İzmir’e ilk gelişim 1990 yılının Temmuz-Ağustos aylarına tekabül etmektedir. Merhum amcazademin köylerden topladığı kurbanlıklarla birlikte bir kamyonla Çeşme’nin Reisdere köyüne gelmiştim. Amcazadelerim Alaçatı’da halam Reislere köyünde ikamet ediyordu. Amcazadelerim besi hayvancılığı yaparken halamlar ise çitçiydi.
Çocukluğum bir dağ köyünde koyun-kuzu peşinde geçti. Şehir denince onun ne olduğunu bile tahayyül edemezdim. Şehir kelimesini duyardım ama neye benzediğini, insanların şehir demekten maksadının ne olduğunu da bilmezdim. Çünkü ortaokul yaşına kadar köyümden çıkıp ilçeye bile gitmemiştim. Bereket ki İzmir’de geldiğim yer de o günlerde bir köydü. Bugün jet sosyetenin, multi milyarderlerin yaşamayı tercih ettiği bir yer olsa da...
Amcazadelerim dışında diğer akrabalarım Arnavut ve Boşnak ailelerden olduğu için etrafımda İzmir’in yerlisi sayılabilecek insanlar dışında kendi köyümü yansıtacak herhangi bir kültürel unsur yoktu. Reisdere köyüne Sivas’tan gelerek yerleşmiş bir aile vardı o aileyi tüm köy “beş çocuklu” diye çağırırdı. Yani henüz homojene olmamış dışarıdan gelenlerin yerel toplumla entegre olamadığı o yıllarda Türkiye’nin bir sınır ucu olan Artvin’den diğer sınır ucu olan İzmir’e gelmişim.
Şehir kavramını bile bilmiyorum. O tarihte köy olan Alaçatı değirmenlerde eniştemle kahve gibi bir yerde otururken bana ne içeceğimi sormuştu ben bir şey istemediğimi söylediysem de eniştem “içmek zorundasın” diyerek tercih yapmamı istedi “çay mı gazoz mu”? Ben de çay nasılsa bildiğim şey bilmediğim şey olan gazozu tercih ettim keşke etmez olsaydım ilk defa içtiğim gazozun gazı burnumdan geldikçe ne işkence çekmiştim.
Oturduğum yer Reisdere köyü muhitimiz Alaçatı, okulum ise Çeşme merkezdeki Namık Kemal Ortaokulu idi. Gidiş gelişim belediyenin koyduğu servisti. O otobüste gidip gelirken farkında olmadan benimle ne kadar çok dalga geçilirmiş sonradan fark ettim. Herkes benden Kürtçe konuşmamı isterdi. Ben ise kürdün, Kürtçenin ayrı bir millet, ayrı bir dil olduğunu bile bilmezdim. Çocukların kast ettiği Kürtçenin ise bizim köyün şivesi, ağzı olduğu sanırdım. Din dersi okulda en sevdiğim dersti öğretmen beni masaya çıkartır nasıl namaz kılınması gerektiğini göstermemi isterdi. Bunu yapardım ama otobüsle eve giderken de adeta bir sirk maymunu gibi muamelelere maruz kalırdım farkında olmadan…
Çeşme’de bir sene kaldım sonra tekrar köye döndüm. Köyde televizyonumuz da olmadığı için Özal, Barış Manço sözcüklerinin bir kişi ismi olduğunu değil de bir nitelik olduğunu sanırdım. 1991 yılı seçimlerinde babam, “Özalcılıktan” feragat ederek “Erbakancı” olmuştu öyle diyorlardı ama o neydi bilmiyordum.
1993 yılında tekrar İzmir Karşıyaka’ya bu sefer dayılarımın yanına okumaya değil de berbere çırak olarak gönderilmiştim. Berberde çırakken gazete okuma alışkanlığım gelişti. Bu öyle bir hal aldı ki gazeteleri okumadan dükkânı süpüremez, kahvaltımı yapamazdım. Dayımın dükkâna aldığı gazete ise dönemin Yeni Asır gazetesiydi. Bu arada o dönem Türkiye’de “yeşil” moda olmaya başlamıştı. “Yeşil sermaye”, “yeşil pop”, “yeşil kozmetik” “yeşil turizm” vesaire elbette ki bu yeşil bildiğimiz doğa dostu yeşil değil, merhum Erbakan’la toplumsal tabana inen siyasal İslam düşüncesinin toplumsal karşılığı olan İslam’ın yeşiliydi.
O yıllarda Türkiye’de alttan alta güçlenen bir muhafazakârlık hızla yayılıyordu. Siyasette Erbakan rüzgârı esiyor, ekonomide devletin yaptığı bazı büyük özelleştirmeleri mesela Petlas’ı Kombassan almış, Aytaç’ı Yimpaş almış, harem-selamlık 5 yıldızlı Caprice otel muhafazakâr kesime hizmet ediyor, onlarca İslami içerikli radyo frekansı yayılar yapıyordu. Tabi bu arada cemaat ve tarikatlarda bütün şevkleriyle her yerde varlıklarını hissettiriyordu. İslami hareketlerin tamamı Sırran Tenevveret modelini bırakmış hepsi görünür hale gelmişti. Bu yıllarda ben babadan iltisaklı bir “Erbakancıydım” okuduğum gazeteler o dönem medyasını bilenler bilir toplumda giderek makes bulan bu “yeşil” rüzgârını magazin şeklinde veriyorlardı. Ciddiye alan yoktu ama varlıkları da magazin basınına malzeme oluyordu. Erbakan'nın Versace markalı kravatları, kızının düğünü en çok konuşulan “yeşil sosyete” haberleriydi. İslamcılar henüz Müslüman olmuş Cat Stevens’ın (Yusuf İslam) İngilizce müziğini dinliyordu dönemin egemen basını “hiç biri İngilizce bilmeyen cahiller niye bilmedikleri bir dili dinliyorlar” diye akıllarınca “İslamcılarla” dalga geçiyorlardı. Sanki Michael Jackson’nı dinleyenlerin hepsi şakır şakır İngilizce konuşuyordu…
Evet, sosyal ortam böyleydi. Kamuoyunu yönlendiren, gündem oluşturan medyanın ihtimal vermedikleri Erdoğan işte böylesi bir sosyolojide 1994’de İstanbul’a reis olmuştu. Gazetelerin yeşil gömlekli, takkeli, takunyalı karikatürize ettikleri Erdoğan hem de popülaritesi sınırları aşmış en iddialı aday Zülfü Livaneli karşısında İstanbul’u almıştı. Çocuktum ama epey politize olmuştum. Etki tepki kanunu gereği her gün okuduğum gazetelerin küfrettikleri siyasal İslam beni de sarmaya başlamıştı…
Erdoğan İstanbul’u Gökçek Ankara’yı alınca egemenlerin nazarı itibara almadığı, dalga geçtikleri İslamcılar ürkütücü olmaya başlamıştı. Netice malum. Egemen güç olan ve devletin esas sahibinin kendileri olduğunu düşeneler karşılarında “yeşil pop, yeşil sermaye” diye magazinleştirdikleri alt kültür acaba devleti ele geçire bilir mi? diye korku ve endişe ile 28 Şubat’ı bin yıl sürmesi kast ve niyetiyle hayata geçirdiler ve sonrası malum.
Benim kısa hayatımda gördüğüm bu ülkede hem siyasal İslam, hem demokratik sol, hem milliyetçiler iktidar olmayı başarmışlardır. Yaşam sürelerinin kısalığı başka saiklerle açıklanabilir. Lakin toplum sabit fikirli değildir. Israrla aynı yere oy vermemektedir…
Ak Parti’nin konjonktürel denklemde hesap edilemeyen 2003’teki iktidarı 2010’a kadar devletin esas sahibi olduğunu iddia eden gizli koruyucular (derin bürokrasi, derin askeri erk, derin oligarşi) dışında toplumun genelini rahatsız etmedi. Ne var ki Ak Parti’nin sürekli iktidarı, muhalefetin hep kaybetmesi ve siyasi liderlerin tabanlarını konsolide etmek için toplumu kutuplaştırmaları ve bundan da siyaseten karlı çıkmaları son 10 yılda toplumda derin bir yarık oluşturdu. Kazananlar devletin tüm mekanizmalarında hükmetmeye başlarken kaybedenler daha da içine kapandı. Kamuoyu müthiş bir suskunluk sarmalı içine girdi. Artık taraflar birbirinden nefret ediyordu, kaybedenler hep ilk fırsatı kolluyordu öç almak için...
Tarafların birbirine demediği, laf söylemediği küfür yoktu. Tabi geleneksel medya hem tek tipleşmiş hem de belli kanunlarla sınırlandırılmış olduğundan tüm salvolar sosyal medyadan yapılıyordu. Aynı kurumda aynı masada çalışanlar birbirine muavenet ederken, ellerindeki “akıllı” cep telefonu ile de Facebook’tan şunları yazmaktan geri durmuyorlardı “AKP’ye oy verenlerin Allah belasını versin, AKP’ye oy veren beyinsizler” bi de bunların yanında argonun da argosu galiz sözler serbestçe yazılıyor, salyalar akıtılıyordu. Kaybedenlere göre bütün seçimler hileli, bütün oylar çalıntı, her şey şaibeliydi. Ya da toplum tam bir geri zekâlıydı. Sürekli Nesin’in o meşhur sözü refere ediliyordu.
Bu son İstanbul seçimi çok iyi oldu. Acaba 10 yıldır bu müzminlikle sövüp sayanlar durup diyorlar mı halktan büyük güç yoktur. Halk aptal da değildir. Sen ikana edersen şaibe, rüşvet kayırma hepsi bir heyuladır…
Bilal Dursun YILMAZ
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Nihat Güç
Müslüman Ahlaklıdır
Eyüphan KAYA
Şu Meclisin kapısına kilit vurmak lazım!
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Adnan ÖZ
Galatasaray maçında averaj düzelttik!
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Murat GÜLŞAN
Camilerimizde Türk Bayrağı Olmalı
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)