DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Ömer Naci Yılmaz
Ömer Naci Yılmaz
Giriş Tarihi : 26-06-2026 18:42

Demokrasi Rezaletleri

Demokrasi denildiğinde, çoğu zaman insanlığın ulaştığı en büyük siyasal başarıdan söz ediliyormuş gibi bir hava oluşturulur. Oysa yeryüzünde kurulmuş hiçbir beşerî sistem kusursuz değildir. İnsan eliyle ortaya çıkan her düzen gibi demokrasi de kendi içinde çelişkiler, zaaflar ve rezaletler taşımaktadır. Özellikle siyasal partiler etrafında yaşanan hadiseler, demokrasinin kutsanacak değil, sorgulanacak yönlerinin de bulunduğunu göstermektedir. İnsanların mutlak kurtuluşu bir rejimde, bir partide veya bir ideolojide değil; hakikate, adalete ve ahlâka bağlı kalabilmelerindedir.

Bir zamanlar köy yollarında dereyi geçmek isteyenler, suya düşmemek için taştan taşa atlardı. Bugün aynı manzarayı siyaset sahnesinde görmek mümkündür. Bazı siyasetçiler, fırsat gördükleri her noktada bir partiden diğerine geçmekte, siyasi aidiyetlerini adeta mevsimlik elbise değiştirir gibi değiştirebilmektedir. Dün savunduğunu bugün inkâr eden, bugün alkışladığını yarın yerden yere vuran insanlar, milletin gözleri önünde yeni bir siyasi cambazlık sergilemektedir. Öyle ki bu konuda çekirgeleri bile geride bırakan atlayışlar yaşanmaktadır.

Daha da ilginci, parti değiştirenlerin gittikleri yerde birdenbire aslan kesilmeleridir. Henüz kapısından yeni girdikleri partide, kırk yıllık dava insanlarından daha fazla bağıran, daha fazla slogan atan ve daha fazla sadakat gösterisi yapanlara şahit olunmaktadır. Dün ağır sözler söyledikleri yapıları bugün göklere çıkaranlar, samimiyet konusunda ciddi soru işaretleri oluşturmaktadır. Çünkü inançlar ve ilkeler bu kadar kolay değişmez. Değişiyorsa ortada ilke değil, menfaat hesabı var demektir.

Siyasi partilerin iç mücadeleleri de başlı başına bir ibret vesikasıdır. Makam, mevki ve koltuk uğruna verilen mücadeleler bazen öyle seviyelere ulaşmaktadır ki insanlar yıllarca birlikte yol yürüdükleri arkadaşlarını bir anda rakip, hatta düşman olarak görebilmektedir. Dün omuz omza yürüyenlerin bugün birbirlerine yönelttikleri sözler, toplumun hafızasında derin yaralar açmaktadır. Bu manzara, siyasetin insanı yücelten değil, çoğu zaman tüketen bir alan hâline geldiğini göstermektedir.

Özellikle parti liderleri üzerinden yürütülen tartışmalar, demokrasinin en çirkin yüzlerinden birini ortaya koymaktadır. Bir dönem göklere çıkarılan, posterleri taşınan, nutukları alkışlanan liderler; şartlar değiştiğinde hain, iş birlikçi, satılmış veya ajan gibi ağır ithamlarla karşı karşıya bırakılabilmektedir. Dün övgü yarışına girenlerin bugün hakaret yarışına girmesi, siyasi ahlâk adına düşündürücüdür. İnsanların haysiyetleri üzerinden yapılan bu saldırılar, eleştiri değil, açık bir haysiyet cellatlığıdır.

Elbette siyasetçiler eleştirilecektir. Hiç kimse eleştiriden muaf değildir. Ancak eleştiri ile hakaret arasındaki çizgi kaybolduğunda toplum da kaybetmeye başlamaktadır. Fikirlerin konuşulması gerekirken kişiliklerin hedef alınması, siyaseti bir hizmet yarışından çıkarıp bir nefret arenasına dönüştürmektedir. İnsanların düşüncelerini değil de şahsiyetlerini hedef almak, medeniyet değil, kabalık üretmektedir.

Bugün yaşanan birçok tartışmada asıl kaybeden, siyasetçilerden önce toplumun kendisidir. Çünkü ekranlardan, kürsülerden ve sosyal medya hesaplarından yükselen sert dil, zamanla insanların gündelik hayatına da sirayet etmektedir. Birbirini tanımayan insanlar bile farklı siyasi tercihler sebebiyle öfke ve düşmanlık geliştirebilmektedir. Oysa siyaset, insanları birbirine düşürmek için değil, toplumsal sorunlara çözüm üretmek için vardır.

Ne yazık ki partiler arasında yaşanan gerilimler kadar parti içindeki çekişmeler de toplumun önünde sergilenmektedir. İnsanlar bazen kendi yol arkadaşlarını rakiplerinden daha ağır sözlerle suçlayabilmektedir. Bu durum, siyasi aidiyetlerin ilkelere değil, kişisel hesaplara dayandığını göstermektedir. Olan ise siyaset kurumuna ve insana duyulan güvene olmaktadır. Vatandaş, yaşananları gördükçe siyasetçilerin söylediklerine daha temkinli yaklaşmaktadır.

Unutulmamalıdır ki siyaset geçicidir, insanlık kalıcıdır. Bugün farklı partilerde bulunan insanlar yarın aynı sofrada oturabilir, aynı mahallede yaşayabilir, aynı acıya gözyaşı dökebilirler. Bir seçim dönemi boyunca söylenen kırıcı sözlerin izi ise yıllarca silinmeyebilir. Bu nedenle siyasi rekabetin insani sınırlar içinde tutulması hayati öneme sahiptir.

Hepimiz aynı şehirlerde yaşıyoruz. Aynı sokaklardan geçiyor, aynı camilerde namaz kılıyor, aynı pazarlardan alışveriş yapıyoruz. Bugün tartıştığımız insanlar yarın düğünümüze davet edeceğimiz, cenazemize gelecek veya cenazesine gideceğimiz kişiler olabilir. Yüz yüze bakacağımız insanlara karşı kullanılan dilin de buna uygun olması gerekir. Siyasi görüş farklılığı, insanlık hukukunu ortadan kaldırmamalıdır.

Beşerî ideolojiler ve sistemler insana belli ölçüde düzen sağlayabilir. Cumhuriyet, demokrasi, siyasal partiler ve diğer bütün kurumsal yapılar, insanın oluşturduğu araçlardır. Araçları amaç hâline getirmek ise ciddi bir yanlıştır. Hiçbir rejim, hiçbir parti ve hiçbir lider kutsanacak kadar mükemmel değildir. Kutsallaştırılan her şey zamanla eleştirilemez hâle gelir ve bu da yeni problemlerin doğmasına yol açar.

İnsanlığın ihtiyacı olan şey daha fazla slogan, daha fazla kutuplaşma ve daha fazla siyasi fanatizm değildir. İhtiyacımız olan şey; ‘adalet, ahlâk, merhamet ve insana saygıdır.’ İnsan onurunu koruyan bir dil, farklılıkları düşmanlığa dönüştürmeyen bir anlayış ve hakkı üstün tutan bir duruş olmadan hiçbir sistem gerçek mutluluğu sağlayamaz. Demokrasi de dâhil olmak üzere bütün beşerî sistemler ancak insanı merkeze aldıkları ölçüde değer taşırlar. Aksi hâlde geriye sadece gürültü, kavga ve demokrasi adına sergilenen rezaletler kalır.

 

Kur’an’ın inşa etmek istediği toplum, birbirini yiyen değil, birbirine sahip çıkan insanların toplumudur. Sevgili Peygamberimiz: “Ey Allah'ın kulları, kardeş olun.” buyurarak insan ilişkilerinin temelini göstermiştir. Kardeşlik, “Aynı düşünmek değil, farklı düşüncelere rağmen aynı insanlık hukukunda buluşabilmektir.” Bugün siyaset adına üretilen öfkenin, hakaretin ve düşmanlığın panzehiri: “Kur’an’ın adalet çağrısı ve sünnetin kardeşlik ahlâkıdır.” Çünkü insanlar partilerden önce insandır, ideolojilerden önce kuldur ve makamlarından önce fânidir. Yarın aynı toprağın altında yan yana yatacak olanların, bugün birbirlerine düşman kesilmeleri ne aklın ne vicdanın ne de imanın kabul edebileceği bir durumdur. Gelin, siyasetin geçici hesaplarını değil, insanlığın ve kardeşliğin kalıcı değerlerini büyütelim. Zira kazanan parti değil, insan olsun; üstün gelen öfke değil, merhamet olsun; konuşulan hakaret değil, hakikat olsun.

 

 

NELER SÖYLENDİ?
@
KÖŞE YAZARLARI TÜMÜ
NAMAZ VAKİTLERİ
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
BURÇ YORUMLARI
  • KOÇ
    Koç Burcu
  • BOĞA
    Boğa Burcu
  • İKİZLER
    İkizler Burcu
  • YENGEÇ
    Yengeç Burcu
  • ASLAN
    Aslan Burcu
  • BAŞAK
    Başak Burcu
  • TERAZİ
    Terazi Burcu
  • AKREP
    Akrep Burcu
  • YAY
    Yay Burcu
  • OĞLAK
    Oğlak Burcu
  • KOVA
    Kova Burcu
  • BALIK
    Balık Burcu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
  • eşya depolama
  • ahsap mobilya Turkey Hair Transplant Packages ts3 satın al Anlaşmalı Boşanma Davası FUE iptv bayilik Eşya depolama iptv bayilik Antalya Flughafen Transfer