25 Haziran'da merdivenaltı İslamcılığı yine bir takım ötekileştirmelere insanları maruz bıraktı. Deniz Göktaş isimli bir gencin yapmış olduğu stand-up gösterisi sonrası “hurra!” bir saldırıya geçildi. Çeyrek asırlık AKP iktidarında sanat adına hiçbir yeni değer çıkmaz ve aksine eksilirken; hayatı ciddiye almama nazıyla aslında ölmeyecekmiş gibi millete bok atma derdinde olan bazı merdivenaltı şizofrenler ve ideolojik keskinliklerini mü'minlik zanneden akıl iğdişleri, mesajı kırpıp bütünü görmezlikten gelmiş... Başlangıçta bir eleştiri yok, etkiye verilen aşırı tepki. Halk dilinde “kuyruk acısı...” Neden böyle söylüyorum? Çünkü anlatılan şey, tamamiyle politik bir örnek. Bağlam çok açık: Meddah, eski uzun saçlı, bıyıklı halinden söz ediyor. O görüntünün Türkiye’de bazı insanlarda otomatik bir çağrışım yarattığını anlatıyor. Esnafla konuşurken sadece “merhaba” dese bile, sanki yüzü başka şeyler söylüyormuş gibi algılandığını söylüyor. Ardından örnekler veriyor: sanki yüzü “devletin silah yoluyla yıkılması gerektiğini düşünüyorum” diyormuş gibi, sanki başka radikal cümleler kuruyormuş gibi, sanki “ilk üç kitap iyiydi, dördüncüsü…” diyormuş gibi. Ama hemen ardından özellikle şunu söylüyor: “Bunların hiçbiri benim cümlelerim değil.”
Yani bu sözleri kendi fikri olarak kurmuyor; tam tersine, insanların ona dış görünüşü ve kimliği üzerinden yakıştırdığı karikatür cümleleri sahneliyor. Buradaki mizah kutsala değil; insanları görünüşünden, kökeninden, mahallesinden dolayı hemen “dinsiz”, “hain”, “bölücü”, “İslam düşmanı” diye etiketleyen zihne yöneliyor. Üstelik ardından “dördüncü kitap favorim” diyerek beklenen suçlamayı da boşa düşürüyor. Eleştirilen şey, belki üslup olabilir. Üslup için ne demiştik: “Üslup, kelimeler ve cümleler üzerinde herhangi bir kalıp ifadesi değil, kelime ve cümleler vasıtasıyla kalıpta bir fikir edasıdır. İleride de bahsedeceğim meselelerin mukaddimesi nisbetinde Büyük Doğu Mimarı'ndan bir ölçü daha: "Fikirde şahsiyeti olmayanın, üslübunda şahsiyet olmaz!"
Konakçı’nın “kökü Aleviymiş”, “leş ağız”, “necis dil”, “gereği yapılacaktır” gibi ifadeleri ise tam da Meddah'ın anlattığı ahmaklığı doğruluyor: önce bağlamı kes, sonra mezhepçilik ekle, sonra hedef göster, en sonunda bunu din hassasiyeti diye sun. Bu din savunusu değil; nefret, mezhepçilik ve linç, din pezevenkliğinin dili. Tabi, işin şuuru ve tehassüsü gerçek mânâsıyla olmadığı takdirde, yapılan hareketlerin her biri faydadan çok zarar getirir... İlacın alerjisine karşı ilacın ontolojik varlığına red yani. Bu durumda en ufak bir hastalık bile öldürür insanı. Hassasiyetleri, gören gözünden fazlası olmayan bir tipik ahmaklığı da gözden kaçırmayalım... Özellikle söylemlerinin devamına baktığımızda Kur'ân üzerine söyledikleri, hedefsiz ve dolayısıyla şuursuz hayvancık hareketi. Anlayış nisbetindeki pürüzlerden, bütünü «eleştirme» çabası gülünç. Sirk maymunundan farksız yani... O yüzden yargılamamak lazım zaten. Onu izlemek için oraya gelen de, onun o ve ölçüsü değişmemiş gerizekalıca şakalarına gülenin dini algısı da Nasreddin Hoca'nın kuşundan farksız. “Ufkunda nefs güneşini doğuranın, insanlık şafağı kararır.” der Büyük İrşad Kutbu. İnsanlık şafaklarının karardığından mütevellit yaptıkları bir çeşit acıyı şekere bulama çabası... Durumun noktasından virgülüne kadar en doğru ve bedihi tahlilini Kumandan yapmıştır.
“(...) Şimdi dikkat edin, kaç türlü salaklık bir arada: Akıl ruha bağlı bir keyfiyettir ve ruh emrinde basit bir ölçü âletidir... Akıl lûgat çerçevesinde de "bağ" ve "kayıt" mânâsına gelir... Ve akıl, mahlûktur... Ve âyette bilidirldiği üzere, İslâm kalbin yoludur; akıl, işi tahdit ile tek bir esasa bağladığından, incelikleri anlamada kâfi değildir... Bütün bunları göz önünde tutunca, "Allah'a akıl izâfe etmenin", O'nu kul olarak vasıflandırmak demek oluşu ve bunun da "ben bir salağım!" demek oluşu açık değil mi?.. Bu tür bir muhakeme sahibinin yeri, itibar makamı değil, doğrudan doğruya tımarhânedir!” Aklın keyfiyetinin müslüman geçinen ahmaklar da dahil, başıboş ve başıbozuk düşünceler ve hainlikten beter muzipliklerle bir ilgisi yoktur. Hele şu, en basit bir muhakeme gözünde bile sefillikleri belli, İslâm'ı istihza mevzuuna çeviren ahmakların fikir bildikleri samanlarla hiç ilgisi yok.
Meselede ateşi körükleyen dertsiz, ilmi cehlini bile almamış müslümanlar ise, ahmaklığı bâki kalan ve kalacak meddaha nisbetle daha rezil!
"Garip ama gerçek; insanda ilk teşekkül eden şuur, tenkid şuurudur!" Yani, değerlendirme; ölçme, biçme, tartma, nasıl ve niçiniyle anlama, eleştirme, süzme, tasarrufuna alma... Burada bir hususu da belirtelim: Umumiyetle tenkid, tahlil işi sanılmaktadır, oysa tahlil işin bir yanıdır. Münekkid dediğin oturduğu yerden hüküm icra edecek, fildişi kule sahibi demek değil... Halbuki bugün yerden biraz yüksek kürsüler, fildişi kule halinde... Yazının başında ne demiştim: “Çeyrek asırlık AKP iktidarında sanat adına hiçbir yeni değer çıkmaz ve aksine eksilirken...” İlacı tesiri için, şifası için alırsınız... Zevkine değil. Kanser hastasına aspirin verirseniz böyle olur. Müslüman diye başımıza ne oldukları, ne de olabilecekleri bir şey olan, fikirleri ile İslâmî açıdan getirdikleri bir hadisesi olmayan; Doğru dürüst sisteme sahip olmayan ve müslümanlıklarına dair kayda değer tek vasfı fabrika yanına kuru kuru cami yapmak olan AKP'yi, diğer yanda Cumhuriyetin karikatürize ettiği Müslüman tipine yaklaştıkça ideolojik keskinlik belirttiği vehmine kapılanların ifadesi sayılabilecek, bizzat şeriatın mahkûm ettiği hikmetsiz ve kaba, iğrendirici ve tiksindirici bir nâranın sahiplerini getirirseniz cemaat ne yapsın? Acından ölecek hale gelen delinin önüne bir tabak pilav konulduğu zaman mecnun kaşığı ağzına götüreceği yerde kulağına tıkmaya kalkışırsa hali ne olur? Yemek önündeyken acından ölür! Bugün Müslüman bir hukuk profesörüyle bir fıkıhçı arasında bile diyalog kurulamaması; meselenin hikmet plânında, yani İslâmî bir toplumun ihtiyaçlarına cevap verebilmenin, yani tertipleyici kurallara vücut verebilmenin derinlik boyutunda ele alınamaması nedir? Fikir olmayınca, her faaliyet kendi kendinden ibaret... “Ahlâkî altyapı”nın yokluğu davası!..
Şunu açıkça belirtelim: AKP, müslümanın şuur süzgecini mahvetmiştir. Müslüman kafası ile fare kafası arasında bir fark bırakmamıştır ve buna çabalamıştır. Bunu gerek meşin kafalarla, gerek bağnazlarla gerekse yukarıda bahsettiğim tipolojileri yaratarak yapmıştır. O kadar şizofrenik bir durum ki, salya-sümük tipolojisini bile yaratmıştır. En sonki yazılarımın birinde ne diyordu Amerikan raporunda: “(...) dışarıdan müdahaleye lüzum kalmamıştır.” Yiyin birbirinizi diyor yani... Şuur süzgecinin darmaduman edilmesine dair, meşhur bir eski Çin -yeni Amerikan- işkencesi... Adamın kafası kelse veya usturaya vurulmuşsa mesele yok; değilse, bu şekilde saçları kesiliyor. Ve çeşme altında, kafasının aynı noktasına tıp tıp damlayan su... Aradan saatler geçtikten sonra bu damlalar, kafanın içinde balyoz yemiş yankısı meydana getiriyor ve adam çıldırıyor... Akupunktur bahsinde söylediklerim hatırlanırsa, hiçbir şiddet izi görülmeden bir adamın nasıl balyoz darbeleri hissi altında çıldırtılabileceği ve ölebileceğini anlarsınız. Bir toplumun ortaya koyduğu fikirler, o toplumun sahip olduğu medeniyet ve kültür ortamında yoğrulduğundan ve bu ortam da muhtelif toplumlarda farklı bulunduğundan, toplumdan topluma nakledilen fikirlerden fazla istifade edilemez. Bilhassa yabancı fikirlerin ithal edildiği toplumun fertleri, belirli bir ilim kapasitesinden mahrum iseler, alınan fikirler o toplumun mahvına sebebiyet verir ve avanaklara olan tesiri de o ölçüde çok olur -Elmasın keyfiyeti, kemmiyetindeki azınlığındadır- Bu husus biyolojide de aynıdır: Gıda olarak aldığımız, meselâ sığır proteinini organizmamız aynen kullanamaz... Onu evvela insan proteinine -alışılmış ve insan-toplum hadiseleri için çok olana- çevirir ve sonra kullanır. Bu itibarla, şayet müfekkiremizin metabolizması düşük ise, okuduklarımızdan ve duyduklarımızdan elde ettiğimiz fikirlerimizin kendisine pek faydası olmaz.
Bu yolda yetişmenin ilk şartıysa muhalif olmaktır... Nasıl olsa “Demokrasi, bir muhalefet rejimidir.” Gerekeni, arzu ettiği şuur seviyesince gerektiği şekilde yapmak. Tepeden inme bir savcının Üstad'a “Siz bütün devrimlere karşısınız, değil mi?” sorusunun ardından Üstâd'ın “Devrimlerle karşı karşıyayım; ama onlara karşı mıyım, siz karar verin!” cevabını iyi anlamak gerekir. ("Remz şahsiyet", fikrin çizilmiş sûretidir, fikirle çizilmiş bir sûrettir.)
İşin hülâsası ve mesele hakkındaki değerlendirmemiz gayet açıktır!... Bilale anlatır gibi anlatmakta gerekiyorsa şöyle noktalayalım: Balığı kılçığından ayırın. Bu ilacın muhatapları ise yukarıdaki tipolojiye sahip cılız beyinliler, uzviyet ahengine erişememiş ama “oldum!” zanneden ahmaklar değil, «Yılana dokunmaktan çocuk men edilir, duâlı ve efsûnlu, yâni yılan tutmakta mahir olan değil.» fehvâsınca çocuğadır, çocuk sırrının idrakine erenedir.
Hasan KARADEMİR
Balığı Kılçığından Ayırın
Eyüphan KAYA
Ruhumun payını verin Arkadaş!
Nihat Güç
Dünden bugüne ne cennete giden yol değişti ne de cehenneme düşüren yol değişti
Halil MERT
Jeopolitik Fırtınanın Eşiğinde Nato Zirvesi
Öztürk Samuk
BİOTERÖRİZM
Vehbi KARA
Bugün Kabotajın 100. Yılı
Mehmet Ali Çamoğlu
Haram Lokma ve Kayıp Nesiller
Seyfettin BUDAK
Dünya Kupası Daha Başlamadan Neden Bitti
Adnan ÖZ
Dünya kupasından erken eve dönüş kötü yönetimin sonucu!
Recep YAZGAN
Laik Devlet Bin Yıl Daha…
Mehmet BOZKURT
İslam alemi: bir isim mi, bir hakikat mi?
Özlem Gürbüz
Yaşlılara Hürmetin Ve Saygının Önemi
Fatma Saçak Akbulut
Geleneksel
Mehmet Nuri BİNGÖL
Nur Dersine Gidişim
Aydan KURT
Bugün Hangi Düşüncemi Yazmalıyım
Songül KARAMAN
Dergah-ı Mevlânada
Ömer Naci Yılmaz
Demokrasi Rezaletleri
Memiş OKUYUCU
Ritim ve Eğitim İlişkisine Yakından Bakmak!
Özhan KIZILTAN
Sanver'in Tahliyesinin Ardından…
Gülay ÇETKİN
Bakan Tekin’e Denizli’de Ne Dediler?
Kadir Erol
İnsanı İzlemek!
Hüseyin KURT
İlkokul Mezuniyetleri mi, Duygu Gösterileri mi?
Ravza ZEYBEK
Zehirli Baldır Söyleme
Ahmet SAĞLAM
Birlik Ve Beraberlik
Aydın BENLİ
ANTİMADDE
İsa ÇOLAKER
Latifi’nin Okuma Yazma Aşkı
Ahmet DÜZGÜN
Alın Alayını Bunların
Hamdi TEMEL
Geleceğin Anahtarı: Topraktaki Şifa ve Tarımda Bio-İnovasyon
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)