Ahmet Midhat Efendi
Kendisi Osmanlı’nın son döneminde yaşamış önemli bir Tanzimat dönemi yazar ve romancıdır.
Başlık, özet ve etiketlerde arandı.
Kendisi Osmanlı’nın son döneminde yaşamış önemli bir Tanzimat dönemi yazar ve romancıdır.
Türkiye, Tanzimat’tan bu yana yönünü ve yörüngesini yitirdi.
Oryantalist üslup, gotik ve barok formları kullanmanın yüksek anlayış olarak kabul edildiği Abdülaziz dönemi ve devamı halinde Tanzimat’ta etkisini giderek arttırır.
Cumhurbaşkanı’mızın açıkladığı “İnsan Hakları Eylem Planı”nı Gülhane Hatt-ı Hümâyûnu’na yani Tanzimat Fermanı’na benzetenler oldu. Günümüzde başarı veya başarısızlığı hâlâ tartışılan Tanzimat Fermanı, Türk tarihinin en önemli dönüm noktalarından biriydi.
Batı, kurduğu Oryantalist ve Misyonerlik teşkilatlarıyla senelerce binlerce misyoner eleman yetiştirmiştir. Hedef, İslam Coğrafyasıdır.
“Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Türkiye Ansiklopedisi” nin 4. cildinin “Cumhuriyet dönemi kültür sanat ve sosyal hayat” bölümünden aldığımız notlardan Batılılaşmanın bir parçası olan yılbaşı kutlamalarına dair dehşet verici faaliyetlerin nasıl uygulamaya sokulduğunu öğreniyoruz.
Tanzimat’tan beri Türk milletinin, Avrupa’ya karşı vermek zorunda kaldığı en büyük, en uzun soluklu, en çetin ve en acımasız savaşıdır bu. Hiç bitmemiştir ve bitmeyecektir. Zira Türk milletine nihai olarak galebe çalmanın temel yolu buradan geçmektedir. Aksi hâlde bin kez ezseler, bin kez dirilmektedir...
Necip Fâzıl, lâ-dinî Kemalist Cumhuriyet’e karşı İdeolocya Örgüsü adlı eserinde İslâm düşüncesini tasavvufla terkip yaparak inkılâpçı Büyük Doğu fikriyatını oluşturur. Bu, Tanzimat’tan bu yana zeminin kaybeden Müslüman Türkiye’nin dâvasıdır.
Tanzimat devrinin ünlü sadrazamı Keçecizade Fuat Paşa’nın Paris’te katıldığı bir toplantıda: “Yüzyıllardan beri biz içeriden, siz dışarıdan yıkmaya çalıştığımız halde hala yerinde duruyor.” dediği Osmanlı Devleti I. Cihan Harbi’nin sonunda yıkılmıştır.
Klasik Osmanlı döneminde şehirlerin idaresi ve her türlü belediyecilik faaliyetleri kadıların sorumluluğundadır.
Burada ‘İslamcılar’la kastettiğimiz günümüz siyasal İslamcıları olmadığı gibi Osmanlı son döneminde imparatorluğun dağılmaması için ortaya atılan suni İslamcılık akımı da değildir.
Hollanda’da ve öncesinde de Almanya’da meydana gelen diplomasinin en temel kurallarını ayaklar altına alan çirkin muameleler, Batı dünyasının gerçek yüzünü göstermiş oldu.
10 Şubat 2017, Abdülhamid Han'ın 99. vefât yıldönümüydü. 175 yıl önce doğan, 33 yıl Taht-ı Osmanî'de oturan Büyük Sultan'ın ağzından, medyada son zamanlarda bir "duâ"dolaşmakta. Abdülhamid Han, büyük bir Müslümanve 113. Halife olarak kim bilir ne duâlar etmiştir ama, budua, bizzat Sultan'ın tasarlayıp da okuduğu ve bize böylece intikal etmiş bir dua değildir.
Tanzimat'tan sonra Türk'ü, Arap'ı, Fars'ı ile Müslüman dünya, rehâvete kapıldı. Rehâvet, vücutta duyulan gevşeklik, bir tür tembellik, uyku isteği demek.
[Aşağıdaki değerlendirmeler, yabancı dil öğretimiyle ilgili endişelerden yola çıkılarak yapıldığından, daha çok konuyla ilgili muhtemel olumsuz sonuçları gündeme taşımaya yöneliktir. Bununla birlikte söz konusu değerlendirmelerin, yabancı dil öğretimiyle ilgili tartışmalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.]
Dünyada hayat verilmiş bize
Tanzimat, Osmanlı toplumunun hatta ondanda öncesi İslam’la birlikte Müslüman Türk toplumunun en önemli değişim olayıdır
Ebabil Kitapevi tarafından düzenlenen Ebabil Sohbetleri çerçevesinde Tevfik Demir, Popüler Kültür Çerçevesinde Dil ve Edebiyat konulu konuşma yaptı
Çinlilerin, beddua ettikleri kişiye söyledikleri“Umarım korkunç bir çağda yaşarsın” sözündeki “korkunç çağ” ile zamanımızı kastediyor olmalılar
Tanzimat edebiyatının büyük şairlerinden Ziya Paşa (1825–1880) birer özdeyiş hâline gelmiş beyitleriyle meşhurdur
Bir “Zamane müptezeli”nin Necip Fazıl ve İslamcılıkla ilgili ifrazatları… Tanzimat’tan bu tarafa bir türlü kurtulamadığımız tartışmalardan birisi “İslamcılık”
Hüseyin Gülerce'nin en son yazısında belirttiği gibi, batı "demokrasi"yi bir hegomanya vasıtası olarak kullandı ve kullanmaya devam ediyor. Bu olgu, Tanzimat'tan beri batının uyguladığı bir yöntem.
Tanzimat dönemiyle birlikte hayatımızın her alanına nüfuz eden Avrupa-merkezci (Eurocentric) bakış açısı bilimsel alanda yıkılmanın eşiğine mi geldi?