Dün öğle arası mesai arkadaşımla sohbet ederken arkadaşım şu cümleyi kurdu: “Atatürk’ü çok özlüyorum. Keşke çıkıp gelse de çok değil, 20 yıl bizi yönetse her şeyi düzeltip gitse…” sohbeti devam ettirip ettirmemekte biraz tereddüt ettikten sonra arkadaşıma ifade ettiğim düşüncelerimi sizlerle de paylaşmak istiyorum.
Arkadaşımın bu özlemine karşılık ona şu cümleyi kurdum: “değil Atatürk, kim gelirse gelsin dediğin şekilde bir düzelmeden, gelişmeden, kalkınmadan söz edemeyiz.” Evet, genelde İslam âlemi özelde ise Türkiye 400 yıldır bir tedenni trendinde gitmektedir. Bu aşağı doğru eğilim bazı zamanlarda yukarı doğru bir hareket göstermişse de uzun vadede aşağı doğru gidiş devam etmiş, hala da etmektedir. Zaman zaman Türk tarihini dinden ayrıştırarak sadece Türklerin töreye dayanan devlet geleneği mevzu bahis yapılsa da hakikatte Talas Savaşı (751) ile başlayan yaklaşık 1300 yıllık bir İslami geçmişe sahibiz. İslamiyet’i kabul etmekle de kalmamışız yaklaşık bin yıldır da İslam’ın dünyaya bayraktarlığını yapmaktayız. Bu gün de dâhil… Türklerin İslamiyet’i kabulüyle başlayan bu bin yıl ortalama şeklinde dönemlere taksim edildiğinde üç yüz yıl terakki, üç yüz yıl rölanti, dört yüz yıldır da tedenni dönemindeyiz denilebilir. Elbette köşe yazısını tarih dersine sokacak değilim lakin tarihe bakıldığında fazlaca genellenmiş bir bilgi de olsa ortalama durum böyledir… Fütuhatların devam etmesi bu mantıki yaklaşımı değiştirmemektedir. Henüz Türklerin İslam’la müşerref olmadığı, içinde asrısaadetinde olduğu ilahi dönem istisna tutulmuş, kâbil-i kıyas yapılmamıştır.
Buna mukabil aynı dönemi yaşadığımız Avrupa’nın bin yılı da bizim tam tersimiz gibidir denilebilir. Yani onların da ilk üç yüz yılı tedenni, sonraki üç yüz yılı tedenninin dibi, son dört yüz yıl da geri doğru bir terakki dönemi olarak kabul edilebilir. Avrupa’nın bir asrısaadetinden bahsedemesek de İslam mütefekkirlerini de etkisi altına almış Aristo ve Sokrat’a dayanan klasik düşünce sisteminden bahsedebiliriz.
Peki, ne oldu da Orta Çağda insanlara gülmeyi yasaklayan, düşünmeyi engelleyen Skolastik Dönem kırılarak Avrupa’da bir terakki (yükselmek-ileri gitmek) dönemi zuhur etti? Evet, geçtiğimiz aylarda büyük bir yangın faciasıyla adını tekrar dünya gündemine getiren Notre Dame Katedrali gibi Avrupa’da nice hayranlık uyandıran görkemli dini yapılar aslında nasıl bir trajedinin üstüne inşa edildiği tarihçe malumdur. Bugün farklı şekilde pazarlansa da… Papazların cenneti parsel parsel sattığı o tahakküm dönemlerinde inşa edilen bu yapılar bugün aslında Avrupa’nın karanlık tarihinin de hafızasıdır. Avrupa; Rönesans ve Reform hareketleriyle Hristiyan dininin mensuplarınca da safiliğini kaybedip, bozulmuş bir dinin tahakkümünden kurtulup her sahada bir kalkınma harekâtı başlatmıştır. Aynı tarihlerde İslam âlemi ise yozlaşama dönemine girmiş, Avrupa’nın kalkınma usullerini İslam’a uyarlamak isteyenler ve bunu reddedenler şeklinde iki fırkaya ayrılmıştır. Baskın olan taraf ise Avrupa’nın üstünlüğünü kabul edenler olmuş, yaklaşık dört yüz yıldır da kıblemiz Batı olmuştur. Şöyle diyelim; kendilerinin sahip çıkmadığı Aristo’dan da etkilenen Müslüman ilim adamları İbn-i Rüşd’ler, İbn-i Sina'lar, Farabi’ler vs. karanlık Avrupa’yı yüz yıllarca aydınlatmışken son dört yüz yıldır biz Avrupa’nın ışığından medet ummaya çalışıyoruz. Peki, bir netice aldık mı? dönemsel olarak kısa vade de buna evet diyebilsek de uzun vade de hayır.
Bugün Avrupa’nın dışında Asya’nın kadim kültürleri Çin, Japonya ve Hindistan gibi devlet ve milletlerle birlikte son üçüyüz yılda ortaya çıkan ABD gibi emperyalist bir toplama bir kültürden de bu mevzuda bahsedilebilir.
Asıl soru şu: Avrupa düşünce tarihinin temellerini oluşturan Aristo ve talebelerinin fikirlerini Avrupalılara yeniden keşfettirip onları terakkiye sevk eden Müslüman mütefekkirler kendi mensubu oldukları ve Müslümanlara asrısaadeti yaşatan bir dine sahip olmalarına rağmen neden dört yüz yıldır baş aşağı gidiyorlar, bu aşağı gidişe niçin mani olunamıyor?
Kısa cevabı şu: Avrupa, kendi mensuplarının da tasdik ettiği bozulmuş bir dini terk ederek, eski klasik felsefesine geri dönüp terakki etmeye başladı. Müslümanlar ise insanı diri diri gömen bir vahşilikten asrısaadete çıkaran bir dinden vaz geçmeseler de onda lakaytlık gösterip yozlaştıkları nispette uzun vade de hep aşağı doğru gittiler. Kişilere ve belli dönemlere indirgenen kısmı terakkiler ise umumi tedenniyi önleyememiştir. Yani son dört yüz yılda İslam âlemi içinde bazı kişiler döneminde bazı dönemler çöldeki vaha gibi olsa da İslam âlemi genel olarak çoraklaşmıştır.
Başa dönersek arkadaşım “Atatürk yirmi yılda bizi düze çıkartsa” dediğinde ona “kardeşim kısaca tarihe baksan bu tarihin içinde Atatürk’ü de göreceksin” dedim. O da “abi kıyaslayamasın o, küllerinden bir devlet doğurdu” dedi. Ona şunu dedim; Almanya hem 1. Dünya Savaşının hem de 2. Dünya Savaşının en büyük kaybeden devletidir. Malum tarihçe 1. Dünya Savaşında Almanya, Avusturya ve Osmanlıyla birlikte diğer Avrupa devletlerine karşı savaşmış, savaşta Osmanlının iki katı, bir milyonun üzerinde asker kaybetmiş, 2. Dünya Savaşında da aynı Almanya yine en büyük savaş kaybeden devlet olmuştur. Bugün aynı Almanya İngiltere’nin rakibi, Avrupa’nın en güçlü devletidir. Yani bizim 2. Dünya Savaşında bizzat yer almamış olmamıza rağmen Almanya’nın iki kere kül olup yeniden dünyanın en güçlü devletlerinden biri olması nasıl açıklanmalı? Ya da Japonya 2. Dünya Savaşının en büyük kaybeden ikinci devleti, bugün ise dünyanın süper gücü biz ise savaşa girmedik ama her sahada bu devletlerinin gerisindeyiz…
Bu arada pek çoğumuzda hayranlık uyandıran Japonların aslında 2. Dünya Savaşında Hitler’in gölgesinde kalan düşmana yaptıkları insanlık tarihi açısından mide kaldıracak cinsten şeyler değildir ki bu durumlar bahsimizden hariçtir… Gelelim Çin’e; Japonlardan çok büyük darbe yemiş, Japonların vahşi kıyımlarından en büyük nasibi (!) Çin almıştır. Endonezya Çin’den sonra Japonlardan en büyük darbeyi yiyen diğer bir devlettir.
Bugün Almanya, Japonya, Çin, Endonezya hepsinin gelişmişlik düzeyleri bizimle kıyaslanamayacak kadar ileridir (Müslüman olan Endonezya’yı biraz istisna tutmak gerekiyor). Bir başka devletten de söz edip konuyu bağlayayım. Burun kıvırdığımız İran, Müslüman olmakla yukarıda sözü edilen devletlerden farklı bir konuma sahiptir. Bizden ileri mi geri mi bilmiyorum ama dünya ölçeğinde etki gücüne sahip ülkelerden biri olmakla beraber birbirimize karşı farklı üstünlüklerimizle aynı kategoriye girebileceğimizi düşünüyorum. İran’ı da kadim bir kültüre sahip olduğu için bu örnekleme dâhi ettim.
E o zaman biz nasıl Japonya kadar her sahada güçlü bir devlet olabiliriz? Ya da Çin kadar dünyayı korkutabilir, Almanya kadar çalışma isteği doğurabilir, İngiltere kadar hayaller ülkesi olabiliriz?
Yukarıdaki tarihi bağlama dönerek verilen örnekler muvacehesinde çok kısa bir cevap verelim: “Başkası olma kendin ol” teziyle.
Yani; biz dört yüz yıldır Avrupa’yı takip etmek yerine Japonya gibi, Çin gibi, İngiltere ve hatta Hindistan gibi kendi töresine, inancına sımsıkı bağlı kalarak bunu yapabiliriz. Biz bugün Almanlar gibi ya da köksüz ABD ya da Rusya gibi dininden tecerrüt ederek teknik akılla onların seviyesine ulaşamayacağımızı tarih bize açıkça gösteriyor. Başkası olmayıp kendimiz olarak Silikon Vadisinden sonraki ikinci büyük bilişim ve teknoloji yatırımlarına sahip olan ineğin kutsallaştırıldığı Hindistan kadar gelişebiliriz. Bizi dün, bugünün medenilerine üstün eyleyen değerlerimize millet olarak şuurla bugün sahip çıkarsak bin yıl önceki gibi yine başarırız. En önemli esas topyekûn bir şuurla bunu irade etmektir. Yoksa bugün dünyanın en süper beynini getirip ülkeye yönetici yapsan ne yazar, taban aynı avam olduğu sürece, zihniyet değişmedikçe yapılacak tüm müdahaleler palyatif düzeyde kalacaktır. Sonuç ölümü geciktirmekten başka bir işe yaramayacaktır. İşin özü; ben, kardeşim, arkadaşım yani biz özümüze dönmedikçe tavandan yapılacak müdahaleler ancak geçici çözümler getirecektir, yüz yıl sonra da bu tartıştığımız mevzuların aynen devam etmesi kaçınılmaz olacaktır.
Bilal Dursun YILMAZ
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Nihat Güç
Müslüman Ahlaklıdır
Eyüphan KAYA
Şu Meclisin kapısına kilit vurmak lazım!
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Adnan ÖZ
Galatasaray maçında averaj düzelttik!
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Murat GÜLŞAN
Camilerimizde Türk Bayrağı Olmalı
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)