İnsanlık tarihi, bir yönüyle hak ile batılın, adalet ile zulmün, Tevhid ile Şirkin mücadelesinin tarihidir.
Allah, Hz. Adem (a.s)'den başlayarak insanlığa yol göstermek için peygamberler göndermiş; onlar insanları yalnızca Allah'a kulluğa, doğruluğa, adalete ve merhamete çağırmıştır. Ne var ki birçok toplum, peygamberlerini yalanlamış, onlara eziyet etmiş, hatta bazılarını öldürmüştür. Bunun sonucunda savaşlar, sürgünler, katliamlar, işkenceler ve nice acılar insanlık tarihinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.
Kur'an, geçmiş kavimlerin kıssalarını sadece tarih anlatmak için değil, ibret alınması için aktarır. Çünkü değişmeyen gerçek şudur: Zulüm er ya da geç kaybeder, hakikat ise sonunda mutlaka galip gelir. Bu nedenle insanlık tarihindeki acılar, yalnızca geçmişin hatırası değil; bugünün insanına adalet, merhamet, sabır ve Allah'ın gösterdiği hidayet yoluna bağlı kalmanın önemini hatırlatan ilahi derslerdir.
... Ve
Hayat bu?
Kimi saraya girer Hz. Musa olur!
Kimi terk eder sarayları Ashab-Kehf olur!
Kimi Firavun'un yanında sihirbaz iken, Hz. Musa'nın yanında şehit olur!
Kimi Allah'ın sevgili kulu iken, sonunda Bel'am olur!
Kimi Hz. Nuh'un hanımı iken, Cehennemlik olur!
Kimi Firavun'un hanımı iken, Cennetlik olur!
Fravun, doğan bütün erkekleri öldürüyordu. Hz. Musa onun sarayında büyüdü... Sonra onun helakine vesile oldu.
Kur'an, bu konuda yaşananları detaylı anlatır.
Zulme karşı korunmak için şehri terkeden Ashab-ı Kehf 309 yıl Allah tarafından uyutularak korundu. Büyük bir mücize...
Bel'am mi? Hz. Musa zamanında yaşamış, duaları kabul olan büyük bir alim iken, dünyevi menfaatler uğruna sapıp Hz. Musa'ya beddua eden ve ilahi gazaba uğrayandır.
Koca bir Peygamberin eşi... Bütün ısrarlara rağmen Hz. Nuh'un eşi iman etmedi ve Hz. Nuh'a zulmetti.
"Ben sizin Rabbiniz değil miyim!?" diyen zalim Fravun'un eşi Hz. Asiye, hizmetlerinden dolayı Allah'ın övgüsüne nail oldu.
... Ve
Biz, İslam'ı kucağımızda bulduk, maalesef sadece dünyamızı güzelleştirmek ile meşgulüz.
Allah bizi affetsin!
Biz;
Hz. Adem gibi 200 sene tövbe mi ettik?
Hz. İbrahim gibi ateşe mi atıldık?
Hz. Zekeriyya gibi testereyle mi kesildik?
Hz. Yusuf gibi kuyuya mı atıldık?
Hz. Muhammed gibi Taif'te mi taşlandık?
Hz. Hamza gibi burnumuz, kulağımız mı kesildi?
Musab bin Umeyr gibi kollarımız mı kesildi?
Cafer bin Ebi Talip gibi ok, mızrak ve kılıç darbeleriyle mi yaralandık?
Ammar, Sümeyye ve Yasir gibi işkence mi gördük?
Hz. Bilal gibi kızgın kumlara yatırılıp, üzerimize taşlar mı kondu?
Hz. Yunus gibi denize mi atıldık?
Hz. Eyüp gibi vücudunuzu yaralar mı kapladı?
... Ve
Hz. Yusuf'ın gömleğini hiç düşündünüz mu?
İffetin, nurun, sabrın ve zaferin gömleğini...
Bir gömlek ki;
Kıskanç kardeşlerinin kana bulayıp babaları Hz. Yakup’a getirdiği o yalancı gömlek...
Masumiyetin üzerine sürülmüş bir iftira...
Bir gömlek ki;
Saray'da Aziz'in karısının kötü arzularıyla peşine düştüğü anda arkadan yırtılan iffet gömleği...
Namusun şahitliği...
Bir gömlek ki;
Yıllar sonra Mısır’ın Azizi olan Yusuf’un, hasretle ağlamaktan gözleri kapanan babasına gönderdiği; şifaya vesile olan, ayrılığı bitiren müjde gömleği...
Hz. Yusuf'un hayatı baştan sona mesajlarla doludur.
Ağır imtihanların, sabrın ve teslimiyetin hayatıdır bu!
Kuyuya atılan bir çocuk...
Pazarda satılan bir köle...
Sarayda büyüyen, önüne bütün imkanlar serilen bir genç...
Harama davet edildiğinde zindanı tercih eden iffetli bir delikanlı...
Zindanda geçen uzun yıllar...
Baba hasreti, kardeş ihaneti ve iftiranın yükü...
Gerçekten ağır imtihanlar...
Özellikle o yırtılan gömleğin verdiği mesajı unutmamalıyız!
Sarayın en ihtişamlı kadını tarafından yapılan bir davet...
Güç, makam ve cazibenin aynı anda karşısına dikildiği bir imtihan...
Bu imtihan, ancak Allah’ın korumasıyla kazanılabilirdi. Nitekim de öyle oldu.
... Ve
Ne düşünüyorsunuz, dünyalık işler için mi?
Silkinelim ve kendimize gelelim!
Üzülecekseniz, namaz kılamadığınız için, teheccüde kalkamadığınız için, birinin kalbini kırdığınız için, nafile oruc tutamadığınız için üzülün!?
Üzülecekseniz, bugün Allah için bir şey yapamadığınız için, Allah ve Rasulü'nü memnun edemediğiniz için üzülün!
Filistin'de, Çeçenistan'da, Irak'ta, Doğu Türkistan'da ve dünyanın dört bir yanında zulüm gören, işkence edilen ve öldürülen din kardeşleriniz için üzülün!?
Üzülecekseniz, bir fakire yardım edemediğiniz için, yetimin elinden tutamadığınız için üzülün!
Üzülecekseniz, Afrika'da ve diğer ülkelerde bir lokma ekmek bulamayan, hastalıklarla mücadele eden kardeşleriniz için üzülün!
Kur'an'ı yeterince okuyup, hayatınıza tatbik edemediğiniz için üzülün!
Hz. Muhammed’i, canınızdan, malınızdan, aile bireylerinizden ve her şeyinizden çok sevemediğiniz için üzülün!
Üzülecekseniz, hakiki manada kul, Allah Resulü Hz. Muhammed'e ümmet olamadığınız için üzülün!?
Üzülecekseniz, fikir ve düşünce hürriyetimi kullanıyorum diye Allah'ın dinine ve Kitabı Kur'an'a dil uzatan onursuzlarla aynı gök kubbeyi birlikte paylaşmaktan utandığımız haddini aşan yaratıklara karşı sustuğunuz için üzülün!
... Ve
Çok zor bir çağda yaşıyoruz.
Haramın süslendiği, gayrimeşrunun normalleştirildiği; heva ve hevesin alkışlandığı, kendisini teşhir eden çıplakların dolaştığı bir zaman dilimindeyiz!
Bugün Hz. Yusuf'un iffetine her zamankinden daha çok muhtacız.
Gençlerimiz Hz. Yusuf'u örnek almalı; onun sığındığı gibi Rabbi'ne sığınmalı.
Ve eğer bir gömlek yırtılacaksa,
o gömlek arkadan yırtılmalıdır!
Saygılarımla...