlatıyordu. İşte bu yazıyı kaleme almama vesile olan düşünce bu ifade oldu. “Kafes siyaseti” derken kastettiğimiz şey, insanların kendi akıllarını ve vicdanlarını bir kenara bırakıp, yalnızca ait oldukları siyasi grubun penceresinden bakmaya başlamalarıdır.
Toplumların en büyük gücü farklılıklarıyla birlikte yaşayabilmeleridir. Aynı mahallede oturan, aynı pazardan alışveriş yapan, aynı okulun önünden geçen, aynı şehrin havasını soluyan insanlar farklı siyasi görüşlere sahip olabilirler. Bu son derece doğal ve demokratik bir durumdur. Sorun, farklı görüşlerin düşmanlık sebebi hâline gelmesidir. Çünkü siyaset geçicidir, insanlık ise kalıcıdır. Seçimler gelir geçer, partiler değişir, kadrolar yenilenir; fakat komşuluk devam eder, akrabalık sürer, dostluklar yaşar ve aynı toplumun fertleri olarak birlikte yaşama mecburiyeti hiçbir zaman ortadan kalkmaz. Bu gerçeği unutan toplumlar, siyasi rekabetin sıcaklığı içinde sosyal huzurlarını yavaş yavaş kaybetmeye başlarlar.
Ünlü düşünür İbn Haldun, toplumların ayakta kalmasını sağlayan temel unsurlardan birinin “asabiyet” olduğunu söyler. Onun kastettiği şey, insanların ortak değerler etrafında kenetlenebilmesi, birbirlerine aidiyet hissedebilmesi ve ortak geleceği koruyabilmesidir. Bugün bu kavramı toplumsal dayanışma, birlik ruhu ve sosyal bütünlük olarak da ifade edebiliriz. Eğer siyasi taraftarlık bu ortak bağı zedelemeye başlarsa toplumun iç dengeleri de zarar görür. İnsanlar birbirlerini fikirlerinden önce siyasi etiketleriyle değerlendirmeye başladıklarında güven duygusu azalır, önyargılar artar ve toplumsal birlik zayıflar. Oysa güçlü toplumlar, farklı düşünceleri tehdit değil zenginlik olarak görebilen toplumlardır.
Ülkemizin yakın siyasi tarihinde kafes siyasetinin daha ağır ve daha yıkıcı bir biçimi de darbeci anlayışlarda görülmüştür. Özellikle İttihatçı gelenekten beslenen vesayetçi ve darbeci zihniyet, millet iradesine güvenmek yerine toplumu yukarıdan şekillendirmeyi tercih etmiştir. On yılda bir gerçekleştirilen darbeler yalnızca seçilmiş hükümetleri hedef almamış, aynı zamanda milletin iradesini, özgüvenini ve geleceğe dair umutlarını da baskı altına almıştır. Her darbe, toplumun önüne görünmez bir kafes örmüş; insanların düşünme, üretme ve kendi kaderlerini belirleme imkânlarını daraltmıştır. Ekonomik kalkınma sekteye uğramış, demokratik gelişim gecikmiş, nesiller boyunca taşınacak sosyal ve siyasi yaralar açılmıştır. Darbeler, bir milleti sadece belli bir dönemde değil, geleceğe uzanan istikbal çizgisinde de kafeslemeye çalışmıştır. Bu nedenle gerçek demokrasi, yalnız seçim sandığını korumak değil, millet iradesini hedef alan her türlü vesayet ve darbeci anlayışa karşı toplumsal hafızayı canlı tutabilmektir.
Son yıllarda yalnız ülkemizde değil dünyanın birçok yerinde siyasetin dili giderek sertleşmektedir. Bu sertlik bazen ekranlardan evlere, sosyal medyadan sokaklara kadar ulaşabilmektedir. İnsanlar farkında olmadan siyasi tartışmaları kişisel hesaplaşmalara dönüştürebilmektedir. Bir süre sonra aynı masada oturan insanlar konuşamaz, aynı ortamda bulunanlar birbirlerine mesafeli davranır hâle gelebilmektedir. Oysa siyasi görüş farklılığı, insanlık bağını ortadan kaldırmaz. Aynı ülkenin vatandaşları olarak hepimiz ortak bir geleceği paylaşmaktayız. Bu nedenle siyasi rekabetin toplumsal ilişkileri tahrip etmesine izin vermemek büyük bir sorumluluktur.
Kafes siyaseti, insanın olayları kendi aklıyla değerlendirmesini zorlaştırır. Bir siyasi çevrenin söylediği her şeyi doğru, diğerlerinin söylediği her şeyi yanlış kabul etmek düşünceyi köreltir. Oysa hakikat, çoğu zaman sloganların ötesinde bir yerde durur. İnsan, sevdiği siyasi kadroların doğrularını takdir edebilmeli, yanlışlarını da nezaketle eleştirebilmelidir. Aynı şekilde farklı görüşlerde bulunan insanların da doğru işlerini teslim edebilmelidir. Adalet duygusu bunu gerektirir. Kendi tarafının yanlışını görmezden gelen, karşı tarafın doğrusunu kabul etmeyen bir anlayış zamanla aklın ve vicdanın önüne geçer.
Toplumsal huzurun korunması için siyasi tartışmalarda kullanılan dile özellikle dikkat edilmelidir. Çünkü söz, bazen bir köprü bazen de bir duvar olabilir. Kırıcı ifadeler, küçümseyici yaklaşımlar ve ötekileştirici söylemler kısa vadede taraftarları heyecanlandırabilir. Fakat uzun vadede toplumun ortak zeminine zarar verir. İnsanlar birbirlerini dinlemeyi bıraktığında kutuplaşma derinleşir. Oysa medeniyet, farklı görüşlerin birbirini susturmasıyla değil, birbirini anlayabilmesiyle gelişir. Bu nedenle konuşurken de yazarken de eleştirirken de insan onurunu koruyan bir üslup tercih edilmelidir.
Düşünmek gerekir ki aynı camide yan yana saf tutan insanlar, siyasi görüşleri farklı olsa da aynı kıbleye yönelmektedir. Aynı bayrağı selamlayan insanlar, ortak bir vatan sevgisini paylaşmaktadır. Aynı ezanı dinleyenler aynı manevi çağrının muhatabıdır. Mahallede karşılaştığımız, selamlaştığımız, cenazelerinde omuz verdiğimiz insanlar da bu toplumun ayrılmaz parçalarıdır. Günlük hayatın bu kadar iç içe geçtiği bir yerde siyasetin insanları birbirinden uzaklaştırması, aslında hepimizin kaybıdır. Çünkü toplumsal güven kolay inşa edilmez fakat yanlış tutumlarla çok kısa sürede zarar görebilir.
Siyaset elbette önemlidir. Ülkelerin yönetimi, hizmetlerin yürütülmesi ve geleceğe dair kararların alınması bakımından vazgeçilmez bir alandır. Ancak siyaseti hayatın merkezine yerleştirip bütün ilişkileri onun üzerinden değerlendirmek sağlıklı değildir. İnsan, siyasi kimliğinden önce insandır, vatandaştır, komşudur, akrabadır, arkadaştır. Bu kimlikler siyaset üstü değerlerdir. Eğer bir siyasi tercih insanın bütün diğer kimliklerini gölgede bırakıyorsa orada dikkat edilmesi gereken bir durum vardır. Çünkü hiçbir siyasi aidiyet insanlık bağlarından daha değerli değildir.
Toplumların huzurunu koruyabilmesi için vatandaşların bilinçli olması gerekir. Özellikle kitleleri harekete geçirmek amacıyla kullanılan sert ve tahrik edici söylemlere karşı dikkatli olunmalıdır. Siyasi aktörler zaman zaman kendi tabanlarını motive etmek için karşı tarafı eleştirebilirler. Bu demokratik hayatın bir parçasıdır. Ancak vatandaşın görevi, bu söylemleri günlük ilişkilerine taşımamaktır. İnsanlar siyasi tartışmaların etkisiyle dostluklarını, komşuluklarını ve kardeşlik bağlarını zedelememelidir. Çünkü siyasetçiler değişebilir fakat toplumun birlikte yaşama sorumluluğu devam eder.
Demokratik olgunluk, yalnızca seçimlere katılmakla değil, farklı görüşlerle birlikte yaşayabilmekle ölçülür. Karşımızdaki insanın düşüncesine katılmayabiliriz ancak onun düşünme hakkına saygı duymak zorundayız. Bu saygı kültürü kaybolduğunda toplumda gerilim artar. İnsanlar birbirlerini anlamaya çalışmak yerine yaftalamaya başlarlar. Oysa güçlü bir toplum, farklılıklarını çatışma nedeni değil, ortak aklı geliştiren bir imkân olarak görebilen toplumdur. Bu bakış açısı hem demokrasiyi güçlendirir hem de sosyal barışı korur.
Bugün her zamankinden daha fazla sağduyuya ihtiyaç duyuyoruz. Bilginin hızla yayıldığı, yorumların anında milyonlara ulaştığı bir çağda yaşıyoruz. Bu nedenle duyduğumuz her sözü, okuduğumuz her haberi ve izlediğimiz her yorumu sorgulamak zorundayız. Taraftarlığın gözlerimizi perdelemesine izin vermeden, olaylara adalet ve vicdan penceresinden bakabilmeliyiz. İnsanların siyasi görüşlerine göre değil, ahlâklarına, dürüstlüklerine ve insanlıklarına göre değerlendirilmesi toplumsal huzuru güçlendirecektir.
Sonuç olarak kafes siyaseti, insanları düşüncelerinden çok aidiyetleriyle hareket etmeye yönelten, toplumsal bağları zayıflatan ve ortak yaşam kültürünü yıpratan bir anlayıştır. Oysa bu ülkenin insanları aynı toprağın çocuklarıdır. Sevinçleri de acıları da ortaktır. Aynı sokaklarda yürüyen, aynı gökyüzüne bakan, aynı bayrağın altında yaşayan insanların birbirlerine karşı soğukluk geliştirmesi kimseye fayda sağlamaz. Siyaset gelip geçer fakat kardeşlik, komşuluk, dostluk ve toplumsal huzur kalır. Bu nedenle siyasi tercihleri bir kafese değil, ortak geleceği güçlendiren bir fikir alanına dönüştürmek, farklılıklarımızla birlikte yaşayabilmenin erdemini korumak ve toplumsal asabiyeti diri tutmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu sorumluluğu yerine getirebildiğimiz ölçüde daha huzurlu, daha güçlü ve daha müreffeh bir toplum olma yolunda ilerleyebiliriz.
Songül KARAMAN
Ahilik Geleneği
Öztürk Samuk
Aklınızı başınıza toplayın!
Ömer Naci Yılmaz
Kafes Siyaseti
Recep YAZGAN
Erdoğan’ın tercihi tartışmaya açılabilir miydi!
İsa ÇOLAKER
Latifi’nin Okuma Yazma Aşkı
Eyüphan KAYA
Pansuman Tedbirlerle Aile Muhafaza Edilemez
Mehmet BOZKURT
Tarih konuşuyor, alınacak dersler var-2
Nihat Güç
Müslümanlar, Terör Devleti İsrail ve Dünya Kupası
Ahmet DÜZGÜN
Alın Alayını Bunların
Hamdi TEMEL
Geleceğin Anahtarı: Topraktaki Şifa ve Tarımda Bio-İnovasyon
Kadir Erol
İnsâni Yardım....!
Seyfettin BUDAK
Kimse görmeyecekse hâlâ iyi kalabilir misin!
Halil MERT
Millî Ekonomi: Güçlü Ve Büyük Türkiye'nin Omurgası
Aydan KURT
Müsait Değilim
Hasan KARADEMİR
ÜÇ FIKRA
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Mehmet Ali Çamoğlu
Akıl Oyunları, İlahi Hesap ve Geçilen Tövbeler
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Hüseyin KURT
Bir Yanlışı Eleştirmek, Diğerini Savunmak Değildir
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)