Geçen yazımda Ak Parti’nin kendini siyaseten konumlandırdığı muhafazakâr tanımından ve kurucularının siyasal geçmişlerinden hareketle kavrama Türkiye sosyolojisinde dindar ve kısmen milliyetçi kitleye karşılık gelen bir anlam yüklenildiğini ifade etmiştim.
Ak Parti’nin bugüne kadar ki (bazı AB uyum yasaları hariç) pek çok uygulamalarında özellikle dini tedrisatın yaygınlaştırılması, kendi sivil toplumunu ve medyasını oluşturması gibi çabalarında Türkiye muhafazakârlığı anlayışına uyum gösterdiğine değinmiştim. Fakat son seçimlerde bilhassa gençlerin Ak Parti’nin muhafazakâr anlayışıyla da örtüşen kültürel/geleneksel anlayışı benimsemediği, demek ki onaylamadığı iddiasını otaya atmıştım. Neden olarak da yukarıda da değindiğim üzere bütün çabalara rağmen genç nesil bilhassa 18 yaşına girerek ilk defa oy kullananların sadece yüzde 15 gibi bir oranının Ak Parti’ye oy verdiğini yazmıştım. Geçmişi hatırlatmış mütedeyyin kesimlerin hasretini çektiği pek çok hakkın teslim edildiğini ve hatta bugün unutulan sırandan şeyler olduğunu söylemiştim.
Bu durum aşağıdaki gibi bir sorunun ortaya çıkmasını sağlamıştı:
Muhafazakâr bir partinin bilhassa 0-30 yaş grubuna yönelik dini değerleri önceleyen pek çok uygulaması akabinde;
Dördüncü, beşinci ve daha çok ihtimal de olabilir ama benim şuan bu üç önermeden başka aklıma gelmiyor.
Birinci önermenin mümkün olduğunu varsayarsak o zaman bilhassa başta geçler olmak üzere toplumun büyük bir kısmı riya olmasın diye tüm vakit namazlarını, teravihleri ve hatta cumaları dahil evinde kılıyor. Çünkü camiler bomboş. Gösterişe kaçmasın diye oruçlarını da gündüz yiyor gece tutuyorlar. Çünkü sokaklar fiilen bunu gösteriyor.
İkici önermenin üzerinde durmak gerekiyor. Mücadele ruhu insanı canlı tutuyor. Ülfet yeknesaklık oluşturuyor. Heyecanı bitiriyor. 20 yıl önce her gün eylem yapan, zincir tutan başörtülüler bir şeyi kazanmak istiyordu. İktidar bunu zamana yaysa da bu hakkı verdi büyü bozuldu hem de tedricen de değil, çok hızlı bir şekilde. Mücadele bitti, akabinde ülfet ve yozlaşma geldi. Bu şekilde bir yaklaşımı her sahaya teşmil etmek mümkündür. Kurban derilerini Türk Hava Kurumu dışında her hangi bir kurumun toplamasının yasak olduğu yıllarda hapsi ve ceza ödemeyi göze alan gözü karalar kapı kapı deri toplarken şimdi isteyenin istediği yere vermesi serbest olmasına rağmen o gün çabalayanlar bugün kendi derisini camisine cemaatine vermekten acizler. Tek izahı deri para etmiyor olamaz hani kurbanın derisi dâhil her şeyi ibadetti.
Üçüncü önerme ikiciden de çetrefil. Sürekli hasırda uyuyan, bir hurmayı bölüşen hatta onu tasadduk edip kendisi aç kalan ve daima tebessüm eden bir peygamberi gece gündüz anlatıp sarayda yaşamak, kuş sütü ile beslenmek her an toslayacakmış gibi tehdit etmenin çelişkisi öyle bir travma oluşturuyor ki nasihlerin, naşirlerin sözleri, yazıları Kafdağı’nın ardındaki masal gibi geliyor. Bu cümleyi herkes kendi perspektifinden yorumlayacak elbette…
Gençler yarınımızsa biz bugünüz anne-babalarımız dünümüz, dedelerimiz ise önceki günümüz bu denklemde baktığımız zaman gelecek nesiller ya bizi reddederek ya kabul ederek bir tercihte bulunacaklar yani biz dünün aynasıyız, yarın da bizim aynamız olacak… bu çok derin ve elem verici bir mesele… Acaba bizi reddetseler gelecek daha mı iyi olur?
Bir önceki yazımın devamında dinde lakaytlığın nedenlerini bunun siyasal ve sosyal yansımalarını “kendimce” açıklayacağımı ifade etmiştim. Lakin sistemli şekilde yazamadım çünkü benim de kafam karışık her yazdığımı vicdanıma soruyorum ve orada inin inim inleyen bir ses benim alemimi tarumar ediyor, sıtmaya tutulmuş gibi titriyorum…
Evet, niye bu kadar yozlaştık? Niye tüm değerlerimizi tükettik, nedir bunun nedenleri?
Cep telefonu ve internet, bu yozlaşmamıza birinci nedendir. Aaa! dediğinizi duyar gibiyim. Belki ilk cümlede şunu bile dediniz “skolastik bataklığı içindeki yobaz!” Evet, akıllı dediğimiz cep telefonları aklımızı başımızdan aldı, hayatımızdan o kadar çok şey götürdü ki saymakla bitmez. Neler mi? garip ama bir kere kişilerarası iletişimi bitirdi. Yani bir iletişim aracı içsel iletişimden sonraki en temel iletişim modeli olan yüz yüze iletişimi ortadan kaldırmak üzere… Bunu yazarken nasıl bir vicdan muhasebesi yaptığımı tahmin bile edemezsiniz. Daha bu Pazar geniş ailemizle özel bir kahvaltı yaptıktan sonra oturduğumuz koltuklarda son çaylarımızı yudumlarken eşim, biz fark etmeden fotoğraflarımızı çekmiş o fotoğraflara bakınca utandım. Çünkü gayet sosyal olması gereken bir ortamda biz sosyalleşmek adına ellerimizde telefonlar muhtemel sosyal medyada fink atıyorduk. 3-5 yaşındaki çocuklarımız da bizimle oynamaya çalışıyormuş sırtımızda ama bizim gözler ekranda olduğundan farlında bile değilmişiz. Evet, maalesef sosyal medya dediğimiz şey bugün sosyalleşmenin önündeki en büyük engeldir. Birbirine tenakuz şeyler söylediğimin farkındayım lakin bunları ilk söyleyen ben değilim. Bu konuyla alakalı esaslı makaleler yazıldı, filimler çekildi. Hatta Black Mirror; TV, bilgisayar ve akıllı telefonların siyah ekranına atıfla çekilmiş bir dizi seti burada konuyla ilgili güzel örnekler var. Sadece sosyal medya dediğimiz arkadaşlık ve video-resim paylaşım siteleri mi aramızdaki iletişime engel olan? Bu telefon ve internet (bilişim teknolojileri) her şeyi bireyselleştirdi. Artık hep birlikte film izleyemiyoruz, dizileri bile ayrı ayrı izler olduk. Sanki çok rahat ve keyifli oluyor gibi oysa birlikte seyrettiğiniz filmleri, dizileri hatırlayın reklam aralarında kritikler yaptığınızı, öngörüler üzerine tartıştığınızı… Kişilerarası bir iletişim vardı. Bu kadar mı? Eskiden olsa kadınlar kendi aralarında yemek tarifleri, elişi örnekleri alır, bu bahane ile sohbetler edilir, hal hatır sorulurdu. İnsanlar birbirine tenezzül ederek iletişim kurardı. “Komşu komşunun külüne muhtaçtı” şimdi “aman eltime mi muhtacım, bide kayın validemden bir şey mi öğreneceğim” hemen akıllı telefonumuzu açıyor envaı türlü tariflere, modellere ve daha nelere yatakta, sokakta, antrede kısacası her yerde anında ulaşıyoruz. “Kime minnet edeceğim” diyoruz. Durum sanki ne kadar da güzel değil mi? evet kimseye ne eyvallahımız ne de minnetimiz yok artık, kimsenin bilgisine de nasihatine de ihtiyacımız kalmadı. Hatta öğretmene ve hatta daha da ileri giderek doktora bile ihtiyacımız yok. Din-iman, hoca aradığımız anda “Google” hepsini fazlasıyla bize veriyor. İnternette yapacağımız bir sörfte değil aradığımızı, aramadığımızı da buluyor yeni şeyler keşfediyoruz. Aklımıza türlü şeyler geliyor hatta değil sadece yemek tarifi, merak edip nasıl bomba yapacağımızı bile öğreniyoruz. Bize ne ala (!) fikirler veriyor… Bu kadar mı her anımızı videolarla, fotoğraflarla ölümsüzleştiriyoruz. Hiç kimseden gizlimiz saklımız kalmadı mahremiyet Arapça bir söz olarak sözlükte kalırken, ahlak alıp başını terki diyar etti… Eskiden olsa akrabamızı, komşumuzu merak eder hayatında neler oluyor diye yanına girer çıkardık e biraz dedikodu biraz fitne çıkardı ama “yüz yüze bakıyor” der fazla şayia etmezdik. İletişim kurmaya devam ederdik. Şimdi yüz yüze konuşamayacağımız şeyleri herkese açık sosyal platformlarda uluorta konuşuyor, istediğimiz lafı sokuyor, “çamur at izi kalsın” misali iftira atıyor, görmediğimizi ve duymadığımızı bizzat yaşamış gibi yalan, yanlış yazıyor, başkalarının fikirlerini sanki kendimizin gibi çalıp paylaşıyor beğeni topluyoruz.
Özlemlerimiz, hatıralarımız o özlemlerin arkasına sakladığımız gözyaşları, duygularımız hepsi yok oldu. Şimdi anında görüntülü konuşuyoruz. Tatmin oluyoruz. Ne kadar güzel bir nimet gibi değil mi? oysa insani olanı, yani gerçek olanı kaybettik dokunmayı, hissetmeyi, gözyaşı dökmeyi… Evet, gerçek ötesine sanal gerçekliğe geçtik. Gerçeğin yerine sanal olanı ikame ettik…
Özetle arka cebimize giren küçük ama anteni büyük bu aleti hayatımıza soktuğumuz ilk zamanlar akıllı değildi lakin bizim aklımız onu kullanmaya yetiyordu ve ihtiyacımızı da görüyorduk. Ne zamanki akıllandı, anteni görünmez oldu artık biz onu yönetemiyor olduk sadece yönetiyormuş gibiyiz. Artık her anımızı o yönetir oldu. Dakikada bir ekrana bakıyoruz, türlü türlü uygulamaların yüklü olduğu telefonumuza yeni bir bildirim gelmemişse moralimiz bozuluyor, kendimiz yalnız hissediyoruz…
Hülasa kaybettiğimiz, içini boşalttığımız, adileştirdiğimiz tüm maddi ve manevi değerlerimizin müsebbiplerinden bence birinci bu alet ve üzerindeki teçhizattır. Bu öyle bir icat ki bugün küresel ekonomi bu cihaz üzerinden çatışıyor (Huawei-Çin/ Iphone-ABD), küresel casusluk ve bilgi hırsızlığı bu cihaz üzerinden yapılıyor, ihtilal, kaos-kargaşa bu cihaz ve teçhizatı tarafından organize ediliyor.
Küçük ama işlevi büyük…
Gelecek yazımda başka bir neden üzerinde tartışmak üzere…
Bilal Dursun YILMAZ
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Nihat Güç
Müslüman Ahlaklıdır
Eyüphan KAYA
Şu Meclisin kapısına kilit vurmak lazım!
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Adnan ÖZ
Galatasaray maçında averaj düzelttik!
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Murat GÜLŞAN
Camilerimizde Türk Bayrağı Olmalı
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)