Türkiye’de kamu yönetimi ve yerel demokrasi kavramları üzerine inşa edilen sistem, ne yazık ki günümüzde amacından sapan, hizmet üretmek yerine imtiyazlı bir sınıf yaratan devasa bir rant mekanizmasına dönüşmüştür.
Kâğıt üzerinde "halkın temsilcisi" olarak parlatılan yerel yöneticilerin bir kısmı, kısa sürede kendi dükalıklarını ilan ederek adeta birer “Belediye Baronu” haline gelmişlerdir. Bu yapı, modern bir yönetim biçimi gibi sunulsa da özünde tarihin karanlık sayfalarından fırlamış bir feodalite kalıntısıdır. Yerel demokrasi denilen olgu, halkın yönetime katılımından ziyade; yerelin elitlerini zenginleştiren, sülale boyu servet aktarımı sağlayan ve merkezî otoriteyi baypas eden modern bir ayanlık sistemine evrilmiştir.
Orta Çağ Avrupa’sında derebeylik, toprağın ve üzerindeki insanın mülkiyetine sahip olan soyluların, merkezî krallıktan kopuk keyfî yönetimlerini ifade ederdi. Bugünün belediye koridorlarında karşımıza çıkan tablo, bu arkaik sistemin dijital bir kopyasıdır. Şehirlerin imar planları ve bütçeleri; liyakatten uzak, sadece sadakatle örülmüş birer feodal kale gibi yönetilmektedir. Osmanlı’nın son dönemlerinde devlet içinde devlet kesilen ayanlar gibi, bugünün yerel yöneticileri de kendilerini yasanın üzerinde görmektedir. Eğer kamu kaynakları bu yeni yetme baronların şahsi ikballerine kurban edilecekse söylenecek tek bir radikal çözüm kalıyor: Kapatın gitsin!
Bir ülkede adaletin en büyük yarası, emek ile servet arasındaki uçurumun izah edilemez hale gelmesidir. Herhangi bir kurumda 30 yıl dirsek çürüten bir memur emekli olduğunda ancak mütevazı bir yaşam kurabilirken; belediye dükalıklarında sadece 5 yıl geçirenlerin yedi sülalesine yetecek servete kavuşması hangi vicdana sığar? Bu baronlar, halkın cebinden çıkan her kuruşla kendi modern şatolarını inşa etmektedirler. Daha da vahimi, bu sistemin yarattığı “bankamatik memurları” garabetidir. Dünyanın hiçbir ciddi kurumunda örneği olmayan, işe gitmeden maaş alma yüzsüzlüğü belediyelerde sıradanlaşmıştır. Bir belediyenin kadrosunda görünüp başka bir şehirde yaşayanlar, başkan torpiliyle hiç uğramadığı kapıdan her ay düzenli ulufe alanlar, bu feodal düzenin sadakat ödülleridir. Halk geçim derdiyle boğuşurken, bu asalak yapının kamunun sırtına bindirilmesi bir sosyal cinayettir.
Belediye imkanlarının şahsi şatafat için kullanılması, kamunun sırtına yüklenen en ağır vebaldir. Belediye başkanlarının özel zevkleri halkın vergileriyle karşılanırken; mahallesine temiz su ulaştıramayan bir yönetim meşruiyetini yitirmiştir. Bugün Türkiye’de idari bir hata yapan kaymakamın hayatı zindan edilirken, yolsuzluğu tescillenmiş belediye baronlarına dokunulmaması adaletin terazisini bozmaktadır. Tarihteki derebeyleri nasıl kanunlardan muaf yaşamak istediyse, bugünün yerel ağaları da kendilerini yargı denetiminin dışında tutacak siyasi zırhlara bürünmüşlerdir. Bu koruma kalkanı, toplumun devlete olan güvenini yerle bir etmektedir.
İmar planları üzerindeki oyunlar, tam anlamıyla modern bir serflik (Orta Çağ Avrupa'sında toprağa bağlı, efendisine hizmet etmekle yükümlü ve toprakla birlikte alınıp satılan yarı hür köylü sınıfı) düzeninin yansımasıdır. Şehrin hangi arazisinin beton yığınına döneceği bilgisi önceden belirli çevrelere servis edilmektedir. İmar değişikliğinden hemen önce toplanan araziler bir gecede devasa değer kazanmakta; halkın ortak mirası olan topraklar bu baronların iştahına kurban edilmektedir. Bu gayriahlaki durumlara göz yumanlar, toplumun “itibarlı” iş insanları olarak protokollerin başköşesinde ağırlanmaktadır. Ahlakın tasfiye edildiği bu düzende servet sahibi olmak itibar için yeterli görülmektedir.
Asıl işi vatandaşa hizmet götürmek olan belediyeler, bugün asli görevlerini terk etmiştir. En hayati ihtiyaç olan içme suyu konusunda bile aciz kalan belediyeler; iş festival ve konser düzenlemeye gelince aslan kesilmektedir. Altyapı yetersizliğinden şehri sele teslim eden yönetimler, bu beceriksizliklerini milyonluk sahnelerle örtmektedir. Devletin hazinesinden aktarılan paraların, altyapı yerine ahlaksızlık dozajı yüksek eğlencelere saçılması bir ihanettir. Eğer bir belediye yolu ve suyu yönetemiyorsa, o bütçeyi yönetme hakkına sahip değildir. Bu işler devletin valisi ve kaymakamı tarafından çok daha ciddi ve denetlenebilir bir şekilde yapılabilir.
Belediyelerdeki bu fütursuzluğun sorumlusu, bu yetkileri sınırsızca veren sistemdir. Mevcut kanunlar, yerel yöneticilere adeta birer "küçük kral" yetkisi tanımaktadır. Köklü ve ağır yaptırımları olan kanuni düzenlemeler şarttır. Belediye başkanının mal varlığındaki her kuruşluk artışın hesabı sorulmadığı bir sistem, yolsuzluk üretmeye mahkumdur. Siyasi zırhların arkasına saklanan bu baronların yetkileri tırpanlanmadığı sürece halkın cebinden çalınanlar, birilerinin lüks sofralarına meze olmaya devam edecektir.
Yerel yönetimler, yandaşların istihdam kapısı ve rantın pay edildiği birer ganimet alanı olmaktan derhal çıkarılmalıdır. Bir belediyede işe giren birinin kısa sürede sülalesinden zengin hale gelmesi, o kurumun bir "vurgun kapısı" olduğunun ispatıdır. Halkın geleceğinden çalınan her kuruşun hesabı hukuk önünde sorulmalıdır. Eğer devlet, bu derebeylikler üzerindeki denetim gücünü kullanmayacaksa, bu kokuşmuş düzeni sürdürmenin hiçbir mantığı yoktur.
Vatandaş belediyeye gittiğinde hizmet yerine kibirle karşılaşıyorsa orada belediyecilik bitmiş, baronluk başlamıştır. Konserlerle toplumu uyutan, festivallerle göz boyayan bu yapıların ıslahı mümkün görünmemektedir. Ya bu sistemi tamamen değiştirin ya da bu kandırmacaya bir son verin. Çünkü bu haliyle belediyeler, milletin sırtındaki en büyük ahlaki kamburdur. Radikal bir çözüm üretilmediği sürece bu çark böyle dönmeye devam edecektir.
Bugün yerel yönetimlerin geldiği nokta, bir hizmet yarışı değil, bir "kamu kaynağını ele geçirme" mücadelesidir. İmar ve ihale yetkileri, ehliyetten uzak ellerde birer şahsi servet aracına dönüşmüştür. Kaymakamın imzasından korktuğu devlet, belediye başkanının imzasının peşine düşmüyorsa burada ciddi bir yönetim zafiyeti var demektir. Belediye başkanları sadece seçim dönemlerinde hatırlanan figürler olmamalıdır. Aksi halde yerel demokrasi, her beş yılda bir yeni zenginler kulübü üyeleri üretmekten başka bir işe yaramayacaktır.
Özellikle festivaller üzerinden dönen para trafiği, belediyelerin halktan ne kadar koptuğunun vesikasıdır. Altyapı çökmüşken milyonluk sahnelerin kurulması vicdansızlıktır. Devletin kasasından çıkan paraların, yöneticilerin şahsi reklam aparatına dönüştürülmesi kabul edilemez. Eğer bu paralar temiz suya ve halkın refahına harcanmayacaksa, bu musluklar derhal kapatılmalıdır. Belediye yönetimlerindeki bu ahlaki erozyon, toplumun tüm katmanlarını tehdit etmektedir.
Sonuç olarak; bu kokuşmuş düzenin daha fazla sürdürülebilir yanı kalmamıştır. Belediyeler, asli görevlerini unutup birer rant merkezi haline geldiği sürece halkın sırtındaki yük hafiflemeyecektir. Ya bu sistem radikal bir biçimde kanunlarla yeniden düzenlenmeli ya da bu yetkiler tamamen merkeze devredilmelidir. Halkın parasını tüketen bu “Belediye Baronları”na daha fazla alan açılmamalıdır. Eğer neşter vurulmayacaksa bu tiyatroyu oynamanın bir manası yoktur. Çözüm nettir: Ya hukuk ya tasfiye. Kapatın gitsin!
Artık mızrak çuvala sığmıyor. Türkiye’nin dört bir yanından yükselen bu isyan, yağma düzeninin sonuna gelindiğinin haykırışıdır. Devletin ciddiyeti ve halkın vicdanı bu talana seyirci kalmamalıdır. Eğer hukuk işleyecekse, önce bu baronların kalelerinden başlamalıdır. Ya şeffaf bir yapı; ya da sonlandırılmış bir yerel yönetim serüveni. Ara formüller artık kar etmiyor. Bu kokuşmuşluk ancak sistemin tamamen değişmesiyle temizlenir. Aksi halde, her gün yeni bir usulsüzlük haberiyle uyanmaya ve kendi vergilerimizle birilerinin sülalesini zengin etmeye devam edeceğiz. Kapatın gitsin!
Songül KARAMAN
ALLAH DER
Hüseyin KURT
Yaşar Doğu’dan Astorya’ya
Seyfettin BUDAK
Dağları Kurtaranlar, Evlerini Kaybedenler
Halil MERT
Tarihsel Gerçeklik: İran’da Türk Hâkimiyeti…
Adnan ÖZ
Samsunspor ve mircea lucescu’nun ardından!
Mehmet BOZKURT
Tarih Konuşuyor, Alınacak Dersler Var! - 1
Recep YAZGAN
Bugün öğretmenler eylemde mi tatilde mi!
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Ömer Naci Yılmaz
Erbakan ve Teknoloji
Eyüphan KAYA
Veda Hutbesi insanlık için bir kurtuluş reçetesidir
Aydın BENLİ
Cengiz Zor “Aile Çökerse Devlet Ayakta Kalamaz” Diyor
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Bülent ERTEKİN
Engel Bedenlerde Değil, Vicdanlarda Başlar!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Hakikatı hatırlayış ve öze dönüş!
Ahmet SAĞLAM
Mümin mi, Müslüman mı!
Cevahir AYDIN
Hareketsizliğin Makyajı: Şikâyet
Nihat Güç
ABD-İsrail Ve İran Savaşı
Özlem Gürbüz
Helallik Meselesi
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Ahmet DÜZGÜN
Fabrika Ayarlarına Dönüş
Hamdi TEMEL
Sarı Kantaron: Gelenekten Bilime Uzanan Şifa Bitkisi
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Mehmet Nuri BİNGÖL
Üstad Said Nursi Vefat Etti Ama Eserleri Asırları Parlatıyor
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Gülay ÇETKİN
Özgürlük Vaad Ediyoruz; Aslında Öyle Değil, Çok Kolay
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
İsa ÇOLAKER
Kitap Okurunun Hakları
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)