İnsanlık tarihi boyunca toplumların en hassas terazisi, kadın onuru olmuştur. Çünkü kadın, sadece bir birey değil; aynı zamanda hayatın devamını taşıyan, aileyi ayakta tutan, toplumu şekillendiren en temel değerdir. Kadına bakış, bir medeniyetin aynasıdır. O aynada görülen şey ise çoğu zaman sözlerden değil, davranışlardan oluşur. Bir toplumun ne kadar geliştiği, kadınına nasıl davrandığıyla anlaşılır. Bu nedenle kadına yönelen her söz, sadece bireysel bir ifade değil; toplumsal bir vicdan testidir.
“Kürt kadını” ifadesi burada yalnızca bir etnik kimliğin adı değildir. Bu ifade, Anadolu’nun, Mezopotamya’nın ve bu coğrafyanın ortak insanlık mirasını taşıyan bütün kadınları temsil eder. Kürt kadını; tarlada çalışan, evinde ailesini ayakta tutan, yokluk içinde bile üretmeye devam eden, acıyı sabırla yoğuran, sevgiyi emekle büyüten bir hayat gerçeğidir. Onu sadece bir kimliğe indirgemek değil, herhangi bir kimlik üzerinden küçümsemeye kalkmak bile insanlık vicdanında derin bir kırılmaya sebep olur.
Tarih boyunca kadın, çoğu zaman yükü taşıyan ama sesi az duyulan bir varlık olmuştur. Buna rağmen hayatın sürekliliğini sağlayan da yine kadın olmuştur. Bir milletin geleceği çocukların yetişme biçiminde saklıdır; o çocukları yetiştiren ise büyük ölçüde kadındır. Bu nedenle kadına yönelen her olumsuz yaklaşım, sadece bireysel bir kişiyi değil, geleceği de etkiler. Çünkü kadın yaralanırsa, toplumun kökleri de sarsılır.
Toplumda zaman zaman bazı sözler, niyetten bağımsız şekilde büyük kırılmalara sebep olabilir. Özellikle kamuya mal olmuş kişilerin sözleri, bireysel sınırları aşarak geniş bir toplumsal etki üretir. Bu nedenle kullanılan her ifade, sadece söylendiği anı değil, uzun vadeli toplumsal algıyı da şekillendirir. Bir söz bazen bir kalbi incitir, bazen de bir topluluğun kendisini dışlanmış hissetmesine sebep olur. İşte bu yüzden söz, sadece konuşmak değil; aynı zamanda sorumluluk taşımaktır.
Yakın geçmişte, iş dünyasının tanınmış isimlerinden Rahmi Koç’un İzmir’de bir hastane açılışı sırasında anlattığı ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran “Kürt kadını” içerikli fıkra da bu açıdan değerlendirilmelidir. Mizah adı altında dile getirilen bazı ifadeler, toplumun belli kesimlerinde incinmeye ve dışlanmışlık hissine yol açabilmektedir. Bir topluluğun kadınını konu ederek yapılan küçümseyici yaklaşımlar, sadece o topluluğu değil, insanlık onurunu da yaralamaktadır. Hiç kimsenin sahip olduğu servet, makam veya toplumsal konum; insanların kimlikleri, kültürleri ve değerleri üzerinde tahakküm kurma hakkı vermez. Toplumun değer yargılarını aşağılayan herkes, zamanla kendi değerini de tüketmeye ve değersizleşmeye mahkûmdur. Çünkü saygı, zorla kazanılan değil; insana ve topluma gösterilen hürmetle elde edilen bir erdemdir. İnsanları kökenleri üzerinden değerlendirmek yerine, ortak insanlık paydasında buluşabilmek; hem ahlâkın hem de vicdanın gereğidir. Bu nedenle, kim olursa olsun, toplumun herhangi bir kesimini inciten ve onları küçümseyen her yaklaşımı doğru bulmadığımızı ve kınadığımızı açıkça ifade etmek gerekir.
Kadın üzerinden yapılan her kırıcı veya küçümseyici yaklaşım, aslında insanlığın ortak değerlerine yönelmiş bir eksikliktir. Çünkü kadın, kimliklerin ötesinde bir varlıktır. O, anne olarak hayat verir, eş olarak hayatı paylaşır, evlat olarak sevgi taşır, emekçi olarak üretir, insan olarak ise onur taşır. Onu herhangi bir kalıba sıkıştırmak, insanı eksiltmektir. İnsan eksilirse, toplum da eksilir.
Bugün modern toplumların en büyük sınavlarından biri, sözün ahlâkını koruyabilmektir. Çünkü söz, artık sadece bir kişiden çıkıp bir diğerine ulaşan basit bir iletişim aracı değildir. Dijital çağda söz, anında büyüyen, çoğalan ve yankılanan bir güce dönüşmüştür. Bu nedenle bir cümle, bir anda binlerce insanın duygusuna dokunabilir. Bu gücün farkında olmamak, sorumluluk eksikliğini beraberinde getirir.
İnsan bazen kendi bulunduğu konumun verdiği güçle, farkında olmadan daha sert bir dil kullanabilir. Oysa gerçek güç, sertlikte değil, ölçüde gizlidir. Ölçüyü kaybeden güç, zamanla yıkıcı bir etkiye dönüşür. Güçlü olmak, başkalarını ezmek değil; başkalarının onurunu koruyabilmektir. Bu anlayış kaybolduğunda, geriye sadece kaba bir üstünlük hissi kalır ki bu, gerçek anlamda güç değildir.
Kadınlara yönelik her saygısız ifade, toplumun en derin bağlarına zarar verir. Çünkü toplumun temeli ailedir, ailenin temeli ise kadındır. Kadın kırıldığında aile etkilenir, aile sarsıldığında toplum zayıflar. Bu nedenle kadına yönelik her söz, aslında toplumun geleceğine yönelik bir söz niteliği taşır. Bu sorumluluk, her bireyin omuzlarında taşınması gereken ağır bir yük gibidir.
Tarihte kendisini diğerlerinden daha seçkin gören birçok anlayış ortaya çıkmıştır. Bu anlayışlar çoğu zaman gücü, serveti veya statüyü bir üstünlük aracı olarak görmüştür. Ancak tarih bize şunu açıkça göstermiştir: Hiçbir servet, insan onurunun önüne geçemez. Hiçbir makam, bir insanın değerini belirleyemez. Gerçek değer, insanın diğerine nasıl davrandığıyla ölçülür. Çünkü insanlık, eşitlik duygusuyla anlam kazanır.
Bazen insanlar farkında olmadan kendi sözlerinin etkisini küçümseyebilir. Oysa bir söz, bir başka insanda yıllarca sürecek bir kırgınlık bırakabilir. Bu nedenle empati, insan olmanın en temel şartlarından biridir. Empati, kendi sözünü başkasının kalbinde tartabilmektir. Eğer bir söz, başkasının kalbinde incinme oluşturuyorsa, o söz üzerinde yeniden düşünmek gerekir. Çünkü hakikat sadece doğruluk değil, aynı zamanda incitmemektir.
Zenginlik, makam ve güç insanı büyütmez; insanı büyüten şey, bu imkânlar karşısındaki tavrıdır. Eğer zenginlik bir insanı başkalarına karşı üstünlük duygusuna sürüklüyorsa, orada bir ahlâki sorun vardır. Gerçek olgunluk, sahip olduklarıyla değil, sahip olduklarını nasıl kullandığıyla ölçülür. Çünkü insanın asıl sınavı, güçsüzken değil; güçlüyken nasıl davrandığıdır.
Toplumların en büyük ihtiyacı, birbirini anlamaktır. Anlamak, sadece dinlemek değildir; aynı zamanda karşısındakinin acısını, emeğini ve hikâyesini hissedebilmektir. Bir kadının yaşadığı zorluğu anlamak, onun kimliğinden bağımsız olarak insanlığını kavramaktır. Bu nedenle “Kürt Kadını” ifadesi de aslında bir etnik ayrım değil; bir insanlık gerçeğinin adıdır. Bu gerçek, saygı ile anlam kazanır.
İnsanlar arasındaki farklılıklar bir zenginliktir; ancak bu farklılıklar hiçbir zaman bir üstünlük sebebi olamaz. Her insan, doğduğu yerden, ailesinden ve kimliğinden bağımsız olarak aynı insanlık değerine sahiptir. Bu değeri korumak, modern toplumun en temel sorumluluklarından biridir. Çünkü insanı insan yapan şey, farklılıkları değil; ortak vicdanda buluşabilmesidir.
Sözün ağırlığı, onu söyleyenin niyetinden daha geniş bir alanı etkiler. Bu nedenle her söz, bir sorumluluk taşır. Bir ortamda söylenen bir ifade, başka bir yerde kırgınlığa, öfkeye veya dışlanmışlık hissine dönüşebilir. Bu yüzden söz, sadece ifade özgürlüğü değil; aynı zamanda bir ahlâk meselesidir. Ahlâkın olmadığı söz, özgürlük değil, sadece etkisiz bir güçtür.
Sonuç olarak mesele bir kimlik meselesi değil, insanlık meselesidir. Kürt kadını, Türk kadını, Arap kadını ya da başka bir aidiyete mensup kadın; hepsi aynı insanlık ailesinin eşit üyeleridir. Onları ayıran şey kimlikleri değil, hayatın farklı koşullarıdır. Birini küçümsemek, aslında insanlığın ortak değerine zarar vermektir. Bu yüzden her birey, hangi aidiyete sahip olursa olsun önce insan olmayı öğrenmek zorundadır.
Çünkü insan olmak, sadece yaşamak değildir; başkasının onuruna saygı gösterebilmektir. Hangi görüşe sahip olursa olsun, hangi makamda bulunursa bulunsun, insanın gerçek değeri başkasına nasıl davrandığıyla ölçülür. Eğer bu ölçü kaybolursa, geriye sadece söz kalır; ama o söz, hiçbir kalbi ısıtmaz. İşte bu nedenle insanlığın en temel çağrısı şudur: Önce insan ol, sonra her şeyi bunun üzerine inşa et.
Hasan KARADEMİR
Sosyolojik Bir Bakişla Deyim
Ömer Naci Yılmaz
Kürt Kadını
Eyüphan KAYA
Koç alnına bir kara leke sördü!
Mehmet Ali Çamoğlu
Akıl Oyunları, İlahi Hesap ve Geçilen Tövbeler
Songül KARAMAN
BEKLER KABEM
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Hamdi TEMEL
Kaynatılan Su Mikroplastiklerden Kurtulabilir Mi?
Seyfettin BUDAK
İnsanlık Görünmez Bir Bilinç Savaşının İçinde mi?
Hüseyin KURT
Bir Yanlışı Eleştirmek, Diğerini Savunmak Değildir
Recep YAZGAN
İş bankası’nın kapısına ‘haram’ yazılacak mı!
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 37. Ayet
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Öztürk Samuk
Proje Derin
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)