Hepimiz Ölecek Yaştayız

İsa ÇOLAKER

13-07-2022 15:31

Bu iddialı başlık, merhum talebem Bülent Parlak’ın mottosu gibiydi. Ölüm bir vakıadır. Ona rahmet olsun. Yazımı sınav salonunda, ölüm haberi sonrası yazıyorum. Demek ki hepimiz ölecek yaştaymışız. Rahmetliyle farklı bir hukukumuz vardı. Hoca talebe ilişkisinin üstünde bir ilişkiydi. Okuyan, yazan, düşünen, fikreden bir ademdi. Çok öğrencim oldu. Bülent farklı bir kişilikti. Tek tabanca İzdiham Dergisi çıkarmak, ancak onun yapabileceği bir çılgınlıktı. İyi, güzel şeyler yaptı. Dolu, hızlı, aktif yaşadı. Klasik bir öğretmen olmadı. Entelektüel bir öğretmendi. Talebeliği hızlı, bir o kadar da aktifti. Kültür yaşamı da öyle oldu. En İzdiham yazarları zoom toplantısında görüntülü görüşmüştük. Ona hakkımı helal ediyorum. Dilerim cennette buluşuruz. Hoca ve öğrencisi hayırda ortakmış.

Yaşamını mütevazi bir öğretmen olarak ikame ederdi. Yazları Amasya’ya gelirdi. Burası şehir gibi şehir hocam derdi. Şehzadeler şehrine karşı, özel bir sevgisi vardı. Yeni kitabını basarız derdi. Her şey kaldı. Amasya’yı Saraybosna’ya benzetirdi. Çayı, sigarayı, şiiri, dostlarını çok severdi. Adam gibi adamdı. Üniversitede söyleşiler yapmıştık. Yüzlerce öğrenciye kitap imza, açık konuşmalar yaptı. Hoca öğrenci değil, baba oğul gibiydik. İnsanları gönül etmeyi bilirdi. Tabir ona aittir. Instagram’da söyleşi zinciri yapmış, onu da konuşturacaktım ama nasip olmadı. Afişi yaptım, başlığı ne atayım dedim, havadan sudan olsun dedi! Ben rahatsızlandım, yapamadık. Yaşamı ciddiye almayan, çelebi ruhlu bir adamdı. Ölüm teması derginin ana mottosu gibiydi. Onun yazdıkları izdiham müktesebatına yeter artar bile:

“ben sadece seni sevmeyi çok iyi bildim uykumu sallandırırken darağacında ve başrolde bir tüfenk sekerek bir yenilgiden diğerine zafer zannedilen üstelik uzaklarda yaşlanırken Benim en güzel mesleğimdir seni sevmek.”

 “Benim en güzel mesleğim seni sevmek” diyen adam bizi ve sevenlerini öksüz bıraktı. Genç gitti. Bülbülüm Bağ Gezerim kitabımı kendi bastı. Kapak tasarımını da o yaptı. Bütün yazar ve şair dostlarıyla ilgiliydi. Yazmakta zorlananları teşvik ederdi. Yaşamı, okumak ve yazmaktı. Seyahati, konuşmayı, dost ziyaretlerini, sılayı rahîmi ayrı bir severdi. Yerine de getirirdi. Her yaz balkon sefası yapardık. Dolu dolu yaşadı. İzdiham yaşasın isterim. Dergiyi çıkarmakta zorlandığını söylerdi. Devam derdim. İzdiham’ın Dükkanını bile açtı. Görsel ağırlıklı bir dergicilik yapardı. Ben fotoyu fazla bulurdum. Ortam derdi. Edebiyatı edebiyat gibi yapalım, tebliğ ayrı bir şey derdi! Tartışırdık. Beni kırmaz, fikirlerime değer verirdi. Her daim düşünceli ve tefekkür halindeydi. Arifane bir tarafı vardı. Belki de şiiri orada gizliydi. Tefekkür, tezekkür, tasavvur sahibi bir adamdı. Geleceğe projeksiyon tutardı. Etrafında genç bir hale vardı. Okur buluşmaları yapar, üniversiteler için aracılık isterdi. Ben de yaptım. Hiçbir maddi kaygısı yoktu. Hocası gibi; yersiz, yurtsuz, mülkiyetsiz bir adam oldu.

Kalabalıklar içinde bir bohem, sigaralı bir düşünce adamı oldu. Tek kişilik bir fikri dünyası vardı. Ortakları da gençler, öğrenciler, öğretmenler, sahipsiz kitlelerdi. Çaplı sözleri, grafitileri, ara başlıkları, aforizmaları vardı. “Hepimiz ölecek yaştayız” artık bir başlık değil, Bülent Parlak yazgısıdır. Yazdığını yaşayan bir şairdir artık. Penceresinden baktığı dünya, onu da ötelere irtihal eyledi. İyi bir müslüman olduğuna da şahidim. Hocanın talebesini yazması da pek zormuş. Ama oldu.

Merhum Bülent Parlak ruhu genç bir adamdı. Genç şair, talebem Mahmut Dilmaç’ın şiir kitabını bir telefonla basmıştı. Severdi gençleri, ruhu genç tutalım derdi. İzdiham gibi adı kalabalık bir dergiyi tek yaşatmak istedi. Başardı da. İzdiham okuma gruplarını tek başına ya da ekibiyle takip ederdi. Kim nerede, ne yapar bilirdi. Sosyal medyaya ağırlık verelim dedim, sözümü de dinledi. Hatta benim de bir “artık kitap izleyip, televizyon okur olduk” temalı afişimi yaptı. Kitabımın tanıtım slaytlarını yaptı. Hepsini özel ve severek yaptı. Tam bir kültür adamı ve iyi bir mümindi. Her Amasya ziyaretinde Sultan Bayezid yapardık. Sanatın yedi çeşidine hakimdi. Instagram’da gece programı yapar, gençlerden türkülü istekler çalardı. Benim de Abdullah Papur isteğimi kırmamıştı. Malatyalı Fahri, Çekiç Ali, Bergen severdi. Türkü, şiir, seyahat, kitap, yazı severliğimiz ortaktı. Beni yazmaya teşvik eden adamlardan birisiydi. Siz de yazma istidadı var, derdi.

Merhum şair Bülent Parlak’ın kültürel mirasına sahip çıkalım. İzdiham dergisi yaşasın. Yayınevi çalışmaları sürsün dilerim. Sevgili okurlar, İzdihamcılar size çok iş düşüyor. Allah yerini cennet etsin. Faydalı yaşadı, iyi yaşadı. Hakka yürüdüğünde de ayrı bir iz bıraktı. Kısacık ömrüne çok işler kattı. Biz ondan razıydık. O da bizi severdi. Onun güzel şiir dizeleriyle sonlandıralım:

“Ellerim titriyor ellerim Çor tutmuş bağlar yeşeriyor birdenbire Kızılderili reis tüylerini yeniden takıyor başına Oturan boğalar ayaklanıyor bozkırda köylülerle Sen aklıma düşünce kim gelse aklıma Unufak oluyorum”

Bülent Parlak’ın şiirindeki “oturan boğa” esprisi de ders cümlelerimden ve ortak argomuzdu. Allah onun yâri ve sevgilisiydi. Rahmet olsun.

 

 

DİĞER YAZILARI Latifi’nin Okuma Yazma Aşkı 01-01-1970 03:00 YAZAR TIKANIKLIĞI 01-01-1970 03:00 Öğretmenlik Yolculuktur 01-01-1970 03:00 Maarif Meselemiz 01-01-1970 03:00 Öğretmenden Ne Beklenir? 01-01-1970 03:00 Camdandır Gönül 01-01-1970 03:00 Görüntü İmparatorluğu 01-01-1970 03:00 Öğretmeni ne yoruyor? 01-01-1970 03:00 Seçim nasıl kaybedilir? 01-01-1970 03:00 Kitap Okurunun Hakları 01-01-1970 03:00 Şiirin Gürültülü Sessizliği 01-01-1970 03:00 Aşık Veysel Şiirinin Renkleri 01-01-1970 03:00 Haziranda Ölmek Zor 01-01-1970 03:00 Ey Felek Döne Döne Alma Günahım Hazer Et 01-01-1970 03:00 Yeşil Pencerenden Bir Gül At Bana 01-01-1970 03:00 Gel Beri Gel Hele İnsan Ol İnsan 01-01-1970 03:00 Bir Başka Pencereden Anlama Çeşitleri 01-01-1970 03:00 Üniversiteler ne yapar? 01-01-1970 03:00 Üniversiteler ne yapar? 01-01-1970 03:00 Eyaleti-İ Rum Sivas 01-01-1970 03:00 Kalem Kâğıdın Maşukudur 01-01-1970 03:00 Yaratıcı Yazmada Dijital Etki 01-01-1970 03:00 Edebiyat adamı ne yapar! 01-01-1970 03:00 Heykel Hikâyesinden Mülhem 01-01-1970 03:00 Gül Yetiştiren Adam 01-01-1970 03:00 Sinema Meselem 01-01-1970 03:00 SİNOP’SİS 01-01-1970 03:00 Bana derler aşık senin neyin var? 01-01-1970 03:00 Âlemde Bir Devir Dönüyor Amma 01-01-1970 03:00 Cihan Yıkılsa Emin Ol Bu Cephe Sarsılmaz 01-01-1970 03:00 Totemli hayat Totemi put bilirdik 01-01-1970 03:00 Işık Düşünceler 01-01-1970 03:00 Bir Sepet Hayal 01-01-1970 03:00 Öğretmenin fark oluşturacak tutum ve davranışları 01-01-1970 03:00 Öğretmenin fark oluşturacak tutum ve davranışları 01-01-1970 03:00 Asabiyet Çukuru 01-01-1970 03:00 Hayatımız Roman 01-01-1970 03:00 Üç Nesil, Üç Şair 01-01-1970 03:00 İnsan İyiliği Kadar Taşlanır 01-01-1970 03:00 Erbakan Hocanın Yoldaşları 01-01-1970 03:00 Bilmem Bu Gurbetlik Ne Kadar Uzar 01-01-1970 03:00 Enkaz Dili 01-01-1970 03:00 Bakmak İstiyorum Günler Günü Gökyüzüne 01-01-1970 03:00 Dînî ya da Lâdînî Edebiyat 01-01-1970 03:00 Unutulmayan öğretmen kimdir? 01-01-1970 03:00 Yazmaktır Yaşamak 01-01-1970 03:00 Tükenmemek İçin 01-01-1970 03:00 Issız Hüzünlerin Adamı Behçet Necatigil 01-01-1970 03:00 Nesillerin Zamanla İmtihanı 01-01-1970 03:00 Yunus Pirimiz Olur 01-01-1970 03:00 Ahlâk 01-01-1970 03:00 Ezanların Aydınlığında 01-01-1970 03:00 Tehlikeli Gerçeklik mi! 01-01-1970 03:00 Unutulmuş Bir Amasyalı: Ahmet Yetkin Emri 01-01-1970 03:00 Yeşil Giresunlu Bir Fikir İşçisi Fethi Naci 01-01-1970 03:00 İdeallerin Adamı Olmak 01-01-1970 03:00 Dava Adamı 01-01-1970 03:00 Ne İşimiz Var Siyaseti? 01-01-1970 03:00 Bürokratik Eziyetin Müdür Tipleri 01-01-1970 03:00 Dokuz Köyden Kovulsak da 01-01-1970 03:00 Yönetici Yapmayacaklarımızın Özellikleri 01-01-1970 03:00 Putları Var İnsanın 01-01-1970 03:00 Gözünaydın Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi! 01-01-1970 03:00 Toplumsal Şiddetin Paradigmaları 01-01-1970 03:00 İstemezükçenin Bir Başka Adı 01-01-1970 03:00 Kaht-ı Rical 01-01-1970 03:00 Sekülerin Diyanetle İmtihanı 01-01-1970 03:00 Korona Dersleri 01-01-1970 03:00
haber yazılımı