Eski Bakan Berat Albayrak’ın Hakkını Teslim Etmek Lazım

Aydın BENLİ

02-09-2026 14:27

Millî Kamu Finans Havuzu

Türkiye ekonomisi bugün ağır bir sınavdan geçiyor. Küresel ekonomik dalgalanmalar, savaşlar, enerji maliyetleri, yüksek enflasyon, dış finansman ihtiyacı ve artan borç yükü Türkiye’nin ekonomik dengelerini zorlamaya devam ediyor. Son açıklanan verilere göre Türkiye’nin toplam dış borcu 539 milyar dolar seviyesine ulaşırken, kısa vadeli dış borcun da 170 milyar doların üzerine çıkması, üzerinde ciddi biçimde düşünülmesi gereken bir tablodur.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in dış borcun millî gelire oranının yaklaşık yüzde 31,8 seviyesinde yatay kalmasını beklediklerini ifade etmesi elbette önemlidir. Ancak burada asıl sorulması gereken soru şudur:

Borç oranının yatay kalması yeterli midir, yoksa borcun kendisini azaltacak bir ekonomik model mi gereklidir?

Bence Türkiye’nin önündeki temel mesele budur. Çünkü borç oranının millî gelire göre sabit kalması, borcun ortadan kalktığı anlamına gelmez. Devletin, şirketlerin ve vatandaşların finansman maliyetleri yükselirken ekonomi sürekli faiz ödemelerine mahkûm edilirse, ürettiğimiz değerlerin önemli bir bölümü üretime değil finansal sisteme aktarılır.

 

HER 100 LİRALIK VERGİNİN 20 LİRASI FAİZE Mİ GİDİYOR?

2026 bütçesinde faiz harcamalarının büyüklüğü ile vergi gelirleri birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan tablo son derece dikkat çekicidir.

Toplanan vergilerin yaklaşık beşte birine denk gelen bir kaynak faiz ödemelerine ayrılıyorsa, burada artık yalnızca bir bütçe kalemi değil, ekonomik sistem tercihi tartışılmalıdır.

Vatandaş vergi ödüyor.

Esnaf vergi ödüyor.

İşçi vergi ödüyor.

Üreten sanayici vergi ödüyor.

Çiftçi vergi ödüyor.

Yeni vergiler icat edilip bu yük halka yükleniyor. Peki bu kaynakların ne kadarı yeniden üretime, istihdama, yatırıma ve kalkınmaya dönüyor?

Ne kadarı faiz giderlerine aktarılıyor?

İşte asıl mesele burada.

 

Benim savunduğum ekonomik anlayışın temelinde faize dayalı finansman düzeninden mümkün olduğunca uzaklaşmak, üretim ekonomisini güçlendirmek ve kamu kaynaklarını etkin kullanmak vardır.

Türkiye'nin ihtiyacı daha fazla borçlanmak değil, daha fazla üretmek ve mevcut kaynaklarını daha akıllı kullanmaktır.

BERAT ALBAYRAK’IN HAKKI TESLİM LAZIM!

Bugün ekonomiyi konuşurken geçmiş dönemleri de objektif biçimde değerlendirmek zorundayız.

Berat Albayrak'ın Hazine ve Maliye Bakanlığı dönemine yönelik çok sayıda eleştiri yapılmış olabilir. Siyasi tartışmalar bir yana, o dönemde Türkiye ekonomisinin karşı karşıya kaldığı küresel ve bölgesel şartlar da göz önünde bulundurulmalıdır.

Benim kanaatim nettir: Berat Albayrak’ın ekonomi yönetimindeki bazı politikalarının hakkı teslim edilmelidir.

Özellikle üretim, yerlileşme, enerji bağımsızlığı, savunma sanayisinin desteklenmesi ve Türkiye'nin dış finansmana bağımlılığını azaltma hedefleri açısından o dönemde ortaya konulan yaklaşım bugün yeniden değerlendirilmelidir.

Bir siyasetçiyi eleştirmek kolaydır. Ancak yıllar sonra ortaya çıkan sonuçlara bakarak “Hangi politikalar Türkiye'nin geleceği açısından doğruydu?” sorusunu sormak daha değerlidir.

Ekonomide şahıslar üzerinden değil, model üzerinden konuşmalıyız.

 

ERBAKAN HOCANIN HAVUZ SİSTEMİ NEDEN YENİDEN TARTIŞILMASIN?

Türkiye'nin bugün ihtiyaç duyduğu en önemli konulardan biri de kamu kaynaklarının etkin yönetimidir.

Necmettin Erbakan Hocanın başbakanlığı dönemindeki REFAHYOL Hükümeti sırasında uygulanan “havuz sistemi”, bu açıdan yeniden incelenmeye değer bir örnektir.

Sistemin temel mantığı son derece basitti: Devletin farklı kurumlarında bulunan kamu kaynaklarının atıl biçimde beklemesi yerine, kamu nakit yönetiminin merkezi bir anlayışla koordine edilmesi ve kaynağa ihtiyacı olan kamu kurumlarının daha etkin şekilde finanse edilmesi hedefleniyordu.

Bugün ise kamu kurumlarının kaynak yönetimini düşünürken şu soruyu sormamız gerekiyor:

Devletin bir kurumunda para fazlası varken başka bir devlet kurumunun aynı paraya ihtiyaç duyduğu bir sistemde, neden araya mutlaka finansal maliyet koyuyoruz?

 

Basit bir örnek verelim.

Varsayalım ki kamuya ait bir kuruluşun elinde 100 milyon dolar nakit bulunuyor. Başka bir kamu kuruluşunun ise 100 milyon dolara ihtiyacı var.

Eğer birinci kuruluş bu parayı finansal sisteme yatırıyor, ikinci kuruluş da aynı finansal sistemden borçlanıyorsa, kamu açısından ortaya gereksiz bir finansman maliyeti çıkabilir.

Bankacılık sistemi açısından bu normal bir ticari faaliyettir.

Fakat devlet açısından soru farklıdır: Aynı kamu tüzel kişiliği içinde kaynak varken neden devlet başka bir kanaldan borçlanmak zorunda kalsın?

İşte kamu havuzunun mantığı burada önem kazanıyor.

Elbette günümüz Türkiye'sinde böyle bir sistemin doğrudan 1990'lı yıllardaki şekliyle uygulanması mümkün olmayabilir. Kamu iktisadi teşebbüslerinin hukuki statüleri, şirket yapıları, bağımsızlık ilkeleri, Merkez Bankası sistemi, kamu bankacılığı ve mali mevzuat dikkate alınarak modern bir model oluşturulmalıdır.

BANKALAR KAZANIRKEN DEVLET NEDEN KAYBETSİN?

Burada bankacılık sektörünü düşmanlaştırmak doğru değildir.

Bankalar ekonominin önemli kurumlarıdır. Tasarrufların yatırıma dönüşmesinde, işletmelerin finansmanında ve ödeme sistemlerinde kritik görev üstlenirler.

Ancak devletin finansman yönetimi ile özel sektör bankacılığının çıkarları birbirinden ayrılmalıdır.

Devletin bir kurumunun parasını düşük maliyetle değerlendirmek yerine yüksek maliyetle başka bir kamu kurumunun borçlanması gerekiyorsa, sistem yeniden gözden geçirilmelidir.

Kamu parasının amacı finansal aracılara gereksiz kazanç sağlamak değil, kamu hizmetinin maliyetini düşürmek ve vatandaşın parasını korumaktır.

Türkiye'nin yeni bir kamu nakit yönetimi modeline ihtiyacı vardır.

Ben buna “Millî Kamu Finans Havuzu” diyorum.

 

Bu modelde;

Kamu kurumlarının nakit fazlaları merkezi bir sistem üzerinden izlenmeli

Âtıl kamu kaynakları belirlenmeli

Kamu kurumlarının birbirlerinin finansman ihtiyacını karşılayabilmesinin hukuki altyapısı oluşturulmalı

Kamu bankaları ve Hazine arasında koordinasyon güçlendirilmeli

Kamu kaynaklarının yüksek maliyetle dış finansmana gitmesi önlenmeli

Kamu yatırımları önceliklendirilmeli

Gereksiz faiz yükü azaltılmalı

Kamudaki yolsuzluklar ve israf önlenmeli

Elde edilen kaynak üretime ve yatırıma yönlendirilmelidir.

Bu, sadece muhasebe tekniği değildir, bu bir millî kaynak yönetimi meselesidir.

 

28 ŞUBAT'TAN DERS ÇIKARMAK

1990'lı yıllardaki ekonomik ve siyasi süreçler Türkiye'nin hafızasında hâlâ canlıdır. 28 Şubat sürecinde laiklik kisvesi adı altında post modern darbeciler 40 milyar dolardan fazla parayı uçurdular. Hükümeti değiştirdiler Erbakan Hocanın önünü keserek top yekûn kalkınmayı engellediler.

Fakat şu gerçeği de görmezden gelemeyiz: Türkiye'nin yüksek faiz, kamu kaynaklarının verimsiz kullanımı ve finansman bağımlılığı üzerine kurulu bir ekonomik düzene mahkûm edilmesi, ülkeye ağır maliyetler yüklemiştir.

Türkiye geçmişinden ders çıkarmalıdır.

Siyasi iktidarlar değişir.

Bakanlar değişir.

Ekonomik programlar değişir.

Ama devletin temel hedefi değişmemelidir:

Üretim, istihdam, ihracat, teknoloji ve refah.

Türkiye ekonomisi nasıl düzelir?

Bunun tek bir sihirli formülü milli Görüş Ruhudur.

Temel yol haritası bellidir:

1. Faiz yükü kademeli olarak azaltılmalıdır.

Bunun için yalnızca faiz oranını düşürmek değil, kamu borcunun ve bütçenin faiz yükünü kalıcı biçimde azaltacak mali disiplin oluşturulmalıdır.

2. Kamu kaynakları tek merkezden etkin yönetilmelidir.

Modernize edilmiş bir Millî Kamu Finans Havuzu kurulmalı, kamu kurumlarının nakit fazlaları ile finansman ihtiyaçları merkezi olarak koordine edilmelidir.

3. Üretim ekonomisine geçilmelidir.

Paradan para kazanma yerine fabrikadan, tarımdan, teknolojiden, ihracattan ve katma değerli üretimden kazanan bir ekonomi kurulmalıdır.

4. Kamu israfı bitirilmelidir.

Lüks tüketimden gereksiz kamu yatırımlarına kadar bütün harcama kalemleri yeniden denetlenmelidir.

5. Vergi sistemi adil hale getirilmelidir.

Verginin yükü sadece ücretlinin, emekçinin ve küçük esnafın sırtına bırakılmamalıdır. Kayıt dışı ekonomiyle mücadele ile birlikte SERVETTEN vergi alınarak güçlendirilmelidir.

6. Yerli üretim desteklenmelidir.

Enerjide, savunma sanayisinde, ilaçta, teknolojide, tarımda ve sanayide dışa bağımlılık azaltılmalıdır.

7. Kamu yatırımlarında millî finansman modelleri geliştirilmelidir.

Devletin kendi kaynaklarını daha etkin kullanabileceği mekanizmalar oluşturulmalıdır.

 

TÜRKİYE'NİN İHTİYACI YENİ BİR EKONOMİK VİZYONDUR

Artık Türkiye'nin ekonomi tartışmasını “Şu bakan iyi, bu bakan kötü” seviyesinden çıkarması gerekiyor.

Berat Albayrak'ın hakkını teslim edelim.

Necmettin Erbakan Hocanın havuz sistemi tecrübesini yeniden inceleyelim. Mehmet Şimşek'in uyguladığı politikaların sonuçlarını veriler üzerinden değerlendirelim.

Ama bütün bunlardan daha önemlisi, Türkiye'nin kendi millî ekonomik modelini oluşturmasını sağlayalım. Çünkü mesele bir bakanın meselesi değildir. Mesele Türkiye'nin meselesidir.

Türkiye, sürekli borçlanıp faiz ödeyen bir ülke olmak zorunda değildir.

 

Türkiye'nin toprağı var.

Tarımı var.

Genç nüfusu var.

Sanayisi var.

Girişimcisi var.

Üretim kabiliyeti var.

Jeopolitik gücü var ve en önemlisi, kendi ekonomik modelini kurabilecek birikimi ve aydınları var.

Yapılması gereken; kamu kaynaklarını savurganca dağıtmak değil, aynı havuzda toplamak ve milletin hizmetine en verimli şekilde sunmaktır.

Bankacılık sistemini değiştirerek, selem senedi sistemini devreye alarak, finans sektörünü üretimin hizmetine sokarak, faize bağımlılığı azaltarak, kamu israfını önleyerek, üretimi, ihracatı ve teknolojiyi destekleyerek yeni bir ekonomik dönem başlatabiliriz.

Çünkü güçlü ekonomi, sadece çok para bulmak değildir.

Güçlü ekonomi; kendi parasını, kendi kaynaklarını ve kendi üretim gücünü doğru yönetebilmektir.

Borç ekonomisinden üretim ekonomisine, faiz ekonomisinden paylaşım ve ortaklık ekonomisine, dağınık kamu kaynaklarından Millî Kamu Finans Havuzu'na geçirerek halkın parasını yine halka vererek ekonomi düzelir, devletimiz güçlenir yeniden Selçuklu, Osmanlı oluruz.

Yeter ki ekonomik kararların merkezine faizi değil üretimi, rantı değil emeği, israfı değil tasarrufu ve borcu değil millî kaynakları koyalım.

Allah’a ısmarladık.

DİĞER YAZILARI İnsan En Çok, Sevdiği İnsanın Sözüyle Kırılır 01-01-1970 03:00 15 Temmuz Öncesi ve Sonrası Darbelerle Sınanan Türkiye 01-01-1970 03:00 ANTİMADDE 01-01-1970 03:00 Çok Gerginiz Çok! 01-01-1970 03:00 Analık Sadece Doğurmak Değil 01-01-1970 03:00 Cengiz Zor “Aile Çökerse Devlet Ayakta Kalamaz” Diyor 01-01-1970 03:00 Ulusal Güvenlik Tehdidi Ve Büyüyen Risk 01-01-1970 03:00 Ulusal Güvenlik Tehdidi Ve Büyüyen Risk 01-01-1970 03:00 İran’a saldırı, bölgeye saldırıdır! 01-01-1970 03:00 İçi Boşaltılmaya Çalışılan İslam 01-01-1970 03:00 Son Kale Haymana ve Memleket Onuru- Recep Tümtürk 01-01-1970 03:00 6284 Sayılı Kanun: Koruma Mı, Yeni Bir Zulüm Biçimi Mi? 01-01-1970 03:00 MİLLİ DUYGULAR ÖLDÜRÜLÜRSE NE OLUR? 01-01-1970 03:00 Namazla Alay Eden Akımlar, Kaybolan Nesiller 01-01-1970 03:00 Şehit cenazelerinde edep ve haya dersi şart! 01-01-1970 03:00 Edebiyata Değer Katanlar Avukat Fatma Saçak Akbulut 01-01-1970 03:00 Sen Kimsin? 01-01-1970 03:00 İslamofobi! Yüce din üzerinde yürütülen kara propaganda 01-01-1970 03:00 Haymana Şerefligökgözü Yığma Tepe 01-01-1970 03:00 Ulusal Güvenlik Tehlikesi Ve Uluslararası Dijital Casusluk 01-01-1970 03:00 Kahraman Türk İstihbaratının Küresel Yükselişi Ve Gücü 01-01-1970 03:00 Dijital Dünyada Kayıp Nesiller 01-01-1970 03:00 Ahlak Yoksa İnsanlıkta Yoktur 01-01-1970 03:00 UFO İstilaları Başladı 01-01-1970 03:00 Motorlu Kuryeler Kırmızı Alarm Veriyor 01-01-1970 03:00 Okumak Cehaletin Katilidir 01-01-1970 03:00 Haymanalı Beş Atlı 01-01-1970 03:00 Teşhircileri fark ettiniz mi? 01-01-1970 03:00 Ankara ASKİ’de Azarlama Devri 01-01-1970 03:00 Anlam Veremediğimiz Anlamsızlıklar 01-01-1970 03:00 Kurtarıcı 01-01-1970 03:00 Bu Sözlerim Sana 01-01-1970 03:00 Öğrencilerin Mutlu Günü 01-01-1970 03:00 Estetik ve Tek Tip İnsan 01-01-1970 03:00 Sorulmaması Gereken O Soru! 01-01-1970 03:00 Mansur Yavaş’ı Başarıya Götüren Sır 01-01-1970 03:00 Erzurumlu Nafiz Kotan Kimdir? 01-01-1970 03:00 Su ve Gıda Savaşları 01-01-1970 03:00 Ölüyoruz ve Öleceğiz 01-01-1970 03:00 Ramazan Pişkin Hoca Öldürüldü 01-01-1970 03:00 Bu Sözlerim Sana 01-01-1970 03:00 Ben kitap okudum sen de oku! 01-01-1970 03:00 İnsan Olmak 01-01-1970 03:00 ALGI! 01-01-1970 03:00 Hayat Işığı 01-01-1970 03:00 Cmg Chine Media Group Cctv, Srs Medya İle Türkiye’de 01-01-1970 03:00 Sarıkamış’tan Dünyaya Dr.Seyfettin Boğazlı 01-01-1970 03:00 Türkye’nin içinde olacağı savaşa hayır! 01-01-1970 03:00 Ötekileştirilen Erkekler 01-01-1970 03:00 Konya Kulu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Skandal 01-01-1970 03:00 Ölümsüzlük 01-01-1970 03:00 İsrafın enleri! 01-01-1970 03:00 Kalbimin Sesi Romanı 01-01-1970 03:00 Fenomen öğretmenler kimin umurunda? 01-01-1970 03:00 Sessiz Kahramanlar 01-01-1970 03:00 ALGI 01-01-1970 03:00 Bir Kurtuluşun Hikâyesi, Sonkale Haymana 01-01-1970 03:00 En Çok İsraf Ettiklerimiz 01-01-1970 03:00 Kitap Önerisi 01-01-1970 03:00 Hemşerim 01-01-1970 03:00 Başkente Ego Otobüsünde Dehşet! 01-01-1970 03:00 Eyvah yine riya ! 01-01-1970 03:00 Enkazın altında canlar ile birlikte insanlık da kaldı! 01-01-1970 03:00 Okumak Lazım 01-01-1970 03:00 Biz bir yerde hata ettik ama nerede? 01-01-1970 03:00 Bir Kitap Bin Umut 01-01-1970 03:00 Haymana Karası 01-01-1970 03:00 Doğu Ekspresi 01-01-1970 03:00 Sahipsiz Sokak Hayvanları Projesi 01-01-1970 03:00 Tuzlu Kahve 01-01-1970 03:00 Dünya Mitomanya 01-01-1970 03:00 Aşk Acısı Çekenler, Zeigarnik Etkisi Yaşıyor Olabilir 01-01-1970 03:00 Aşk Acısı Çekenler, Zeigarnik Etkisi Yaşıyor Olabilir 01-01-1970 03:00 Terör 01-01-1970 03:00 Akran Zorbalığı 01-01-1970 03:00 Büyük Tehlike Deizm 01-01-1970 03:00 Ankara, Haymana’da Kültür ve Sanat 01-01-1970 03:00 Ankara Mamak Misket Ortaokulunda Büyük Skandal! 01-01-1970 03:00 Seçime Yaklaşırken Ptt Kargoda Ulaşılmaz Oldu 01-01-1970 03:00 Öğretmenlerin Sınav Korkusu 01-01-1970 03:00 Ulaşılamazlık, Ulaşılamaz Belediyecilik 01-01-1970 03:00 Sonkale Haymana 01-01-1970 03:00 Seçime Doğru 01-01-1970 03:00 Makama Güç Verenler 01-01-1970 03:00 Narsistlerden Uzak Durun 01-01-1970 03:00 Ak partiye kurulmuş gizli tuzaklar! 01-01-1970 03:00 Memlekette gurbetçi olmak! 01-01-1970 03:00 Kurban Bayramı 01-01-1970 03:00 Cahillik 01-01-1970 03:00 Erken Seçime Doğru 01-01-1970 03:00 Satiş Pazarlama 01-01-1970 03:00 Yorgun Savaşçi 01-01-1970 03:00 En Çok Neyi İsraf Ediyoruz! 01-01-1970 03:00 Çocuk Gülerse Dünya Güler 01-01-1970 03:00 Nerede hata ettik! 01-01-1970 03:00 Şehrimizde Ramazan-I Şerif 01-01-1970 03:00 Hayvanları Görmezden Gelemeyiz 01-01-1970 03:00 Üslup çok önemli! 01-01-1970 03:00 Teşkilâtı Mahsusa Ve Mehmet Akif Ersoy 01-01-1970 03:00 Çiftçimiz Yardım Bekliyor 01-01-1970 03:00 İslamofobi Ve İnsanlığa Saldırılar 01-01-1970 03:00 Büyük ankara depremeine az mı kaldı! 01-01-1970 03:00 Yarım simit! 01-01-1970 03:00 Terör belası! 01-01-1970 03:00 Belediyeler ne iş yapar! 01-01-1970 03:00 Pot kırmak, kıyak çekmek’’ 01-01-1970 03:00 Kibirli Kaymakam Ve Kimsesiz Öğretmen 01-01-1970 03:00 İyilik Bulaştıralım 01-01-1970 03:00 Ciğerlerimiz Yanıyor! 01-01-1970 03:00 5 Temmuz Şahitleri 01-01-1970 03:00 Çiftçi Zor Günler Geçiriyor! 01-01-1970 03:00