Bugün dindarlık, özün biçimden, ruhun bedenden ayrıldığı ve hakikatin bir "kışır" (kabuk) ezberciliğine mahkûm edildiği bir trajedinin sahnesidir. Bir tarafta dinin vecdini ve aşkını kaybetmiş, onu sadece havasız bir nefsaniyetin içine hapseden "ham yobaz ve kaba softa" kütlesi durmaktadır. Bu tip, şekli bildiğini ve yaşadığını sanırken, aslında o mukaddes şekli kendi ruhunda donduran ve sadece posa geveleyen bir anlayışsızlığın temsilcisidir. Onlar için şeriat, içinde nur cümbüşü kopan bir sarayın sadece dış kapısıdır; oysa o kapıdan içeri girmeyi, yani batın deryasına dalmayı küfür sayacak kadar nasipsizdirler.
Öz-Biçim Çelişkisi
Ruh ile madde, öz ile biçim arasındaki o mahrem münasebeti kaybetmiş, hakikati kendi sığ idrakine hapsetmiş bir zamanın yetimleriyiz.
admin


















































































































































































































