İslam’ın beş temel esasından biri de yılda bir ay Ramazan ayında oruç tutmaktır. Oruç ergenlik yaşına girmiş her Müslümana farz olan bir bedeni ibadettir.
Oruç, aslında Farsça bir kelime olup, Arapçadaki karşılığı ise Savm, çoğulu Siyam’dır.
Sözlükte “tutmak, susmak ve hareketsiz kalmak" anlamına gelir.
Fıkhi bir kavram olarak Oruç, "İmsaktan iftara kadar, başka bir deyişle fecr-i sadığın doğuşundan güneş batana kadar kişinin kendisini özel şartlarla yemekten, içmekten ve cinsi münasebetten alıkoyması" demektir.
Büyük İslam alimi Muhammed Hamidullah ise buna biraz farklı bir tanım yapmaktadır. O'na göre Oruç, "Ramazan ayının her günü ekvator ve sıcak ülkelerde fecirden guruba; yeryüzünün kırk beşinci enlem dairesinden uzak bölgelerinde, kırk beşinci derecedekilerin tuttuğu zamana eşit bir zaman kadar, mükellefin kendini yemekten, içmekten ve cinsi münasebetten alıkoymasıdır."
Ramazan ayı, bizzat Kur’an-ı Kerim’in açıkladığı gibi, semavi dinlerin bütün gerçeklerini bünyesinde toplayan son vahiyler topluluğunun insanlığa lütfedilmeye başlandığı aydır. Kur’an-ı Kerim, bir başka emrinde de kendisinin Kadir gecesinde indiğini bildirmektedir. Kur’an-ı Kerim’in ifadesi ile "bin aydan daha hayırlı olan" ve gecelerin en faziletlisi olan Kadir gecesi de Ramazan ayının içindedir.
Konu ile ilgili olarak Hz. Peygamber (s.a.v) diyor ki: "Hz. İbrahim’ (a.s)'e indirilen vahiy sahifeleri Ramazan’ın ilk gecesinde, Hz. Musa (a.s)'a indirilen Tevrat Ramazan’ın altıncı gecesinde, Hz. İsa (a.s)’a indirilen İncil Ramazan’ın on dördüncü gecesinde, bana indirilen Kur’an-ı Kerim de Ramazan’ın yirmi yedinci gecesinde vahyedildi." Demek ki, Ramazan ayı, bütün semavi dinlerin vahiylerine iniş zamanı olmuş kutsal bir aydır.
Oruc'un farz olmasında; insani, ahlaki, psikolojik, sosyolojik ve sıhhı pek çok faydalar vardır. Hz. Peygamber (s.a.v): “Oruç kötülüklere ve Cehennem'e karşı bir kalkan ve bir siperdir."
İnsan, Oruç sayesinde nefsani arzularına direnerek iradesini güçlendirir. Oruç, nefsi terbiye ve iradeyi güçlendirir. İnsanı daha sabırlı ve tahammüllü yapar. Oruç, sağlık yönünden de fayda sağlayan bir ibadettir. Hz. Peygamber (s.a.v): "Oruç tutunuz ki, sıhhat bulasınız." buyurmaktadır.
Ramazan, günahların bağışlanıp gönüllerin nurlandığı, maddi ve manevi arınmanın gerçekleştiği aydır. Böyle bir aydan azami derecede istifade etmek, ancak Ramazan’ın ardından da aynı şevk ve çaba ile Allah’a ibadeti yerine getirmekle mümkün olabilir.
Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v): "Her kim Ramazan orucunu tutar, sonra buna Şevval ayında altı gün daha eklerse bütün yıl oruç tutmuş gibi olur." buyurarak, Ramazan’dan sonra Oruç ibadetinin tamamen bırakılmamasını tavsiye etmiştir.
Ramazan’dan önceki kötü alışkanlık ve davranışlara dönmek ise Ramazan’dan istifade edilmediğinin bir göstergesidir. Çünkü güzel kulluk yanlıca Ramazan’a has değil, hayatın tümüne şamil olmalıdır.
Ramazan ayı; Allah’ın sonsuz rahmet, mağfiret ve affına erişmek için kaçırılmaz bir fırsattır.
Ramazan ayı, af ve bağışlanma ayıdır.
Toplumsal bir uzlaşmaya, on bir ayın yanlışlarını gözden geçirip, onları bırakmaya yol almaktır.
Ramazan ayı, Cennet kapılarını aralamaktır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v): "Ramazan ayı gelince Cehennem kapıları kapanır, Cennet kapıları açılır, şeytanlar bağlanır." "Ramazan ayı öyle bir aydır ki; evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu Cehennem ateşinden kurtuluştur."
Ramazan, ibadetlerin, sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın yoğunlaştığı, nefislerin terbiye edildiği, fakir ve yoksulların gözetildiği, sevap ve mükafatın, af ve mağfiretin zirveye ulaştığı bir aydır.
Oruç, Medine’de hicretin 2. yılında farz kılınmıştır. Oruç ibadeti, Kur’an-ı Kerim’de 9 yerde geçmektedir. Dilimizde Oruc'un başlama vaktine İmsak, orucu bozma vaktine ise İftar denilmektedir.
Konu ile ilgili olarak Kur’an-ı Kerim:
“Ey İman edenler!
Oruç, sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı.
Umulur ki korunursunuz."
"Sayılı günlerde olmak üzere (oruç size farz kılındı).
Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa (tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder.
(ihtiyarlık veya şifa umudu kalmamış hastalık gibi devamlı mazereti olup da) oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere bir fakir doyumu kadar fidye gerekir.
Bununla beraber kim gönüllü olarak hayır yaparsa, bu kendisi için daha iyidir.
Eğer bilirseniz (güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır."
Bakara, 2/183
Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği aydır.
Öyle ise sizden Ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun.
Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler sayısınca) başka günlerde kaza etsin. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Bütün bunlar, sayıyı tamamlayasınız ve size doğru yolu göstermesine karşılık, Allah’ı ta’zim etmeniz, şükretmeniz içindir."
Oruç konusunu düzenleyen bu Ayetlere göre, Allah’ın emri olarak Müslümanlara yüklenmiş bir görevdir.
Oruç, hem beden ve hem de ruh temizliğini temin eden bir ibadettir. Aynı zamanda ruh sağlığı ve kalp temizliği yönünden son derece önemli bir ibadettir. İnsandaki hayır ve şer duyguları birbirleriyle çarpışma halindedir. Önceki ümmetlere de Oruç, ruhsal yükselişi sağlayan yollardan biri olarak farz kılınmıştır.
Farz olan Oruc'un günleri, Ramazan ayının günleridir. Bu günlerde hastalık yahut yolculuk nedeniyle Oruç tutamayanlar, tutamadıkları gün sayısınca Oruc'u başka günlerde tutarlar. Oruc'a zorluk ve güçlük nedeniyle tahammül edemeyenler, Oruç yerine fidye verebilirler. Ancak Oruc'a zorlukla dayanabilenlerin Oruç tutmaları, kendileri için daha hayırlıdır.
Bu konuda Allah’ın temel tavrı, kulları için kolaylık istemek, güçlük istemek değildir. İnsan hürdür ve ibadet bu hürriyet içinde yapıldığında anlam taşır. İnsanın eğer içten niyeti yoksa ona Oruç tutturmak doğru değildir. Tutması halinde de bir anlam taşımaz. Oruç, varlıkların birbirinden seçilebileceği sabahın erken saatlerinde başlar, güneşin batması ile biter.
Oruç, her şeyden önce, Allah rızası için tutulur. Ancak faydası Allah’ındır anlamı bulunmaz. Çünkü Allah Oruç tutmamıza muhtaç değildir. İslami ibadetlerin çoğu, özellikle de Oruç, sabır ve kararlılık huylarını kazandırma özelliğini içerirler.
Ruhi bir egzersiz, bedene galebe çalma ve insanda bulunan hayvani istekler için bir gemleme ve onları kontrol altına almaktan ibarettir. Mutlak hakim olan Allah’ın kullarına emrettiklerinde, hiç şüphesiz gerek fert ve gerekse toplumla ilgili birçok faydalar vardır.
İbadetler yerine getirilirken katlanılan mahrumiyetler, Allah’a kullukta ruhi bir idman içindir. Bu nedenle Oruç tutmak da fert ve toplum hayatıyla ilgili bazı faydalar ve hayatın çeşitli güçlüklerine karşı hazırlık sağlar. İnsanı sürekli olarak kötülüğe çekmek için uğraşan nefis, Oruç ibadeti ile sükunet bulur ve nefsin harama karşı isteği kırılır. Yoksullara karşı acımayı ve şefkatli davranmayı öğretir.
Bu şekilde nefis, açlığın acısını tadınca, yoksulların halinden anlar ve yapacağı yardımlarla Allah katında güzel bir karşılığa ulaşır. Yoksulların katlandıkları güçlükleri bizzat yaşar ve onların sıkıntılarını daha iyi anlamış olur. Bu da kendisini, onların sorunlarına eğilmeye ve çözüm aramaya sevk eder. Kişi böylece Allah katında önemli bir derece kazanmış olur.
Kısacası, doktorun tavsiyesine göre veya mecbur oldukları için Oruç tutamayanlar, bunun sadece maddi faydalarından yararlanırlar. Ancak buna hiçbir ruhi niyeti katmayanlar, manevi mükafattan istifade edemezler.
Müslümanlar, Allah’ın emirlerine uymak niyetiyle oruç tutarlar. Dolayısıyla Müslümanlar, takvayla hareket ederler ve bu nedenle mükafatlanırlar. Aynı zamanda amellerinin fiziki ve maddi yararlarını da kaybetmezler.
Bazı rivayetlerde Hz. İbrahim (a.s)’in her ayın üç gününde oruç tuttuğu nakledilmektedir. Daha önce verdiğimiz ilgili Ayette bunun geçmiş ümmetlere de farz kılındığı ifade edilir. Hz. İbrahim (a.s) ve Hz. İsmail (a.s)’den sonra Araplara hususi bir Peygamber gönderilmediğine göre, İslam’dan önce Arapların tutmuş oldukları Oruc'un Hz. İbrahim (a.s)’den kalmış olması muhtemeldir.
Yukarıda arz edilen Ayette bu duruma işaret edilmiştir. Aslında Oruç ibadeti Hz. İbrahim (a.s)’den önce de Hz. Nuh (a.s)’un tufan ile ilgili olarak tuttuğu Muharrem Oruc'u, İslam’daki Aşure Orucu'nun kaynağı olarak görülmektedir.
Nitekim bir Hadis’te Hz. Nuh (a.s)’un, Ramazan ve Kurban bayramları hariç, bütün yılı Oruç tutarak geçirdiği bildirilmiştir.
Oruç, Kur’an-ı Kerim bağlılarına, Allah’ın emri olarak yüklenmiş bir görevdir. Fidye imkanı ile toplumda yoksulluk ve imkansızlığa çare yaratmak amaçlanmıştır.
Ancak gerçekten Oruç tutmaya engel bir hastalığı olmayan veya yolculuğu Oruç tutmaya engelleyecek kadar uzun ve meşakkatli olmayanın, ya da bu ruhsatı kullanmayı haklı çıkaracak kadar ağır şartlarda çalışmayanın, yani hakkı olmadığı halde bu ruhsattan yararlanmak isteyenlerin Ramazan Oruc'unu terk etmekle, Allah’ı değil, aslında sadece kendilerini kandırmış olacaklarını hatırlatmak bu konuda yeterli olacaktır.
Kur’an-ı Kerim’in temel kabullerine göre, bir insanın diğer insanlara hizmet ve yardım ulaştırması, yalnız kendi nefsi için diğer dünya yatırımı yapmasından üstündür.
İnsan hürdür, ibadet bu hürriyet içinde yapıldığında anlam taşır. İnsanın eğer içten niyeti yoksa ona Oruç tutturmak bir anlam taşımaz. Allah’ın kullarına lütfettiği ruhsat ve kolaylıkları, onların elinden almakla hayırlı bir iş yapılmaz. Böyle bir durumda onları gösteriş yapmaya itmiş oluruz. Oruçlu olunan saatlerde cinsel hayatın devamı yasaklanmış, geceleri serbest bırakılmıştır. Ancak Mescit’lerde İtikaf’ta olanlar bunu yapamazlar.
Oruç, varlıkların birbirinden seçilebileceği sabahın erken saatlerinde başlar, güneşin batışıyla biter. Kur’an-ı Kerim’in Bakara suresinin 187. Ayeti bunu açıkça belirlemiştir.
Oruc'a niyet ederek tan yeri ağarmaya başladığı andan, akşam güneşi batıncaya kadar yeme-içme ve cinsel arzu ve isteklerden uzak kalmak suretiyle eda edilen bir ibadettir.
Büyük ölçüde bedeni bir ibadet olan Oruc'un sayılmayacak kadar çok sağlıkla ilgili yararları vardır. Bugün tıbben de sabit olduğu üzere, birçok bedeni hastalıkların tedavisi ancak Oruç ile yani perhizle mümkün olmaktadır.
Hz. Peygamber (s.a.v): “Oruç tutun ki, sıhhat bulasınız." Hadisinde de buna işaret etmektedir. Oruç sayesinde, yeme içme açısından zengin-fakir ayırımı büyük ölçüde giderilmektedir. Dini bir görevi yerine getirmek amacıyla tutulan Oruç, aynı zamanda iradeyi kuvvetlendirir.
Açlığa, susuzluğa dayanma gücü verir. Oruç sayesinde Müslümanlar, haramları daha fazla terk ederek helalleri aramaya yönelir.
Ramazan’dan sonraki aylarda da, daha disiplinli ibadet etme alışkanlığını kazanır. İslam’ın oruç ibadetinde, diğer bazı dinlerin Oruc'a benzer ibadetlerinden mevcut olan perhiz, belirli gıdaların dışında bir şey yememe, iki gün geceli-gündüzlü aç kalma gibi haller yoktur. Oruç, tamamen mü’minin yemek ve ruhi disiplinini sağlamayı hedef almıştır.
Yahudilik ve Hıristiyanlıkta Hz. Musa (a.s) ile Hz. İsa (a.s)’in uygulamalarından kalma 40 güne kadar varan ve perhizi esas alan bir anlayış, İslam’ın oruç ibadetinde görülmez.
İslam dininin emirlerinden olan Oruç ibadeti, kötülüklere karşı bir kalkandır. Bir ay boyunca nefsin isteklerini yerine getirmemek vasıtasıyla nefis, söz dinlemesini öğrenir ve isyandan vazgeçer.
Ayrıca Oruç ibadeti ile açlığı yaşayan zenginler, aç insanların halini daha iyi anlarlar. Anlatılır ki, Hz. Yusuf (a.s) Mısır Aziz’i iken, kıtlık yıllarında doyuncaya kadar yemiyordu. "Hazine eliniz altında iken niçin aç kalıyorsunuz?" diye sorulunca, şu anlamlı cevabı verir: "Tok karınla aç insanları unutmaktan korkuyorum."
Zengin Müslümanlar, Ramazan ayı boyunca iftarlar vererek fakirlerin gönlünü hoş eztmeliler. Zenginlerden ikram gören fakirler, onlara düşman değil, duacı olurlar.
Böylece toplumda sosyal bir denge tesis edilmiş olur. Ancak bu sofralarda zengin ve seçkin insanlar için verilen iftarlarda Allah’ın rızasını aramak mümkün değildir.
Eğer basın ve medyaya da açık yapılıyorsa, riyadan uzak görmemek mümkün değildir. Bundan azami kaçınmak gerekir. Yapılan işte Allah’ın rızasını kazanmak amaç olarak kabul edilmemişse, o işte sahibi için hiçbir kazanç olmadığı gibi zarar söz konusudur.
İnsanların en cömerdi olan Hz. Peygamber (s.a.v)’in, Ramazan’da daha çok ikramda ve ihsanda bulunması olayından hareketle, zengin Müslümanlar zekatlarını özellikle Ramazan ayında vermeye gayret etmelidir.
Ayrıca bu ayda daha çok sadaka verilmelidir. İşte bütün bunlar, bu mübarek ayın sosyal dengelerin tesis edildiği mübarek bir ay olmasına sebebiyet vermiştir.
Oruç, beden ile yapılan bir ibadettir. İnsana merhamet ve şefkat duygusunu aşılayarak, fakir-zengin ilişkisini ve eşitliğini temin eder. Nefse hakimiyeti sağlayarak, bütün arzulara gem vurmayı sağlar.
Ramazan ayında verilen “Sadaka-ı Fitr” nedeniyle toplumsal bir yardımlaşma ayıdır. Oruç, ilahi iradeye bağlılığı sağlar. Bedenin ve sağlıklı yaşamın zekatıdır.
Oruç, insana sabırlı olmaya alıştırır, insana tahammül gücü verir ve insanı daima ibadet halinde tutar. Oruç, insanı açlığa alıştırır ve insanı ruhen ve bedenen temizler.
Oruç, insanın Allah’a tam teslimiyetini sağlar. Bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesi, Ramazan ayında olduğundan dolayı, mübarek bir ayda yerine getirilen bir ibadettir.
Oruç ile ilgili ilk Ayet nazil olunca Müslümanlar Oruç ibadetine, Yahudilerin yaptığı gibi, güneş battıktan sonra başlıyor ve ertesi gün, gün batana kadar yirmi dört saat gece ve gündüz devam ediyorlardı.
Daha sonra konu ile ilgili olarak Kur’an-ı Kerim: "Tan yerinde, beyaz iplik siyah iplikten sizce ayırt edilinceye kadar, yiyin için, sonra Oruc'u geceye kadar tamamlayınız." emri ile Oruç, yalnız gündüze mahsus kılınmıştır.
Kur’an-ı Kerim Oruç ile ilgili bir takım yenilikler getirmiştir. Bu Ayetteki "iplik" kelimesi mecazi anlamda kullanılmıştır. Bununla gündüzün beyazlığı ve gecenin karanlığı arasındaki sınır kastedilmektedir.
Hz. Peygamber (s.a.v) "Sahur yapın, çünkü sahurda bereket vardır." Buna göre gecenin sonuna doğru, imsaktan önce kalkıp bir şeyler yemek ve içmek hem sünnet ve hem de bunun ruh ve bedene faydaları vardır. Sahurun tehiri, vaktin sonuna doğru yenmesi Hz. Peygamber(s.a.v)’in tavsiyesi ve sahabenin adetlerindendir.
Oruç, hicretten bir buçuk yıl sonra Şaban ayının onuncu günü farz kılındı. Farz olduğu Kitap, Sünnet ve İcma ile sabittir. Kur’an-ı Kerim’deki sistematik ibadetlerden sayabileceğimiz bir ibadet de Oruç'tur.
Oruç, bedeni bir ibadettir. Diğer ibadetlerden farklı olarak ne bir söz ve ne de bir fiil içermez. Oruç ibadeti dinen farz kategorisinde telakki edilmiştir. Konu ile ilgili olarak Kur’an-ı Kerim:
"Ey İman edenler! Oruç, sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz." buyurarak, Ayette bu durum açıkça belirtilmekte ve Hz. Peygamber (s.a.v) ifadesiyle, oruç İslam’ın beş temel esası içinde gösterilir.
"İslam dini, beş temel üzerine kurulmuştur. Kelime-i Şehadet, Namaz kılmak, Zekat vermek, Haccetmek, Oruç tutmak, Haccetmek."
Oruç her yıl Kameri ay takvimine göre Ramazan ayında yerine getirilmesi gereken bir ibadettir.
Ramazan ayının başlangıcı konusunda bazı çevrelerde her yıl özellikle gündeme getirilen tartışmalara iltifat etmeksizin, herkes bulunduğu ülkenin takvimi uyarınca Orucunu tutar ve bayramını yapar.
Bütün İslam dünyasının ya da dünyadaki bütün Müslümanların aynı gün Oruc'a başlayıp, aynı gün bayram yapmaları tercihe şayan olmakla birlikte, bölgeler arasındaki zaman farkı nedeniyle uygulamada mümkün olamamakta, bunun sonucunda bir takım İslam ülkeleri arasında Ramazan başlangıcı ve bayram konusunda kaçınılmaz olarak farklılıklar ortaya çıkmaktadır.
Bu konu fazlaca abartılmaktadır. Çok yakın ülkeler arasında farklı zaman tayinlerini doğru görmek mümkün olmasa da, farklı kıtalardaki ülkeler arasında, farklı zamanlarda ve zaman farkı da göz önüne alındığında Hilal’in görülmesi nedeniyle Oruc'a farklı günlerde başlanması normaldır. Bunu Müslümanların zaafı olarak görmek doğru değildir.
Ramazanınızı en kalbi dileklerimle tebrik ediyorum...
Saygılarımla...
Kaynak: Bana ait kitap:
"İSLAM HIRİSTİYANLIK YAHUDİLİKTE İNANÇ VE İBADETLERİN FELSEFİ VE SOSYOLOJİK BOYUTLARI"
Mehmet Bozkurt, Eğitimci İlahiyatçı Araştırmacı Yazar
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Erol AYDIN
İnsan Olmanın En Ağır Yükü
Nihat Güç
İyi İnsan, Kötü İnsan
Gülay ÇETKİN
Denizlide okullar kaosa mı sürükleniyor?
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
21. Yüzyılın Öğrenci Profili: Alfa Kuşağı
Fatih ORUÇ
SADİZM
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Adnan ÖZ
Süper kupa ve transferler!
Aydın BENLİ
MİLLİ DUYGULAR ÖLDÜRÜLÜRSE NE OLUR?
Seyfettin BUDAK
Tek bir taşla kaç kuş vurulur?
Mehmet BOZKURT
Suçlu Kim? Müslümanlar mı?
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Hamdi TEMEL
Limon Tuzu: Masum Bir Ekşilik mi, Bilinmesi Gereken Bir Kimya mı?
Ravza ZEYBEK
Bizim çocukları ateşe atan kim?
Songül KARAMAN
YA RAB
Ahmet SAĞLAM
Kaçınılması Gerekenler
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’da Şirin Bir Köy: Duhancılar
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Özlem Gürbüz
Geçmişten Ders, Geleceğe Umut
Halil MERT
Polislerimiz şehid oldu
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Mehmet Nuri BİNGÖL
Rahmetin Kapısında Bir Gece
Adnan İPEKDAL
Dijital İçerik Üretme Seferberliği
Bülent ERTEKİN
Bayraklı’daki Söyleşi Üzerinden Ciddi İddialar
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet DÜZGÜN
Kimse mucize beklemesin
Vehbi KARA
Kocatepe Olayı
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Sevgi Mi Bağ, Yoksa Görünmez Bir Kafes Mi!
Aydan KURT
Çok şey istemedik...
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Servet ZEYREK
Yedinci Oğul Nerede?
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Özhan KIZILTAN
Duvarların Ardında Filizlenen Hayat
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)