Hz. Aişe, Hz. Peygamber (s.a.v)'in dul olmayan tek eşidir. Hz. Ebu Bekir (r.a)'in kızıdır. Hz. Peyamber (s.a.v)'in kıymetli eşi olan Hz. Aişe, Hane-i Saadet'in en sevgili hanımefendisi olmuştur.
Hz. Aişe ile evlenmesinin bir çok yararı olmuştur. Bu evlilik, Hz. Ebu Bekir (r.a) ile akrabalık bağı kurarak onu ödüllendirmiş ve onun akrabalarıyla yakınlık sağlamıştır. Nitekim bu evlilik, Hz. Ebu Bekir (r.a) için hayatının en sevindirici olayı olmuştur. Hz. Ebu Bekir (r.a)'ın kabilesiyle olan düşmanlık, dostluğa dönüşmüştür.
Hz. Aişe, Hz. Peygamber (s.a.v) hayatta iken, hep yanında ve yakınında bulunmuş, sadakat sahibi ve sevgi dolu bir eş, vahyi ve Hz. Peygamber (s.a.v)'in Sünneti'ni tedris eden bir öğrenci olmuştur. Hz. Peygamber (s.a.v), eşini çok sevmiş ve ona saygı duymuş, onun huzur ve mutluluğu için fedekarlıkta bulunmuş, sıkıntılı günlerinde Hz. Aişe annemizle teselli ve huzur bulmuştur.
İslam'ın kadınlar ve aile hayatıyla ilgili öyle prensipleri vardır ki, Hz. Peygamber (s.a.v) bunları açık açık anlatamıyordu. Bazı kadınlar da utandıklarından dolayı sorup öğrenemiyordu. Hz. Peygamber (s.a.v) bu konuları kadınlara açıklaması için ona genç, zeki bir eş ve yardımcı gerekiyordu. Nitekim tarih göstermektedır ki, Hz. Aişe bu görevi çok başarılı bir şekilde yapmıştır.
Hz. Aişe, Hz. Peygamber (s.a.v)'in diğer eşleri, yani mü'minlerin anneleri arasında en zeki ve en bilgin olanıdır. Hz. Aişe, babası Ebu Bekir (r.a)'in evinde iyi bir eğitim almasının ardından 9 yıl boyunca Hane-i Saadet'te Hz. Peygamber (s.a.v)in terbiyesinde yetişmesi onu müstesna kılan en önemli özelliği oldu. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v) irtihal ettiği zaman, Hz Aişe genç yaşına rağmen Kur'an ve Sunnet'i en iyi bilen sahabeler arasında yer alıyordu.
Hz Aişe, Hz. Peygamber (s.a.v) hayatta iken, kadınlara ve genel olarak bütün Müslümanlara öğretmenlik yaptığı gibi, Hz. Peygamber (s.a.v)'in vefatından sonra da 47 yıl gibi uzun bir süre daha bu görevi başarıyla yapmıştır.
Hz. Aişe'nin hayatı, Müslüman kadınlar için olması hasebiyle son derece ehemiyeti haizdir. Hz. Peygamber (s.a.v)'in kadın erkek bütün ummetine örnek olması gibi, eşi Hz. Aişe de özellikle Müslüman kadınlar açısından örnek bir şahsiyettir. Her Müslüman kadın onun hayatında kendisi için nice örnekler ve dersler bulur. Çünkü hayatın bütün değişimleri onun hayatında tecelli etmiştir. Kızlık, eşlik, dulluk, sevinç ve keder, mutluluk ve müsibet gibi haller Hz. Aişe'nin hayatından örnek alınacak birer olay şeklinde görünür. Bu tertemiz hayat; ilmi, ameli ve ahlaki derslerle doludur. Bu itibarla Hz. Aişe'nin tarihi, temiz ve olgun kadınların aynasıdır. Müslüman kadın, gerçek hüviyetini bütün temizliği ve berraklığıyla o aynada görur.(1)
Babası Ebu Bekir bin Kuhafe, es-Sıddik lakabıyla tanındığı için kendisine Aişe es-Sıddıka binti's Sıddik denilmiştir. Annesi Kinane kabilesinden Ümmü Ruman binti Amir bin Uveymir'dir. (2)
Hz. Aişe'nin çocukluk yıllarında İslam davası en sert ve en ağır safhalarıyla geçti. Müslümanlar o sırada iskence ve eziyetin en ağır türleriyle karşılaşmışlardır. (3)
İbn-i İshak, Hz. Ebu Bekir (r.a)'in davetiyle Müslüman olanları sıralarken, Hz. Aişe'nin de adını verir ve o sıralarda yaşının küçük olduğunu zikreder. Hz. Aişe'nin "aklım erdiğinden bu yana anne ve babam devamlı İslam dini üzere idiler" (4) sözünden kendisinin Hz. Peygamber (s.a.v)'e, Peygamberlik görevi verildikten çok önce doğduğu anlaşılmaktadır. Çocukluğu hakkında fazla bilgi yoktur. Hz. Peygamber (s.a.v) ile nikahı ve nikahlandığı zamanla ilgili rivayetler farklilk arz etmektedir. Ancak nikahın hicretten önce kıyıldığı ve hicretin 2. yılı Şevval ayında Hz. Peygamber (s.a.c) ile evlendiğine dair rivayeer yoğunluktadır.
Bu rivayetlerden bazılarını burada, konunun iyi anlaşılması için sunacağım.
Hz. Aişe, Hz. Peygamber s.a.v) ile evlendikten sonra üstün bir mevki ve önemli bir sorumluluk sahibi olmuştur. Peygamber hanımlarının mü'minlerin anneleri, yani Ümmühat'ül-Mü'minin olduklarını bildiren ve Hz. Peygamber (s.a.v)'den sonra başkalarının onlarla evlenmemeleri ilahi emirle yasaklandı.
Hz. Aişe, hanımları arasında Hz. Peygamber (s.a.v)'i en fazla kıskanan ve onun sevgisini kazanma yolunda en fazla mücadele edeni idi. Çünkü o, Hz. Peygamber (s.a.v)'in, Hz. Hatice'den sonra kalbini kendisine veren ilk kadındı. Ayrıca O, Hz. Peygamber (s.a.v)'in bakire olarak evlendiği tek kadındı. (5)
Beni Mustalik Gazvesi'den dönerken, düşürdüğü gerdanlığını aramak üzere geride kalması nedeniyle İfk hadisesi diye bilinen meşhur iftiraya maruz kaldı. (6)
Ve sonra ilahi emirle temiz olduğu hakkında müjdelendi. (7)
Son zamanlarda 6 yaşında bir cocuğun evlendirildiği, tacize maruz kaldığı iddiaları üzerine, bunu bahane ederek Hz. Peygamber (s.a.v)'in Hz. Aişe ile evliliği ile ilgili Hz. Peygamber (s.a.v)'e dil uzatanlar bilmelidir ki, yaptıkları iftira ve hayasızlıktır.
Hz. Aişe'nın Hz. Peygamber (s.a.v) ile 9 yaşındayken yaptığı evlilik iddiası; çağımızda İslam'a karşı getirilen eleştirilerin odağı haline gelmiştir. Bu evlilik Misyonerlere, Ateistlere ve bir kısım Oryantalistlere göre Müslümanların utanç (!) kaynağıdır.
İslam ülkelerinde yetişip çeşitli nedenlerle İslam’a düşman olmuş bazı insanlarda, her konuda olduğu gibi Batı'nın tavsiyesini çabucak kabul etmiş ve Hz. Peygamber (s.a.v)'i eleştirme, kınama ve hatta hakaret etme yolunu seçmiştir. Hz. Peygamber (s.a.v)'e hakaret etmek (haşa!) için en önemli argüman olarak bu mübarek evlilik olmuştur. Avrupa'da yayınlanan ve Hz. Peygamber (s.a.v)'e hakaretler içeren karikatürlerde de bu mübarek evlilik konu edilmiştir.
Bu evliliğin savunulamaz olduğunu düşünen bazı Modernist din adamları ve dindarlar Hz. Aişe’in evlendiğinde yaşının 17-18 olduğunu savunmuşlardır.
Hz. Peygamber (s.a.v), Hz. Aişe ile evliliğine itiraz edip ona iftiralar düzenlerin hiçbir mantıklı ve bilimsel dayanakları yoktur. Bu eleştiriler tarihsel ya da bilimsel olmaktan çok, kendi Psikolojik sorunlarının dışa vurumudur.
İslam düşmanları Hz. Aişe'nin, Hz. Peygamber (s.a.v) ile evlenirken yaşı konusunda İslam'a ve Hz. Peygamber (s.a.v)'e saldırıyorlar.
Konu ile ilgili olarak Kur'an diyor ki:
"Evlilik çağına gelinceye kadar yetimleri (gözetip) deneyin! Onlarda yetişkinlik ▪︎
görürseniz hemen mallarını kendilerine verin! Büyüyecekler (de geri alacaklar) diye onları (yetimlerin mallarını) israf ile ve tez elden yemeyin! Zengin olan (veli, yetimin malına) tenezzül etmesin; fakir olan da (ihtiyacına) uygun olarak yesin!
Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman onlarla ilgili şahit bulundurun! Hesap görücü olarak Allah yeter." (8)
Bu Ayetten açıkça anlaşılıyor ki, evlilik çağı, Rüşd yani yetişkinlik çağıdır. Ergenlik döneminde veya daha küçük yaşlarda evlilik kesinlikle Kur’an’dan destek alamaz.
Kur'an'ın ifadesiyle, evlilik çağı, Rüşd yani yetişkinlik çağıdır. Ergenlik döneminde veya daha küçük yaşlarda evlilik kesinlikle Kur’an’dan onay alamaz. Evliliğin gerçekleşebilmesi için nikah çağına gelmek, yani bülüğ çağına gelmek ve Rüşt olmaktır. Rüşt olma hali; doğru yolu bulma, akıllı davranma, akıl ve ruh bakımından olgunlaşma ve iyilikleri elde edebilecek olgunlukta olmadır. Anlaşılan Kur’an, evlilik çağı olarak kişilere büluğ ve fiziksel gelişim ile beraber Rüşd'ün de kazanılmasını zorunlu tutuyor.
Bu durumda Hz. Peygamber (s.a.v)'in, Hz. Aişe ile evlilik yaşının 9-12 olduğu düşüncesinin doğru olmadığı ortaya çıkmaktadır. Kaldı ki, şart olarak sunulan miras, para, mülkiyet gibi şeyleri yönetebilmesi bir eş, bir anne veya baba olabilmesi 9 veya 12 yaşındaki bir çocuk için düşünülemez!
Hz. Aişe’nin, Hz. Peygamber (s.a.v) ile evlendiğinde 9-12 yaşındaydı iftirasının bir diğer belgesi de Kütüb-i Sitte’de geçen bu konu ile ilgili bütün rivayetlerde ablası Esma'nın Hz. Aişe’den 10 yaş büyük olduğudur.
Hz. Aişe'nın ablası Esma 100 yaşındayken, hicretin 73. yılında vefat etmiştir. Hicret tarihinde 27 yaşındaydı. Hz. Ayşe, ablası Esma'dan 10 yaş küçük olduğuna göre, onun da hicret tarihinde, yani 622 tarihinde 17 yaşında olması gerekir. Hz. Aişe, Medine'ye hicretten bir süre sonra evlendiğine göre, 18-19 yaşlarındadır. Bu yaş ise çok sıcak olan bir bölge için son derece normal ve uygun bir yaştır. (9)
Tüm tarihi verilerde Esma, Nübüvet'ten 15 yıl önce doğmuş, Hz. Aişe 10 yıl küçük olduğuna göre, Hz. Aişe, Peygamberlikten 5 yıl önce doğmuştur. Hicret yılında Hz. Aişe 18, evlendiğinde de 19-20 yaş aralığındadır. Bugün dünya genelinde de 18 yaş Rüşd çağı olarak kabul edilmektedir.
Ayrıca bütün Kütüb-i Sitte Hadislerinde Hz. Aişe’nin, Hz. Peygamber (s.a.v)'den önce Cubeyir Bin Mut'im ile nişanlandığı, babası Hz. Ebu Bekir (s.a.v)’in İslam'a iman ederek Hz. Peygamber (s.a.v)'in yanında yer aldıktan sonra bu nişandan vazgeçtiğini bildirir. Yani Hz. Aişe, Hz. Peygamber (s.a.v) ile nikahından önce Rüşd'üne varmış bir genç kızdır.
Hz. Aişe, Hz. Peygamber (s.a.v) ile evlendiğinde en az 18, en fazla 21 yaşındadır.
Bu konuda Prof. Dr. Süleymam Ateş, Hz. Aişe'nin yaşı ile ilgili rivayetlerin, Hz. Aişe'nin özgeçmişini yazan tarihçilerin verdiği bilgilerle uyuşmadığını ifade etmektedır. Süleyman Ateş konu ile ilgili açıklamasında "Tarihçilerin ve Biblografların tespitine göre Hz. Aişe, Hz. Peygamber (s.a.v)'in kızı Hz. Fatıma'dan 5 yaş küçüktür. Hz. Fatıma, Peygamberlikten 5 yıl önce doğmuştur." demek ki, Hz. Aişe Peygamberliğin başlangıc yılında doğmuştur. Hz. Peygamber (s.a.v), Peygamber olduktan itibaren 13 yıl Mekke'de kaldı. Hz. Peygamber hicret ettiği zaman, Hz. Aişe 13 yaşında olmalıdır. Hz. Peygamber Medine'ye hicretten sonra 2 yıl sonra Hz. Aişe ile evlendiğine göre (10) demek ki, evlendiği zaman Hz. Aişe en az 15 yaşında idi. Bu yaş da Arabistan gibi sıcak ülkelerde tam evlenme yaşıdır. Zaten evlenecek yaşta olmayan birisini Hz. Peygamber (s.a.c)'e önermezlerdi. Çünkü Hz. Aişe'yi direkt olarak Hz. Peygamber (s.a.v) istememiş, halası onu Hz. Peygamber (s.a.v)'e önermiş ve o da uygun görmüştür.
Bir başka rivayete göre de Hz. Aişe, Hz. Peygamber (s.a.v)'in kızı Hz. Fatıma ile yaşıttır. Hz. Fatıma'nın doğumunda babası Hz. Peygamber (s.a.v) 35 yaşında idi. Bu durumda Hz. Aişe evlendiğinde 20 yaşlarındadır. (11)
Geleneksel iddianin aksine, Hz. Aişe'nin doğumu, Nübüvvetten takriben 6 yıl öncedir. Yani 604 tarihinde doğdu. Hz. Aişe'nin, aşağıdaki Hadis'e göre doğum tarihinin Nübüvvetten 6-7 yıl önce olduğu kesinlik kazanmaktadir. "Ben henüz Mekke'de, sokakta oyun oynayan bir kız iken, Hz. Peygamber (s.a.v)'e Kamer suresi Ayeti nazil oldu. (12)
Kamer suresi, 614 tarihinde indiğine göre, Hz. Aişe'nin bu sureyi net hatırlamasından dolayı bu sırada 9 veya 10 yaşlarında olduğu tahmin edilmektedır. Hz. Peygamber (s.a.v)'in bu isteğini, Hz. Aişe'nin babası Hz. Ebu Bekir (r.a)'e açtığı zaman, Hz. Ebu Bekir (r.a) ona şunu söylemiştir.
"Ben, Aişe'yi akrabamdan Mut'im'in oğlu Cübeyr'e söz verdim. Eğer onlar bu isteklerinden vazgeçerlerse, Aişe'nin sizinle evlenmesini ancak o zaman düşünebilirim."
Mut'im'in ailesi, Müslüman olmamış bir aileydi. Hz. Peygamber (s.a.v)'e ve İslam'a karşı idiler. İslam öncesi dönemde kızını istedikleri Hz. Ebu Bekir (r.a), İslam'ın gelişi üzerine bu dine girmiş, Hz. Peygamber (s.a.v)'in yakın dostları arasında yer almıştı. Putperest kalmayı sürdüren Mut'im ailesinin hanımı, oğullarının Müslüman bir kız ile evlenmesine karşı çıkıyor, şöyle diyordu. "Bu Müsliman kız evime girerse oğlumu dininden eder. Buna izin veremem" Hz. Ebu Bekir (r.a)'in, putperest akrabasına kızını gelin olarak vermeyi kabulünün, onun İslam'a girişinden sonra olabileceğini kabul mümkün değildir. Hele hele o dönemde yaşanan baskı ve zulüm ortamını da göz önüne alırsak ki, Hz Ebu Bekir (r.a) de o baskılara maruz kalan Müslumanlardan biridir. Hz. Ebu Bekir (r.a) gibi bir Peygamber dostunun, kızını bir putperest aileye gelin göndermesi asla düşünülemez. O halde, Hz. Aişe ile ilgili verilen evlilik sözu, Hz. Ebu Bekir (r.a)'in Müslümanlığı kabulünden öncedir ve bu da gösteriyor ki, Hz Aişe, daha babası İslam'a girmeden, birileri tarafından gelin olarak istenecek bir yaştadır. Yani 610 tarihinde Hz. Aişe vardır ve evlendirilmesi konuşulmuştur. Hz. Ebu Bekir (r.a)'in ailesi, putperest akrabalarına İslam öncesi devirde verdikleri sözün geçersız kılınması için, akrabası Mut'im'in bir adım atmasını beklemiştir. O adım, Mut'im ailesinin hanımı tarafından atılmış ve Hz Aişe'nin serbest kalması bu sayede gerçekleşmiştir.
Kısaca tarihsel belgeler gösteriyor ki, Hz Aişe, Hz Peygamber tarafından eş olarak istendiğinde, en az 15-16 yaşlarındadır. Bir diğer sahih bilgi ise, Hz Aişe'nin kendinden 10 yaş büyük olduğu kesin olan kız kardeşi Esma hicretten 73 yıl sonra 100 yaşlarında iken, ölmüştür. Esma, hicretten 73 yıl sonra 100-102 yaşlarında olduğuna göre, hicret sırasında 27-29 yaşlarındadır. Buna göre kedisinden 10 yaş küçük olan Hz. Aişe de hicret sırasında 18-19 yaşlarındadır. Hz. Aişe'nin, Hz. Peygamber ile nikahlanması, Hz. Peygamber (s.a.v) tarafından istenmesinden 3 yıl sonradır. Bu noktada ittifak vardır. O halde, Hz. Aişe'nin, Hz. Peygamber (s.a.v)'in evine eş olarak girdiği sırada 18-19 yaşlarında olması gerekiyor. Gerçek budur. Bu konu, Ömer Rıza Doğrul tarafından yıllar önce gündem yapılmış ve Batılı oryantalistlerce devamlı öne sürulen 9 yaş iftirasinin, geleneksel Emevi din anlayışının asırlarca yasatılan bir yalanı olduğu ispatlanmıştır.
Diğer bir ispat ise Araplarda bulunan bir gelenektir. Araplar, kız çocukları ilk hayizdan, yani adet görmelerinden itibaren yaş sayarlar. Yani Hz. Aişe 10 yaşında ilk defa hayiz gördüyse, 9 yaşında evlendi demek, 19 yaşında evlendi demektir. Yani 19 yaşındadır demektir.
▪︎ Kaynaklar:
1- Bedruddin Ez-Zerkeşi, "Hz. Aişe'nin Sahabe'ye Yönelttiği Eleştiriler" Trc. Bunyamin Erul, Kitabiyat, s. 25-26, Ankara-2000
2- Mustafa Fayda, TDV İslam Ansikopedisi, "Aişe" md. II/201
3- Muhammed Ali Kutub, "Mü'minlerin Anneleri, Peygamberimizin Hanımları" Trc. Tacettin Uzun, Uysal Yayınları, s. 98, Konya-1993
4- Sahih-i Buhari, "Kitabu Menkib'il-Ensar" Trc. Abdullah Feyzi Kocaer, Hüner Yayınları, s. 558, H. No: 1590, Konya-2004
5- Aişe Abdurrahman Bintü'ş-Şati, "Resulullah'in Annesi ve Hanımları" Trc. İsmail Kaya, Uysal Yayınları, s. 47, Konya-1992
6- Zerkeşi, age, s. 28
7- Nur, 24/11-22
8- Nisa, 4/6
9- Ali Himmet Berki, Osmam Keskioğlu, "Hatem'ül-Enbiya Hz. Muhammed ve Hayatı" s. 210
10- İbn-ı Hacer el-Askalani, "el-İsabe" 4/359
11- Reşit Haylamaz, "Aişe" s. 54
12- Buhari, Te'lif'il-Kur'an Bahsi c.1
Nihat Güç
İslam’ın Olmadığı Yerlerde Vahşet Ve Dehşet Kardeş Olur
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Halil MERT
Türkiye’de Değerler Sistemi Çöktü…
Burak Çileli
Vahşî-Sebaî Batı’dan Doğu’ya Akan Lağım!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Memiş OKUYUCU
Kapitalizmin Cinneti Sahillerimizi Vururken!
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Songül KARAMAN
ALLAH DER
Seyfettin BUDAK
Dağları Kurtaranlar, Evlerini Kaybedenler
Adnan ÖZ
Samsunspor ve mircea lucescu’nun ardından!
Mehmet BOZKURT
Tarih Konuşuyor, Alınacak Dersler Var! - 1
Recep YAZGAN
Bugün öğretmenler eylemde mi tatilde mi!
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Ömer Naci Yılmaz
Erbakan ve Teknoloji
Eyüphan KAYA
Veda Hutbesi insanlık için bir kurtuluş reçetesidir
Aydın BENLİ
Cengiz Zor “Aile Çökerse Devlet Ayakta Kalamaz” Diyor
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Bülent ERTEKİN
Engel Bedenlerde Değil, Vicdanlarda Başlar!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Hakikatı hatırlayış ve öze dönüş!
Ahmet SAĞLAM
Mümin mi, Müslüman mı!
Cevahir AYDIN
Hareketsizliğin Makyajı: Şikâyet
Özlem Gürbüz
Helallik Meselesi
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Hamdi TEMEL
Sarı Kantaron: Gelenekten Bilime Uzanan Şifa Bitkisi
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Mehmet Nuri BİNGÖL
Üstad Said Nursi Vefat Etti Ama Eserleri Asırları Parlatıyor
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Gülay ÇETKİN
Özgürlük Vaad Ediyoruz; Aslında Öyle Değil, Çok Kolay
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
İsa ÇOLAKER
Kitap Okurunun Hakları
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)