Bazı kadınlar vardır ki; Bir evin içinde yaşarlar ama aslında bir milletin geleceğini büyütürler. Ellerindeki nasır sadece yoksulluğun değil, fedakârlığın mührüdür. Yüzlerindeki çizgiler yaşlılıktan değil; uykusuz gecelerden, saklanan gözyaşlarından, evlat telaşından kalmıştır.
Bu haftaki köşemde “anne” demeye dilimin yetmediği, “ana” dediğim o kutlu makamı yazmak istedim.
Benim anam…
Şehriban Benli…
Oğuz boyundan gelen, Seyhbızın (Şêxbizin) aşiretinin yeğenlerinden Hacı Cemali’nin kızı… Namı diyar Camal Ağa’sının en küçük kızı Şero Sultan…
Ana tarafından Kürt Mustafa’nın yeğeni, baba tarafından Alâeddin Keykubat Han’ın soyundan gelen bir Anadolu kadını.
Ama onu büyük yapan soyadı değildi. Onu büyük yapan; nasırlı elleriydi.
Ağılında koyunları, ahırında inekleri, tarlasında çapasını eksik etmeyen bir Anadolu anasıydı o. Kıyafeti kirliydi belki ama yüreği tertemizdi, yedi çocuk anasıydı. Bir çocuğunu ise daha doğmadan kaybetmişti. Aile içi şiddetin, baskının ve çaresizliğin içinde.
Beş kız çocuğu doğurduğu için yıllarca tehdit edildi.
“Erkek doğuramazsan üzerine kuma getiririz” dediler.
Düşünün…
Bir kadının anneliği bile erkek çocuk üzerinden ölçülüyordu ama anam boyun eğmedi.
Sessizdi belki!
Fakat içinde dağ gibi bir direniş vardı. Kendisi yemedi, evladına yedirdi. Kendisi giymedi, evladına giydirdi. Bu söz çoğu zaman klişe gelir insanlara ama Şero Sultan, bu cümlenin yaşayan karşılığıydı.
Benim gözümde o bir halk kahramanıydı.
Beni ve erkek kardeşimi okutabilmek için ineklerini sattı, koyunlarını sattı. İlçede küçücük bir ev tuttu. Sabah biz okula gitmeden önce erkenden kalkar, sofrayı hazırlardı. Bir gün olsun bizi aç göndermedi.
Kendisi hasta yatağında olsa bile, bizi ihmal etmezdi. Sayısız ameliyat geçirdi. Defalarca ölümün kıyısından döndü. Ama hasta yatağından kalkıp yine bizimle ilgilenirdi, çünkü analık böyle bir şeydi.
İlkokulu ancak okutmuşlardı ona… “Kız uşağı okumaz” demişlerdi. Daha çocuk yaşta, on beşinde evlendirmişlerdi.
Hani cahiliye döneminde kız çocuklarını diri diri toprağa gömerlermiş ya! Belki bizim topraklarda kadınları diri diri gömmediler ama yıllarca onların hayallerini, ruhlarını, umutlarını toprağa gömdüler. Ama Şero Sultan o toprağın içinden bir çınar gibi çıktı.
Okumamıştı belki…
Ama nice diplomalı insandan daha entelektüeldi.
Kibardı, vakurdu, bilgiliydi.
Girdiği her ortamda saygı görürdü.
İsteseydi marka kıyafetler giyerdi.
Lüks mekânlarda kahve içebilirdi.
Ama o; yedi evlat vatana, millete faydalı olsun diye kirli önlüğünü çıkarmadı.
Nasır tutmuş elleriyle bir ömür mücadele etti.
Töreye rağmen, yoksulluğa rağmen, kadının ikinci sınıf görüldüğü anlayışa rağmen!
Bugün ben bu satırları yazabiliyorsam, aslında yazan ben değilim. Şehriban Benli’nin emeğidir bu satırlar.
O mücadeleyi vermeseydi bugün benim fikirlerim de olmazdı, kalemim de olmazdı.
Ablalarım da anam gibiydi, sevgilerini, emeklerini eksik etmediler. Bazen bir insanı sadece bir anne değil, bir evin bütün kadınları büyütürmüş, bunu öğrendim.
Bugün düşünüyorum da bazı kadınlar sadece doğuruyor ve sonra “anne” deniliyor onlara. Oysa analık sadece doğurmak değildir.
Bir çocuğun ateşi çıktığında sabaha kadar başında beklemektir.
Uykusuz gecelerdir.
Kendi canından vazgeçip evladının canını düşünmektir.
Açken tokmuş gibi davranmaktır.
Ağlarken gülümsemektir.
Bir de anne olma aşkıyla yanıp tutuşan ama evlat sahibi olamayan kadınlar var!
İnanın bana, onlar da annedir. Hem de dünyanın en güzel anneleridir çünkü annelik sadece bedenle değil, yürekle olur.
Bir de sadece beş dakikalık bir heves uğruna dünyaya getirilen çocuklar var. Sevgisiz büyüyen, ilgisiz bırakılan, sokaklara terk edilen çocuklar var!
Sonra toplum dönüp soruyor, “Bu gençler neden böyle oldu?”
Çünkü bazıları doğurdu ama ana olamadı.
Ne güzel söylemiş Peygamber Efendimiz: “Cennet anaların ayakları altındadır.”
Çünkü hiçbir makam, analık makamından daha büyük değildir.
Bu vesileyle başta şehit ve gazi anneleri olmak üzere; benim kahraman anam Şehriban Benli’nin, Evladı için ömrünü tüketen bütün anaların, Anne adaylarının ve yüreği anne sevgisiyle dolu tüm kadınların Anneler Günü’nü kutluyorum.
Bir milletin kaderini değiştirenler çoğu zaman tarih kitaplarına girenler değil, sessizce çocuk büyüten analardır. Şero Sultan sana kurban olurum, annelerimizi seçme şansımız olsaydı, vallahi ben Şeriban anamı seçerdim. Allah’a ısmarladık hoşça kalın.