Yeni Parti kuruldu. Sahte Büyük Doğucuların keyfiyet ve kemmiyet değişiminden bihaber maskeli ahmakların artık ocağın kızıştığı dönemden yaptıkları paylaşımları yapamayacakları ve dolayısıyla eller yukarıda dımdızlak kaldığı bir iş.
Evvela hayırlı olsun demek lazım ancak bal börek merasimimizden sonrası müphem. Parti ilkelerinde bol soslu retorik ve yerlici (!) seviciliğin ardında pek bir şey göremediğimiz, “Camiiye siyaset karıştırmayın” diyen avama karşın “O yapınca iyi ama!” gibisinden verilen çocukça tepkilerin varolduğu bir parti. Bizim gibi ne ıssız yerde yatan ne de korkulu düş gören insanların güleceği türden… Parti programlarının ilk sayfasında yer alan ibare:
“Bu kara düzeni değiştireceğiz.”
Nasıl? sorusunun cevabında fikir özü geberik lafların yanı sıra sloganik-çürük çözümler… Nasıl düşündüğü, niçin öyle veya böyle düşündüğünün izâhı yok, atmasyoncu onbaşı tavrıyla ileri sürülen fikirler (!). Özgür Özel, ilk grup toplantısında “Artık teyze adamlığı bırakalım, işimize bakalım” mukabilinde sarfettiği cümlelerle sarhoşları sarsmıştır. Noel ağacı misali şu sıra gördükleri değerden epey hoşnut olsalar da dallarından bir halt olmayacağını, ruhsuz ve fikirsiz olmalarından mütevellit “Biz mevcuda inanmıyoruz, memnun da değiliz mevcuttan. Eğer bize derseniz ki yerine ne koyalım, onu da biz bilmiyoruz”dan öteye geçilebilecek bir muhalefet yok. Muvazene ölçülerinde “ölü” veya -sekülerin tekfiri olan tipleme ile- “yobaz”lardan farkı kalmadıklarının da altını çizelim. Havanda su dövmek anlayacağınız!
“Yeni Parti; cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve devrimcilikten oluşan Altı Ok’u, Atatürk ilkelerinin tarihsel mirasını ve ilerici özünü koruyarak, çağımızın demokrasi, özgürlük, eşitlik, yurttaşlık, adalet, dayanışma, kamusal yarar, bağımsızlık, bilim ve sürekli yenilenme hedefleri doğrultusunda benimser.”
Yenilenme-ilerleme, Altı ok… Aynı tas aynı hamam. Ahmak muhakemesi ile zamanın kurbanı olmuş insanların izafiyet kaydından örnek! Fikir nâmusu ve dava ahlakı diyerek aldıkları ilke ve içtihatların genelev yönetiminden farksız ve zelil aksiyon(!)u, bunların hedef ve doğrultularına birer örnek…
“Yeni Parti, insan haklarını, hukukun üstünlüğünü, çoğulcu demokrasiyi, kadın-erkek eşitliğini, çevrenin korunmasını, barışı ve uluslararası dayanışmayı insanlığın ortak değerleri olarak kabul eder.”
Acıyı şekere bulayıp “şeker” kılıfıyla pazarlama işi… 10 sene oldu 15 Temmuz üzerinden geçeli ve bir ses var mı bu konuda? YOK. Bırakın 15 Temmuz’u, İmamoğlu davasından beri AKP’ye muhalefet var mı? Yok. Bazı görmekten yoksunların “en büyük muhalefeti direnerek yaptı” demesinden çıkan sonuç: “Yeni Parti’ye dokunmayan yılan bin yaşasın!” olmalı demek ki. İşin ruhu ve manasını kavramayana ahmak denir. Şuan bakıldığında “hukuk” üstün değil mi, demokrasi yok mu, kadın-erkek eşit değil mi -ki AKP işi LGBT’ye kadar bile götürdü!"-, çevre korunmuyor mu?… (!) Kinaye maksatlı bunları sıralama nedenim şu, “Nasıl?” sorusunun cevapsızlığı! İçi boş kof bir mücadele! Er meydanının beklediği yiğitlik yok sizde, boşa laf ebeliği ve teyze adamlık yapmayın! İşin keyfiyetine tesirin yoksa istersen senelerce yat. Fare kafasından farksız mücerret fikir yoksunluğu ve bir güruhun bu şekil bir tavır alması, epey iç acıtıcı! Parti programlarında bile “dostlar dolu görsün” hesabı iki satır sloganın ardından yeni sayfa.