Elhamdulillah!
Türkiye bir beladan kurtuldu.
Terör belasından...
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Sayın Devlet Bahçeli'ye teşekkür ediyorum. Birlikte bir devrime imza attıllar.
Kamuoyunda, "Terörsüz Türkiye Yasası" olarak bilinen, resmi adı, "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun"
TBMM Genel Kurulu'nda 10 Ağustos 2026 tarihinde kabul edildi.
Çerçeve yasası; toplam 592 Milletvekili'den 467’ye karşı 87 oyla geçti. Katılım oranı ise %83.27'dir.
Milletimize hayırlı olsun diyelim ve dua edelim ki, ülkemizde var olan barış ve kardeşlik ebediyyen devam eder.
Düzenleme 12 maddeden oluşuyor. Kanunun temel amaçı, PKK/KCK'nın silah bırakması ve örgütsel faaliyetlerine son vermesi halinde, bu süreçte yer alan kişiler bakımından uygulanacak hukuki çerçeveyi belirlemektir.
PKK/KCK'nın silah bırakması ve fiili varlığını sona erdirmesi gerekiyor. Bu durum güvenlik kurumlarınca tespit edilecek ve Milli Güvenlik Kurulu tarafından teyit edilip Resmi Gazete'de yayımlanacaktır.
Yasadan yararlanmak isteyenlerin, belirlenen şartlar çerçevesinde başvuru yapması öngörülüyor.
Bazı soruşturma, kovuşturma ve cezaların ertelenmesine yönelik hükümler bulunuyor.
Kısaca "Terörsüz Türkiye" yasası;
İsrail'i çok üzdü...
İngiliz, Fransız, Alman .... da çok üzgün...
ABD hepten üzgün...
İçerdeki işbirlikçi hayinler de çok üzgün...
Neden?
"Terör devam etsin ve Türkiye zarar görsün"
"Şehit ailelerinin acısını da, hassasiyetlerini de anlayan herkes bu barışa koşması gerekir. Ancak onların acısını siyasete malzeme ederek toplumu yeniden kamplaştırmak, öfkeyi ve düşmanlığı körüklemek kimseye fayda sağlamaz.
Barış; elbette ki şehitlerimizi unutmak, yaşananları yok saymak ya da adaletten vazgeçmek değildir. Barış, yeni acıların yaşanmaması için geleceğe sahip çıkmaktır.
Siyasetçilerin görevi, yaraları kaşımak değil, yaraları iyileştirmektir. Toplumu kışkırtarak kaos üretmek isteyenlere karşı en güçlü cevap sağduyu, adalet ve kardeşliktir. Çünkü savaşın kazananı olmaz, ama barışın kazananı bir millettir!
Bunu böyle anlamak, bilmek ve anlatmak gerekir. Yokuşa koşulmaz!
... Ve
Doğunun mert ve yiğit insanı Sayın Sabri Sayan'ın anlamlı ve düşündürücü yazısını özetleyerek arz ediyorum.
Sayın Sayan diyor ki:
"Değdi mi şimdi Abdullah Efendi?
Yıllar önce ortaya çıktınız. Kürt gençlerini dağa çağırdınız, silahı çözüm diye gösterdiniz. Binlerce insanımız öldü, öğretmenlerimiz, askerimiz, polisimiz ve korucularımız şehit edildi.
Şimdi soruyorum Abdullah Efendi,
Derdiniz neydi? Terör yalnızca canlarımızı almadı; Türkiye'nin yıllarını da çaldı.
Türkiye'ye yapılabilecek yatırımlar güvenlik harcamalarına gitti. Fabrikaya, okula, üniversiteye, tarıma, hayvancılığa, yola, üretime harcanabilecek kaynaklar terörle mücadeleye harcandı. Kürtler ne kazandı? Türkler ne kazandı? Türkiye ne kazandı?
Köyler boşaldı. İnsanlar topraklarından koparıldı. Kendi tarlasında, kendi köyünde yaşayacak insanlar büyükşehirlerin kenar mahallelerine savruldu. Kaybettiğimiz yarım asrın hesabını kim verecek Abdullah efendi?
Türk’ün de Kürt’ün de başka vatanı yok.
Şimdi yapılacak iş bellidir. Silahı, terörü tarihe gömmek ve Türkiye için hep birlikte çalışmak!"
"Silahların susması, terörün bitmesi Türkiye için tarihi bir kazanımdır. Ancak terörü bitirmek başka, terör örgütünün liderini bölgenin siyasi koordinatörü ve Kürtlerin tek temsilcisi haline getirmek bambaşka bir şeydir. Silah bırakmak, silahla elde edilemeyen siyasi hakimiyetin başka yöntemlerle kurulmasının kapısını açmamalıdır.
Yıllarca PKK’nın silahına boyun eğmeyen, tehdit edilen, bedel ödeyen ve devletinin yanında duran milyonlarca Kürt bugün Apo çizgisinde olmadığı için itibarsızlaştırılır, yalnızlaştırılır ve siyasetin dışına itilirse bunun adı çözüm değil, bir vesayetin yerine başka bir vesayet koymaktır."
... Ve
Türkiye, bana göre Mekke anlaşması ile bir devrime daha imza attı. Mekke anlaşması, yeniden diriliştir.
Türkiye, Suud-i Arabistan ve Pakistan; 7 Ağustos 2026 tarihinde; Mekke'de üçlü savunma işbirliği anlaşması imzaladılar. Savunma işbirliği ittifakının adı Mekke Anlaşması olarak açıklandı.
Türkiye, Suud-i Arabistan ve Pakistan, "Mekke Ortak Savunma Anlaşması" adı ile üç ülkenin güvenlik ve savunma alanında birbirini desteklemesidir.
Anlaşmanın merkezindeki ilke şudur:
Üç ülkeden birine yönelik silahlı saldırı, üç ülkeye yönelik saldırı olarak değerlendirilecektir. Türkiye'nin savunma sanayii tecrübesi ile, Pakistan'ın askeri kapasitesi ve atom bombasına sahip olması, Suud'i Arabistan'ın finansal gücünün bir araya gelmesi çok büyük önem taşıyor.
Üç ülkeye yönelik olası saldırıları daha baştan caydıracak bir güvenlik yapısı oluşturmaktır.
Bu da ne demek!?
İsrail'in karşısında nükleer caydırıcı bir güç olmak demektir!
Zulme dur demektir!
Savunma anlaşmamız olduğuna göre Türkiye de artık atom bombası sahibidir.
Elhamdulillah, biz de artık caydırıcı gücüz!
Ayrıca ürettiğimiz güçlü silahlarımızyla...
Suud-i Arabistan ise önemli bir ekonimik güce sahip!
Önemli 3 İslam ülkesinin bu mühteşem kararı, bir çok ülkeyi, başta İsrail olmak üzere çok rahatsız etti...
ABD ve İsral'in Abraham anlaşması ısrarı devredışı kaldı, Arz-ı Mev'ud hayalı suya düştü.
İçerdeki işbirlikçilere ne demeli? Onlar daha çok rahatsız! Rahatsız olmaya devam etsinler. Aidiyet duyguları yok olmuş, Türkiye'nin ekmeğini yiyorlar, başkasının kapısında...
Saloş ve sürüntü tipler!
Saygılarımla...