Büyüklerin olduğu her sohbet ortamının son yıllardaki en moda konusu olarak “gençlik nereye gidiyor” serzenişiyle başladığını görüyorum. Gençler, sorumsuzlukla, duyarsızlıkla, ahlaksızlıkla itham edilerek “ne olacak bu gençlerin hali” şeklinde beylik cümleleri ile onları aşağılayan yaklaşımları sıkça görüyorum, duyuyorum. Eğitim -öğretim camiasının hemen hemen her noktasında gençlerin "boş" olduğu yönünde oluşan kanaatler akademisyenlerin, öğretmenlerin ve kendini genç görmeyenlerin sohbetlerini işgal ediyor. Bu türden sohbetlere ben de bazen eşlik ediyor, bazen sessiz kalıyor bazen de muktezayı hale göre tavır alıyorum.
Sevgili öğrenci kardeşlerim, gençler!
Aslında siz bizim aynamızsınız. Ben sizin boş olduğunuzu düşünmüyorum biz önce ebeveyn, sonra öğretmen, usta, işveren, hakeza toplumsal birer rol model olarak sizlere önce bizler ayna olduk. Sizler bize baktığınızda kendinizi gördünüz. Aslında bugün görünürde sizleri eleştirsek de hakikatte biz kendimizi eleştiriyoruz lakin onun bile farkında değiliz...
Sevgili genç kardeşim,
Bizlerin en büyük hatası sizi obur bireyler olarak yetiştirmekti. Sizi bilerek veya bilmeyerek her şeyin oburu yaptık. Elbette tüketim toplumunu inşa edenler de bize her türlü desteği verdi. Moda sektörü, gıda sektörü, ilaç, kozmetik vesaire tüm sektörlerin desteği ile sizi obur canavarlar haline kendi elimizle getirdik. Şimdi de "bu nasıl jenerasyon, biz de böyle miydik yok canım biz böyle değildik" gibi nice cümlelerle sızlanıyoruz. Sevgili genç kardeşim bakma bizim gözyaşlarımıza bunlar yavrularını yiyen timsahın gözyaşları.
Sevgili öğrencim, kardeşim!
Buraya kadar yazdıklarım biraz afaki, klişe genellemeler oldu. Bunları izah etmek için müşahhas bazı örnekler vererek, demek istediklerimin sende anlaşılmasını arzuluyorum. Örnekleri başkaları üzerinden değil, bizatihi üzerimden vermek istiyorum ki önce vicdanıma seslenerek kendi gaflet duvarımı kırmaya da böylece belki muktedir olurum…
Kardeşim,
Ben 40 yıl önce bir dağ köyünde hayata göz açtığımda ülkemizin o günkü koşulları ve köy hayatının rutin işleyişi de dikkate alındığında hangi süreçlerden geçtiğimizi biraz tahmin edebilirsin. Annem bazen vicdanının sesini bastırmak için beni "aro mamalar" ile büyüttüğünü söyler. Galiba bugün meme almayan ya da anne sütü ile yeteri kadar beslenemeyen çocuklara takviye mamalar var ya onu kastettiğini düşünüyorum. “Aro” dediği de zannımca “arı mama” olacak… Lakin ben beş yaşından sonrasını ancak hatırladığım için o dediğini hatırlamıyorum. Velhasıl ilkokul yıllarımı iyi hatırlarım dedemin eskimiş palto astarından dikilen kara ilkokul önlüklerini, uzak/ yakın akrabaların gönderdiği eski kıyafetleri iyi hatırlıyorum. Zaten çamurda, ahırda fazlası da yenisi de aranmıyordu. İlk yeni pantolonumu hatırlıyorum bir 23 Nisan Bayramında almıştı babam, bir daha da bir şey aldığını hatırlamıyorum. Bir de rahmetli dayım gurbetten bir mont getirmişti. Yeni kıyafet namına aklımda kalan bu iki şeydi bir de terzinin öküzlerimizi kullanması karşılığında bir pantolon hediyesi vardı az kalsın unutuyordum… Sonraki yıllarda hayırsever bir köylümüz çıkmıştı, kamyonla eşya getirir dağıtırdı lakin ben ona yetişemedim, kardeşlerim yetişti.
Bir domatesi bulduğumuzda yaşadığımız sevinç inanılmazdı. Hele aşağı köydeki bakkal Ali İhsan amcanın önünden geçerken verdiği mandalinaları ömrümce hiç unutmadım. Bunlar benim değil, aslında toplumsal hafızamızın hikâyeleri… Yani bazılarına göre belki de ben daha şanslıydım annem sevahil insanıydı… Bir de babası gurbete gidenler vardı onlar belki daha şanslıydı… Daha okul hayatımızdan söz etmedim kışın kısa günlerinde yani geceye kalan zamanlarda iki köy arasında bir metre kardan yol açıp 10 Km’lik yolu yaya olarak okula gidip gelmelerimiz, gaz lambasında yaptığımız ödevler ve yapmadığımız ödevler için Necdet hocadan parmak uçlarımıza karaağaç sopasından yediğimiz dayakları...
Sevgili öğrencim,
Bunları salt bir duygu sömürüsü olsun diye anlatmadım bilakis bir şeyin iyi anlaşılabilmesi, somut görülebilmesi için detaylandırdım, yani bizim sizleri nasıl oburlaştırdığımızı göstermek için konuyu biraz fazla açtım.
Biz böyle yetiştik ya istedik ki bizden sonra gelenler, yani sizler bizim sıkıntı olarak gördüklerimizi yaşamasın yani "biz çektik, siz çekmeyin" istedik. Bir şey söyleyeyim mi hala en sevdiğim meyve mandalinadır... Şehre gelip elime para geçince günde kilo kilo mandalina yediğim zamanları çok hatırlarım.
Sevgili kardeşlerim,
Henüz 6 yasında ilkokula giden kızım kreşe giderken iki gün aynı kıyafeti nadiren giyerdi. Ayakkabılıkta bir pabuç koyacak yer yok. Okula mı servisle gidiyor. Artık kendi odası, kendi masası kendi dolabı her şeyi var. Hatta düşünüyorum ona bir banka hesabı açsam mı 18 yaşına gelince kullansın. Özel eğitimler mi hepsini sıraladım müzik, spor, dil falan filan belki ölmeden evini de alırım(!) Allah ömür verirse... Yazının gidişinden nereye varacağımı zannımca anladınız, yarın bu kızım 18-20 yaşında sizler gibi bir genç olduğunda muhtemelen bugün bizim sizlere söylediğimizin daha fenası onun için söylenecek, bir alternatif daha var eğer doktor, genetik mühendisi, uzay bilimcisi, pilot falan olmadıysa... Aslında profesörlükten doğrudan mezun eden bir müessese olmadığı için bu şimdilik talep edilmiyor. O biraz uzun iş…
Sevgili kardeşim,
Babası yani ben, çocuğumun kendi yapacağı her şeyi, bütün tercihlerini onun için düşündüm ve yaptım, yapıyorum da. Hatta param yeterse belki torunlarım için de dünyalıklar, mülkler edineceğim... Biz geleceği düşünüyoruz (!). Kızım aç kalmadığı gibi benim 20’li yaşlarımda tanıdığım muz, kivi gibi meyveleri o henüz altı aylıkken yiyordu, çıplak kalmadı ya da yamalı kıyafet giymediği hatta görmediği gibi Elsalı, Mikili orijinal lisansı olmayan ürünleri de artık kabul etmiyor. Büyünce elbette marka tercihleri değişecektir… Ders çalışmak için ise pek çok şartı var. Öyle kendi kendine iş görmesi sorumluluk alması pek mümkün değil. Hatta yapabildiği halde istiyor ki tuvalet temizliğini de biz yapalım. Zaten yapıyoruz da… Onu kendi başına bir yere göndermek bu şehir şartlarında mümkün mü? Gideceği yere özel götürülecek, oradan özel olarak alınacak... Evin önündeki bakkala ekmek almaya mı zinhar, zaten akşam haberlerinde onlarca sapıklığın kol gezdiğini izledik. Bir de trafik var… Ben mi ben o yaşlarda dağlarda, uçurum kenarlarında çobanlık yapıyordum azığımda kuru bir parça ekmekti… Bunları annesi duymasın her zamanki gibi çok sinirlenecek “o, o zamandı, şimdi başka zaman” diyecek. Diyecekte…
Şimdi size bakıp nasıl bir nesil yetişti(!) diyoruz sanki nesil kendi kendine yetişti... Nesil aç kalmadı ki açın halini bilsin, açık kalmadı ki üşüyenin titrediğini hissetsin kendi başına okula bile gitmedi ki sorumluluk nedir onu öğrensin... Yarın hastaneye, postaneye gidecek karşısındaki tabelaya bakmaya bile tenezzül etmeden görevliye “tuvalet nerede” diye soracak. Olur ya görevli “başını kaldır görürsün” derse ona dünyayı dar edecek, ona haddini bildirecek adımları gecikmeden atacak. Önce siyaseti kullanacak buna gücü yoksa idari makamlara gidecek şikâyet için, eğer bunu da yapamıyorsa BİMERE, CİMERE girecek cep telefonundan, şayet bunu da yapamazsa ağzına gelen hakareti sayacak lakin ola ki bunu da yapamazsa ilenip gidecek. Bütün bu zahmetlere girmek yerine başını kaldırsa “WC” yazdığını görecekti, hatta biraz dinlese tuvaletten çıkanın açık bıraktığı çeşmenin su sesini bile duyacaktı ama o, işinin anında halledilmesini istiyordu bu konuda bencildi demiyorum çok bilinçliydi. Hakkını her ortamda almayı ona biz iyi belletmiştik… Evet, oradaki görevli bizim tuvaletimizden sorumlu olacaktı ama biz tuvalet ihtiyacımız için başımızı bile çevirmeyecektik, ola ki girdiğimiz tuvalette pisse duyarlılığımızla(!) ortalığı ayağa kaldıracak “ne iş yapar buranın görevlisi” diye yeni bir şikâyet mekanizmasına girişecektik sifonu çekmekten aciz olarak…
Bugün şikâyet ettiğimiz duyarsız, umarsız bir gençlik diye hiddet ettiğimiz insanları sanki biz yetiştirmedik, yani sizler bizim çocuklarımız değilsiniz de biz başka milleti eleştiriyoruz. Bu bizim kültürümüze has bir şey sanırsam. “Biz çektik çocuklar çekmesin” anlayışının bir sonucu bugünkü nesil olsa gerek. Yalan değilse uzun yıllar önce duymuştum Japonlar ilkokul çocuklarına Hiroşima travmasını daha çocukken yaşasınlar, geçmişlerini bilsinler ve geleceklerini buna göre inşa etsinler diye atom bombasının kalıntılarının yoğun olduğu yere götürüyorlarmış acaba bir Çanakkaleleri olsa nasıl bir Japonya inşa ederlerdi bunu düşünemiyorum… Bu biraz abartı olabilir belki ama Japon çocukları kendi hesap makinesini icad edene dek hesap makinası kullanamıyormuş diye duymuştum çocuklarının ödevlerini yapan ebeveynlerimizin kulakları çınlasın. Ondan sonrada da bu “nasıl gençlik, bu gençlik nereye gidiyor” bu gençlik bizim yansımamız torunlarımızda onların yansıması olacak...
*serileri zaman zaman yazacağım mesela haftaya “kardeşime mektupla/2” gibi…
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Nihat Güç
Müslüman Ahlaklıdır
Eyüphan KAYA
Şu Meclisin kapısına kilit vurmak lazım!
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Adnan ÖZ
Galatasaray maçında averaj düzelttik!
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Murat GÜLŞAN
Camilerimizde Türk Bayrağı Olmalı
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)