Yalan söyleyen tarih acep ne zaman utanacak!?
Neyi öğrendik, neleri öğrettiler!? Neden ve niçin bu ihanet?
Anladık ama çok geç anladık!?
Tarih yazan ejdadımızı ve tarihimizi tanımadık, tanıtmadılar ve tarih de yazmadık! Sahte kahramanlarla oynanan tiyatroları seyrettik!
Türk, Kürt, Arap, Acem devlet ve fikir adamlarının bize miras bıraktığı kahramanlıklarından örnekler sunmak istiyorum!
... Ve
Büyük dava adamı Bosna Kahramanı Aliya İzzetbegoviç diyor ki:
"Bunu hiç unutma evlat! Batı hiçbir zaman medeni olmamıştır ve bugünkü refahı, devam edegelen sömürgeciliği, döktüğü kan, akıttığı gözyaşı ve çektirdiği acılar üzerine kuruludur."
Bosna kahramanı Aliya İzzetbegoviç, 1997 yılında Tahran’da yapılan İslam Konferansı Örgütü toplantısında diyor ki:
"Çok açık konuştuğum için beni bağışlayın.
Güzel yalanların yardımı olmaz ama acı gerçekler bir ilaç olabilir. İslam en iyisi, ama biz en iyisi değiliz!?"
Aliya İzzetbegoviç'e,
Bir gün askerlerden biri gelip kendisine, "Onlar bizim kadınlarımıza tecavüz ediyorlar, onlar bizim kadınlarımızı, yaşlılarımızı ve çocuklarımızı öldürüyorlar. Buna bigane kalmamalıyız!" dediğinde, Aliya İzzetbegoviç çok veciz bir şey söylüyor.
"Sırplar, bizim öğretmenimiz değiller. Biz de zalimlerden olursak, zulme karşı savaşmamızın bir anlamı kalmaz. Kitap'a uyacağız. Savaş ölünce değil, Düşmana benzeyince kaybedilir. Ben, Avrupa'ya giderken kafam önümde eğik gitmiyorum. Çünkü çocuk, kadın ve ihtiyar öldürmedik. Çünkü hiçbir kutsal yere saldırmadık. Oysa onlar, bunların tamamını yaptılar. Hem de Batı'nın gözü önünde ve Batı medeniyeti adına!"
... Ve
Büyük İslam Alimi Prof. Dr. Seyyid Kutub diyor ki:
"... Acaba Müslümanlar nasıl zevkle yiyip içiyorlar, nasıl rahat uyuyorlar? Din kardeşleri en aşağılık, en rezil insanların ellerinde en kötü işkenceleri görürken, çeşit çeşit zillete layık görülürken! Batılılardan nefret ediyorum, Amerika’dan nefret ediyorum; ama daha çok Amerika’nın vicdanına sığınan Müslümanlardan nefret ediyorum!..."
... Ve
Kral Faysal bin Abdülaziz,
Kudüs ve Filistin toprakları üzerindeki İsrail işgaline karşı, Müslüman halkları Cihad'a çağırdığında takvimler 1969’u gösteriyordu. Suriye ve Mısır bu çağrıya cevap vererek 1973 tarihinde Kudüs’ün ve Filistin’in işgalden kurtarılması için Arap ülkelerinin yardımını da alarak 1973 tarihinde İsrail’e savaş açtılar. ABD, her zamanki gibi İsrail’in yanında yer alır. Suud-i Arabistan, Batı'ya akan petrol vanalarını kapatır ve tüm dünyada "Petrol krizi" baş gösterir.
Krizi görüşmek ve çözüme kavuşturmak üzere ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, Suud Kralı Faysal’ı ziyarete gider. Görüşme, Kral'ın sarayında değil, sahranın ortasında bir çöl çadırında gerçekleşir. Misafirine karşı pek de konuksever davranmayan Kral Faysal’ın sofrasında hurma ve deve sütü vardır. Kissinger’in "Eğer ambargoyu kaldırmazsanız, biz de petrol kuyularını vururuz!" tehdidine karşı Kral Faysal, tarihe geçen şu cevabı verir:
"Tabii ki petrol kuyularımızı bombalayabilirsiniz. Fakat unutmayınız ki, biz ve atalarımız hurma ve deve sütüyle yaşıyorduk, yine öyle yaşayabiliriz. Ancak artık siz petrolsüz yaşayamazsınız!"
Bu olaydan kısa bir süre sonra Kral, kendisiyle aynı ismi taşıyan yeğeni tarafından ve hem de kendi sarayında, kafasına sıkılan iki kurşunla öldürüldü.
... Ve
Çöl Aslanı Ömer Muhtar Mahkemede:
İtalyan Hakim, idam kararı vermeden önce Ömer Muhtar'a sorar:
İtalyan Devleti'ne karşı savaştınız mı?
Ömer Muhtar:
Evet.
İnsanları İtalyan Devleti'ne karşı savaşmaya teşvik ettiniz mi?
Ömer Muhtar:
Evet.
İtalya'ya karşı kaç yıl savaştınız?
Ömer Muhtar:
Yaklaşık 20 yıl.
Yaptıklarından dolayı pişman mısınız?
Ömer Muhtar:
Hayır!
İdam edileceğinizi biliyor musunuz?
Ömer Muhtar:
Evet.
Hakim şaşırdı.
Sizin gibi birisi için böyle bir son, çok üzücü!
Bunu duyan Ömer Muhtar şöyle dedi:
Tam tersi!
Bu, hayatımın sonu için en güzel yol.
Hakim daha sonra,
Mücahidlere cihadı durdurmalarını
emreden bir emirname yazması halinde
O'nu berat ettirmek ve ülke dışına sürgüne göndermek istedi. Bunun üzerine Ömer Muhtar,
O meşhur sözlerini söyledi:
"Her Namaz'da Allah'tan başka ilah olmadığına, Muhammed (s.a.v)'in de O'nun Resulü olduğuna şehadet eden parmaklarım, asla yanlış bir şey yazamaz!
Bizler teslim olamayız. Ya kazanırız ya da ölürüz!"
Biz ölsekte kazanırız ve siz kaybedersiniz.
Fakat acı olan siz bunu ancak öldüğünüzde anlarsınız ve bunun size bir faydası olmaz!"
... Ve
Çeçen direniş lideri olan Şamil Basayev:
"Ne zaman öleceğimiz önemli değildir. Asıl önemli olan nasıl öleceğimizdir. Bize düşen şerefimizle ölmektir." diyen Çeçen komutan, İslam ve Müslümanlar adına cihad ederken şehit edilmiştir!
Ve diyor ki:
"Bizim kendi problemlerimiz ne kadar çok olursa olsun, tüm Müslümanların tek amacı Kudüs'ün kurtarılmasıdır."
... Ve
Çeçenistan Bağımsızlık mücadelesinin unutulmaz isimlerden Cevher Dudayev,
Sovyetlerin karşısında bir avuç Müslümanın gösterdiği o örnek mücadelenin komutanları arasında yer alan Cevher Dudayev sözleri ve şehadeti ile sonraki nesillere bir kahraman örnektir!
Cevher Dudayev diyor ki:
"Kanımın son damlasına kadar ülkemin bağımsızlığı ve milletimin hürriyeti için savaşmaya hazırım.
Rus emperyalizmine boyun eğmek kader değildir. Kuzey Kafkasyalıların birlik ve özgürlük gibi doğal ve siyasi hakları vardır. Bu talepler gündeme getirilmedikçe Kuzey Kafkasyalılar günden güne yok olacaklardır."
"Onlarca yıldır diasporaya sürülmüş her Kafkasyalı ve Çeçen çocuk bir gün bunu hayal eder, İslam bir gün tüm Kafkasya'ya geri dönecek ve yalnızca kendi topraklarına da değil... Ben de Kafkasya topraklarına İslam'ın dönüşünü düşleyen o çocuklardan biriyim."
... Ve
Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi,
Kutsal şehir olan Kudüs'ü bir gün Haçlı esaretinden kurtarmayı planlıyordu.
"Kudüs işgal altındayken, ben nasıl gülebilirim ki?..." sözüyle hafızalara kazınan Selahaddin Eyyubi, Eyyubiler devletini kurduktan sonra kutsal şehirdeki işgale son vermek için harekete geçti.
Birinci Haçlı Seferi sonucunda kurulan ve kutsal şehri işgal altında tutan Kudüs Krallığı'na bağlı ordu ile Selahaddin Eyyubi komutasındaki İslam ordusu, 4 Temmuz 1187 tarihinde bugün İsrail'in kuzeyinde yer alan Taberiye gölü yakınlarında karşı karşıya geldi. Tarihe "Hıttin Savaşı" olarak geçen muharebeyi Selahaddin Eyyubi'nin askeri dehası sayesinde İslam ordusu kazandı. Kudüs Krallığı'nın askeri gücünün büyük ölçüde yok edildiği Hıttin Savaşı, Kudüs'ün fethine giden yolu açtı.
Selahaddin Eyyubi, Hıttin zaferinden yaklaşık 2,5 ay sonra, 20 Eylül 1187 tarihinde işgal altındaki Kudüs'ü kuşattı. Ünlü komutanın kuşatma sırasında Kudüs'ün zarar görmemesi için büyük önem gösterdiği ve kutsal şehri korumak için, "Kudüs'ün, Allah'ın kutsal saydığı beldelerden biri olduğuna büyük bir inancım vardır. Sizin de kutsallığına inandığınız bu beldeye muhasara ve savaşın gerektirdiği yollarla hücum etmek ve girmek istemiyorum" ifadelerini kullandığı bilinir.
Kuşatmayı kıramayan Kudüs'ün işgalci komutanı İbelinli Balian'ın 2 Ekim 1187 tarihinde şehri Eyyubilere teslim etmesiyle Kudüs'teki 88 yıllık Haçlı işgali sona erdi.
Haçlılarca tahrip edilen Mescid-i Aksa'yı kendi elleriyle süpüren ve gül yağıyla yıkatan Selahaddin Eyyubi, Harem-i Şerif'i Hıristiyanlara ait sembollerden arındırdı.
Fetih sonrası Kubbet'üs-Sahra'daki Haç'ın da indirilmesinin ardından 88 yıl boyunca duyulamayan ezan sesi yeniden şehrin semalarında yankılanmaya başladı.
... Ve
Çarlık Rusyası'na karşı verdiği mücadeleden dolayı Türkiye'de Kafkas Kartalı olarak bilinen Şeyh Şamil,
Rusların güçlü orduları karşısında unutulmaz bir mücadele verdi ve adı, Rus işgaline karşı direnen Kafkas kavimlerinin hafızasına nakşedildi.
Şeyh Şamil, esaret altındayken, Rus Çarı yemek yemek için davet eder. Şeyh Şamil’in iştahlı bir şekilde yemek yediğini görünce yanındakilere, alaylı bir şekilde, "Korkarım bu adam bizi de birazdan yer" diye söylenir. Şeyh Şamil bunu duyunca: "Korkmayın bizim dinimizde domuz eti yemek haramdır" cevabını verir.
... Ve
Sultan Alparslan,
Malazgirt Savaşı'ndan önce askeri hamleleriyle kendini öne çıkarmış iyi bir asker ve öngörülü bir liderdir. Uzun boylu ve heybetli, güçlü bir karakter olarak karşımıza çıkıyor.
Sultan Alparslan'ın Malazgirt Savaşı sırasında ordusunu motive eden bir lider olarak, "Ben sizinle öleceğim" diyor ve 26 Ağustos 1071 Cuma günü öğle vaktine kadar ordusunu denetleyen ve son direktiflerini veren Alparslan'ın, askerleriyle Cuma namazını kıldıktan sonra beyaz elbisesine atfen, "ölürsem kefenim olsun" ifadesi, ordusunun motivasyonunda oldukça mühimdir.
Sultan Alparslan'ın hutbesinde, "Ben Müslümanların Camilerde bizim için dua ettiği bu saatlerde düşmanın üzerine atılmak istiyorum. Galip gelirsek arzu ettiğimiz sonuç gerçekleşmiş olur, yenilirsek şehit olarak Cennete gideriz. Bugün burada ne emreden bir Sultan ve ne de emir alan bir asker var! Ben de içinizden biri olarak savaşacağım. Benimle gelmek isteyenler peşime düşsünler, istemeyenler serbestçe geri dönebilirler." ifadeleriyle askerlerine güç verdiğini, onların yanında olduğunu göstermiştir.
Savaş esnasında ilk taarruzu yapan Sultan Alparslan'ın ordusudur. Bizans ordusu 200 bin askerle savaşa girerken, Selçuklu ordusuda ise yaklaşık 50 bin kadar asker vardır. Malazgirt Muharebesi 26 Ağustos 1071 Cuma günü gerçekleşmiştir. Bölgede yerleşik bir çok müslüman Kürt aşireti gönüllü olarak Alparslan'ın ordusuna katılmışlardır. Savaşın kaderini belirleyen önemli nedenlerden birisidir. Aynı gün geç saatlere kadar süren savaş, Selçukluların zaferiyle sonuçlanmıştır. Kendisinden 4 kat büyük bir orduyu yenen Sultan Alparslan, Roma İmparatoru Romen Diyojen'i bu savaşta esir almıştır. Romen Diyojen daha fazla dayanamayarak yenilgiyi kabul etti ve bazı askerleriyle yaralı olarak esir alındı.
Romen Diyojen'in huzuruna getirilmesini emreden Sultan Alparslan, elindeki kamçıyla ona üç defa vurmuş ve "Sana barış için elçi gönderdiğim halde reddetmedin mi?"
İmparator ise, "Azarlamayı bırak da, ne yapacaksan yap!" diye karşılık vermiştir.
Bunun üzerine Sultan Alparslan, "Sen, beni esir alsaydın ne yapardın?" diye sorunca,
İmparatorun cevabı, "Kötülük yapardım" olmuştur.
Bu defa Sultan Alparslan, “Peki, benim sana ne yapacağımı zannediyorsun?”
dediğinde İmparator üç alternatif sunmuş:
"Beni ya öldürürsün, ya İslam ülkelerinde teşhir edersin, yahut da uzak bir ihtimal olmakla beraber, affeder, fidye ve vergi alır, beni kendine naib edersin." Bunun üzerine Sultan Alparslan sonuncusunu kastederek, "Ben de zaten bundan başka bir şey düşünmedim" demiştir.
... Ve
İstanbul'un fetih gününde, Akşemsettin ve Fatih Sultan Mehmet, yanlarında Fatih’in diğer hocaları Molla Gürani ve Molla Hüsrev olduğu halde törenle şehre giriyorlardı.
Bizanslılar şehrin Fatihi'ne çiçek vermek için yarış halindeydi. Bir yerde kenti fetheden kişinin bu aksakallı hocalar arasındaki bıyığı yeni terlemiş gencecik Fatih olacağını tahmin edemediklerinden, çiçekleri ak sakallı Akşemsettin’e uzattılar.
Akşemsettin, hemen Atını geri çekerek, beyaz At üzerindeki genç Fatih Sultan Mehmet’i işaret etti ve dedi ki:
"Padişah ben değilim!
Bizanslılar beyaz At'a yönelir yönelmez Fatih’in de şu tepkisi ile karşılaştılar,
"O'na gidiniz. Padişah benim ama o da benim hocamdır."
29 Mayıs 1453 Türk Cihan Hakimiyeti Mefküresi Tarihi'nin önemli bir adımı olan İstanbul’un Fethi'nde, II. Mehmet, 1453 yılında, henüz 21 yaşındayken, yüzyıllar boyunca ele geçirilemeyen Bizans'ın elindeki İstanbul'u 54 günlük bir kuşatmanın ardından fethederek ''Fatih'' ünvanını aldı.
Şanlı ve şerefli ejdadımımız, Fatih Sultan Mehmet'in komutasında yer yüzünün en mühteşem devleti olan Bizans İmparatorluğu'nun başkenti olan İstanbul'u fethetti.
Türk tarihinin şeref abidesi Fatih Sultan Mehmet diyor ki:
"Tarih yazmak korkaklara göre bir iş değildir."
"Sırrıma sakalımın bir tek telinin vakıf olduğunu bilsem, sakalımı kökünden keserim."
"Benim kudretimin ulaştığı yere onların hayalleri bile ulaşamaz."
"Biz toprakları değil, gönülleri feth etmeye gidiyoruz."
"Yerinde söz söylemesini bilen, özür dilemek zorunda kalmaz."
"Bir gece ansızın gelir krallığınızı İmparatorluğuma katarım."
"Ey Konstantiniye! Ya sen beni alırsın, ya da ben seni!"
"Eğer kanım ile yükselecekse Hz. Muhammed (s.a.v)'in dini, durmayın kılıçlar doğrayın beni!"
"İmparatorunuza söyleyin: "Şimdiki Osmanlı Padişahı öncekilere benzemez. Benim gücümün ulaştığı yerlere, sizin İmparatorunuzun hayalleri bile ulaşamaz."
Binlerce şanlı ve şeref dolu tarih sayfası görmek mümkündür. Altın harflerle yazılan tarih sayfaları Türk milletinin ve İslam ümmetinin onur levhalarıdır...
Bunlardan ders almadık...
Bunları daha doğrusu anlayamadık...
Bunları bize anlatmadılar...
Kafası koparılmış bir İslam ümmetinin önderi yok ve bugünü bu nedenle yaşıyoruz!
Bugün:
Birliğimizi temsil eden bir önderimiz yok...
Alimlerimiz ortada yok...
Ümmette birlik yok, binbir parçaya bölündük...
Bedelini ağır ödüyoruz bugün!
Allah, aklımızı kullanarak yaşamayı nasip eylesin!
Recep YAZGAN
Akışa yön veren gençlik nasıl yükselecek!
Öztürk Samuk
Son Yüzyılın Etkili Liderleri
Hasan KARADEMİR
Günümüzde Ali Şeriati Okumak
Eyüphan KAYA
Kürtler Ülkemizin Sigortasıdır
Gülay ÇETKİN
Bakan Tekin’e Denizli’de Ne Dediler?
Kadir Erol
İnsanı İzlemek!
Hüseyin KURT
İlkokul Mezuniyetleri mi, Duygu Gösterileri mi?
Halil MERT
Mhp… Geniş Kuşatıcı Siyaset, Büyük Milli Cephe…
Seyfettin BUDAK
Tanrı Tartışmasında Asıl Kaçırdığımız Şey Ne?
Özlem Gürbüz
Adalet Ve Sorumluluk Dengesi
Ravza ZEYBEK
Zehirli Baldır Söyleme
Ömer Naci Yılmaz
Herkesin Hicreti Gayretine Göredir
Ahmet SAĞLAM
Birlik Ve Beraberlik
Adnan ÖZ
Çarşambaspor Ve Milli Takım
Aydın BENLİ
ANTİMADDE
Songül KARAMAN
Ahilik Geleneği
İsa ÇOLAKER
Latifi’nin Okuma Yazma Aşkı
Mehmet BOZKURT
Tarih konuşuyor, alınacak dersler var-2
Nihat Güç
Müslümanlar, Terör Devleti İsrail ve Dünya Kupası
Ahmet DÜZGÜN
Alın Alayını Bunların
Hamdi TEMEL
Geleceğin Anahtarı: Topraktaki Şifa ve Tarımda Bio-İnovasyon
Aydan KURT
Müsait Değilim
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Mehmet Ali Çamoğlu
Akıl Oyunları, İlahi Hesap ve Geçilen Tövbeler
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)