Tarih, yalnızca barut kokan savaş meydanlarında kazanılan askeri zaferlerin bir dökümü değildir. Tarih, zaferleri doğuran ruhun nesiller boyu korunup korunamadığının da en sadık şahididir. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda Gaziantep’te şahit olduğumuz manzara, sadece bir tören protokolü hatası değil, derin bir kültürel kopuşun, sarsıcı bir kimlik bunalımının ve zihinsel bir yabancılaşmanın en çıplak dışavurumudur. Mehteran takımı meydana çıkıp kös vurduğunda, asırlar öncesinden süzülüp gelen o vakur tınılar yükselirken bir grubun topluca çocuklarımıza arkasını dönmesi, basit bir siyasi protesto ya da estetik bir tercih meselesi olarak geçiştirilemez. Bu tavır, bu toprakların kadim mayasına, tarihsel sürekliliğine ve milletin kolektif hafızasına karşı takınılan ideolojik bir reddiyedir. Bir insan, kendi varoluş hikâyesinin en görkemli sesine neden sırtını döner? Bu sorunun cevabı, modernleşme kavramını yanlış anlayan ve kendi köklerine yabancılaşmayı ilericilik zanneden bir zihin yapısında gizlidir.
Bu zihin yapısı, ne yazık ki yeni bir fenomen değildir, kökleri Tanzimat’tan bu yana süregelen, Cumhuriyet döneminde ise yanlış mecralara sapan “taklitçi modernleşme” sancılarıyla doludur. Yakın tarihimize baktığımızda, halkın değerlerine karşı duyulan bu alerjinin pek çok yansımasını görürüz. Bir dönem bu ülkede Türk müziğinin radyolarda yasaklandığını, “alaturka” diye küçümsenen ezgilerin yerine halkın hiç anlamadığı Batı normlarının zorla dayatıldığını hatırlamak gerekir. Kendi milletinin bağlamasından, neyinden, kösünden utanan o zihniyet, Ankara’nın bozkırında smokin giyip vals yapmayı “muasır medeniyet” sanırken, halkın bağrından kopan o gür sesi susturmaya çalışmıştı. Gaziantep’te mehtere arkasını dönen el, işte o gün radyodaki müziği kapatan, Anadolu insanının kılık kıyafetiyle alay eden, köylüyü “şehirli elitlerin” dünyasına sokmak istemeyen o eski ve küflü elin uzantısıdır.
Eğer mesele gerçekten çağdaş bir sanat anlayışı ya da estetik bir beğeni olsaydı, aynı zihniyetin Avrupa’nın aristokrat salonlarından çıkan vals gösterilerini hayranlıkla izlemesi veya Batı’dan gelen her türlü kültürel dayatmayı alkışlaması bu kadar çelişkili durmazdı. Yunan’ın sirtakisini bir “kültürel zenginlik” ve dostluk nişanesi olarak baş tacı edenler, Afrika kökenli popüler danslara veya Fransa’nın valsine karşı büyük bir hoşgörü ve hayranlık besleyenler, ne hazindir ki kendi tarihinin en gür sesi olan mehtere karşı alerji duymaktadır. Bu, Batı’nın sunduğu her şeyi “evrensel” ve “uygar” kabul edip, kendi milletinin bin yıllık birikimini “çağ dışı” olarak kodlayan hastalıklı bir aşağılık kompleksinin tezahürüdür. Mehter, sadece bir askeri bando değil, aynı zamanda bu coğrafyanın dünya siyasetine vurduğu mühürdür. O ses, Malazgirt’ten İstanbul’un fethine, Viyana kapılarından Kurtuluş Savaşı’na kadar bu milletin karakterini şekillendiren kararlılığın ve bağımsızlık aşkının yankısıdır.
Yakın tarihimizin yozlaşma örnekleri sadece müzikle sınırlı kalmamış, yaşamın her alanına sirayet etmiştir. Geçmişte kamusal alanlarda inançları gereği giyinen kadınlara “yobaz” damgası vuranlar, kendi halkını “göbeğini kaşıyan adam” diyerek aşağılayanlar, aslında bugün mehtere sırtını dönenlerle aynı genetik ideolojiyi paylaşmaktadırlar. Bu zihniyet, halkın inancına, kültürüne ve tarihine ait ne varsa onu bir “geri kalmışlık” emaresi olarak görür. Ancak aynı kitle, Batı’nın en yozlaşmış popüler kültürü olan “twerk” gibi dansları birer “özgürlük ve modernlik” sembolü olarak selamlamaktan geri durmaz. Kendi öz evladının mehter marşıyla coşmasından rahatsız olan bu zümre, yabancının her türlü kültürel istilasına kapılarını ardına kadar açmıştır. Bu, bir medeniyet inşası değil, bir medeniyet iflasıdır.
Bu topraklarda siyaset yapma iddiasında olanların, milletin ortak değerleriyle bu denli sert bir çatışma içine girmesi, sosyolojik bir kopuşun göstergesidir. Kendi tarihinden utanan, kendi müziğinden rahatsız olan ve kendi sembollerine sırtını dönen bir anlayışın, bu millete gelecek adına sunabileceği hiçbir vizyon bulunmamaktadır. Gaziantep gibi, her sokağı şüheda kanıyla sulanmış, “Gazi” ünvanını bileğinin hakkıyla ve imanıyla almış bir şehirde, çocukların bayramında sergilenen bu “arkasını dönme” eylemi, aslında halkın bizzat kendisine arkasını dönmektir. Bu tavır, Cumhuriyet’in değerlerini de yanlış yorumlayan bir “aydın yabancılaşmasının” günümüzdeki tortusudur. Kendi halkına tepeden bakan, onun değerlerini küçümseyen ve sadece dışarıdan ithal edilen formları yücelten bu yapı, kültürel bir yozlaşmanın en somut örneğidir.
Geçmişin “beyaz Türk” kibriyle donanmış figürleri, Anadolu’nun kırsalından gelen her sesi “gürültü” olarak nitelerdi. Onlar için operaya gitmek bir statü göstergesi, mehter dinlemek ise bir “avallık” belirtisiydi. Oysa gerçek bir aydın, kendi toplumunun ruh köklerine bağlı kalarak dünyayı okuyabilen kişidir. Bizdeki bu köksüz zihniyet ise, Batı’nın sömürge aydını tipolojisine tıpatıp uymaktadır. Sömürgeci efendisine benzemeye çalışan ama hiçbir zaman onun tarafından tam kabul görmeyen, buna mukabil kendi halkından da tamamen kopan o trajik figür... Bugün Gaziantep’te mehtere sırtını dönen yönetici profili, işte bu trajik yabancılaşmanın 2020’li yıllardaki acınası yansımasıdır.
İlericilik, bir milletin kendi köklerinden kopması değil, o köklerden aldığı kuvvetle yeni ufuklara yelken açmasıdır. Japonya’dan Almanya’ya kadar dünyanın tüm gelişmiş milletleri, modernleşirken kendi geleneklerini ve tarihsel müziklerini birer gurur nişanesi olarak korumuşlardır. Ancak bizdeki bu küçük zümre, mehterin sesinde duyduğu o vakur edadan ürkmekte, adeta o sesin hatırlattığı tarihsel sorumluluktan kaçmaktadır. Fransız’ın valsine rükû eden, Batı’nın her türlü yozlaşmış popüler kültür ögesini “özgürlük” etiketiyle kutsayanların, mehtere sırt çevirmesi bir rastlantı değildir. Bu, bir zihin haritasının iflasıdır. Onlar için çağdaşlık, kendi milletine ne kadar uzak olduklarıyla ölçülen bir mertebedir. Oysa bir milletin hafızası olan mehteran, bugün sadece bir gösteri değil, bu coğrafyada sonsuza dek hür yaşama iradesinin tınısıdır.
Gaziantep’te yaşanan bu olay, toplumun geniş kesimlerinde haklı bir öfke uyandırmıştır. Çünkü milletimiz, kimin kendisine dost olduğunu, kimin ise kendi değerlerine gizli bir kin beslediğini ferasetiyle görmektedir. Siyaset, halkın değerlerini dönüştürme veya onlara hakaret etme alanı değil, o değerleri yüceltme ve toplumu daha ileriye taşıma sanatı olmalıdır. Çocukların en mutlu gününde, onların izlediği bir gösteriyi ideolojik bir hesaplaşma alanına çevirmek, en başta o çocukların tertemiz dimağlarına yapılmış bir haksızlıktır. Bu zihniyetin sahipleri, kendi köklerine sırtını dönerek aslında bir boşluğa yürümektedirler. Tarih boyunca kendi milletine ve o milletin kutsallarına yabancılaşan hiçbir yapı, kalıcı bir iz bırakamamıştır.
Yakın tarihimizdeki yozlaşma örneklerini hatırladıkça, bu tavırların aslında birer “zihinsel işgal” kalıntısı olduğunu daha iyi anlıyoruz. Bir zamanlar Ezan-ı Muhammedi’yi aslından koparıp Türkçeleştiren, mabetlerin kapısına kilit vuran, tarihimizi sadece 1923’ten ibaret sanıp bin yıllık Selçuklu ve Osmanlı mirasını reddeden o sığlık; bugün mehtere sırtını dönerek hayatiyetini sürdürmeye çalışıyor. Ama unuttukları bir şey var: Bu milletin sinesindeki mehter sesi, hiçbir zaman susmadı ve susmayacak. O ses, düşmana korku salan, dosta güven veren bir istiklal sesidir. Ona sırtını dönenler, sadece o sese değil, bu topraklarda verilen tüm varoluş mücadelelerine de sırtlarını dönmüşlerdir.
Sonuç olarak; tarih, kendi köklerinden utananları ve milletin değerlerine karşı elitist bir kibirle yaklaşanları asla hayırla yad etmeyecektir. Bir milleti millet yapan, sadece ortak bir gelecek tahayyülü değil, aynı zamanda o geleceği inşa eden ortak geçmişin sesidir. O ses susturulduğunda veya o sese sırt dönüldüğünde, geriye sadece içi boşaltılmış bir kalabalık kalır. Gaziantep’te mehteran gösterisine arkasını dönenlerin hali, aslında bir kimliksizleşme trajedisidir. Bu derin yabancılaşma ve tarihsel yozlaşma karşısında, kurtuluşun ve kuruluşun o çetin günlerini bizzat yaşamış, düşmanın sadece bedenen değil, ruhen de bu topraklarda bırakmak istediği tortuları görmüş olan Neyzen Tevfik’in o sarsıcı tespiti akıllara gelmektedir. Onun, geride kalan yozlaşmış zihniyetleri hedef alan o meşhur hicvi, bugün bile bir ayna gibi gerçekleri yüzümüze çarpmaktadır:
“Geldikleri gibi gitmediler; kimi itini bıraktı, kimi bitini, kimi de piçini... Yoksa bu kadar soysuzun bizden olması mümkün değil.”
Eyüphan KAYA
Pansuman Tedbirlerle Aile Muhafaza Edilemez
Recep YAZGAN
Samsun BİLSEM’de Sahipsiz Bırakılan Yetenekler
Mehmet BOZKURT
Tarih konuşuyor, alınacak dersler var-2
Nihat Güç
Müslümanlar, Terör Devleti İsrail ve Dünya Kupası
Ahmet DÜZGÜN
Alın Alayını Bunların
Hamdi TEMEL
Geleceğin Anahtarı: Topraktaki Şifa ve Tarımda Bio-İnovasyon
Kadir Erol
İnsâni Yardım....!
Öztürk Samuk
Zemin Uygun, Kitle Müsait
Seyfettin BUDAK
Kimse görmeyecekse hâlâ iyi kalabilir misin!
Halil MERT
Millî Ekonomi: Güçlü Ve Büyük Türkiye'nin Omurgası
Aydan KURT
Müsait Değilim
Hasan KARADEMİR
ÜÇ FIKRA
Ömer Naci Yılmaz
Kürt Kadını
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Mehmet Ali Çamoğlu
Akıl Oyunları, İlahi Hesap ve Geçilen Tövbeler
Songül KARAMAN
BEKLER KABEM
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Hüseyin KURT
Bir Yanlışı Eleştirmek, Diğerini Savunmak Değildir
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)