(iç monolog/muhasebe)
Nefsim öyle haklı gerekçeler üretiyor ki sağdan yanaşmış şeytanım bile onun gerekçelerine hayretle secde ediyor!
Nefsim öyle haklı gerekçeler üretiyor ki...
Her sabah, uyanır uyanmaz bana bir dosya sunuyor:
“Bak, dün yalan söyledin ama o seni zaten anlamazdı.”
“İsraf ettin ama senin niyetin kötü değildi.”
“Biraz kibirlendin ama insanlar da haddini bilsin artık.”
Ve ben...
Her defasında bu gerekçeleri okuyor, başımı sallıyor, içimi rahatlatıyor, günahı ambalajlıyorum.
Vicdanım mı?
O çoktan susturulmuş bir tanık artık.
Arada bir itiraz ediyor ama ses kayıttan silinmiş gibi yankılanmıyor bile.
Sonra fark ettim ki...
Sağdan yanaşmış bir şeytanım var.
Öyle akıllı ki, bana hayırlı gibi görünen günahlar satıyor.
Ama dur...
Son zamanlarda o da sustu.
Çünkü artık onun da yapacak işi kalmadı.
Ben kendi nefsimle o kadar ikna edici konuşuyorum ki,
Benim uydurduğum bahaneleri o bile kıskanıyor.
Bir köşeye çekilmiş, elleri çenesinde hayretle beni izliyor.
Ve secde ediyor...
Evet, o hiç secde etmeyen lanetli varlık,
Benim gerekçelerimin önünde mecazî bir secdeye kapanıyor.
Düşünsene...
Ben, günahlarımı savunmakta şeytanı utandıracak kadar mahirim.
Ve işte bu yüzden korkuyorum.
Çünkü artık düşmanım dışımda değil.
İçimde büyüyen, makul konuşan, mantıklı davranan, inandırıcı bir ben var.
Ve en tehlikelisi:
Her cümlesi “bismillah”la başlıyor,
Ama sonu cehenneme çıkıyor.
Bilal Dursun Yılmaz
Antalya/Şah İnn Paradise Tatil Köyü /01.09.2025