Bir Vizyonun Hicivle İmtihanı ve Basiretsizliğin Tarihi
Türkiye’nin modernleşme serüveni, kâğıt üzerinde “çağdaşlık” nutukları atanlar ile bu ideali fabrikalarla, ağır sanayi hamleleriyle ve yüksek teknolojiyle ete kemiğe büründürmek isteyenler arasındaki büyük kavgaya sahne olmuştur. Bu kavganın tam merkezinde, ömrünü “Millî Görüş” ve “Ağır Sanayi” idealine adamış bir isim durur: Prof. Dr. Necmettin Erbakan. Ancak Erbakan’ın hikayesi, sadece bir siyasi mücadele değil, bir bilim insanının, kendi ülkesinin potansiyeline inanmayan “aydınlanmış(!)” bir zümreye karşı verdiği onur mücadelesidir.
1970’li yıllardan itibaren Erbakan’ın başlattığı “Ağır sanayi hamlesi”, o günün ana akım medyası tarafından eşi benzeri görülmemiş bir alaycılıkla karşılandı. Özellikle Hürriyet, Milliyet ve Cumhuriyet gibi gazetelerin manşetlerinde Erbakan elinde oyuncak tanklar, kâğıttan uçaklar olan veya boş tarlalara beton döken bir hayalperest olarak resmedildi.
Bu karikatürlerin en meşhuru, Hürriyet gazetesinin sayfalarını süsleyen ve Erbakan’ı bir çocuk parkındaymışçasına “fabrikacılık” oynarken gösteren çizimlerdi. O dönemde kendilerini “laikliğin ve modernizmin yegâne temsilcisi” olarak gören bu kitle, “Gümüş Motor” fabrikasının aslında bir milletin makine yapabilme iradesi olduğunu kavrayamadı. Onlar için teknoloji, Batı’dan ithal edilen ve kullanım kılavuzu yine Batı tarafından yazılan bir lükstü. Erbakan ise bu kılavuzu bizzat yazmak istiyordu.
Erbakan, Türkiye’nin her iline bir fabrika projesiyle -74 ilde 200’den fazla temel- yola çıktığında, dönemin kalemşörleri koro halinde taarruza geçti. Emin Çölaşan’dan Bekir Coşkun’a, Oktay Ekşi’den Uğur Mumcu’ya kadar pek çok isim, bu hamleleri “popülizm” ve “hayal tacirliği” olarak nitelendirdi.
Özellikle Emin Çölaşan’ın o dönemdeki yazılarında kullandığı alaycı dil, sadece Erbakan’ı değil, bu milletin bir şeyler üretebileceğine dair inancını da hedef alıyordu. “Hayali temeller”, “boş arazilerdeki beton yığınları” gibi ifadelerle kamuoyunda bir algı operasyonu yürütüldü. Oysa o gün “hayal” denilen o temellerin bir kısmı, bugün Türkiye’nin savunma sanayiinde, gıda ve kimya endüstrisinde hala ayakta kalan ve üretim yapan tesislerin ilk harcıydı.
Gazetecilerin bu basiretsizliği, aslında bir “eziklik psikolojisi”nin dışa vurumuydu. Onlar, Türk insanının bir motor yapabileceğine, bir uçak imal edebileceğine ihtimal dahi vermiyorlardı. Kendi halkını aşağılayarak Batı’ya hayranlık duyan bu zihniyet, Erbakan’ın teknik vizyonunu anlayacak çapta bir donanıma sahip değildi.
Erbakan’ın sadece bir sanayici değil, aynı zamanda müthiş bir stratejist olduğunu gösteren en çarpıcı örnek, ABD’nin Orta Doğu ve özellikle İran üzerindeki planlarına karşı geliştirdiği söylemlerdir. ABD’nin bir gün bölgeye çökeceğini, uçak gemilerini Basra Körfezi’ne yığacağını ve füzeleriyle İslam coğrafyasını tehdit edeceğini 90’lı yıllardan itibaren haykırıyordu.
Ancak Erbakan’ın çözüm önerisi, o dönemin “teslimiyetçi” aydınları için birer espri malzemesiydi. Erbakan, “Onların uçak gemilerinin tüm elektronik sistemlerini kilitleyeceğiz. Öyle bir teknoloji geliştirmeliyiz ki o koca uçak gemileri sadece devasa birer metal yığınına dönüşecek.” dediğinde, televizyon stüdyolarında ve gazete köşelerinde kahkahalar yükseliyordu.
Erbakan’ın bahsettiği şey, bugün dünyanın konuştuğu “Elektronik Harp” teknolojisiydi. O, ABD’nin akıllı füzelerinin koordinatlarını saptıracak, GPS sinyallerini karıştıracak (Jamming) ve düşman radarını kör edecek bir savunma mimarisinden bahsediyordu. O gün bu açıklamalara “delice” diyenler, bugün Türk savunma sanayiinin (KORAL, SANCAK gibi sistemler) dünyada nasıl dengeleri değiştirdiğini izlerken herhalde geçmişteki yazılarını saklayacak delik arıyorlardır.
Kendine laik diyen kesimin Erbakan’a saldırırken kullandığı argümanların tamamı zaman içerisinde çöktü. Hiçbir öngörüleri isabet etmedi.
Bu çevrelerin temel sorunu, “Batılılaşmayı” bir şekilcilikten ibaret görmeleriydi. Onlar için çağdaşlık, şapka takmak ve Batı müziği dinlemekti. Erbakan için ise çağdaşlık, Almanların o meşhur tank motorlarını (Leopard) bizzat geliştiren bir mühendis olarak, teknolojiyi kendi milletinin emrine sunmaktı. Aradaki bu derin vizyon farkı, bir yanda “aşağılama” olarak tezahür ederken, diğer yanda “milli şahlanış” olarak tarihe geçti.
Erbakan’a “Takunyalı Mühendis” diyerek dudak bükenler, aslında bir dönemin entelektüel sefaletini temsil ediyordu. Kendi üniversitelerinden çıkan bir profesörün, dünya çapında patentleri olan bir dâhinin sunduğu projeleri, bir “irtica tehdidi” gibi ambalajlayıp halka sundular. Karikatürlerle, alaycı manşetlerle ve televizyon programlarındaki küçümseyici tavırlarla Erbakan’ın vaktini çaldılar.
Ancak tarihin en büyük ironisi şudur: Erbakan’ın o gün alay edilen “İHA/SİHA” fikirleri, bugün Türkiye’nin sınır ötesi operasyonlarında en büyük gücü haline gelmiştir. Onun “uçak gemilerini durdurma” hayali, bugün “Mavi Vatan” stratejisinin temel taşını oluşturmaktadır.
Erbakan’ı aşağılayan gazetecilerin isimleri bugün sadece “yanılmışlık” ve “basiretsizlik” örnekleri olarak anılırken Erbakan’ın vizyonu, bugün Türk mühendislerinin elinde birer teknoloji harikasına dönüşmüş durumdadır.
Prof. Dr. Necmettin Erbakan, sadece bir siyasi lider değildi. O, bu milletin kendi öz değerleriyle modern dünyada nasıl söz sahibi olabileceğinin formülünü veren bir öğretmendi. Onu aşağılayanların vizyonu, bir sonraki manşete kadar sürdü; ancak Erbakan’ın vizyonu, bir sonraki yüzyıla damgasını vurdu.
Geçmişte Erbakan’ın projeleriyle dalga geçenlerin asıl korkusu, bu milletin uyanmasıydı. Çünkü bilen ve üreten bir Türkiye, Batı’ya kul köle olanların egemenliğini sona erdirecekti. Bugün geldiğimiz nokta, o gün atılan o “hayal” denilen temellerin ne kadar gerçek ve ne kadar sağlam olduğunun en büyük kanıtıdır.
Şimdi sormak lazım: Kim daha çağdaş? Kâğıttan uçaklarla dalga geçenler mi, yoksa o uçakları çelikten yapıp gökyüzüne hâkim kılan vizyonun sahibi mi? Tarih, cevabını çoktan verdi.
Erbakan’ın teknoloji vizyonu sadece ulusal sınırlarla da kısıtlı değildi. O, küresel bir sistem alternatifi sunuyordu. 1997 yılında büyük bir kararlılıkla kurduğu D-8 organizasyonu, aslında İslam dünyasının teknolojik bir “Airbus”ı, bir “Silikon Vadisi” olma projesiydi. Erbakan, bu oluşumu sadece siyasi bir birlik olarak değil, ülkelerin birbirinin eksikliğini tamamladığı bir sanayi ağı olarak kurgulamıştı.
Dönemin laikçi elitleri, D-8’i “Türkiye’yi Batı’dan koparıp Orta Çağ karanlığına sürüklemek” olarak yaftalarken Erbakan Hoca, İran’ın füze teknolojisiyle, Malezya’nın elektronik birikimiyle, Endonezya’nın uçak sanayisiyle Türkiye’nin ağır sanayi tecrübesini birleştirmeyi hedefliyordu. O gün bu stratejik ortaklıkla dalga geçenlerin “vizyonu”, Türkiye’nin sadece Batı’ya fason üretim yapmasından öteye gidemiyordu. Oysa Erbakan, “İslam Ülkeleri Ortak Pazarı” ve “Teknoloji Bankası” gibi kavramlarla, sömürgeci güçlerin teknoloji tekelini kırmayı planlıyordu. Bugün D-8 ülkeleri arasındaki savunma sanayii iş birliklerinin her birinde, o gün atılan imzaların ve ortaya konulan o muazzam ferasetin izleri vardır.
Prof. Dr. Necmettin Erbakan, bu toprakların yetiştirdiği en büyük beyinlerden biri olarak, ömrünü “milli ve yerli” kelimelerine ruh üflemekle geçirdi. Ona “gerici” diyenlerin aslında ne kadar geride kaldığını, ona “hayalperest” diyenlerin ise aslında kendi kabuklarını kıramayan birer cüce olduklarını tarih çoktan ispat etti. Erbakan Hoca, kendisine yönelik tüm aşağılamalara, karikatürize edilen şahsına ve engellenen projelerine rağmen nezaketini ve azmini hiç kaybetmedi. Bugün savunma sanayiinde çalışan her bir Türk mühendisinin elindeki o görünmez meşaleyi, Erbakan Hoca on yıllar önce Gümüş Motor’un paslı çarkları arasında yakmıştı. Kendisini bu vesileyle bir kez daha rahmet, minnet ve derin bir hürmetle anıyoruz. Mekânı cennet, makamı âli olsun.
Erbakan’ın en büyük zaferi, belki de ektiği tohumların sadece fabrikalarda değil, zihinlerde de yeşermiş olmasıdır. Onun “Yapamazsınız.” denilen tüm hayalleri, “Motoru biz üretmeliyiz.” dediği her projesi ve “Onların teknolojisine diz çöktürmeliyiz.” dediği o büyük doktrini, bugün onun rahle-i tedrisinden geçmiş olan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde bir bir hayata geçmiştir.
Erbakan’ın kâğıttan uçaklarla alay edilen hayalleri bugün KAAN olup gökyüzünü yırtmakta, KIZILELMA olup dünyayı şaşırtmaktadır. O gün “Uçak gemilerini kilitleyeceğiz.” dediğinde gülenlere inat, bugün Türkiye, dünyanın ilk SİHA gemisi olan TCG Anadolu ile denizlerde gövde gösterisi yapmaktadır. “Kendi arabamızı yapacağız.” diyerek yola çıktığında önü kesilen Erbakan’ın vasiyeti, bugün TOGG ile yollardadır.
Sonuç olarak, dün Erbakan’ı basiretsizce aşağılayanların bugün hiçbir hükmü kalmamıştır. Ancak o “Mücahit” liderin hayalleri, “Reis” Erdoğan’ın çelikten iradesiyle birleşerek Türkiye Yüzyılı’nın sarsılmaz temelini oluşturmuştur. Hocanın yarım bıraktırılan her projesi, bugün Cumhurbaşkanımız Erdoğan tarafından birer teknoloji destanı olarak tamamlanmıştır. Türk milleti, kendisine inanmayanları tarihin çöplüğüne, kendisine ufuk çizenleri ise kalbinin en müstesna köşesine nakşetmiştir.
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Recep YAZGAN
Samsun’u Kimlik Bunalımına Sürükleme!
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Mehmet Ali Çamoğlu
Kendi Ömrünü Çizenler: Bir Çekiç, Bir Anahtar ve Elli Yıl
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Eyüphan KAYA
AMED Spor Yönetiminin Bahçeli’ye Ziyareti Vacip Oldu
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 15. Ayeti
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)