Gazeteci Nedim Şener'in ifade ettiği gibi, FETÖ'cülerin HAKMAR ve TATBAK şirketleri üzerinden nasıl bir ticari örgütlenme içinde oldukları ortaya çıktı.
Hedeflerinden bir an olsun bile geri adım atmıyorlar. Sanki iştahları gün geçtikçe daha da artıyor. Şimdilerde kılık değiştirmede şeytanı dahi kıskandıracak şekilde mahir olan bu hain yapının, tarikatlar içine sızdıkları dedikoduları ortalıkta cirit atıyor.
Ülkede ve dünyada her alanda örgütlenmeye odaklanmış bu anlayış uyumuyor. Dur durak bilmeyen kinlerinden vazgeçmeyen, her fırsatta yeni bir yapılanma içine giren bu hain çetenin bürokraside ne kadar etkili olup olmadığı ise hâlâ bir muamma.
Bir dönem siyasi yapılanma içinde etkin olan bu çetenin şimdilerde, sufi, kadiri ve benzeri meşrepler içine sızıp yer edindikleri konusu halkın dilinde gündemde.
Bu konu hiç de hafife alınacak bir konu değildir. Yüksek mevkilerde amaçlarına ulaşamayan bu hain yapı, bu sefer sokaktan, yani mahalleden ve tarikatlardan başlayarak hedeflerine ulaşma niyetinde.
Devletine, milletine bağlı, Ehl-i Sünnet inancına bağlı tarikatların, vakıfların ve derneklerin bu konuda çok uyanık olması elzemdir. Bu konuda çok dikkatli olmak gerekiyor.
Fitnenin kol gezdiği bu dönemde, tarikatların içinde cereyan eden bu ayrılıkçı akımları başlatanların FETÖ'cü oldukları yönünde yaygın bir kanaat hâkim.
Evet, su uyur düşman uyumaz. Bu konuda devletimizin ve diğer sivil toplum örgütlerinin çok dikkatli ve hassas olması elzemdir.
"Terörsüz Türkiye" hedefi için kritik bir eşikten geçtiğimiz şu günlerde, FETÖ'cülerin süreci sabote etmek istemelerine karşı gözümüzün açık olması çok önemli.
MARİFET, İŞİN SONUNU BAŞTAN GÖRMEKTİR
Ayrıca, Gazze'de yaşanan zulmün bitmesi ve masum insanların bir an önce kurtarılması için içleri yanan saf kardeşlerimizi uyarıyoruz.
AK Parti genel merkezi veya il/ilçe teşkilatlarının önünde eylem hazırlığı içinde olanların, FETÖ'cü ve diğer radikal selefi akımların tahrikine kapılmaması konusunda da çok dikkatli olmalılar.
Devletimizin başında bu konuda kararlı ve ciddi bir irade var ve tabii bir de metanetli bir akıl. Ancak bunu göremeyen ve sabote etmek isteyen çok kör de var.
Halkın bu heyecanını kullanmak isteyen, devlet ve hükümet aleyhine çalışan, kendi aklını devlet aklından ve Ehl-i Sünnet aklından üstün gören bu kılık değiştiren FETÖ'cü ve diğer fitneci grupların tahrikleriyle vecd hâline gelmemeliyiz.
Akıl, ileriye bakmak ve sonuçları sabırla görmektir. Aceleyle hareket edip sonra pişman olmamaktır. Marifet, en az hasarla başarıyı elde etmektir; işin sonunu baştan görmektir. Yoksa, AK Parti genel merkezine yürüyüp galeyana gelmek demek değildir.
Selçuklulardan sonra bin yıldan fazla kadim devlet tecrübesine sahip olan devletimizin aklına güvenmeleri için tarihin o dönemlerini iyi okuyup anlamaları gerekiyor.
Selçuklu ve Abbasi ittifakı sürecini iyi bilmek, hilafetin Selçukluların eline nasıl geçtiğini ve ortaya çıkan mezhep ve meşrep çatışmalarının içinden bu devletin nasıl kurulduğunu iyi anlamamız gerekiyor.
Ehl-i Sünnet olan devletimiz bu izanla hareket ediyor, yoksa akla ve halka zarar verecek bir duruşla değil.
Galeyanla hamle yapıp akameti ve akıbeti görememek, izan değil, ümmetin ziyanıdır.
Yani; attığımız taş kurbağayı ürkütmeli, kaçırmalı. Kaçmıyorsa amaç hâsıl olmamıştır, vesselam.
