Heykel Hikâyesinden Mülhem

İsa ÇOLAKER

19-08-2024 13:14

Haldun Taner’in Kızıl Saçlı Amazon adlı hikâye kitabında, Heykel adlı bir öyküsü vardır.

Öykü; bir şahsın evine bir heykel yaptırma serüvenini anlatır. İBB’ ye başvuran kahramanımızın heykel izni alamama mücadelesi ironik olarak anlatılır. Yazara göre de mesele modernleşememedir. Haldun Taner de heykeli kısmi olarak parçalamayı göze alır. Çünkü dönemin İBB’sine güvenmemektedir. Sonunda heykele de izin çıkmaz. İktidar izin vermemiştir yani. Öykü de niçin müphemiyetiyle biter? Bizim modernlerin heykel mücadelesi biraz böyle akimdir.

 

Batılılaşmayı heykelcilik gören toptancı bir kesim var. Büst, kafa, kaide, anıt vb. heykelcikleri tekrar tekrar yaparak ilerleme sağlayacağını düşünen bir heykelist topluluk var. Bunu da toplumun kafasına vura vura yapmaya çalışıyorlar. Sonrasında da israf edebiyatı yapmazlar mı? Heykel bir plastik sanattır. Önemli ve bir o kadar da kadim bir sanattır. Bir ucu peygamber dönemine kadar da uzanır. Toplumu heykelle sınamak da neyin kafası? Kim heykelle yol almış ki? Sanatlardan bir sanat, eserlerden bir eserle kayıtlıyız. Başka sanat bilmez misiniz? “Sanat Allahı aramaktır, gerisi çelik çomak oynamaktır “diyen Sultan’ üş Şuara Necip Fazıl Kısakürek haksız mıdır, siz başka sanatlara da odaklanmaz mısınız? Yoksa bura bir ihale ve besleme kapısı mı?

 

Şehirlerin kahir ekseriyeti sosyal belediyecilik yapan kesimde değil mi? Bunu anlıyorum. Siz sadece heykel mi yaparsınız? Fen işleri, alt ve üst yapı işleri zor mu geliyor? Görünmeyen işlerle ilgilenmez misiniz? Sulama, tarım, okul, köprü, sosyal sorumluluk işleri çok mu zor? Heykelcik işleri para araklama vesilesi mi? Heykellerin birçoğu da poliüretan ya da sert plastik malzemeden yapılmadır. Ucuz ve bir o kadar da kötü malzemelerden yapılmaktadırlar. Bronz malzeme oldukça azdır. Birçok heykelcik de sanat fukarası bir yapıdadır. Heykelin ideolojik bir arka planı var mıdır? Halkın kafasına heykelle vurmak da nedir? İşeyen adam, nü heykelcikleri de ayrı bir tasavvur boşluğudur.

 

Heykelle terbiye edilmeye çalışılan ya da heykelle sınan halkımız, böylelikle ilerici mi olacaktır? Bu, neyin kafasıdır? Plastik sanatlar da edebiyat gibi görsel sanattır. İman da gerektirmez! Seversiniz olur biter. Sevmezseniz bir boşluk da olmaz. Kentin ihya veya inşasında heykelin nasıl bir ruhu vardır? Sadece heykelle şehir ruhu inşa edemezsiniz. Heykelin de modern şehirde bir yeri vardır, lakin belirleyici değildir. Petersburg’da, Londra’da, Paris’te heykelin epey bir anlamı da vardır. Oralarda Roma’dan beri heykelci bir yapı vardır. Türk yurdunun heykelle imtihanı yeni, bir o kadar da tazedir. Haldun Taner ustanın Heykel hikayesinde anlattığı gibi, abartılı Macar heykelleri bir şehri ve toplumu modern kılmaz. Bu iş zorlamayla da olmaz. Önce kültürü yaratılır, daha sonra da sanatla inşası gelir. Bugün yaşadığımız budur. Heykelin vasıfsız ve sıradan yapımı da sanata olan saygıyı öldürmektedir. Ortalık eksik ve sıradan heykelciklerle doludur. Özellikle muhafazakâr belediye heykelleri tam bir faciadır. Yaptığınız ya da yapacağınız heykellerin bir derinliği ve kompozisyonu olsun. Amasya Yavuz Selim Meydanındaki veya Samsun Cumhuriyet Meydanındaki Mustafa Kemal heykelleri bir sanat ifadesidir. Kompozisyonu güzel olan heykeller kalıcı ve bir o kadar da ihtişamlıdır.

 

Heykel sanatına edebiyatçı gözüyle bakmakta yarar var. O bir nesnedir. Onu ideolojik bir özne haline getiremezsiniz. Buna gerek de yoktur. Sıradanlaşan sanat bir ezikliktir. Şimdi yaşadığımız budur. Türk şehir sanatında meydan, çeşme, köprü, ev olduğu gibi, bir de heykel olsun derseniz, batılılaşma kemale ermiş olmaz. İğreti bir kent inşa etmiş olursunuz. Necip Fazıl Kısakürek Heykel adlı şiirinde der ki: “Yıllar bir gözyaşı olup da kaymış/Bu eski heykelin yanaklarında” Usta, heykeli bir sevgili gibi düşünmüş, yıllanmış heykelin gözyaşı döktüğüne tanıklık etmek istemiştir. Heykel kalıcı bir tarihselliğin adıdır. İyi ve anlamlı yapılmak zorundadır. Heykel gibi adam derken de bunu düşünürüz. Heykel yanağından düşen bir gözyaşı bile sizi hüzünlü bir ortama itecektir. Biz sanatı böyle görürken, heykelin soğuk ve bronzdan yapısını bile atlarız. Cemal Süreya,  Üvercinka’da kadın güzelliğinden bahisle : “Hadi bir de bunlarla çağır gelsin aslan heykelleri/ Oldurmanın yıkmanın yeniden yapmanın aslan heykelleri/ Olduran yıkan yeniden yapan gözlerini seviyorum kaç kişi/  Bir senin gözlerin var zaten daha yok..” derken; kadın güzelliğini heykel çekiciliğiyle ve biraz da can yakıcı bir içtenlikle, şehvetle anlatır. Sanatın heykele sıcak bakışı budur.

 

Ben heykele sanat sıcaklığı ve helva gibi yemediğimiz samimiyetle bakıyorum. Heykel Aslanı anlatır ama aslan tasavvuruyla ilerler. Don Kişot heykeli de böyledir veya Hoca Nasrettin heykeli de. Biz heykelin esiri değil, onun düşündürdüklerinin talibiyiz. Hiçbir sanat, zorla veya icbar edilerek ilerleyemez. Bu edebiyat için de böyledir. Şevkle, zevkle, istekle, keyifle ilerleyen sanat bizimdir. Obje olan heykel de böyledir. Resmî ideolojinin heykel sevdasını bir de bu gözle anlamayı deneyelim. Haldun Taner ustanın Heykel öyküsünden buralara geldik. Mülhemi hikâye olanın sanatı böyle olur. Heykel duruşlu günleriniz olsun.

DİĞER YAZILARI YAZAR TIKANIKLIĞI 01-01-1970 03:00 Öğretmenlik Yolculuktur 01-01-1970 03:00 Maarif Meselemiz 01-01-1970 03:00 Öğretmenden Ne Beklenir? 01-01-1970 03:00 Camdandır Gönül 01-01-1970 03:00 Görüntü İmparatorluğu 01-01-1970 03:00 Öğretmeni ne yoruyor? 01-01-1970 03:00 Seçim nasıl kaybedilir? 01-01-1970 03:00 Kitap Okurunun Hakları 01-01-1970 03:00 Şiirin Gürültülü Sessizliği 01-01-1970 03:00 Aşık Veysel Şiirinin Renkleri 01-01-1970 03:00 Haziranda Ölmek Zor 01-01-1970 03:00 Ey Felek Döne Döne Alma Günahım Hazer Et 01-01-1970 03:00 Yeşil Pencerenden Bir Gül At Bana 01-01-1970 03:00 Gel Beri Gel Hele İnsan Ol İnsan 01-01-1970 03:00 Bir Başka Pencereden Anlama Çeşitleri 01-01-1970 03:00 Üniversiteler ne yapar? 01-01-1970 03:00 Üniversiteler ne yapar? 01-01-1970 03:00 Eyaleti-İ Rum Sivas 01-01-1970 03:00 Kalem Kâğıdın Maşukudur 01-01-1970 03:00 Yaratıcı Yazmada Dijital Etki 01-01-1970 03:00 Edebiyat adamı ne yapar! 01-01-1970 03:00 Gül Yetiştiren Adam 01-01-1970 03:00 Sinema Meselem 01-01-1970 03:00 SİNOP’SİS 01-01-1970 03:00 Bana derler aşık senin neyin var? 01-01-1970 03:00 Âlemde Bir Devir Dönüyor Amma 01-01-1970 03:00 Cihan Yıkılsa Emin Ol Bu Cephe Sarsılmaz 01-01-1970 03:00 Totemli hayat Totemi put bilirdik 01-01-1970 03:00 Işık Düşünceler 01-01-1970 03:00 Bir Sepet Hayal 01-01-1970 03:00 Öğretmenin fark oluşturacak tutum ve davranışları 01-01-1970 03:00 Öğretmenin fark oluşturacak tutum ve davranışları 01-01-1970 03:00 Asabiyet Çukuru 01-01-1970 03:00 Hayatımız Roman 01-01-1970 03:00 Üç Nesil, Üç Şair 01-01-1970 03:00 İnsan İyiliği Kadar Taşlanır 01-01-1970 03:00 Erbakan Hocanın Yoldaşları 01-01-1970 03:00 Bilmem Bu Gurbetlik Ne Kadar Uzar 01-01-1970 03:00 Enkaz Dili 01-01-1970 03:00 Bakmak İstiyorum Günler Günü Gökyüzüne 01-01-1970 03:00 Dînî ya da Lâdînî Edebiyat 01-01-1970 03:00 Unutulmayan öğretmen kimdir? 01-01-1970 03:00 Yazmaktır Yaşamak 01-01-1970 03:00 Hepimiz Ölecek Yaştayız 01-01-1970 03:00 Tükenmemek İçin 01-01-1970 03:00 Issız Hüzünlerin Adamı Behçet Necatigil 01-01-1970 03:00 Nesillerin Zamanla İmtihanı 01-01-1970 03:00 Yunus Pirimiz Olur 01-01-1970 03:00 Ahlâk 01-01-1970 03:00 Ezanların Aydınlığında 01-01-1970 03:00 Tehlikeli Gerçeklik mi! 01-01-1970 03:00 Unutulmuş Bir Amasyalı: Ahmet Yetkin Emri 01-01-1970 03:00 Yeşil Giresunlu Bir Fikir İşçisi Fethi Naci 01-01-1970 03:00 İdeallerin Adamı Olmak 01-01-1970 03:00 Dava Adamı 01-01-1970 03:00 Ne İşimiz Var Siyaseti? 01-01-1970 03:00 Bürokratik Eziyetin Müdür Tipleri 01-01-1970 03:00 Dokuz Köyden Kovulsak da 01-01-1970 03:00 Yönetici Yapmayacaklarımızın Özellikleri 01-01-1970 03:00 Putları Var İnsanın 01-01-1970 03:00 Gözünaydın Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi! 01-01-1970 03:00 Toplumsal Şiddetin Paradigmaları 01-01-1970 03:00 İstemezükçenin Bir Başka Adı 01-01-1970 03:00 Kaht-ı Rical 01-01-1970 03:00 Sekülerin Diyanetle İmtihanı 01-01-1970 03:00 Korona Dersleri 01-01-1970 03:00
haber medya kadın