Öz-Biçim Çelişkisi
Ruh ile madde, öz ile biçim arasındaki o mahrem münasebeti kaybetmiş, hakikati kendi sığ idrakine hapsetmiş bir zamanın yetimleriyiz.
Başlık, özet ve etiketlerde arandı.
Ruh ile madde, öz ile biçim arasındaki o mahrem münasebeti kaybetmiş, hakikati kendi sığ idrakine hapsetmiş bir zamanın yetimleriyiz.
Tefekkür ,düşünme anlamına gelmektedir.Dinimiz açısından baktığımızda ise Allah cc düşünmek kainatta var olan herşeyin Allah cc tarfından var edildiğini anlayarak O’nun kudretini ve yer yüzünde sağladığı kusursuz idrak ederek düşünmek manasını taşımaktadır.
Göstermenin her şey olduğu günleri idrak ediyoruz. Görüntü fetişizmi narsist bir cemiyet inşa ediyor. Bunların aparatları da çok. Youtube, facebook, instagram, X vb. Bunların elemanı olan kitleleri de görüyoruz.
Türkiye'nin bir cumhuriyet olduğunu idrak edemeyen zavallı insanları tanımamız gerekiyor. Bu konuda kısa bir değerlendirme yapalım.
Şiirin usulü, mutlak hakikati aramaya doğru müşahhas tezahür gergefinde tecrit ve terkiplerin en girift ve en muhteşemlerini örgüleştirerek, kah onları bütün düğümlerinden çözerek ve kah yepyeni düğümlere bağlayarak, idraki tek an içinde eşya ve hadiselerin maverasına sıçratabilmektir.
Ahlâkı bütün Türkiye göklerinde mayalaştırmadıkça, ne tarlayı, ne fabrikayı, ne mektebi, ne kitabı, ne daireyi, ne kışlayı, ne mahkemeyi, ne zabıtayı, ne bakkalı, ne çakkalı, ne sokağı, ne meydanı, ne aileyi, ne gençliği, ne malı, ne cani, ne ırzı, ne namusu, ne ahlâkı, ne idrakı ayakta tutabilirsiniz!..
Büyük Doğu İdeolocya manzumesinin isim konulmaksızın ve perdeli bir dille 1980’deki askerî idareye empozesi cinsinden olan pusula değerindeki sözkonusu işaretler, bilindiği üzere ve esasında beklendiği gibi muhatap idrakını bulamadı.
Ketebe'den çıkan “Modern Dünya İlmihali” kitabı, günümüz gençlerine ibadetlerin hikmetlerini, inceliklerini de aktarıyor. İlmihalin yazarı Muhammed Yazıcı, hamasi nutuklar yerine açıklama bekleyen insanların varlığına dikkat çekerek, güncel ilmihalin modern insanın idrakine uygun çözümleri amaçladığını vurguluyor.
Şehir Plancısı Yüksek Mimar Embiya Sancak’ın haberimize yaptığı yorum, şehirlerimizin mühendis idrakine teslim edilmemesi gerektiğini açıkça ortaya koyuyor.
Samsun Üniversitesinin benimsediği Duvarsız Üniversite Modeli ilhamını sonsuz bir mekân idrakinden almaktadır.
Muhterem Müslümanlar! Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz idrak sahibi müminleri şöyle tanıtıyor: “Onlar ayakta dururken, otururken, yatarken Allah’ı zikrederler. Göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür eder, düşünürler…”
Bafra Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde; idrak ettiğimiz mübarek Ramazan ayı, oruç, iftar, sahur, teravih namazı, ibadetler ve dualar; bu mübarek ayın yaşanan güzellikleriydi.
Canik Belediyesi’nin ilçede düzenlediği Kadir Gecesi Özel Programı’nda bir araya gelen binlerce vatandaş Kadir Gecesi’ni dualarla idrak etti.
Samsun Atakum Atakent Ortaokulu; " RAMAZAN SOHBETLERİ " konusuyla ilgili olarak ve Ramazan ayının idrak edilmesi dolayısıyla, seminer gerçekleştirdi.
HİRÂ VE SEVR Bütün ancak imanla bilinebilir, aklın hakikat diye bulduğu veya anladığı şeylerin hepsi nihayetinde Allah’ın mahlûkudur. Hâlbuki gayb aklı aşar; “aklın gözleri amadır, gayb karşısında” kuşatılanın kuşatanı pusulasız bulması muhaldir.
Oruç, hicretin ikinci yılı farz kılındı. Kâinatın Efendisi Medine’ye bağlı 11 yıllık hayatlarında 9 Ramazan idrak ettiler ve bunların dördünde 29, beşinde de 30 gün hesabiyle oruç tuttular…
Muhterem Müslümanlar! Bizler için ayrı bir kıymeti olan üç ayları idrak ediyoruz.
Mevlâna Hazretlerine sevgimizi göstermenin ilk adımı onu anlamaya çalışmaktır. Anlamak için de öncelikle tanımak gereklidir .Onun Allah sevgisini bu sevgiyi nasıl hayatına yansıttığını,insanlığa verdiği mesajların neleri anlatmaya çalıştığını idrak etmemiz bize yol gösterecektir.
Kılıçdaroğlu’nun teklifi “genç Kemalistleri” kudurttu! Bu memlekette meşruiyet dairesinin merkezinde İslâm olduğunu bir türlü idrak edemeyen Kemalistler, Kılıçdaroğlu’nu Truva atı olmakla suçladı.
Muharrem ayıyla başlayan hicri takvimin, 1444. yılını idrak ediyoruz. Muharrem, Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in “hürmete şayan” olarak nitelediği, rahmet ve hikmet dolu bir aydır.
Muhalefetin hamasi nutuklarla çizmeye çalıştığı dramatik tablolara rağmen memleketimizde abartıldığı gibi bir krizin yaşanmadığı idrak ettiğimiz Kurban Bayramı’nda da görülmektedir.
Muhterem Müslümanlar! Hicretin ikinci yılıydı. Peygamber Efendimiz (s.a.s) ashabıyla birlikte ilk kez kurban bayramını idrak edecekti. Allah adına kurbanlar kesilecek, müminler büyük bir sevinçle birlik ve dirlik içinde bayram yapacaklardı. Bayramın coşku ve heyecanı herkesi sarmıştı. Allah Resûlü (s.a.s) namazgâha varınca ashabına selam verdi.
"Necip Fazıl'ın söylediklerinin duygunun ötesine gidemediğini, görüşlerini ve savunduğu değerleri temellendirmek üzere gereken entelektüel emeği gösteremediği gibi etkilediği insanların da bunu başaramadığını” iddia eden Ekrem Demirli, günümüzün saygı gören profesörlerinin idrak fukaralığını da gözler önüne serdi.
15 Ramazan Dünya Yetimler Günü, yetim çocuklara yönelik farkındalığın artırılması amacıyla bu sene dokuzuncu kez idrak edilecek. Anlamlı günde, Türkiye’de ve dünyanın pek çok ülkesinde çeşitli etkinlikler, hediye dağıtımları ve iftar programları gerçekleştirilecek.
2022 yılında da merak edilen konulardan biri oldu. Regaip Kandili'ni heyecanla bekleyen Müslümanlar, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlanan takvime göre mübarek günü bugün idrak edecekler.
Rahmet ve mağfiret, muhabbet ve bereket vesilesi olan üç ayların manevi gölgesi üzerimize düştü. Önümüzdeki Çarşamba günü Receb ayına kavuşmuş olacağız. Perşembeyi Cumaya bağlayan gece ise Regaib Gecesini idrak edeceğiz inşallah.
Kalem, daha sonra bulunmuş olsa da yazının tarihi insanlık kadar eskidir. İnsanoğlu yazarak; tarihe not düşmüş, belgelendirmiş, kayıt altına almış, bilgi vermiş ve kendini ifade etmiştir. Sözün uçtuğu, yazının kalıcı olduğu idrak edilerek çağlar ötesinden farkında olmadan tarih ilmine katkı sunulmuştur.
1. Bütün kâinatta, bütün varlıklarda görülen, böyle ölçülü, nizamlı, süslü bir meydana gelişin; basit, adi, cahil maddelerden meydana gelmesinde(!) Mucizevîliğe, faydalılığa dikkat çekilerek, bunların arkasında yüksek bir ilim, mutlak bir Kudret ve İrade gerektiği, nazarlara, aklın önüne konmalı ki arkada, imtihan sırrı gereği, bu Dünyada görülemeyen Sanatkârı, idrakimizin önünde adeta canlansın!
Bilgi dolaşımını serbest bırakarak, her kafadan bir sesin çıkmasına kasıtlı imkân veren yeni tekno-medyatik düzen, sözlerin bir bilinç ve idrak filtresinden geçmesine mâni oluyor. Zira resmin bütününde serbest bilgi dolaşımından koşulsuzca faydalanan “herkes, her şeyi bildiğini sandığı için” her aklına geleni söyleyebiliyor, anında dolaşıma sokabiliyor.
İslâm inkılabı kendini dayatıyor. Zannediyorum burada Üstad Necip Fazıl’ın “Dünya Bir İnkılap Bekliyor” çıkışı bizim için bir hayli ehemmiyetli. Müslümanların meseleleri değerlendirebilme, çözüm üretebilme noktasında zorluk yaşadığını görüyoruz.
Muhterem Müslümanlar! Bizler, bir çevrenin içinde ve bir çevreye muhtaç halde yaratıldık. Çevremiz bizler için hayat demektir; hayatın rengi, ahengi, dirliği ve birliği demektir.
Muhterem Müslümanlar! On bir ayın sultanı Ramazan-ı şerifin gölgesi üzerimize düştü. Yarın, Ramazan’ın muştusu olan Berat gecesini idrak edeceğiz. Cenâb-ı Hak, bu gece hürmetine aziz Milletimize ve ümmet-i Muhammed’e hayır ve bereket ihsan eylesin. Berat Gecemiz mübarek olsun.
Muhterem Müslümanlar! Rahmet ve mağfiret, lütuf ve ihsan iklimi üç aylardayız. Önümüzdeki Çarşamba’yı Perşembe’ye bağlayan gece inşallah Miraç Gecesini idrak edeceğiz. Cenâb-ı Hak, bu gece vesilesiyle aziz milletimize, ümmet-i Muhammed’e ve bütün insanlığa sağlık, huzur ve afiyet ihsan eylesin. Miraç Gecemiz mübarek olsun.
Eminim, bu başlık da nereden çıktı diye aklınızdan geçiriyorsunuz. Ben de eminim ki, bir kitap başlığı olan bu sözü hiç duymadınız. Yazının başlığı, İsmet Özel’in yazdığı ve ülkemizin yakın geçmişini idrak etmek adına çok önemsediğim esere ait. İsmet Özel kimdir diye bana sorulsa, şu cevabı veririm: ‘İsmet Özel, anadilimdir. Hatta ve hatta lûgat-i Türk’tür.’
Ne yazık ki, toplumun her iki kesimi de giderek asabiyyetini yitirdiğinin ve nimetle nimeti verenden perdelendiğinin idrakinde değil. Modanın ve markanın tahrik edici cazibesinden kendini kurtaramıyor, bunlarla yatıp bunlarla kalkıyorlar, bunları ellerinden aldığınız zaman da konuşacak bir şeyleri kalmıyor.
Şimdi öncelikle şunları bilelim; – Hiçbir ayet bir diğer ayetle, – Hiçbir ayet bir hadisle, – Hiçbir hadis bir diğer hadisle – Ve hiçbir ayet ve hadis bir gerçekle çelişmez. (Buradaki çelişmez “tezat belirtmez” değil, “tekzip etmez” anlamındadır. Tezatın hikmet ve hakikati ayrı!)
Mübarek ramazan-ı şerifi bu yıl koronavirüs denen salgının dehşetiyle birlikte idrak ediyoruz. Bunda da bir hayır, diyerek mütevekkil ve sabr-ı cemil olmaya çalışıyoruz. Gücümüz ve direncimiz orucumuzdur, duamızdır, zikrimizdir. Bu ulvî vazifelerin üstüne gönlü âbad eden şiirler de kalp ve dimağımızı kavî kılacaktır. Fakîr-i hâkir geceleri, dost şairlerin şiirlerini kıraat ederek gönlümü âbad ediyorum. Bu gece Türk şiirinin beyaz kartalı “anadan doğma şair” Bahaeddin Karakoç’un “Kalûbelâdan beri muhacirim ben” şiiriyle başladım gönül tâlimine:
Üç aylardan Recep ayı içinde iki kandil idrak edilecek. Recep ayında Regaip Kandili ve Miraç Kandili, Şaban ayında Beraat Kandili ve Ramazan ayı Kadir Gecesi idrak edilecek.
“Millet”i mevzu ederken, “M. Kemal Atatürk’ün meseleye bakışı?” diye söze başlamak, İslâm’la aynı mânaya gelen “millet” kavramının câhili olmak demektir. Dahası bu ulvî kelimeye ihânettir. Türklüğü, Atatürkçülükten yardım alarak idrâk etmeye çalışanın idrâki kirlidir ve Türklüğü “millete” değil, “ulusçuluğa” bağlıdır.
“Kemalistlerle, pozitivist ve deist Türkçülerle derdinizin nedir?” yollu sorular geliyor. Nâçiz yazılarımız idrak söktürücüdür, kirli idrakleri temizler, zihinleri açar, yan tesirleri yoktur. Kalp ve dimağa hakikati öğrenme ferahlığı verir.
Önümüzdeki hafta idrak edeceğimiz Kurban Bayramı, dinimizin öngördüğü yakınlaşmayı, bereketi ve yardımlaşmayı sağlayarak ümmetin birliğinde safların sıklaşmasına vesile olur...
Toplum olarak öyle bir hal aldık ki hemen her ferdimize hızla bulaşan bir ‘idrak yolları enfeksiyonu’ ile ufacık bir yanlışı eleştireni “hain”, bir tehlikeyi dillendireni “fetbaz”, kendimiz gibi düşünmeyeni veya bizim doğrularımızla hareket etmeyeni “işe yaramaz” addederek ötekileştiriyoruz. ‘Öteki’nin iyiliğini, kurtuluşunu bize benzemesi şartına bağlayarak üstelik.
Türkiye’nin İslami gelişimini, yardımseverliğini, ümmetin gidişatını ve idrak ettiğimiz Ramazan-ı Şerif’i konuştuğumuz İHH Başkanı Bülent Yıldırım, “Bulunduğunuz çağa, zamana ve mekana şahit olduğunuzu unutmayın. Allah size bu şahitlik görevini soracak” diyor.
Çağdaş Bilim Tarihi “habbe”yi kubbe, “kubbe”yi de habbe yaptığından insanların önemli bir bölümü, eşyadaki terkib ve telifleriyle hayatı kolaylaştıran Peygamberler’in madde planındaki rolünü idrak edemez. Çocuklar, Allah Azze ve Celle’nin suda yaratmış olduğu bir hususiyet olan suyun kaldırma kuvvetine dair konuşan Sicilyalı Arşimet’i (M.Ö. 287 – M.Ö. 212) bilir lakin Allah’tan bir ilimleAnchor[1] ilk gemiyi inşa eden Hz. Nuh’un büyük icadından habersiz yaşar.
Üç büyük şehrin ve bilhassa İstanbul’un (yazının kaleme alındığı an itibariyle) kaybı, Müslümanlarda haklı bir üzüntüye yol açtı. İstanbul, Peygamber müjdesine ermiş kutlu bir şehir ve bu misyona düşman bir partinin büyükşehir belediyesinde bile olsa yönetimi ele alması, şuurlu her Müslümana giran gelir, gelmelidir. Eğer o Müslüman, duygu ve idrak kaybı yaşamıyorsa bu hususu düşünmeli ve sebeplerini sorgulamalıdır.