Yakın tarihimizde yaşanan bazı depremler ve bugünlerde yaşadığımız derin acı
KOCAELİ/GÖLCÜK DEPREMİ
17 Ağustos 1999 Kocaeli/Gölcük depremi, 17 Ağustos 1999 sabahı, yerel saatle 03.02'de meydana geldi. Kocaeli/Gölcük
merkezli deprem 7,4 büyüklüğünde yaşandı, büyük çapta can ve mal kaybına neden oldu.
2010 yılında yayımlanan Meclis araştırması raporuna göre 18.373 kişi öldü. 48.901 kişi de yaralandı.
505 kişi sakat kaldı. 285. 211 ev, 42.902 işyeri hasar gördü. Yaklaşık 17.000.000 insan, depremden değişik düzeylerde etkilenmiştir. Bu nedenle Türkiye'nin yakın tarihini derinden etkileyen en önemli olaylardan biridir. Deprem gerek büyüklük, gerek etkilediği alanın genişliği ve gerekse de neden olduğu maddi kayıplar açısından son yüzyılın en büyük depremlerinden biridir. Depremin Türkiye'nin önemli bir sanayi bölgesi olan Marmara Bölgesi'nde meydana gelmiş ve çok geniş bir coğrafyayı etkilemiş olması, ülkede büyük sıkıntılara neden olmuştur.
Depremden sonra yapım hatalarından çöken binaların müteahhitlerine yaklaşık 2.100 dava açılmıştır. Bu davalardan 1.800'ü kamuoyunda Rahşan Affı olarak bilinen şartlı salıverme ile cezasız sonuçlanmıştır. Geriye kalan davalardan da sonuç çıkmamıştır.
DÜZCE DEPREMİ
1999 Düzce Depremi, 12 Kasım 1999 Cuma günü Saat: 18.57'de aletsel büyüklüğü 7,2 ve merkez üssü Düzce olan deprem, 30 saniye süreyle etkili olan ve pek çok ilde hissedildi.
Başbakanlık kriz yönetim merkezinin açıklamasına göre; 845 ölü, 4948 yaralı, depremde hasar gören ve yıkılması gereken bina sayısı 3.395, yıkık ya da ağır hasarlı ev sayısı 12.939, iş yeri sayısı ise 2450'dır. Depremden sonra Bolu'ya bağlı Düzce ilçesi, Türkiye'nin 81. ili yapıldı.
VAN DEPREMİ
Van depremi; 23 Ekim 2011 günü Türkiye Saati ile 13:41'de meydana gelen ve 25 saniye süren depremin merkez üssü Van'a 17 kilometre uzaklıktaki Tabanlı köyüdür. Yapılan değerlendirmelerde depremin büyüklüğü 7.2 olarak duyuruldu.
23 Ekim ve 9 Kasım 2011 depremlerinde toplam 644 insan hayatını kaybetmiş, 1966 kişi yaralanmış ve 252 vatandaşımız ise enkazdan sağ olarak kurtarılmıştır.
ELAZIĞ VE MALATYA DEPREMİ
24 Ocak 2020 tarihinde Elazığ ve Malatya illerimizde meydana gelen deprem, millet olarak bizlere derin bir hüzün ve acı yaşattı.
24 Ocak 2020 tarihinde yerel saatle 20.55'te Elazığ ilinde meydana gelen ve başta Elazığ ve Malatya olmak üzere tüm Doğu Anadolu Bölgesi'ni etkisi altına alan merkez üssü Elazığ'nın Sivrice ilçesine
bağlı Çevrimtaş köyü olan ve yaklaşık 22 saniye kadar süren bir depremdir. Kandilli Rasathanesi, depremin büyüklüğünü 6,8 olarak açıkladı.
Elazığ'da 38 kişi, 4 kişi de Malatya'da olmak üzere 41 kişi hayatını kaybetti, 1607 kişi de yaralandı.
... VE PAZARCIK-ELBİSTAN DEPREMİ
06 Şubat 2023 tarihinde milletimize derin acı yaşatan çok büyük iki deprem yaşandı...
Kahramanmaraş/ Pazarcık!-Elbistan
Gaziantep
Hatay
Malatya
Adıyaman
Kilis
Adana
Osmaniye
Diyarbakır
Şanlıurfa
Tam 10 şehrimizde yıkım yaşatan büyük iki deprem!
93.000 km2'lik bir alan,
Bir çok ülkeden büyük bir alan!
10 Şehir, 123 İlçe ve en az 2 bin kadar köy!
13.5 milyon nüfusun yaşadığı alan,
9 saat aralıklarla 2 büyük deprem! Ve yüzlerce artçı deprem!
7.7... Saat: 04.17... 06.02.2023
7.6... Saat: 13. 24... 07.02.2923
...Ve
Ağır kış şartları,
Çok soğuk ve deprem nedeniyle kapanan yollar,
Yıkılan Havalimanları...
6.444 bina yıkılmış!
Deprem gib beklenmedik bir müsibet karşısında devlet ve millet olarak şok yaşadık!
Ama devletimiz bütün kurumlarıyla görev başında, millet ise hem ayakta ve hem de topyekun seferber!
Kabul etmeliyiz ki, deprem bir gerçek! Dünyanın bir gerçeği... Çünkü biliyoruz ki, yerin belli katmanlarında faylar var. Ve bu faylar kırıldığında yeryüzü sarsılıyor. Bu sarsılmalar sonucunda da can ve mal kaybı oluyor.
Bu sarsılmanın bir faydası var mı? Dünyada bu fayların yaratılmış nedeni nedir? Bu konu veya bu sorulara uzmanların verebilecekleri cevaplarla aydınlanacağız.
Deniliyor ki, dünyada yaşanan kötülüklere karşı Allah'ın bir uyarısıdır? Kainatı ve kainatın küçük bir parçası olan dünyamızı yöneten Allah, neden bunu yapar? Onu sorgulama hak ve yetkimiz yoktur! Ancak kanaatimce deprem de diğer tabii afetler gibi bir uyarıdır!
Ders alıyor muyuz? Bu soruya da "evet!" demek mümkün değildir.
Bu durumu daha iyi anlamak için aşağıda arzedilen Ayetlerin verdiği mesajları görmek ve düşünmek gerekir.
Hac, 22/1
Zilzal, 99/1-2
Bakara, 2/214
Ahzab, 33/11-12
Ancak bunu kabul etmeliyiz ki, deprem öldürmüyor, almadığımız tedbirler ve ihmallerimiz öldürüyor.
Tabii afetler olmasın diye dua ediyoruz. Elbette ki, dua edeceğiz. Çünkü dua mü'minin silahidir. Ancak dua; Allah'a iş buyurmak değil, iş yaparken Allah'tan güç (yardım) istemektir. Hiç bir tedbir almadan sadece dua etmek, Rabbimizin istediği bir yol değildir. Elbette ki Rabbimiz, "duanız olmasaydı, ben size ne diye değer vereyim?" (Furkan, 25/77) diyor ve bizim
dua etmemizi istiyor ki, duamızı kabul edebilsin!
Dua eylemdir!
Dua; Allah'a iş buyurmak değil, "Allah'ım bizi koru!" demek değil, düzgün iş yaparken Allah'tan güç (yardım) istemektir!
Kur'an'ın ifadesiyle hala akletmiyoruz?
Türkiye'de Yapı Denetim Sistemi ahlaken çökmüştür.
Belediyeler bu konuda ciddiyet ortaya koymuyorlar.
Zemin etütleri ciddi olarak yapılmamaktadır...
Müteahhhitler büyük çoğunlukla son derece haram kazanç peşinde...
İlgili yetkililer nasil iskan raporu veriyor anlamak mümkün değildir! Bir şeyler dönüyor! ama ne dönüyor bilmiyoruz!?
Fakat bildiğimiz bir şey var, kendimize zulmediyoruz.
İnsanların hayatına sebep oluyoruz.
Hakk'a riayet etmiyoruz!
Ders almıyoruz.
Allah'tan korkmuyoruz ve kırlenmişiz!?
Ve Allah nezdinde büyük günah işliyoruz!
Tedbirlerimizi artık yeniden gözden geçirmeliyiz. Deprem yönetmeliği tekrar güncellenmelidir. Sonra ilahi takdire teslim olalım.
Allah, hepimize merhametiyle muamele eylesin ve yaşadıklarımızdan ders alarak imtihanımızı başarıyla verebilelim inşaallah!
Her konuda olduğu gibi deprem konusunda da söylenecek çok şey var:
Devletin rahatlığı,
Yöneticilerin ehliyetsizliği,
Bürokratların sorumsuzluğu,
Dünyevileşen insanımızın rantiyeciliği,
Müteahhitlerin çok kazanma hırsı...
Bütün bunların tek ortak adı var:
Ahlak zaafiyeti!
Aslında başka depremler yaşıyoruz:
Ahlak depremi...
İman depremi...
Hukuk depremi...
Demokrasi depremi...
Bilim depremi...
Adalet depremi...
Akıl depremi...
Vicdan depremi...
Bu depremler için de yardıma koşmalıyız!?
︎ Bakın Rabbimiz ne diyor?!
"Biz bütün bu kavimlerin her birini suçlarından/günahlarından dolayı cezalandırdık. Helak olup giden o kavimlerden kiminin üzerine taş yağdırdık, kimini korkunç bir deprem imha etti, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de sulara gömdük. (Bilin ki,) Allah onlara asla zulmetmiş değildir, asıl onlar kendilerine zulmetmişlerdir!"
Ankebut, 29/40
"Derken o şiddetli deprem onları yakalayıverdi de yurtlarında diz üstü donakaldılar."
A'raf, 7/91
"Musa tayin ettiğimiz vakitte kavminden yetmiş adam seçti. Onları o müthiş deprem yakalayınca Musa dedi ki:
"Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de daha önce helak ederdin. İçimizden birtakım beyinsizlerin işlediği (günah) yüzünden hepimizi helak edecek misin?
Bu iş, senin imtihanından başka bir şey değildir. Onunla dilediğini saptırırsın, dilediğini de doğru yola iletirsin.
Sen bizim sahibimizsin, bizi bağışla ve bize acı! Sen bağışlayanların en iyisisin!"
A'raf, 7/155
"Ey insanlar! Rabbinizden korkun! Çünkü kıyamet vaktinin depremi müthiş bir şeydir!"
Hac, 22/1
︎ KADER
Kader; ileride meydana gelecek her şeyin önceden bilinerek Allah tarafından takdir ve tespit edilmesidir.
Bilinen ve tesbit edilen her şeyin zamanı geldiğinde yine Allah tarafından yaratılmasıdır.
Kader, Allah'ın ilim sıfatına, Kaza da Tekvin sıfatına raci'dir.
İnsanın geleceğini önceden sadece Allah bilir.
Kader, Allah'ın önceden bilmesi ve Kaza da bilinenlerin gerçekleşmesinde insan bir aktör gibidir. Ne var ki, elinde senaryo yoktur. Ancak eğer elinde senaryo olsaydı, aynen oynamak zorunda kalırdı.
İrade ise insanın dış dünyası ile ilişkilerinde beliren içsel bir kuvvettir. Kazanılmış değil, verilmiştir. Bu bakımdan insana verilen bir emanettir. Bu emanet, insanın cuz'i iradesi ile hareket bulur. Bu hareket yol göstericidir.
Kader'e iman, insan iradesine sağlamlık, yüreğine cesaret ve ruhuna istikrar kazandırır.
İslam'daki kader anlayışı insanı tembel, atıl, miskin ve çekingen değil, faal, hamleci ve atak yapar.
"Biz, her şeyi bir kaderle (bir ölçüye göre) yarattık."
Kamer, 54/49
Kader vardır. Fakat Kader, Allah'ın ezeli bilgisi ve her şeyi bir hesaba/ölçüye göre yaratmış olması, olmuş ve olacak her şeyi bilmesi demektir.
Kur'an-ı Kerim'de Kaza ve Kader'e iman konusunda her hangi bir Ayet yoktur. Müslümanın amentüsüne Kaza ve Kader konusu sonradan ilave edilmiştir.
İslam dünyası ve Müslümanlar olarak; Kader konusunu yanlış anladığımız ve yanlış uyguladığımız için bugün yaşadığımızı yaşıyoruz!
"Ne yapayim, alın yazım bu imiş!?" demek zillettir, Kader değildir. Ne yaparsan, Allah senin için onu yaratır. Senin ne yapacağını Allah'ın bilmesi, Allah'ın sorumlu olması anlamına gelmez. Kim ne yaparsa ondan sorumludur!
"Hiç bir şey yapma, sadece dua et, yani yan yat! Her şeyi Allah'a havale et!"
Hiç bir Peygamber mücadele vermeden sadece dua ederek muzaffer olmamıştır...
Allah bize akıl ve irade vermiş!
Neyi yapacağımızı ve neyi yapamayacağımızı de gönderdiği din ile bildirmiş!
İyilik yaparsak karşılığında ne alacağımızı ve kötülük yaparsak hangi cezamız olacağını da bildirmiş!
Ve İnsan olarak hür bırakılmışız, kendi irademizle başbaşa...
Biz ne dilersek/istersek Allah bizim için onu yaratır...
Yapan biziz ve sorumluk bize aittir...
Allah için zaman söz konusu değildir...
Biz dünü yaşadığımız için biliyoruz. Şu anı yaşadığımız için biliyoruz. Yarını da yaşarken bilmiş olacağız. Allah ise bizim hayatımıza kuş bakışı hakim ve ne yaptığımızı ve ne yapacağımızı biliyor. Allah'ın her şeyi bilmesi O'nu sorumlu kılmaz... Yapan biziz, sorumlu olan biziz ve sonucuna katlanacak olan da biziz...
Hata edersek bedelini ödeyecek de biziz...
İyi şeyler yaparsak kazanacağımız da bizim...
Kader dediğimiz olay budur.
Hayatımızda yaşadığımız her şeyin bir kelimeyle adı kader!
"Biz her insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık."
İsra, 17/13
İnsan; anne, babasını seçemez, ölümünün nasıl ve nerde olacağını bilemez ve bu konuda herhangi bir iradesi de yoktur. Geriye kalanlar şartları, olanakları ve gücüyle orantılıdır. Orantılıdır diyorum, az veya çok, kıymetli veya kıymetsiz, verimli veya verimsiz, kaliteli veya kalitesiz vs. Hayat ve çevresi; kendi çaba, eğitimi, farkındalığı, ufku ve vizyonuyla ilgilidir.
Buna evlenmek için seçtiğiniz aday da dahildir.
Elbette ki, gücünüzün yetmediği şeyler olacak, işte bu da sizin imtihaninizdir! Orada da yapacağınız hamleler size rızayı kazanıp kazanmadığınızı belirliyecek ki, bu da sizin elinizdedir.
Kader ise çoğunluğa, "başınıza gelenler ellerinizle yaptıklarınızladır" Ayetinde bildirdiği gibi, ellerimizle yaptıklarımız ve ellerimizin de imtihan olarak, uzanamayacağı şeylerin Allah tarafından bilinmesidir.
Kader, Allah'ın ilmi ile olan bir durumdur. Yani Allah'ın bizim yaptıklarımızı ilim sıfatıyla bilmesidir, önceden tasarladığı hayatlar değildir.
︎ Depremler (ve buna bağlı ölümler) de Allah’ın değişmez bir kaderidir. Yani bunların hepsi Takdir-i ilahi'dir. Çünkü Allah her şeyi bir kadere (ölçüye ve yasaya) göre yaratmıştır.
Bu bağlamda kainatta hiçbir şey/olay yoktur ki, Takdir-i İlahi olmasın!
Su 100 derecede kaynar, suyun kaldırma kuvveti vardır, belli bir hacmi/kütlesi bulunan cisimler yerküre tarafından çekilir, çünkü yerin çekim gücü vardır. Kaynayan suya elini koyarsan elin haşlanır...
İşte bunlar gibi; belli bölgelerde fay hatları bulunur ve bunlar belli aralıklarla kırılır, yani fay hatları olan bölgelerde belli aralıklarla deprem/zelzele olur. Eğer bu bölgelerde ev/bina yaparsanız, üstelik de bu evleri olması gereken ölçülerde (miktarda/kaderde) yapmazsanız, her fay kırıldığında bu binalar da kırılır/yıkılır. Ve içinde iseniz enkaz altında kalırsınız, başınıza beton düşer, duvar çöker, ezilirsiniz ve ölürsünüz… Bunlar Allah’ın değişmez yasalarıdır, kaderidir, yani Takdir-i İlahi'dir.
Bu kaderi değiştiremezsin, ta ki fay hattında bina yapmayıncaya veya bu binaları 8-9 şiddetindeki depremlere dayanıklı ölçülerde (Kader'de) yapıncaya kadar!?
Siz eğer fay hattına yakın bir alanda, zemini muhallebi gibi kaygan olan bir bina yaparsanız ve üstelik de bu binaları zemine uygun bir donatı ile yapmazsanız, demirini/betonunu eksik kullanırsanız! Yani Allah’ın koyduğu Jeolojik ve Sismolojik yasalara (Kader'e) uymaz iseniz, tabi ki depreme yakalanacak ve tabi ki enkaz altında kalacaksınız, belki de öleceksiniz!
Takdir-i İlahi işte, ne yaparsın!?
İlgili Ayetler:
"Şüphesiz ki biz her şeyi bir ölçüye/kadere göre yarattık."
Kamer, 54/49
"Sizi balçıktan yaratan Odur, sonra O sizin için bir Ecel belirlemiştir. Başka bir ecel (Ecel-i Müsemma) da O’nun katındadır."
En’am, 6/2
"Sizi yaratan O’dur. O önce topraktan sonra nutfeden sonra da alakadan yaratır. Sonra sizi bir bebek olarak dışarı çıkarır. Sonra güçlü döneminize ulaşır ve nihayetinde de yaşlı/ihtiyar olursunuz. Bazılarınız da daha önce vefat eder. Böylece belirlenmiş ecelinize (Ecel-i Müsemma’nıza) ulaşmış olursunuz, ki (bunları düşünerek) belki aklınızı kullanırsınız (diye)."
Mü'min, 40/67
"(Nuh kavmine şöyle demişti) "Ey kavmim! Ben size gönderilmiş açık bir uyarıcıyım. Allah'a kulluk edin, O'ndan çekinin ve bana itaat edin. Ki, Allah günahlarınızı bağışlasın ve sizi belirlenmiş ecelinize (Ecel-i musemma’nıza) kadar yaşatsın. Ne ki Allah'ın belirlediği ecel gelince asla tehir olmaz. Keşke bunun bilincinde olsaydınız!"
Nuh, 71/2-4
Mehmet Bozkurt, Eğitimci İlahiyatçı Araştırmacı Yazar
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Fatih ORUÇ
ABD’nin Vietnam Savaşı ve My Lai Katliamı
Seyfettin BUDAK
Neden Lise Yılları Unutulmaz?
Adnan ÖZ
Atanı ve tutanı kaliteli olan trabzonspor kazandı!
Songül KARAMAN
Vuslat Kapısı
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Matematik Eğitiminin Önemi
Bülent ERTEKİN
EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hamdi TEMEL
Acı Yakıyor Ama Mutlu Ediyor: Acı Biberin Şaşırtıcı Gücü
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Mehmet BOZKURT
Dünya bir utancı konuşuyor!
Özlem Gürbüz
Bilimin Sınırlarında Dolaşmak
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SUS GÖNLÜM!
Gülay ÇETKİN
Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi?
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Kaldığımız Yerden mi, Kandırıldığımız Yerden mi Devam Edeceğiz?
Ahmet DÜZGÜN
Bir Oy Vermenin Değeri
Aydın BENLİ
Son Kale Haymana ve Memleket Onuru- Recep Tümtürk
Ahmet SAĞLAM
İNANMAK
Halil MERT
Bu Coğrafya Bizimdir
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Nihat Güç
Bir Ve Beraber Hareket Etmek Zorundayız!
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Ravza ZEYBEK
İlim Neyi Bilmektir?
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)