Yetmişli yılların başında Allah rahmet eylesin Hacı Yılmaz ...... ile tanıştık. Ben üç yıl Gediz’in köylerinde ilkokul öğretmenliği yaptıktan sonra Diyarbakır’da üniversitede tekrar öğrenciliğe başlamıştım. O da aynı ilde lise öğrencisi idi. Diyarbakır/Karacadağ’da bir Zaza aşiret reisinin oğlu olan Yılmaz, selvi boylu, masmavi deniz gözlü, çelik gibi bir gençti. Lise iki veya üçte okuyor, arka sıralarda hacı takkesi ve belinde silahıyla oturuyordu.
Bir öğrenci grubuyla Bağlar semtinde tek katlı bir evde kalıyorduk. Birkaç defa akşamları Nur Sohbetlerine getirmişlerdi. Derslerin etkisi O’nda çok çabuk görüldü. Bizimle ciddi bir dostluk oluşturdu. Kısa bir süre sonra bizimle daimi kalmak istedi. Zengin bir ailenin evladıydı. Gariban bir öğrenci evinde kalması zor olur diye düşündük. Fakat o kadar ısrar etti ki reddedemedik. Bir beyefendi olan Yasin ağabeyi gelip kendilerinin de kalmasını istediğini, bizleri çok sevdiğini, çok değiştiğini anlattı. Ancak çok sert mizaçlı olduğunu, dikkatli olmamızı belirtti. Çok hür mizaçlı idi. Asla baskı altına alınamaz, hakaretin en küçüğünü bile kaldıramazdı.
Okul derslerine önem vermemeye başlamıştı. Bir Nur Talebesinin sınıfın en çalışkanı olması gerektiğini, örnek bir gençlik sergilemesinin doğru olacağını anlattık. Biraz zorla da olsa beraber ders çalışıyorduk. Zengin bir aile evladı olması sebebiyle rahat yaşamaya alışması yüzünden ve bilhassa geceleri geç yattığından sabah namazına kalkamıyordu. Birkaç gün namazı kaçırınca “Ne yap yap beni muhakkak namaza kaldır. İstersen su dök, istersen bir iğne ile dürtüver” diye tembih edip, ısrarla, muhakkak kaldırmamı istedi. Ben kaldırmak için uğraşıyor, koltuk altından çekip divana oturtuyor, yüzüne hafif su serpiyor onu muhakkak kaldırıyordum. Namaz kıldığına çok seviniyordu.
O zamanlar Silvan ilçesi çok karışıktı. Orada Nurlu kitaplar satılamıyordu. Yılmaz oraya Risale satmaya gidebileceğini söyledi. Gitti, bazen dağıttı bazen sattı da. Çok cesurdu. Korku nedir bilmezdi.
Bir gün Dershanede şakalaşırken arkadaşlar güreş yapmaya başlamıştı. Ben de ona sataştım. Beni çok sever ve sayardı. O da gayr-i ihtiyari istemeye istemeye güreşe karıştı. Fakat hiç güreş yapmadığı belliydi. Büyük ihtimal gururundan bu tür şeylere bulaşmıyordu. Daha ilk harekette altıma düşünce sanki sara nöbeti geçirircesine sarsılıp ağlamaya, feryada başladı. “Sen olmasan, eğer sen olmasan vallahi öldürürüm” diye yemin ederek ağlıyordu. Çok şaşırdım. Hemen kendimi yere atıp “İşte ben de yenildim “ deyip onu sakinleştirmeye çalıştım. Ancak onu ikna etmek zor oldu. Uzun süre kendine gelemedi. Böyle şeylere tahammül edemeyeceğini anlattı, durdu. Çok şaşırmış, çok korkmuş fakat onu da iyice tanımıştık.
Yıllar sonra bu olayı anlattığımda Urfa/Suruç yakınlarında askerlik yapan bir ağabeyim de bana o döneme ait bir hatırasını nakletmişti. Bir topçu bataryasında vazife yaptıklarını, boş zamanlarında spor yaparak eğlendiklerini ifade etti. Zaman zaman da güreş yaptıklarını anlattı. Bu arada kendisinin yenildiği bir zamanda kendisi gibi molla olan şarklı bir asker arkadaşı ”Hoca, sen ne yaptın. Yahu senin göbeğin havaya geldi.” demiş. O da bunun normal olduğunu, bazen yenip bazen de yenilmenin olabileceğini anlatmış. Molla arkadaşı ise “Vallahi biri benim sırtımı yere getirse, onu öldürürüm.” diyerek oradaki Egelileri şaşırtmış. O hoca ağabeyimle bu iki hatırayı değerlendirince demek bu halet-i ruhiye şarklıların yapısında genellikle var, diye düşündük.
Bu Yılmaz kardeşim daha sonraları liseyi ve Erzurum Üniversitesinde Coğrafya bölümünü bitirdi. Bu yiğit arkadaşımın çok ciddi bir takıntısı vardı. Askerlik! Askere gitmek istemez, ciddi ciddi çekinirdi. Korku nedir bilmeyen çelik iradeli bu kardeşim askere gitmekten maalesef çok korkuyordu. Baskıya, tahakküme asla dayanamayacağı için rencide olmaktan, buna dayanamayıp fevri bir şeyler yapmaktan endişe ediyordu. Biraz sünnet gayeli, biraz da kamuflaj düşüncesiyle sonraki yıllarda sakal bırakmış. Hizmet içinde bölünmeler olunca o bu sert mizacıyla ikamet ettiği Şarkın bir büyük şehrinde bir tarafta yerini almış ve bir büyük Dershanenin kapısına durup ”Burası bizim, müdahale edemez, giremezsiniz…” demiş. Kimse karışmamış, karışamamış. Onu ve mizacını iyi bildiklerinden o binayı o grubun kullanmasına razı olmuşlar. Ben bunu öğrenince bu kadar sertliğin kardeşler arasında yanlış olduğunu anlatmak için yanına gitmek istedim ancak pek çok mâni sebebiyle yıllarca o taraflara gidemedim. Telefonlarına da ulaşamadım.
Onu yıllarca göremedim.
Uzun süre sonra hemen yakınında olan iş yerimden Manisa Devlet Hastanesinin acil servisine bir öğle tatilinde, her zaman yaptığım gibi gelen yaralı ve hastaları ibret için görmeye gittiğimde, şarklı bir arkadaşla karşılaştım. Biraz oturup hizmetlerden, Nurlardan tavsiye edilen hastane, hapishane ve kabristan ziyaretlerinin ehemmiyetinden konuştuk.
Bir ara bana “ Ağabey sen Diyarbakır’da çalıştın. Hacı Yılmazı tanıyor musun” dedi. Tanıdığımı ve onla olan hatıralarımı kısaca anlattım. Güreş ve askerlik korkusunu da onun o mizacını ortaya koymak için anlattım. “Senin galiba haberin yok. Üzüleceksin amma Hacı yılmaz öldü. Ve daha fecisi intihar ederek öldü.” Deyince bütün vücudum sarsıla sarsıla “İnanmam. Mümkün değil. O kendisini öldürmez, öldüremez. Bir şey olmuştur. O çok kuvvetli bir imana sahiptir” diye ağlayarak, bağıra bağıra ona itiraz etmişim.
Fakat haber gerçekti. Yılmaz asker kaçağı olarak yılarca kendini saklamış. Fakat bir müddet önce onun adresini bulup yakalamışlar, askere almışlar. Ancak maalesef orada onu anlayamamış olacaklar ki bir haftada aklî muvazenesi bozulmuş. Çok feci bir hale gelmiş olacak ki ailesine haber vermişler. Yasin ağabeyi onu alıp Bursa’ya tedavi ettirmeye getirmiş. “Hacı merak etme, servetimi harcar seni tedavi ettiririm. Hastaneden rapor da alırız. Askere gitmezsin. Sen çok hastasın. Ama üzülme. Bunlar da geçer “ diye saatlerce yalvarmış. Ancak yalnız kaldığı bir an kendini asarak intihar etmiş. Artık bir haftada nelere maruz kaldı kimse bilmiyor. Fakat sonuç olarak, benim Yılmazım gitti. Gitti. O Kur’an için korkusuz koşturan, izzetli Yılmaz artık yok. Kaybettik onu!
Ahmet Kaya'nın bir kasetinde ”Yılmazım” türküsü vardır. Sanki benim deniz gözlü, selvi boylu Yılmazım için söylenmiş gibi yanık bir türkü. Size bir şey ifade etmeyebilir. Ama beni yakar. Arabamda zulada durur. Yollarda o türküyü defalarca dinler, ağlar ona dualar gönderirim. Muhakkak maruz kaldığı davranışlardan şuuru gitmiş bu feci hareketi yapmıştır, diye düşünürüm. İnşallah da öyle olmuştur. Allah onu affetsin. Yıllarca yaptığı büyük hizmetlerinin, kıldığı namazların yüzü suyu hürmetine onu bağışlasın. Amin, amin, amin…
R.Nurlarda da beni ciddi üzen ve çok düşündüren aynı anlamda bir konu vardır. Peygamberimizin O’na en çok yardımı yapan amcası Ebu Talib’in, her şeye rağmen pek çok alimin düşüncesi olan sahih bir iman yapamayışı beni hem çok üzer hem de bir türlü anlayamam.
Mektubat’ta “… Ebu Talib’in, inkâra ve inada değil, belki hicab ve asabiyet-i kavmiye gibi hissiyata binaen makbul bir iman getirmemesi…” ifadelerini okuyunca yüreğim yanar.
Demek ki “Hicab ve Asabiyet-i Kavmiye” çok kötü ve çok tesirli bir hal. Biz Garplılar bunu pek bilemiyoruz. Algılamamız da tam olamaz. Fakat elhamdülillah dinimiz, Mezhep imamları bu mizacı, bu karakteri, bu baskı kaldıramaz yapıdaki ruhları tam anlamış olacaklar ki Şafiler namazda imamın arkasında Fatiha’yı müstakil okuyorlar. Keşke Hacı Yılmaz’a da böyle buna benzer haklar verilebilseydi…
Belki devletimizin başındaki şark probleminin altında bunu anlayamamanın da bir hissesi vardır.
Bütün büyükler, anne-babalar, idareciler, hatta hizmet gruplarının önde gelenleri bu olaydan ciddi ders almalı. Kimsenin izzetine zarar vermemeli. Tabi ki hepimiz hem kendimizde, hem eğitim mesuliyeti üstümüzde olanlarda gururun, izzet-i nefsin sınırlarını bilmeli, bildirmeli; öğrenmeli, öğretmeliyiz!
Allah hepimizin idraklerini açsın,
Bizleri sınırsız gururdan, ona benzer yanlış hislerden korusun.
Amin
Selam ve dua ile
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
Hüseyin KURT
Asabiyenin Gölgesinde Bir Coğrafya
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Seyfettin BUDAK
Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Eyüphan KAYA
Ailenin selameti için 7-S
Recep YAZGAN
Karl Marks’ın Hindistan İhaneti!
Öztürk Samuk
Proje Derin
Mehmet Ali Çamoğlu
Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 24. Ayeti
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)