Takdim
Bediüzzaman’ın tenkit metodunun temel taşı "müsbet hareket"tir. Bu prensip, düşmanlık üzerine değil, muhabbet ve hakikat arayışı üzerine kuruludur. Nursî, tenkidi "insaf" ve "gurur" ekseninde ikiye ayırır. Eğer tenkidi insaf işletirse hakikati parlatır; ancak gurur ve tarafgirlik işletirse tahrip eder ve parçalar. Onun dünyasında tenkit, bir fikrin yanlışlığını ortaya koyarken yerine daha güçlü ve selâmetli bir doğruyu ikame etme sanatıdır. Müsbet hareket, sadece bireylerin değil, toplumun genel maneviyatını yükseltmeye yöneliktir ve bu kalkınmanın şiddet ve anarşiyle değil, eğitim, sevgi ve merhametle gerçekleşeceğini vurgular.
Şahıstan Fikre İndirgenmiş Husumet ve Adavete Adavet
Bediüzzaman, "Sıfata adavet edilir, şahsa değil" düsturunu benimser. Yirmi İkinci Mektup’ta (Uhuvvet Risalesi) bu meseleyi derinlemesine işlerken, bir müminin kalbinde adavete yer olmadığını, eğer adavet edilecekse insanın kendi içindeki adavet duygusuna veya nefs-i emmaresine adavet etmesi gerektiğini vurgular. Bu yaklaşım, tenkit metodunu kişiselleştirilmiş bir polemikten çıkarıp evrensel bir fikir mücadelesine dönüştürür. Bediüzzaman’ın tenkitlerinde muhatap genellikle "ehl-i dalâlet", "mimsiz medeniyet" veya "felsefe-i sakime" gibi şahs-ı manevî temsilleridir. Bu, eleştirinin etkisini artırırken, toplumsal barışı bozacak bireysel çatışmaların önüne geçer.
Bediüzzaman'ın bu metodu, Gandhi'nin şiddet içermeyen direnişiyle (sivil itaatsizlik) paralellikler gösterir; ancak Nursî'nin farkı, bu hareketi tamamen imanî bir temele oturtmasıdır. O, düşmanlarını bile imanlarını kurtarma potansiyeli olan bîçareler olarak görür. Bu durum, eleştirinin tonunu hiddetten merhamete evirir.
CERBEZE
Bediüzzaman, "cerbeze"yi aklın ifrat mertebesi ve bir nevi "aldatıcı zekâ" olarak tanımlar. Cerbeze, hakkı batıl, batılı hak gösterecek kadar sofistike bir yalan mekanizmasıdır. Bediüzzaman'a göre cerbezenin en dehşetli özelliği, zaman ve mekânda dağınık olan kusurları bir araya getirip, tek bir noktada ve tek bir şahısta toplayarak sunmasıdır. Bu, adaleti icra ederken zulme düşmenin ana sebebidir.
Münazarat eserinde konunun sosyolojik yönünü ele alan Bediüzzaman, siyasi propagandaları "cerbezenin veled-i nâmeşruu" (gayrimeşru çocuğu) olarak niteler. Ona göre, bir politikacı cerbeze yardımıyla binlerce insanın ufak hatalarını toplayıp sadece muhaliflerine yükleyerek toplumu yanıltabilir. Aynı şekilde, materyalist bilim insanları da kâinattaki cüz'î sebepleri birleştirip "tabiat" adı altında ilahlaştırarak bilimsel bir cerbeze yaparlar. Bediüzzaman'ın tenkit metodu, bu karmaşık yalanlar silsilesini "sıdk" (doğruluk) kılıcıyla parçalamaktır. "Bir tane sıdk, bir harman yalanı yakar" diyerek, cerbezenin kurduğu hayalî dünyayı tek bir gerçekle yıkar.
Cerbeze yoluyla yapılan eleştirilerde insan kusursuz kabul edilir; oysa Nursî, insanın doğası gereği hata yapabileceğini belirtir. Cerbezeci, bir topluluğun içindeki tek bir bireyin hatasını o topluluğun tamamına ("Hacılar", "Hocalar" gibi) teşmil ederek genelleme yapar. Bediüzzaman, bu mantık hatasını deşifre ederek, kolektif suçlamaların ne kadar haksız ve mantıksız olduğunu gösterir. Onun eleştiri dili, parça ile bütün arasındaki ilişkiyi doğru kurmayan her türlü yaklaşıma karşı sert bir mantık filtresi uygular.
HİCİV VE İRONİ
Bediüzzaman’ın hiciv dili, özellikle haksız suçlamalara maruz kaldığı mahkeme müdafaalarında ve hapis hayatında zirveye ulaşır. Onun hicvi, saldırganlıktan uzak, ancak muhatabın cehaletini ve art niyetini "ince bir ironi" ve "sert bir hakikat" karışımıyla yüzüne vuran bir yapıdadır.
Mahkemelerde kendisini "gizli cemiyet kurmak" ile suçlayanlara karşı, "Bu kadar dehşetli bir cemiyetimiz var ki, bu cemiyetin adı İslâmiyet'tir ve her gün beş vakit bu cemiyete kayıt tazelemekteyiz" diyerek, iddianamelerin mantıksızlığını ironi ile karşılar. Yine Afyon Mahkemesi'nde ehl-i vukufun (bilirkişi heyeti) raporlarındaki hataları "vukufsuzluk" olarak niteleyip, onların "İslâmiyet ve vatan tarihine yabancı" olduklarını belirterek tezyif eder.
Hiciv dilinin en çarpıcı örneklerinden biri, medeniyetin sefahat ve zulüm kısmına taktığı "mimsiz medeniyet" ismidir. Arapça "medeniyet" kelimesinden 'm' harfi çıkarıldığında geriye kalan "deniyet" (alçaklık, sefalet) kelimesini kullanarak, Batı medeniyetinin ahlaki temellerini hicveder. Bu, sadece bir kelime oyunu değil, bir dünya görüşünün sembolik olarak yıkılmasıdır.
Bediüzzaman, kendi şahsına yapılan hakaretlere karşı sabırlıdır ancak İslâmiyet'in onuruna dokunulduğunda sertleşir. İstanbul'u işgal eden İngiliz Başkumandanı'na ve onun baskısıyla fetva verenlere karşı yazdığı "Hutuvat-ı Sitte" eserindeki "Tükürün zalimlerin o hayâsız yüzüne!" mısrası, onun hiciv ve tenkit geleneğinin en meşhur örneğidir. Bu sertlik, şahsi bir öfke değil, "izzet-i İslâmiyeyi" koruma gayretidir. Bediüzzaman, zalimlerin gücünü tenkit ederken, onların aslında ne kadar korkak ve aciz olduklarını "ölümü istihkar ederek" (hafife alarak) gösterir. "Neticesi deniz de olsa geniş bir kabirdir. İdam olunsam bir milletin kalbinde yaşayacağım" sözü, zorbalığa karşı yapılmış en büyük hicivdir.
ŞEFKAT TOKATLARI
Bediüzzaman’ın metodunun en özgün yönlerinden biri, "dostlara" ve "kendi dairesine" yönelttiği pedagojik tenkittir. "Şefkat Tokatları" (Onuncu Lem'a) kavramı, iman hizmetinde samimiyetini koruyan ancak beşeriyet gereği gaflet, tembellik veya korkuyla hizmete ara verenlerin, kader-i İlahi tarafından nasıl bir "kamçı" ile uyarıldığını anlatır.
Hizmet ve Sadakat İlişkisi
Bediüzzaman, kendisi dahil olmak üzere en yakın talebelerinin (Hulusi Bey, Sabri Efendi, Bekir Efendi, Tevfik Bey vb.) başına gelen maddi veya manevi aksilikleri, hizmetteki bir ihmale bağlar. Örneğin, Bekir Efendi'nin maddi imkânsızlık korkusuyla bir risaleyi basmaktan çekinmesi üzerine parasının çalınmasını bir "şefkat tokadı" olarak niteler. Bu metod, cemaat içi bir oto-kontrol ve yüksek bir manevi disiplin sağlar.
Buradaki tenkit dili "zecr" (zorlama) değil, "şefkat" eksenlidir. Nursî, bu uyarıları "Allah kullarına çok şefkatlidir" (er-Ra'ûf) ismine dayandırır. Zındıka ve dalâlet ehlinin tokat yemesinin tehir edilmesi ise, onların davasının "küfür" hesabına geçtiği ve cezalarının ahirete veya büyük felaketlere (zelzele gibi) bırakıldığı şeklinde açıklanarak, adalet-i ilâhiyeye duyulan güven pekiştirilir.
MÜNAZARA VE POLEMİK ETİĞİ
Bediüzzaman, münazarada (tartışmada) hakperestliği en yüksek erdem sayar. Ona göre, bir tartışmada asıl amaç haklı çıkmak değil, hakikatin ortaya çıkmasıdır. "Eğer bir adam, bir münazarada kendi kazansa, bir şey öğrenemez; ama hasmı kazansa, bir hakikat öğrenmiş olur ve kazançlı çıkar" diyerek, geleneksel inatçı polemik anlayışını temelden sarsar.
Cerbezeye Karşı Sıdkın Müdafaası
Bediüzzaman, tartışmalarda cerbezeye başvurulmasını "akıl midesine girmiş zehirli bir yemek" olarak görür. İmanî meselelerin ilim ile değil, çok sayıda letaifin (duygunun) payıyla hissedildiğini belirtir. Bu yüzden, kuru bir akıl yürütme yerine kalp ve ruhu da doyuran bir metod takip eder. Onun müdafaalarında kullandığı dil, muhatabını "ilzam" (susturma) etmekten ziyade "irşad" (doğru yolu gösterme) etmeye yöneliktir. Ancak hakikate saldırı yapıldığında, "Bir nefer nöbet başında iken başkumandan gelse başını eğmez" prensibiyle tavizsiz bir duruş sergiler.
SONUÇ
Bediüzzaman Said Nursî'nin eleştiri metodu, modern çağın materyalist dayatmalarına karşı geliştirilmiş bir "akıl ve kalp kalkanı"dır. Onun metodu, düşmanı yok etmeye değil, "düşmanlık fikrini" çürütmeye odaklanır. Hicvi, muhatabı güldürmek için değil, batılın saçmalığını hissettirerek uyandırmak içindir. Tezyifi, maddeyi küçültüp manayı yüceltmek gayesine matuftur. Tenkidi ise, "insaf" süzgecinden geçerek hakikati pırlanta gibi ortaya çıkarma ameliyesidir.
Onun mahkeme müdafaaları, sadece şahsi bir savunma değil, aynı zamanda o dönemdeki hukuk sisteminin ve zihniyetin belâgat dolu bir eleştirisidir. "Mimsiz medeniyet"ten "şefkat tokatları"na kadar uzanan bu geniş yelpaze, Nursî’nin hem bir mütefekkir, hem bir sosyolog, hem de bir manevi mürşid olarak toplumun tüm katmanlarına dokunan bir eleştiri kültürü inşa ettiğini göstermektedir. Sonuç olarak Nursî, "müsbet hareket" dairesinde kalarak, en sert eleştirileri bile birer "irşad" vesilesine dönüştürmeyi başarmış; modern İslâm düşüncesinde özgün bir savunma ve inşa dili kurmuştur.
MUSTAFA GÜLTEKİN
Malabadi Köprüsü’nün Hikayesi
Burak Çileli
“Ep-stone”cu “Cowboy”un “Stone Age” Herzesi !
Seyfettin BUDAK
Merhametin İnfazı
Adnan ÖZ
Beşiktaş’ı eze eze yendik!
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Recep YAZGAN
Küresel Trans İfsat Çeteleri
Ömer Naci Yılmaz
Masum Değiliz
Eyüphan KAYA
Sendikalar sınıfta kaldı
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Murat GÜLŞAN
Camilerimizde Türk Bayrağı Olmalı
Mehmet Nuri BİNGÖL
Ölüm Yıl Dönümünde Turgut Özal
Bülent ERTEKİN
Sizin yeriniz bizim gönlümüzde, ancak bu kadar mı diyorsunuz!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Nihat Güç
İslam’ın Olmadığı Yerlerde Vahşet Ve Dehşet Kardeş Olur
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Memiş OKUYUCU
Kapitalizmin Cinneti Sahillerimizi Vururken!
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Songül KARAMAN
ALLAH DER
Mehmet BOZKURT
Tarih Konuşuyor, Alınacak Dersler Var! - 1
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Aydın BENLİ
Cengiz Zor “Aile Çökerse Devlet Ayakta Kalamaz” Diyor
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Hakikatı hatırlayış ve öze dönüş!
Cevahir AYDIN
Hareketsizliğin Makyajı: Şikâyet
Özlem Gürbüz
Helallik Meselesi
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Hamdi TEMEL
Sarı Kantaron: Gelenekten Bilime Uzanan Şifa Bitkisi
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Gülay ÇETKİN
Özgürlük Vaad Ediyoruz; Aslında Öyle Değil, Çok Kolay
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
İsa ÇOLAKER
Kitap Okurunun Hakları
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)