Haymanalı Beş Atlı

Aydın BENLİ

05-11-2024 13:58

Alevi Başkan romanımda da yazdığım bir kahramanlık öyküsünü köşeme taşımak istiyorum.

Tarihte her zaman Haymana’ya iş düşmüştür ve Haymana kilit nokta olarak vatan için kahramanlık yapmıştır.

“Ankara’nın bekçisi Haymana ve Beş Atlının öyküsü bu. 30 Ekim 1918 tarihi ulusumuz için kara yazgılı bir dönemin başlangıcıdır. Mondros Mütarekesi olarak anılacak bir anlaşmanın hükümlerine göre, İtilaf Devletleri İstanbul’a donanmalarıyla girecek, ardından anlaşmanın ünlü 7. maddesine dayanarak yurdun her bölgesini işgale yeltenecektir. 15 Mayıs 1919’da İzmir, Yunanlılar tarafından işgal edilecek, bu olay bardağı taşıran son damla olacak, İstanbul Sultanahmet Meydanı’nda düzenlenen miting, Türk Milli Kurtuluş Mücadelesinin ilk kıvılcımı olacaktır. Düşman işgaline karşı silahlanan halk, zeybek, efe, milis, çete adlarıyla örgütlenecek, muazzam bir güç oluşturarak dağlara çıkacaktır. Hiçbir resmi makamdan, hiçbir kumandandan emir almadan, yalnız milli vicdandan emir alan, yapıcı, kurucu bir kudret olarak tanımlanan bu harekete Kuva-yi Milliye adı verilecektir. Tüm yurt sathında dalga dalga yayılan bağımsızlık rüzgârı, Haymana’mıza da ulaşmış, yurtsever Haymana halkı da Kuva-yi Milliye ruhuyla bezenmişti. Balkanlardan Cihan Savaşı’na uzanan, yılların acı dolu birikimi, Anadolu insanında yılgınlık ve kendine güvensizlik yaratmıştı. Bu ortam içerisinde, Kemalist bir Türk aydınının uğraşını, didinişini gözler önüne seren, halkla aydınlar arasındaki derin uçurumu yansıtan Yakup Kadri’nin ünlü Yaban romanının mekânı Haymana’nın Erif (Sandeğirmen) Köyü’dür. Ünlü romanımız, Kuva-yi Milliye ruhunu Anadolu’da ilk algılayan Haymana’mızın milli mücadelesini kanıtlayan bir tarihi belgedir:

Ankara’nın Bekçisi Haymana ve Beş Atlının Öyküsü

Anadolu’nun işgal edilmeye başlamasından ve İstanbul Hükümetinin zayıf düşmesinden cüret alan gayrimüslimlerden bir kısmı Ankara sokaklarında sabahlara kadar sevinç naraları atarak dolaşıyor, halkın huzur ve sükûnunu bozuyorlardı. Bu duruma çare arayan Ankara Vali Vekili Yahya Galip Bey, zamanın Haymana Kaymakamı Ali Cemal Bardakçı’ya 23 Eylül 1919’da bir telgraf çekerek vakit geçirmeden ve “acilen” Ankara’ya gelmesini ister. Kaymakam, ertesi sabah erkenden Haymanalı dört köylüyü yanına alarak yola koyulur, yedi saatlik yolculuktan sonra Ankara’da Vali’nin huzuruna çıkar. Yahya Galip Bey, kaymakamı sıcak bir şekilde karşılar, kendisinden Haymana’daki durumu öğrendikten sonra ‘Ben de Haymana’dan emin olduğum için seni buraya çağırdım. Ankara’da ise mutlaka asayişe ve otoriteye ihtiyaç vardır,’ diyerek Ali Cemal Bardakçı’ya Haymana Kaymakamlığı görevi yanında Ankara Polis Müdürlüğü görevini de tevdi ederek burada asayişi sağlamasını ister. Bu talimat ve görevden sonra Ali Cemal Bardakçı, Haymanalı dört köylüyü yanına alarak hemen işe koyulur. O geceden itibaren atlarının üstünde Ankara’nın karanlık ve dar sokaklarda tur atarak kısa sürede asayişi sağlar. Aradan bir zaman geçecek ve Yahya Galip Bey, Ali Cemal Bardakçı’ya; ‘Kaymakam yahu,’ diyecektir, ‘sarhoş naralarının yerini senin atlıların nal sesleri aldı.’

Dedem şöyle anlatmıştı: Vali açık konuşmuştu: ‘İlk iş olarak beni ve şehri bu laterna gürültüsünden kurtaracaksın, ötesini kendin bilirsin. Haydi, bakalım Allah muvaffak etsin…’ Valinin yanından çıkınca doğru polis dairesine gittim. Vilayet binasının biraz ilerisinde küçük ve sevimsiz bir bina idi. Müdür de Mülkiyeden genç bir arkadaştı. Kendimi tanıttım ama ne için ziyaretine geldiğimi anlatmakta güçlük çektim. Sonra durumdan haberdar edebildim, bu genç arkadaşı… Sözlerim bitince ayağı fırladı; ‘Aman kaymakam bey, hayatım size emanet, canımı kurtardınız,’ dedi. Kendisine güvence verdim. İnanmasını istedim. Korkacak bir şeyin olmadığını belirttim. Sonra dedim ki; ‘Hayatınız için hiçbir tehlike söz konusu değil. Bir süre evinizde oturacaksınız, maaşınızı da alacaksınız. Ben pir aşkına sizin görevinizi yapacağım. Tekrar ediyorum, meraklanacak bir şey yok. Bana güveniniz. Kendisi gibi bir Mülkiyelinin bu sözleri, müdürün yüreğine su serpti. Rahatladığını hissediyordum. Yanına bir polis kattım, evine gönderdim. Sonra, Başkomiser Mithat Bey’i çağırdım. Ankara’nın asayişi hakkında bilgi aldım. ‘Ankaralılar geceleri laterna ve silah sesinden uyuyamıyorlarmış, nedir bu?’ diye sordum. Mithat Bey rahatlıkla cevap verdi. ‘Efendim, bu taşkınlıklar mütarekeden bu yana böyle devam edip gider. Bu vatandaşlar akşamdan hemen sonra kafaları tütsülerler, ellerine laternaları alıp sokağa fırlarlar. Sokak sokak dolaşırlar. Bir kısmı istasyon, diğer bir bölüğü ise Sarıkışla tarafına gider. Bostanlarda içerler ve silahlarını ateşlerler…’‘İyi ama…’ diye sözünü kestim. ‘Neden kendilerine engel olamıyorsunuz?’ Cevabı gayet açıktı; ‘Efendim,’ dedi. ‘Kimseye bir şey söyleyemiyoruz ki! Bırakınız kendilerine ihtarda bulunmayı, yan baktığımız zaman bile…’ Mithat Bey gerisini söylemeye sıkılıyordu. Yüzüne bakınca devam etti. ‘Evet, efendim, kendilerine yan bakılınca, şehirde bulunan İngiliz ve Fransız komiserlerine gidiyorlar. Bizi şikâyet ediyorlar. Komiserler ise doğru Vali Muhittin Paşa’ya koşup bu şikâyetleri iletiyorlar. Vali Paşa, sızıltı çıkarmayın idare edin diyor. Böylece müdür bey, bize bu taşkınlıklar karşısında sadece susup seyirci olmak kalıyor. Zaten birazdan yeniden başlayacaklardır. O zaman göreceksiniz efendim.’ Gerçekten az sonra laterna sesleri ve tek tük silah patlamaları işitilmeye başlandı. Sonra azıttı bu sesler. Anlamıştım ki, Ankara’daki yabancı subaylardan cesaret alan bu vatandaşlar şımardıkça şımarmışlar, aslında zayıf ve adeta bir kukla olan hükümeti ve onun inzibat güçlerini hiçe sayar olmuşlardı. Vali haklı idi. Önce bu münasebetsizliklere son vermek, orada bugünden itibaren bir Türk Devleti otoritesinin bulunduğunu kendilerine anlatmak gerekiyordu. Zile bastım. İçeri gelen polis memuruna, dün gece benimle gelen dört Haymanalıyı bulup getirmesini emrettim. Biraz sonra beş arkadaş yorgunluklarını alamamış hayvanlarımıza atlayarak, Ankara’nın karanlık, dar ve dolambaçlı sokaklarına daldık. Aradan tam bir hafta geçmişti ki, ortalıkta ne laternalar, ne silah sesleri ve ne de sokaklarda İngiliz ve Fransız komiserlerine güvenerek serkeşlik edenler kalmıştı. Aradan bir zaman geçecek ve Yahya Galip Bey; ‘Kaymakam yahu,’ diyecektir, ‘sarhoş naralarının yerini senin atlıların nal sesleri aldı.’ Ankara’ya Atatürk’ten önce onun inancı ve ruhu gelmişti. Bunu beş Haymanalı ilk defa başarmıştı. Haymana’nın bu beş atlısının kahramanlık öyküsünü oluşturanlar; Kaymakam Ali Cemal Bardakçı, Urunkuşlu Karabeyoğlu Hacı Şükrü Kara, İkizceli Hacı Mehmet Otuz Oğlu, İkizceli İsmail Nutukoğlu, Nalbant Efe Tevfik Erşan’dır.  İşte bu hikâyenin kahramanı benim öz ve öz dedem Ali Cemal Bardakçı’dır.”

Ruhları şad olsun, dönem dönem memleketlerden kahramanlar çıkar lakin Haymana milli mücadelede olsun, 15 Temmuzda olsun her daim vatanı için görevini layıkıyla yaptı ve yapmaya devam edecek çünkü mayamız sağlam. Allah’a ısmarladık hoşça kalın.

 

DİĞER YAZILARI Analık Sadece Doğurmak Değil 01-01-1970 03:00 Cengiz Zor “Aile Çökerse Devlet Ayakta Kalamaz” Diyor 01-01-1970 03:00 Ulusal Güvenlik Tehdidi Ve Büyüyen Risk 01-01-1970 03:00 Ulusal Güvenlik Tehdidi Ve Büyüyen Risk 01-01-1970 03:00 İran’a saldırı, bölgeye saldırıdır! 01-01-1970 03:00 İçi Boşaltılmaya Çalışılan İslam 01-01-1970 03:00 Son Kale Haymana ve Memleket Onuru- Recep Tümtürk 01-01-1970 03:00 6284 Sayılı Kanun: Koruma Mı, Yeni Bir Zulüm Biçimi Mi? 01-01-1970 03:00 MİLLİ DUYGULAR ÖLDÜRÜLÜRSE NE OLUR? 01-01-1970 03:00 Namazla Alay Eden Akımlar, Kaybolan Nesiller 01-01-1970 03:00 Şehit cenazelerinde edep ve haya dersi şart! 01-01-1970 03:00 Edebiyata Değer Katanlar Avukat Fatma Saçak Akbulut 01-01-1970 03:00 Sen Kimsin? 01-01-1970 03:00 İslamofobi! Yüce din üzerinde yürütülen kara propaganda 01-01-1970 03:00 Haymana Şerefligökgözü Yığma Tepe 01-01-1970 03:00 Ulusal Güvenlik Tehlikesi Ve Uluslararası Dijital Casusluk 01-01-1970 03:00 Kahraman Türk İstihbaratının Küresel Yükselişi Ve Gücü 01-01-1970 03:00 Dijital Dünyada Kayıp Nesiller 01-01-1970 03:00 Ahlak Yoksa İnsanlıkta Yoktur 01-01-1970 03:00 UFO İstilaları Başladı 01-01-1970 03:00 Motorlu Kuryeler Kırmızı Alarm Veriyor 01-01-1970 03:00 Okumak Cehaletin Katilidir 01-01-1970 03:00 Teşhircileri fark ettiniz mi? 01-01-1970 03:00 Ankara ASKİ’de Azarlama Devri 01-01-1970 03:00 Anlam Veremediğimiz Anlamsızlıklar 01-01-1970 03:00 Kurtarıcı 01-01-1970 03:00 Bu Sözlerim Sana 01-01-1970 03:00 Öğrencilerin Mutlu Günü 01-01-1970 03:00 Estetik ve Tek Tip İnsan 01-01-1970 03:00 Sorulmaması Gereken O Soru! 01-01-1970 03:00 Mansur Yavaş’ı Başarıya Götüren Sır 01-01-1970 03:00 Erzurumlu Nafiz Kotan Kimdir? 01-01-1970 03:00 Su ve Gıda Savaşları 01-01-1970 03:00 Ölüyoruz ve Öleceğiz 01-01-1970 03:00 Ramazan Pişkin Hoca Öldürüldü 01-01-1970 03:00 Bu Sözlerim Sana 01-01-1970 03:00 Ben kitap okudum sen de oku! 01-01-1970 03:00 İnsan Olmak 01-01-1970 03:00 ALGI! 01-01-1970 03:00 Hayat Işığı 01-01-1970 03:00 Cmg Chine Media Group Cctv, Srs Medya İle Türkiye’de 01-01-1970 03:00 Sarıkamış’tan Dünyaya Dr.Seyfettin Boğazlı 01-01-1970 03:00 Türkye’nin içinde olacağı savaşa hayır! 01-01-1970 03:00 Ötekileştirilen Erkekler 01-01-1970 03:00 Konya Kulu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Skandal 01-01-1970 03:00 Ölümsüzlük 01-01-1970 03:00 İsrafın enleri! 01-01-1970 03:00 Kalbimin Sesi Romanı 01-01-1970 03:00 Fenomen öğretmenler kimin umurunda? 01-01-1970 03:00 Sessiz Kahramanlar 01-01-1970 03:00 ALGI 01-01-1970 03:00 Bir Kurtuluşun Hikâyesi, Sonkale Haymana 01-01-1970 03:00 En Çok İsraf Ettiklerimiz 01-01-1970 03:00 Kitap Önerisi 01-01-1970 03:00 Hemşerim 01-01-1970 03:00 Başkente Ego Otobüsünde Dehşet! 01-01-1970 03:00 Eyvah yine riya ! 01-01-1970 03:00 Enkazın altında canlar ile birlikte insanlık da kaldı! 01-01-1970 03:00 Okumak Lazım 01-01-1970 03:00 Biz bir yerde hata ettik ama nerede? 01-01-1970 03:00 Bir Kitap Bin Umut 01-01-1970 03:00 Haymana Karası 01-01-1970 03:00 Doğu Ekspresi 01-01-1970 03:00 Sahipsiz Sokak Hayvanları Projesi 01-01-1970 03:00 Tuzlu Kahve 01-01-1970 03:00 Dünya Mitomanya 01-01-1970 03:00 Aşk Acısı Çekenler, Zeigarnik Etkisi Yaşıyor Olabilir 01-01-1970 03:00 Aşk Acısı Çekenler, Zeigarnik Etkisi Yaşıyor Olabilir 01-01-1970 03:00 Terör 01-01-1970 03:00 Akran Zorbalığı 01-01-1970 03:00 Büyük Tehlike Deizm 01-01-1970 03:00 Ankara, Haymana’da Kültür ve Sanat 01-01-1970 03:00 Ankara Mamak Misket Ortaokulunda Büyük Skandal! 01-01-1970 03:00 Seçime Yaklaşırken Ptt Kargoda Ulaşılmaz Oldu 01-01-1970 03:00 Öğretmenlerin Sınav Korkusu 01-01-1970 03:00 Ulaşılamazlık, Ulaşılamaz Belediyecilik 01-01-1970 03:00 Sonkale Haymana 01-01-1970 03:00 Seçime Doğru 01-01-1970 03:00 Makama Güç Verenler 01-01-1970 03:00 Narsistlerden Uzak Durun 01-01-1970 03:00 Ak partiye kurulmuş gizli tuzaklar! 01-01-1970 03:00 Memlekette gurbetçi olmak! 01-01-1970 03:00 Kurban Bayramı 01-01-1970 03:00 Cahillik 01-01-1970 03:00 Erken Seçime Doğru 01-01-1970 03:00 Satiş Pazarlama 01-01-1970 03:00 Yorgun Savaşçi 01-01-1970 03:00 En Çok Neyi İsraf Ediyoruz! 01-01-1970 03:00 Çocuk Gülerse Dünya Güler 01-01-1970 03:00 Nerede hata ettik! 01-01-1970 03:00 Şehrimizde Ramazan-I Şerif 01-01-1970 03:00 Hayvanları Görmezden Gelemeyiz 01-01-1970 03:00 Üslup çok önemli! 01-01-1970 03:00 Teşkilâtı Mahsusa Ve Mehmet Akif Ersoy 01-01-1970 03:00 Çiftçimiz Yardım Bekliyor 01-01-1970 03:00 İslamofobi Ve İnsanlığa Saldırılar 01-01-1970 03:00 Büyük ankara depremeine az mı kaldı! 01-01-1970 03:00 Yarım simit! 01-01-1970 03:00 Terör belası! 01-01-1970 03:00 Belediyeler ne iş yapar! 01-01-1970 03:00 Pot kırmak, kıyak çekmek’’ 01-01-1970 03:00 Kibirli Kaymakam Ve Kimsesiz Öğretmen 01-01-1970 03:00 İyilik Bulaştıralım 01-01-1970 03:00 Ciğerlerimiz Yanıyor! 01-01-1970 03:00 5 Temmuz Şahitleri 01-01-1970 03:00 Çiftçi Zor Günler Geçiriyor! 01-01-1970 03:00
haber medya kadın