15 Temmuz 2016’da yaşanan darbe girişimi esnasında anlık duygularla yazılanlar, aslında olayın tahlili için çok önemli. Özellikle bol propaganda ve dezenformasyon; iktidar cenahında çalkalanırken halkın bu meseleye olan tepkilerine iyice bakmak lazım. Bu araştırma yazımda darbe öncesi yapılan bir takım analizlere ve yapılanlara daha da yakından bir mercek tutacağım.
15 Temmuz gecesine giden süreç, aslında 2014 yılından itibaren TSK komuta kademesine yönelik sistemli ve yoğun bir psikolojik savaşın başlatılmasıyla şekillenmiştir. Askeri literatürde "Komuta Kademesi" olarak adlandırılan Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları, bu dönemde Erdoğan’ın siyasi ajandasına tam biat etmeleri için ağır bir medya baskısı ve "cemaatçi" yaftalaması ile karşı karşıya bırakılmıştır. Bu stratejinin temel amacı, orduyu her türlü rejim değişikliğine (Başkanlık Sistemi) müdahale edemez hale getirmek ve TSK içindeki NATO yanlısı profesyonel kadroları tasfiye ederek yerlerine siyasi sadakati yüksek isimleri yerleştirmektir. Siyasi sadakati yüksek isimlerde SADAT’tan seçilmiştir. Bir Twitter kullanıcısının beyanı bu konuda şöyledir:
Türkiye de RTE kendine SADAT diye paralel bir ordu kuruyor ve HULUSİ AKAR dan ses çıkmıyor. Vatan hainlerini dışarıda arama, içeriye bak.
(12 Mayıs 2016, 9:48)
Dün Ergenekon, Bugün Paralel..
Aynı hikaye, biat edecek bir Ordu istiyor..
(10 Mayıs 2016, 11:52)
Bu anlatılardan sonra ilginç bir tweette başka bir Twitter kullanıcısından görülüyor. 29 Mayıs 2016’da yazmış olduğu bu tweetle sanki 15 Temmuz sonrası manzarayı anlatıyor:
“T. Erdoğan: Güvende
Binali Yıldırım: Güvende
Hulusi Akar: Güvende
Hakan Fidan: Güvende
Bekir Bozdağ: Güvende
Türk Milleti: Mevta...”
(Emrullah Sazan, @JMS_1881)
27 Haziran 2014 tarihinde hükümete yakın Akşam Gazetesi’nde yayımlanan "Karargâhta 40 Paralel Paşa" manşeti, bu psikolojik harekatın en somut örneğidir. Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Hulusi Akar’ı dahi hedef alan bu yayınlar, aslında komutanlara "ya bizimle hareket edersiniz ya da tasfiye edilirsiniz" mesajını vermiştir.² Bu baskı altında, Genelkurmay ve MİT arasında darbe öncesi sıklaşan görüşmeler, darbe gecesi sergilenen pasif tutumun altyapısını oluşturmuştur. MİT, Emniyet ve emekli askerlerden gelen ve yasal dayanaktan yoksun olduğu iddia edilen "tasfiye listeleri" sürekli komutanların önüne konulmuş; bu durum ordu içinde büyük bir huzursuzluk ve yaklaşan Yüksek Askeri Şura (YAŞ) öncesi "beka korkusu" yaratmıştır. 31 Mart 2016’da Rasim Ozan Kütahyalı’nın “Hulusi Akar direnmeye kalkışırsa istifasını verir.” (yazısına değinmeye bile gerek kalmadan) yazısına karşılık 31 Mart 2016’da Müyesser Yıldız’ın kaleminden çıkan GENELKURMAY “DARBE” AÇIKLAMASI MI YAPTI? başlıklı yazıdan bölümleri de aktaralım:
Bir süredir bir “darbe” havasıdır gidiyor. Kaynak neresi, “Başkomutan”ın gittiği ABD ile Cemaat…
Söylentiler ne kadar “benimsendiyse”, Genelkurmay’ın bu sabah yaptığı açıklama, herkes tarafından büyük bir ön kabulle, “darbe söylentilerine cevap” olarak değerlendirildi.
Velev ki öyle, ne yani Genelkurmay, “Evet, şu tarihte darbe yapacağız” mı diyecekti?
O açıklama, “darbe”ye ilişkin değil, öncelikle Erdoğan’ın Gazetesi Sabah’ın yazarı Rasim Ozan Kütahyalı’ya karşı yayınlanmış bir e-muhtıradır… Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’a, “TSK’daki paralelle mücadeleye direnirse istifasını verir” diyen Kütahyalı’ya şimdilik, “Marş marş adliyeye” cevabıdır…
Genelkurmay’ın açıklamasının kritik bölümü şu:
“Bazı medya organlarında hiç bir dayanağı olmadan yapılan haber ve yorumlar doğal olarak kahraman silah arkadaşlarımızın moral ve motivasyonunu olumsuz etkilemekte, tüm mensuplarımızı rahatsız etmektedir. Milletinin engin sevgi ve güveninden güç alan, demokrasiye bağlılığını her ortamda dile getiren Türk Silahlı Kuvvetlerinde idari ve adli mekanizmalar sürekli ve etkin olarak çalıştırılmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetlerinde disiplin, mutlak itaat ve tek emir komuta esastır. Hiçbir yasa dışı, emir-komuta hiyerarşisi dışı oluşum ve/veya harekete taviz verilmesi söz konusu değildir.”
Yani Genelkurmay da Erdoğan gibi, “Tek ordu, tek komutan var” diyor. Fazlası şu; “İdari ve adli mekanizmaların etkin olarak çalıştırıldığı”, yani “paralelle mücadele edildiği” bildiriliyor.
Müyesser YILDIZ
(31 Mart 2016)
Müyesser Yıldız’ın diğer yazılarından da aktarmalar yapmadan önce şunu da belirtelim. MİT ve Emniyet, “şüpheli personeller ile ilgili bir hazırlığa” 17-25 sonrası başladığı, Ömer Faruk Gergerlioğlu ile yaptığım röportajda belirtilmesi bir yana belli olan bir mevzu. Özellikle 15 Temmuz’a kadar gelen süreçte 28 Haziran’da bile Atatürk Havalimanı’nda bir patlama yaşanması, 4 Temmuz’da verilen olası bir saldırıya karşılık MİT’in talim ve teminat raporu, o dönemki iklimi açıklar vaziyette… Şimdi Müyesser Yıldız’ın yazılarıyla devam edelim:
Sabah Gazetesi Ankara Temsilcisi Okan Müderrisoğlu’nun bugünkü, “TSK… Paralel Yapı… Mücadele Stratejisi…” başlıklı yazısını mercek altına alalım. (…) Özetle şunları anlatıyor:
– Paralelle bağı olduğu öne sürülen personelin; istihbari bilgiler, somut belgeler üzerinden “emeklilik” veya “istifa” suretiyle TSK’dan ayrılması sağlanıyor. TSK Yüksek Disiplin Kurulu’na sunulan bu tür dosyalarda ise gönüllü ayrılmayanlar için “ihraç işlemleri” de yapılıyor.
– TSK, paralel yapı ile ilintili ihbar geldiği anda ihbarın imzalı ve ciddiyet arz eden bilgiler içermesi durumunda söz konusu personeli tedbiren “pasif göreve” çekiyor. Son olarak Genelkurmay Adli Müşaviri de istihbarat raporları üzerine görevden alındı ve Hukuk İşleri Müdürlüğü adı altında faal olmayan bir kadroya çekildi.
– Acaba, TSK’da orgeneral seviyesinde paralel komutan olabilir mi? Gerçekten zihinleri kemiren, rahatsız edici bir soru bu. Orduyu töhmet altında bırakmamak lâzım. Zira bu, tehlikeli olur. Öngörülere göre, orgeneral ve korgeneral rütbesinde paralel bağlantılı komutan olmadığı fikri hâkim. Tümgeneral seviyesi izlemede tutuluyor olabilir. Tuğgeneral ve albay rütbesindekilere dair iddialar, uçucu personel ve jandarma teşkilatı bu noktada özellikle inceleniyor.
Müderrisoğlu yazısının sonunda ise, “Ağustos 2015 Şûrası’nda terfi sırasında olan 14 generalin, paralel kuşkusu veya somut istihbarat nedeniyle emekli edildiğini, hakkında paralel incelemesi süren 19 generalin pasif görevlere atandığını, tamamının Ağustos Şûrası’nda emekli edileceği” bilgisini veriyor.
Somut belgeler… İmzalı ve ciddiyet arz eden ihbarlar… Emeklilik veya istifa suretiyle TSK’dan ayrılmalarının sağlanması… Ancak gönüllü ayrılmayanların ihraç edilmesi…
“Kumpas” davalardaki uygulamalardan, bu uygulamalara; “Ne büyük gelişme ve özen” demekle yetinip, Müderrisoğlu’nun yazısının son bölümünde verdiği sayılar üzerinde duralım.
27 Haziran 2014 tarihli Akşam Gazetesi’nin, “Karargâhta 40 Paralel Paşa” manşeti üzerinde biraz daha duralım… Haberden sonra neler oldu? Genelkurmay Başkanlığı sert bir açıklama yaptı. Açıklamada özetle şu ifadeler yer alıyordu:
“Anılan haber ve yorumlarla, TSK içinde hiyerarşi ve disiplin dışı oluşumların teşkilatlanabildiği imajının yaratılmak istendiği üzüntü ile izlenmektedir. Kamuoyu nezdinde TSK’nın kurumsal kimliği ile mensupları hakkında olumsuz algı yaratma çabasını içeren iddia ve yorumların, hiçbir hukuki, insani ve vicdani dayanağı bulunmamaktadır. İleri sürülen iddiaları araştırmak ve gerekli idari/adli işlemleri yapabilmek için bugüne kadar resmi istihbarat makamlarından somut hukuki hiçbir bilgi ve belge TSK’ya ulaşmamıştır… Her türlü yıkıcı, bölücü ve yasa dışı kişi ve oluşumlardan TSK’nın temizlenmesinin yasal bir görev ve sorumluluk olduğuna inanılmaktadır. TSK bu konu üzerinde önemle ve hassasiyetle durmuştur ve durmaya devam etmektedir. Ancak somut bilgi ve belgeye dayanmayan dedikodu mahiyetindeki maksatlı haber ve yorumlar ile TSK’nın ve mensuplarının yıpratılmaması ve ayrışmalara neden olunmaması için ülkesini ve milletini seven, ülkemizin birlik ve beraberliğine sözde değil özde önem veren her vatandaşımız tarafından azami hassasiyet gösterilmesi gerekliliğine inanılmaktadır.”
Genelkurmay, “TSK’nın kurumsal kimliğini ve personelini ilgilendiren her türlü iddianın, titizlikle araştırılmakla birlikte somut bilgi ve belgeye dayanmayan kişileri karalamaya matuf haber ve yorum yapan ve bunu kasıtlı olarak medyaya sızdıran kişiler hakkında hukuki yollara başvurulduğunu ve başvurulmaya devam edileceğini” de duyurdu ve sonra haberin imzalısı Ahmet Dinç, Sabah Gazetesi’nden atıldı ve uzun süre iş bulamadı. Genelkurmay ise önce yalanladı ve bugünlere gelmeden, darbe sürecine gelmeden bile kendiyle çelişti. AKP’nin özellikle 17-25 sonrası TSK’daki Cemaati tasfiye çabalarının sonu olmayınca Abdurrahman Dilipak’ın 6 Nisan 2016’da dediği gibi son tarih olarak 30 Ağustos gözüktü… Amaç ve hesapları neydi peki? “Bütün hesapları, Anayasa değişikliğinden önce, Türkiye Başkanlık sistemine geçmeden bir şeyler yapmak.. Bunun için Şeytanla bile işbirliği yapabilirler.. Ekonomi çöksün, Türkiye bölünsün, Suriye’ye dönsün, kan gölü olsun bölge umurlarında değil gibi…” Bir benzeri olarak “İstihbarat yok, vatandaşı fişleme var. Çözüm yok, hamaset var. Tedbir yok, “misliyle cevap” var. Güvenlik yok, ölüler ve yaralılar var.” diyor 2016’nın Nisan manzarası için Prof. Dr. Sencer Ayata. Özellikle Mayıs gibi patlamalarla beraber konuşulan bir takım şeyler mevcut. Yılmaz Özdil’in 1 Nisan’da “Darbe olur mu?” sorusundan tutun, Levent Gültekin’in (ki kendisi 15 Temmuz ile ilgili sonrasında skandal itiraflara imza atmış ve ifşa etmiş bir gazetecidir.) olağan konjonktöre karşın “(Erdoğan,) Darbe yapılacaksa ben yaparım.” demiş oldu.” mesajına kadar… Hulusi Akar'ın “Hulusinasyon"larının başarılı olması ardından ortaya atılan yeni bir olası iddiada Cumhurbaşkanı’nın Abdullah Gül olacağıydı… Aklıma gelen ilk hadise: 12 Eylül askeri rejimi döneminde cuntanın desteğiyle kurulan ve Kenan Evren'in 1983 seçimleri öncesinde, halka açık mitinglerde isim vermeden ima ederek "Bunlar bu işi yapamaz/beceremez, onlara oy vermeyin" dediği parti emekli Orgeneral Turgut Sunalp liderliğindeki Milliyetçi Demokrasi Partisi (MDP) kuruluşu ve yıkılışıydı… AKP’nin iç kavgasında bir tuzak anlaşmazlığı var… Hulusi Akar, Erdoğan’ı tuzağa çekmek istiyor; Erdoğan, Cemaat’i… Abdullah Gül ise ikisinden de rahatsız ancak Akar’ı kullanmak istiyor. Yetki ve “Başkomutan” kim? Erdoğan. 7 Nisan 2016’da Washington Times haberi!
"Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’deki askeri darbe söylentilerini, yetkilerini genişletmek ve muhalefeti bastırmak için kullanıyor"… Abdullah Gül meselesi kritik.. Kendi ekibini aylar öncesinden toplamaya çalışan bir adam. @UstAkilOyunlari diye bir hesap, Tayyip’e karşı bir takım lobicilik faaliyetlerinin olduğunu Şubat 2016’da yazmış.
1-Bülent ARINÇ
2-Hüseyin ÇELİK
3-Sadullah ERGİN
4-Suat KILIÇ
5- ABDULLAH GÜL
Siz lobi yapmaya devam edin..
Reis Başkan olacak....!
(3 Şubat 2016, 12:34, @UstAkilOyunlari)
7 Şubat’ta Abdullah Gül’den AKP’ye yönelik bir konuşma: “Bu pislik temizlenmez!” Hatta daha da ileriye götürdüğü açıklamaları ve ikiyüzlülükleri de mevcut. Mart 2016’da ise kendisinin yüzüne “Başkanlık uğruna ülkeyi yönetilemez hale getirdin!” derken çevresine bunu “Fişini çektim, çıktım!” diyerek ifade ediyor. 2004 MGK kararının altında Tayyip’le beraber imzasının olması da bir işaret.
Bir başka mesele olarak fişlemelere değinelim. Yazıda bazı konular içerisinde geçen MİT’in fişleme listeleri ve Sayın Gergerlioğlu’nun açıklamalarının temellendirilmesi için “şecaat arz ederken sirkatin söyleyenlerle” meseleyi açığa kavuşturmaya gayret edeceğim. “Sirkatin söyleyenler”in başında gelen isim Fatih Tezcan. 2016’nın Mayıs ayında atmış olduğu bir tweeti huzurlarınıza bırakıyorum:
“Bugünlerin kıymetini bilin!
Kriz yok.
Kriz tacirleri var.
Haşhaşi spekülasyonları var.
İninden çıkan fitnecileri,
Fişleme günlerindeyiz.”
(5 Mayıs 2016, @fatihtezcan)
7 kişilik bir kurulun fişleme için hazırlık yaptığı da o dönem medyasının malumu. Özellikle verilerin dağıtılmasının çıkardıkları fişleme kanununda “Fişlemelere yönelik tek istisna” olması, durumun açıklığını ortaya kor vaziyette. 7 kişilik kurulun başındaki isimlerde medyada paylaşıldı… 15 Temmuz’da bahsedilmeyen bir diğer mesele SADAT meselesi… Bu SADAT meselesi söz konusu olunca Cumhuriyet Gazetesi’ni tebrik etmek gerek. 12 Temmuz 2016’da epey cesur bir işe imza atarak AKP’nin paralı askerlerine karşı “Kara delik” , “Savaş Şirketi” ifadelerini cevvalce kullanabilmelerini kutlarım. SADAT meselesi epey kritik ve riskli… Araştırmak isteyenler için CNN Türk’ün ilgili yayınlarını izlemelerini tavsiye ederim. 15 Temmuz ve SADAT’ı bilenler, malum yerlere konuşlandırılan eli silahlı beyaz yeleklileri bu tim için bir dönem iddialarda olan “Ölüm Ordusu” ışığında müşahede etsin.
Ve evet… Sonunda 15 Temmuz. “Darbeci” diyebileceğimiz kişilerin çoğunu çağırtan, ölüme yollayan veya sabah yanında namaz kılıp, helikopterinde ağırlayıp akşam kendi yanındaki faresini bile satan “kahramanların”, belirtilen ve korku duyuulan o başkanlık sistemi üzerinde (2018) cirit attığı bir rejimin dönüm noktası.
Mehmet Ali Çamoğlu
Hacı bayram veli camii’nde siyaset, vatandaşın göğsüne uçan tekme!
Hasan KARADEMİR
15 temmuz’a giden süreç
Eyüphan KAYA
Barış ve huzur sürecine amasız destek vermek lazım
Songül KARAMAN
Motivasyonda Dijital Devrim-2
Öztürk Samuk
Bütün Sorun 11 Keçiymiş Meğer!
Adnan İPEKDAL
Kara Samsun’un Beyaz Türkleri
Ömer Naci Yılmaz
Motorcu Derviş
Adnan ÖZ
Muhammed salah lige heyecan katacak!
Recep YAZGAN
AHBAP America İnc.
Aydın Babacan
Sınırların Hikmeti
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Zaman mı Akıyor, Yoksa Biz mi Geçip Gidiyoruz!
Vehbi KARA
Cuma Hutbesi ve Bidat
Özlem Gürbüz
Her İzleyen Destekçi Değildir
Nihat Güç
Münevver İnsan
Bülent ERTEKİN
"Pamuk Eller Cebe" Demeden Önce Bir Kez Şadırvana Bakın!
Aydın BENLİ
İnsan En Çok, Sevdiği İnsanın Sözüyle Kırılır
Halil MERT
Psikolojik Harp, Jeopolitik Mücadele Ve İslam Dünyasının Kaybettiği Ortak Akıl…
Recep Ali AKSOYLU
Fiyatlandırmada Ölçüyü Kaçıran İşletmeler
Hamdi TEMEL
Gelenekten Bilime Uzanan Bir Yolculuk
Mehmet Nuri BİNGÖL
Kalbin Gerçek Sığınağı Allah'tır
Seyfettin BUDAK
Hakikati Buldum Demek Tanrı’yı Kaybetmek mi?
Ahmet SAĞLAM
Zina Çeşitleri
Mehmet BOZKURT
Ne Oluyor Bize!?
Hüseyin KURT
Atatürk’ün Adıyla, Üniter Devletin Temelleriyle Oynanamaz
Fatih ORUÇ
TAGUT
Abdulkadir MENEK
Huzur Ve Sevginin Adresi: Aile
Ravza ZEYBEK
Bir Milletin Tekrar Destan Yazması
Kadir Erol
Ahbap, çavuş ve dahi kızılay...
Fatma Saçak Akbulut
Geleneksel
Aydan KURT
Bugün Hangi Düşüncemi Yazmalıyım
Memiş OKUYUCU
Ritim ve Eğitim İlişkisine Yakından Bakmak!
Özhan KIZILTAN
Sanver'in Tahliyesinin Ardından…
Gülay ÇETKİN
Bakan Tekin’e Denizli’de Ne Dediler?
İsa ÇOLAKER
Latifi’nin Okuma Yazma Aşkı
Ahmet DÜZGÜN
Alın Alayını Bunların
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)