Bizler de böyle miyiz?

Halil KÖPRÜCÜOĞLU

04-09-2019 09:25

PATAGONYA MI Minye mi ülkenin ismini tam bilemiyorum, televizyon kanallarından birinde aylardır süren bir yemek yarışması var. Muhakkak seyretmelisiniz. Pek çok şey ifade etmekle beraber, beni ilgilendiren yönü daha ziyade insan ilişkilerinde gelinen noktadır.

Perişan halimizi o kadar açıkça ortaya koyuyor ki anlatamam; muhakkak kendiniz görmelisiniz. Hem de idrakinize tam kazımak için tekrar tekrar bakmalısınız. Ben seyrederken inanın dehşete düşüyorum. Nezaket perdesiyle öyle davranışlar sergileniyor ki siz de hayret edersiniz.

Bırakın beraber yaşamayı, bütün zekâvetlerini kullanarak hata arayan, kusur üreten bu insanlar, insanlığın kemâlat kapısını tıkayacak kadar çoğalmış. Siz ne yaparsanız yapın bu programdakiler muhakkak hata buluyorlar, kusur üretiyorlar.

Tuzlu yapsanız suçlusunuz, tuzsuz yapsanız yine suçlusunuz! İstediğiniz kadar “Herkes kendi istediği gibi ayarlasın diye böyle yaptım” deyin, anlatamazsınız. Neden mi? Sonradan eklenen tuz yiyeceğin içine tam sirayet etmiyormuş da ondan! Biraz fazla pişirseniz, erimiş oluyor. Biraz diri tutsanız, mübareklerin dişleri kesmiyor, zehir yemiş gibi yüzleri hemen buruşu veriyor. Peynirli bir şey yapsanız muhakkak peynir yemeyenler var. Peynir koymazsanız “Peynirsiz sofra mı olur” ithamına maruz kalırsınız. Tarhana çorbası mı yaptınız, ”Hiç yemeyen” var. Süt mü kullandınız, yandınız, hiç sevmeyen çıkıyor. Fıstıklı tatlımı yaptınız, tatlıda asla yemeyen oluyor. Et pişirdiniz ise yine yandınız. ”Bu da yemek mi canım. Çok kalay bir şey tercih etmiş” deniverir. Mahalli farklı bir sebze yemeği yaptınız. Resmen yandınız. Bilinmeyen şeyi neden yaparsınız! Sofra süslü mü “Bu ne lüzumsuz kalabalık”. Sade bir masa mı kurdunuz. “Misafire hiç mi değer verilmiyor” Her şeyiniz tamam mı? “Neden çatal ve kaşık ikişer tane konmadı.“ Veya “Bu bıçak ve çatallar biraz kullanılmış gibi, çizik çizik…” oluveriyor.

Hiç hatanız yok mu? “Bu bardaklar eski model. Su içilemez durumda.” Onlar da güzel mi. “Biz kadeh türü ayaklı bardakla su içeriz” denemez mi. Velhasıl “Güzellik Oyununun” tam aksi oynanıyor sanki. Kurtulmak İMKANSIZ. Bu davranışlarını hem kamera önünde hem de pervasızca yapabiliyorlar.

Bediüzzaman Hazretlerinin ilk defa aldandığını (!), doğruyu bulamadığını (!) bu programda defalardır seyrediyorum! Çünkü:

“Hem bilirsin: Küçük bir adam, küçük bir haysiyetle, küçük bir cemaatte, küçük bir meselede, münazaralı bir dâvâda, hicapsız, pervâsız, küçük fakat hacâlet-âver bir yalanı, düşmanları yanında hilesini hissettirmeyecek derecede teessür ve telâş göstermeden söyleyemez.(93)

diyen Bediüzzaman belki ilk defa aldanıyordu (!).

İnsanlar çıldırmış, şaşırmışlar. Hicapsız, pervasız, teessür ve telaş göstermeden milyonlarca insana ve rakiplerine gösterilecek bir yayının çekimi esnasında kamera önünde öyle davranışlar sergiliyorlar ki ben insanlığımdan utandım.

Bazı arkadaşların “Bir yarışmada rakiplerin kusurunu görmeleri lazım” demelerine asla katılmıyorum. Yarışmanın da, varsa rakiplerinin kusurlarını bulmanın da insana yakışır bir adabı olmalı.

Fakat beni enterese eden bu yemek yarışması da değil, onun perişan insanları da değil. Ben ruhen, kalben, mizacen beraber olduğum, inşallah ahirette de beraber olacağımız Nurlu insanlarla olan ilişkilerimizden rahatsızım.

Çoğu zaman mü’minlerin ve hatta Nurlu müminlerin bile ayni bu yemek yarışmacıları gibi davranışlar sergilediğini maalesef üzülerek, yanarak seyrediyorum. Daha mertçe bir ifadeyle, bu ölçüsüz ilişki örneklerini, ben de dahil olarak, sergilediğimizi üzülmenin yanında, utarak itiraf ediyorum.

Son beş-altı yıldır kusurlarımın iyice farkına vardım. Ciddi şekilde kendimle mücadele ediyorum. Maalesef tespit ettiğim pek çok yanlış davranışımı hala tamamen düzeltemiyorum.

Nasıl olmuş da bunların yıllarca farkına varmamışım, varamamışım. Ve nasıl oluyor da farkına vardığım halde, hala daha pek çok halimi nasıl değiştiremiyorum. Sanki Kutsî Kaynaklarca en güzel şekli belirlenmiş his ve latifelerimin kullanma, tezahür ettirme şeklini beğenmiyor; daha iyisini bilirmişçesine ukalalık (!) ediyordum. Şaşırmış his yönetimimle, nezaket kurallarının çok dışında ama hiç rahatsız olmadan, halimin perişanlığının farkına bile varmadan nasıl da kasılarak yaşamışım!

Geçen Çarşamba, mütalaalı İ. İcaz dersi esnasında, münafıklar bahsini okurken, yine dehşete düştüm. Bence bu bahsin tetkiki esnasında aklıma gelenler çok önemliydi. Onları arkadaşlarımla da paylaştım.

Yani, "Sağır, lâl, dilsiz, kör olup dönemezler. "satırları beni dehşete düşürmüştü. Münafıklık ille de inanmadığı halde inanır görünmekten ibaret olamazdı. Belki de bu ayetle ortaya konulan “Sağır, lâl, dilsiz, kör olup dönememek…” halleri, bizlerde de ESER seviyede de olsa bulunabilirdi.

Son kırk yıl içinde öyle şeyler yaşadık ki pek çok “Harb-i Umûmi” görmekten daha beter olduk. “Harb-i Umûmi gören yaşlıdır” sözü eğer ilmî bir veri ise halimiz gerçekten çok feci olmalı… Evet, maalesef tam da öyle bir haldeyiz...

Hem de “İhsan-ı İlâhi tarafından omzumuza konan kutsi bir vazife yaparken”; “Ümmet-i Muhammedi sahil-i selamete taşıyan gemide hademelik esnasında…”; kimselerde bulunmayan Uhuvvet ve İhlâs Risalelerini yıllardır okuyup anlatırken, bu halleri sergilemek her yiğidin(!) harcı olmasa gerek. “Cephemizden kırk ikilik top atılıp düşman inhizama sevk edilirken” bile “Neden ben atmadım” demeye hâlâ devam ediyorsak, gerçekten biran önce toparlanmaya ihtiyacımız yok mudur?!

Bu yemek yarışması denilen rezil ilişki yumağını tekrar tekrar nefretle seyrederken, utanarak da olsa hislerimi Kutsî Kaynaklar ve Nurlu Eserler muvacehesinde yeniden ve daha hassas bir şekilde yönetmeye defalarca yemin ederek karar verme imkânı buldum.

Düzgün yaşayanları gerçekten tebrik ediyorum. Benim gibi kusurlu yaşayanları ise, kendilerini inceden inceye tetkik etmeye, eksiklerini, hatalarını muhakkak ama muhakkak görmeye, tespite çalışmaya; ömür sona ermeden doğru dürüst NURLANMAYA davet ediyorum.

Birbirimize dua edelim. Bu mücâhedenin inceliklerini birbirimize aktarıp muhakkak yardımlaşalım. Allah hepimizi muvaffak etsin.

HALİL KÖPRÜCÜOĞLU

DİĞER YAZILARI İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır! 01-01-1970 03:00 Hayret, Heyecan Ve Lezzetli Bir Kulluk 01-01-1970 03:00 Milli Eğitim Şurasına Açık Mektuptur 2 01-01-1970 03:00 Milli Eğitim Şurasına Açık Mektuptur 1 01-01-1970 03:00 Destanlar, Yaratılış, İlimler Ve Kur’an… 01-01-1970 03:00 En Bereketli Ay Ramazan 01-01-1970 03:00 Ramazan Orucu nelere tesir eder! 01-01-1970 03:00 Nurlu Bir Tefsirden Mübarek Ramazana Farklı Bir Bakış 01-01-1970 03:00 Kıyamet Kopabilir mi, Öldükten Sonra Dirilmek Mümkün mü! 01-01-1970 03:00 Risale-i Nur Müminleri, Kur’an, Sünnet ve İslâm’ın Temel Eserlerine Bağlar! (1) 01-01-1970 03:00 Kâinat Kitabında Varlığın Temelinde Esrarlı Yolculuk 01-01-1970 03:00 Kainatta Tesadüf Olabilir mi? 01-01-1970 03:00 Sosyal Hayattaki Kargaşalara En Tesirli Çare Nedir? 01-01-1970 03:00 Fiyatlar İle Ücretler Neden Adaletle Ayarlanamıyor (1) 01-01-1970 03:00 Depremlere İnce Hikmetli Bir Bakış! 01-01-1970 03:00 Rahman ve Rahim Olan Rabbimizi Görmek, İster Misiniz? (2) 01-01-1970 03:00 Rahman ve Rahim Olan Rabbimizi Görmek, İster Misiniz! 1 01-01-1970 03:00 Nurlu Bir Müminin Bir Günü 01-01-1970 03:00 Kâinattaki Teceddüt Ve Tegayyür (2) 01-01-1970 03:00 Kâinattaki Teceddüt Ve Tegayyür (1) 01-01-1970 03:00 Dertsiz ve mesut bir garibi dinlemek ister misiniz? 01-01-1970 03:00 Sultanlığımızın Farkına Varmalıyız! 01-01-1970 03:00 Dinler Değiştirilebilir Mi, Dinler Birleşebilir Mi? 01-01-1970 03:00 Son Anımda Yanıma Gelecek Bir Rahibin Olacağını Sanmıyorum! 01-01-1970 03:00 Tanrı (!) Var mı, yok mu (6) 01-01-1970 03:00 Tanrı (!)Var mı, yok mu? -5 01-01-1970 03:00 Tanrı(!) Var mı, yok mu (4) 01-01-1970 03:00 Tanrı (!) Var mı; yok mu? (3) 01-01-1970 03:00 Tanrı Var mı, Yok Mu -2 01-01-1970 03:00 Tanrı var mı, yok mu! 01-01-1970 03:00 Yeni Eğitim-Öğretim Yılında evlatlarımızın Verimli çalışmasını engelleyen şeyler! 01-01-1970 03:00 Sen Çoktan Büyümüşsün 01-01-1970 03:00 Farklı Bir Aşûre Günü Değerlendirmesi Ve Önemi (2) 01-01-1970 03:00 Farklı Bir Aşûre Günü Değerlendirmesi Ve Önemi (1) 01-01-1970 03:00 Ekip Zamanı Ve Şuranın Önemi -2 01-01-1970 03:00 Ekip Zamanı Ve Şuranın Önemi -1 01-01-1970 03:00 Kurban Ve Düşündürdükleri -2 01-01-1970 03:00 Kurban ve düşündürdükleri! -1 01-01-1970 03:00 İnsanca yaşamak - 2 01-01-1970 03:00 İnsanca Yaşamak - 1 01-01-1970 03:00 Zamanımızdaki ergenlik! 01-01-1970 03:00 Bizler de böyle miyiz? 01-01-1970 03:00 Müthiş Defile Ve Harika Sempozyum 01-01-1970 03:00 Dünyanızı Karartmayın; Stresten Uzak Durun-3- 01-01-1970 03:00 Dünyanızı Karartmayın; Stresten Uzak Durun-2 01-01-1970 03:00 Dünyanızı Karartmayın; Stresten Uzak Durun -1 01-01-1970 03:00 Haklı gururun önemi ve seviyesi! 01-01-1970 03:00