Atatürk’ün Adıyla, Üniter Devletin Temelleriyle Oynanamaz

Hüseyin KURT

27-07-2026 14:07

Bir siyasi partinin gerçek kimliği meydan konuşmalarında değil, parti programında görülür. Çünkü sloganlar günü kurtarır, programlar ise iktidara gelindiğinde nasıl bir devlet düzeni kurulmak istendiğini gösterir.

 

Yeni Parti’nin 24 Temmuz 2026 tarihli programını bu gözle inceledim.

 

Programın başlangıcında Mustafa Kemal Atatürk’e, Cumhuriyet’in kurucu felsefesine ve Altı Ok’a açık biçimde vurgu yapılıyor. Ulusal egemenlikten, bağımsızlıktan, milliyetçilikten, devletçilikten ve Cumhuriyet’in tarihsel mirasından söz ediliyor.

 

Buraya kadar sorun yok.

 

Ancak programın ilerleyen bölümlerinde, başlangıçta vurgulanan Atatürk, Cumhuriyet, milliyetçilik ve devletçilik ilkeleriyle çelişen ifadeler yer alıyor.

 

Bizler Türk olmaktan gurur duyan, Mustafa Kemal Atatürk’ü önder kabul eden ve Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısını tartışma konusu dahi yapmayan bireyleriz. Bu nedenle bazı ifadeleri “demokratikleşme” veya “yerinden yönetim” gibi yumuşak kavramların arkasına saklayarak değerlendiremeyiz.

 

Çünkü devlet meselesinde kelimeler tesadüfen seçilmez. Bu metinde de “tesadüfen” seçilmemiş görünüyor.

 

Türk Milleti Neden Geri Plana İtiliyor?

 

Programda şu ifade yer alıyor:

 

“Cumhuriyetimize yurttaşlık bağıyla bağlı olan herkes eşittir. Türk milleti bu anlayışla tanımlanır.”

 

İlk bakışta kapsayıcı görünen bu cümle, aslında önemli bir zihniyet değişikliğini göstermektedir.

 

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın vatandaşlık anlayışı zaten kapsayıcıdır. Türk kimliği bir ırkın, mezhebin veya etnik topluluğun adı değildir. Devlete vatandaşlık bağıyla bağlı herkesin ortak ve hukuki üst kimliğidir.

 

Dolayısıyla yapılması gereken, bu ortak kimliği güçlendirmektir.

 

Türk milletini yeniden tanımlamaya kalkmak değil.

 

Programın farklı bölümlerinde “eşit yurttaşlık”, farklı kimlikler ve çoğulculuk vurgusu yoğun biçimde kullanılırken Türk milletinin kurucu ve birleştirici niteliği açık biçimde anlatılmamaktadır. “Toplumsal sorunların eşit yurttaşlık temelinde çözümü” yaklaşımı da bu çerçevede kurulmaktadır.

 

Elbette bütün yurttaşlar eşittir.

 

Fakat eşitlik, ortak millet kimliğinin yerine konulamaz.

 

Türkiye, birbirinden ayrı kimliklerin geçici ortaklığı değildir. Türk milleti adı altında birleşmiş tek ve egemen bir millettir.

 

“Kürt Sorunu” ve Ana Dil İfadesinin Sınırı Nerede?

 

Programda açıkça:

 

“Kürt sorununda kalıcı çözüm sağlanacaktır.”

 

deniliyor.

 

Ardından:

 

“Ana dil haktır. Bu yaklaşımla tüm yurttaşların ana dilini öğrenme, kullanma ve geliştirme hakkı sağlanacaktır.”

 

ifadeleri kullanılıyor.

 

Burada sorulması gereken çok açık sorular vardır:

 

“Kürt sorunu” denilen mesele tam olarak nedir?

 

Sorunun hukuki tanımı nedir?

 

Çözümün sınırı nerede başlamaktadır, nerede bitmektedir?

 

“Ana dil haktır” denilirken özel hayat mı, kültürel faaliyet mi, seçmeli ders mi, kamu hizmeti mi, yoksa eğitim dili mi kastedilmektedir?

 

Program bu soruların hiçbirine açık cevap vermiyor.

 

Türkiye geçmişte de “iyi niyet”, “demokratik açılım”, “barış süreci” ve “normalleşme” gibi kavramlarla başlayan süreçlerin hangi noktalara sürüklendiğini gördü.

 

Devletin birliği ve milletin bütünlüğü söz konusu olduğunda ucu açık kavramlara yer verilemez.

 

Ana dilin öğrenilmesiyle ana dilde eğitim aynı şey değildir.

 

Kültürel haklarla devletin eğitim ve kamu hizmeti düzeninin değiştirilmesi de aynı şey değildir.

 

Programın bu ayrımı açıkça yapmaması ciddi bir siyasi tercihtir. Çünkü devletin resmî dili, eğitim birliği ve ortak kamusal alanı muğlak ifadelerle tartışmaya açılamaz.

 

Yerel Yönetim Değil, Açıkça “Özerklik” Deniliyor

 

Programın en dikkat çekici bölümü “Yerellik ve Yerinden Yönetim” başlığıdır.

 

Burada yalnızca belediyelerin hizmet kapasitesinin artırılmasından söz edilmiyor.

 

Açıkça:

 

“Yerel yönetimlerin idari ve mali özerkliği güçlendirilecektir.”

 

deniliyor.

 

Hemen ardından:

 

“Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı tam olarak uygulanacaktır.”

 

hükmü yer alıyor.

 

Bu ifadeler yoruma ihtiyaç bırakmayacak kadar nettir.

 

“İdari ve mali özerklik” deniliyor.

 

“Özerklik Şartı tam olarak uygulanacaktır” deniliyor.

 

“Yeni bir merkez-yerel dengesi” kurulacağı belirtiliyor.

 

Bunların tamamını yalnızca belediyelerin gelirlerinin artırılması şeklinde sunmak gerçeği gizlemektir.

 

Bu açıkça bir federasyon tanımıdır.

 

Türkiye’nin çeşitli çekincelerle taraf olduğu bir uluslararası şartın “tam olarak” uygulanması vaat ediliyorsa, bu çekincelerin geleceği de açıklanmalıdır.

 

Hangi çekinceler kaldırılacaktır?

 

Merkezi idarenin denetim ve vesayet yetkileri ne ölçüde azaltılacaktır?

 

Yerel yönetimlerin idari ve mali özerkliğinin anayasal sınırı ne olacaktır?

 

Bu sorular cevapsızdır.

 

Dahası program, kesinleşmiş yargı kararı olmadan seçilmiş yerel yöneticilerin görevden alınamayacağını ve kayyım uygulamalarına son verileceğini de açıkça belirtmektedir.

 

Hukuk devleti elbette vazgeçilmezdir.

 

Masumiyet karinesi de vazgeçilmezdir.

 

Ancak terör örgütlerinin yerel yönetimler üzerinden kamu kaynağına, personele ve idari imkânlara ulaşmasına karşı devletin hangi tedbiri alacağı da açıklanmalıdır.

 

“Kayyıma son” demek kolaydır.

 

Peki bir belediyenin imkânları terör yapılanmalarının hizmetine sunulursa devlet ne yapacaktır?

 

Program bu sorunun cevabını vermemektedir.

 

Üniter Devlet, Federasyonla Bir Günde Değişmez

 

Bir ülke bir gecede federasyona geçmez.

 

Önce kavramlar değiştirilir.

 

Millet yerine kimlikler konuşulur.

 

Ortak vatandaşlık yerine kimlikler arası ortaklık dili kurulur.

 

Merkezi idarenin yetkileri sorgulanır.

 

Yerel yönetimlere önce mali, sonra idari özerklik verilir.

 

Merkezî denetim zayıflatılır.

 

Sonra bütün bu değişikliklerin yalnızca “demokratikleşme” olduğu söylenir.

 

Bu nedenle mesele, programda “federasyon” kelimesinin açıkça yazılıp yazılmaması değildir.

 

Mesele, önerilen düzenlemelerin hangi siyasi ve idari istikamete yöneldiğidir.

 

Belgede federasyon ilan edilmiyor.

 

Anayasa’nın 42, 66 veya 127. maddelerinin değiştirileceği de açıkça yazılmıyor.

 

Fakat kullanılan kavramlar, verilen taahhütler ve özellikle yerel özerklik yaklaşımı, Türkiye’nin üniter yapısı bakımından ciddi, haklı ve meşru kaygılar doğurmaktadır.

 

Bu kaygıları dile getirmek ne demokrasi karşıtlığıdır ne de farklı kimliklere düşmanlıktır.

 

Tam tersine, ortak vatanı, ortak devleti ve ortak geleceği koruma sorumluluğudur.

 

Altı Ok Bir Süs Değil, Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucu Değerleridir.

 

Programın başında Atatürk’ün ve Altı Ok’un adını yazmak yeterli değildir.

 

Altı Ok, bir kapak süsü değildir.

 

Milliyetçilik, Türk milletinin ortak kimliğini ve bağımsızlığını savunmaktır.

 

Devletçilik, devletin stratejik ve kurucu gücünü korumaktır.

 

Cumhuriyetçilik, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olmasıdır.

 

Halkçılık, milletin ayrıcalıklı etnik veya mezhepsel yapılara bölünmeden eşit olmasıdır.

 

Laiklik, devletin bütün inançlar karşısında tarafsız kalmasıdır.

 

Devrimcilik ise Cumhuriyet’in kazanımlarını geriye götürmek değil, onları çağın şartlarında güçlendirmektir.

 

Atatürk’ü anıp onun kurduğu ulus devletin temel kavramlarını aşındıramazsınız.

 

Altı Ok’u programınıza koyup milliyetçiliği ortak kimlikten koparamazsınız.

 

Cumhuriyet’in adını kullanıp merkezi devlet yapısını idari özerklik tartışmalarına açamazsınız.

 

Açık Konuşun

 

Yeni Parti’ye sorulması gereken soru nettir:

 

Türkiye Cumhuriyeti’ni, Anayasa’daki ortak Türk vatandaşlığı ve üniter devlet yapısı içinde mi güçlendirmek istiyorsunuz?

 

Yoksa “eşit yurttaşlık”, “Kürt sorunu”, “ana dil hakkı”, “yerinden yönetim” ve “idari-mali özerklik” kavramları üzerinden farklı bir devlet düzeninin altyapısını mı hazırlıyorsunuz?

 

Bu soruya sloganlarla değil, açık hükümlerle cevap verilmelidir.

 

Türk milletinin adı geri plana itilemez.

 

Türkiye’nin resmî dili ve eğitim birliği tartışmaya açılamaz.

 

Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, merkezi devletin zayıflatılmasına dönüştürülemez.

 

Terörle mücadele, siyasal pazarlıkların konusu yapılamaz.

 

Atatürk’ün adı da ulus devlet anlayışına aykırı politikaları meşrulaştırmak için kullanılamaz.

 

Benim için mesele açıktır:

 

Bu devletin adı Türkiye Cumhuriyeti’dir.

 

Bu devlet üniterdir.

 

Bu milletin ortak adı Türk milletidir.

 

Bu ülkenin kurucu önderi Mustafa Kemal Atatürk’tür.

 

Bunlar bir siyasi partinin yeniden tanımlayabileceği kavramlar değil, Cumhuriyet’in üzerinde yükseldiği temel sütunlardır.

 

Bu sütunlarla oynanmasına sessiz kalmak, demokratlık değil, tarih karşısında sorumluluktan kaçmaktır.

 

DİĞER YAZILARI NATO Zirvesinde Bir Tabanca 01-01-1970 03:00 İlkokul Mezuniyetleri mi, Duygu Gösterileri mi? 01-01-1970 03:00 Siyasetin Yeni Dini: Tarafgirlik 01-01-1970 03:00 Bir Yanlışı Eleştirmek, Diğerini Savunmak Değildir 01-01-1970 03:00 Asabiyenin Gölgesinde Bir Coğrafya 01-01-1970 03:00 Sessiz Savaş Türkiye Kıyılarına Yaklaşıyor… 01-01-1970 03:00 Yeni Neslin Görünmeyen Krizi 01-01-1970 03:00 Yaşar Doğu’dan Astorya’ya 01-01-1970 03:00 Bir medeniyeti yok etmek! 01-01-1970 03:00 Soğuk Savaşın Döneminde ABD’nin Asıl Korkusu Milliyetçilikti 01-01-1970 03:00 Kasası Dolu, İlçesi Yorgun Belediyeler 01-01-1970 03:00 İlkadım Ve Canik İçin Son Uyarı! 01-01-1970 03:00 Kıyamet Senaryoları Arasında Kaybolan Akıl 01-01-1970 03:00 Mezhep Fayını Kaşımaya Kalkışanlara Uyarı 01-01-1970 03:00 Karadeniz’i Atık Çukuru Yapmak 01-01-1970 03:00 Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu 01-01-1970 03:00 Samsun’un Ses Karnesi 01-01-1970 03:00 Metan Gazıymış! 01-01-1970 03:00 Gazetecinin Bileğindeki Kelepçe! 01-01-1970 03:00 Tören Var, Teslim Yok: PKK'nın Gölge Planı Silah Bırakma Tiyatrosu 01-01-1970 03:00 Ortadoğu: Kutsalın Göğsünde Kanlı Bir Tarih 01-01-1970 03:00 Sanayinin Sessiz Çöküşü ve Faiz Kıskacındaki İş Dünyası 01-01-1970 03:00 Papa’nın İznik Ziyareti: Dua Değil, Mesaj! 01-01-1970 03:00 Beluçistan, pakistan’dan bağımsızlığını ilan etti: bop illeti işliyor! 01-01-1970 03:00 PKK 2002’de feshedilmişti 01-01-1970 03:00 Siyasetin Üzerimizdeki Baskısı 01-01-1970 03:00 Kader Değil, Karar; O Ruhsatı Kim Verdi! 01-01-1970 03:00 Yüzde 3,5 Kuralı: Değişimi Başlatan Azınlıklar 01-01-1970 03:00 Kontrollü Mağduriyet Çağı: Mağdur Olan Değil, Mağduriyeti Yöneten Kazanıyor 01-01-1970 03:00 Suriye Savaşı ve Gerçek Failler 01-01-1970 03:00 İklim yasası mı, yeşil maskeli piyasa kanunu mu? 01-01-1970 03:00 Kardeşlikten İhanete: KKTC Yalnızlaştırılıyor 01-01-1970 03:00 Kıbrıs'ta Kurulan Yeni Oyun ve Türk Dünyasından Gelen İhanet 01-01-1970 03:00 WİKİLEAKS Belgelerinde Ümit Özdağ 01-01-1970 03:00 İhvan’dan HTŞ’ye Giden Süreç: Sivil Direnişten Silahlı Selefi Cihatçılığa 01-01-1970 03:00 Trump’ın İkinci Döneminde Dünyayı Ve Türkiye’yi Bekleyen Değişim Rüzgârları 01-01-1970 03:00 Son Gelişmeler Üzerine Bir Değerlendirme: PKK, Kürtçülük ve Küresel Planlar 01-01-1970 03:00 Osman Kara’nın Kutlu Mücadelesi 01-01-1970 03:00 Doğruya doğru demek; Milletvekili Mehmet Muş! 01-01-1970 03:00 Yerel Seçim Öncesinde İlkadım Analizi 01-01-1970 03:00 Tilkilerin Hikâyesi ve Modern Toplum 01-01-1970 03:00 12 Eylül Askeri Darbesi Unutulmaz Bir Kırılma Noktası 01-01-1970 03:00 Seçim Gündemine Dair Kısa Kısa 01-01-1970 03:00 Samsun En Çok Göç Alan İller Arasında 01-01-1970 03:00 Parti vekili ile milletin vekili arasındaki fark! 01-01-1970 03:00 Siyasette değişim adaylarla başladı! 01-01-1970 03:00 Samsun İlçelerin Sosyo Ekonomik Gelişmişlik Endeksi (Sege) Verilerine Göre 1966’dan Bugüne Kıyaslaması 01-01-1970 03:00 DEPREM ve SAMSUN 01-01-1970 03:00 İlçelerin 2022 Karnesi; İlçe 2022 Sege Verileri 01-01-1970 03:00 Bedava Peynir Fare Kapanında Olur 01-01-1970 03:00 Dar gelirli vatandaş ve çiftçiler için empati yapmak! 01-01-1970 03:00 Karadeniz ve Müsilaj! 01-01-1970 03:00 Türk Milleti’nin Ferasetine Güvenmeyenler! 01-01-1970 03:00 Bitcoin ve Altcoin Kripto Para Piyasalarından Nasıl Kripto Para Satın Alabilirim! 01-01-1970 03:00 Fetö’nün Siyasi Ayağı” İşi Ne Oldu? 01-01-1970 03:00 Yarım Akıllı Ulaşım 01-01-1970 03:00 İnsanlığın Kronik Hastalığı Ön Yargı! 01-01-1970 03:00 Halka Cennette Cehennemi Yaşatanlar! 01-01-1970 03:00 Deltadaki Çakallar Ve Domuzlar 01-01-1970 03:00 Kızılırmak Deltasında Keyfi Kararlar 01-01-1970 03:00 Kuş Cennetinde Yanlış İşler! 01-01-1970 03:00 Değişime Hazır Değilseniz Okumayın! 01-01-1970 03:00 Laftan Fazlası Lazım! 01-01-1970 03:00 Yeni Dünya Düzeni Ve Sosyal Medya 01-01-1970 03:00 Beğeni Peşinde Koşanlar 01-01-1970 03:00 Bu yerel seçimler farklı olacak! 01-01-1970 03:00 Ekonomik İstikrarsızlık Ve Sivri Diller 01-01-1970 03:00 Sokma akıllı tarım! 01-01-1970 03:00 Samsun’da Yeni Rejimin İlk Seçimleri 01-01-1970 03:00 Yeni Rejimin Seçimi 24 Haziran 01-01-1970 03:00 Ak kurtlar yuvaya dönüyor! 01-01-1970 03:00 Üniversite-Sanayi İşbirliğinde Türkiye’ye Model Olabiliriz… 01-01-1970 03:00 Fiiliyattan Resmiyete Yeni Rejim 01-01-1970 03:00 Ekonomik endişelerimiz artıyor!.. 01-01-1970 03:00 Milliyetçilikten Rol Çalanlar 01-01-1970 03:00 Seçime 27 Gün Kala Samsun Seçimleri 01-01-1970 03:00 Vekil Listeleri Ve Hesaplamalar 01-01-1970 03:00 Milletin vekili mi, partinin temsilcisi mi? 01-01-1970 03:00 Genel af çıkacak mı? 01-01-1970 03:00 Devletin Yapısını Değiştirmek 01-01-1970 03:00 At Gözlüğünü Çıkartın, Düzenleme Yapın 01-01-1970 03:00 Tarım Şehri Samsun Masalı 01-01-1970 03:00 Utanmak 30 dakika, pişmanlık bir ömür! 01-01-1970 03:00 Üst Akıl Oyunları 01-01-1970 03:00 Gündeme Dair Kısa Kısa 01-01-1970 03:00 Kralcı Aymazlar 01-01-1970 03:00 Seçim Havasına Girememek 01-01-1970 03:00 19 Mayıs’ın 100. Yılı Ve Pontuscular 01-01-1970 03:00 Erken değil, baskın oldu! 01-01-1970 03:00 Samsunluluk Ruhu Ve 19 Mayıs 2019 01-01-1970 03:00 Samsun’un Acı Karnesi Ve Yönetişim Zihniyeti 01-01-1970 03:00 Konumuz Deizm! 01-01-1970 03:00 Fındık Üreticisinin Acınacak Hali!.. 01-01-1970 03:00 Darbe Tatbikatları Ve Yakın Gelecek 01-01-1970 03:00 Dost-düşman kavramı değişiyor mu? 01-01-1970 03:00 Faşist Hollanda! 01-01-1970 03:00 Bu Ne Kepazelik; Alayımızı Dinlemişler 01-01-1970 03:00 sosyal tembellik ve –mış gibi yapanlar… 01-01-1970 03:00 Davranış Batağında Toplumsal Çöküş Ve Şehri Planlayanlar 01-01-1970 03:00 Samsun’un Şiddet Halleri 01-01-1970 03:00 Dünya’nın Oylamaları 01-01-1970 03:00 Memleketin Oylamaları 01-01-1970 03:00 Sağlıklı Düşün, Sağlıklı Karar Ver 01-01-1970 03:00 Sihirli Rakam 330 01-01-1970 03:00 ateşten gömlek ve at gözlüğü 01-01-1970 03:00 Umut etmek haram mı? 01-01-1970 03:00 Ülke savaşta desek abartmış olur muyuz? 01-01-1970 03:00 Elçiye zeval oldu! Ya menfaati olanlar? 01-01-1970 03:00 Milli seferberliğe hazır mıyız? 01-01-1970 03:00 Abd yaklaşanı yakmış! 01-01-1970 03:00 Kim Demiş Olmaz Diye 01-01-1970 03:00 Fındıkta Oynanan Oyunlar 01-01-1970 03:00 Samsun’un Havaalanı İle İmtihanı 01-01-1970 03:00 Kovuldun Trump Efendi… 01-01-1970 03:00 Davetsiz Darbe 01-01-1970 03:00 Unesco Ve Kızılırmak Deltası 01-01-1970 03:00 Bylock Yok Eagle Verelim 01-01-1970 03:00 Yeni Kapı Ruhunu Ruhsuzlaştıranlar 01-01-1970 03:00 Abd Ve Yunan’ın Samsun’u Bombalaması 01-01-1970 03:00 Bugün Samsun’da Samimiyet Sınavı Var 01-01-1970 03:00 Zirvesi Siyaset Yapıda Dayak Yiyen Papaz 01-01-1970 03:00 Vicdan Terazisi 01-01-1970 03:00 Toplumsal Şizofreninin Eşiğindeyiz 01-01-1970 03:00 Suriye Bataklığında Öso 01-01-1970 03:00 Teknolojik Umacı Bylock 01-01-1970 03:00 Mütedeyyin vatansever! 01-01-1970 03:00 Koridorcular Sahnede, Ordu Suriye’de 01-01-1970 03:00
haber yazılımı