İnsan bazen bir cümleyle, bir sözle değişir.
Bir cümle…
Sadece birkaç kelimeden ibarettir belki. Söyleyen için bir anlık öfke, bir anlık sıkıntı, belki de üzerinde hiç düşünülmeden ağızdan çıkmış bir sözdür.
Ama duyan için öyle değildir. Çünkü bazı sözler kulağa değil, doğrudan kalbe söylenir, hele ki o söz, insanın yıllardır sevdiği birinden gelmişse işte o zaman insanın içinde görünmeyen bir yer kırılır. Sanki kutsal bir mabettin yıkıldığı gibi yıkılı!
Dışarıdan bakarsınız, hiçbir şey olmamış gibi duruyordur.
Konuşuyordur.
Gülümsüyordur.
Hatta belki "Tamam, haklısın." diyordur.
Ama insanın içi, dışarıdan göründüğü gibi değildir.
İçeride büyük bir sessizlik vardır.
İçeride, yıllardır biriktirilmiş cümleler birbirine karışır.
"Ben sana ne yaptım?"
"Ben seni hiç kırmak istemezken, sen beni nasıl bu kadar kolay kırabildin?"
"Ben seni hayatımın en güzel yerine koymuşken, sen beni neden bir cümleyle değersiz hissettirdin?"
İnsan bazen bunların hiçbirini söyleyemez, çünkü sevdiği insanın karşısında insanın dili tutulur. Gururuyla sevgisi arasında kalır.
Bir yanı "Kalk, git." der.
Diğer yanı "Ne olur gitme." diye yalvarır.
İnsan, en büyük savaşını tam da burada verir yani kendi içinde.
Psikolojik olarak insanın en derin yaralarından biri, kendisi için önemli olan bir insan tarafından değersiz hissettirilmesidir. Çünkü insan, değer verdiği kişilerin gözünde kendisini görmek ister. Sevdiği insanın bakışında kendisine bir yer arar.
"Ben senin için önemliyim." duygusuna ihtiyaç duyar.
Bu yüzden sevdiği kişinin söylediği ağır bir söz, yalnızca bir söz olarak kalmaz.
İnsanın zihninde başka anlamlara dönüşür.
"Demek ki beni önemsemiyor."
"Demek ki benim sevgimin onun için bir anlamı yok."
İnsanın zihni, kırıldığı anda gerçeği değil, acıyı büyütmeye başlar. Bir cümle, yüzlerce soruya dönüşür. Bir anlık tepki, yılların muhasebesine dönüşür. İnsan geçmişi yeniden düşünmeye başlar.
"Acaba daha önce de böyle miydi?"
"Ben mi göremedim?"
"Yoksa ben mi fazla anlam yükledim?"
İşte sevgiyle kırgınlık arasındaki en acı yer burasıdır. İnsan, karşısındaki kişiyi değil, bazen kendi geçmişini sorgulamaya başlar. Çünkü sevdiğimiz insan bizi kırdığında, yalnızca ona olan güvenimiz sarsılmaz.
“Kendimize dair inancımız da sarsılır.”
"Ben nasıl bu kadar bağlandım?"
"Nasıl bu kadar sevdim?"
"Nasıl onun bir sözüyle bu kadar yıkıldım?"
Oysa bunun cevabı çok basittir. Çünkü insan, herkese karşı savunmasız değildir. İnsan yalnızca güvendiğinin yanında savunmasız kalır. Kalbinin kapısını herkese açmaz ama birine açtı mı, bütün duvarlarını indirir. İşte o yüzden, sevdiğimiz insanın söylediği sözler bizi daha derinden yaralar ve o insan, bizim kimsenin bilmediği yerlerimize ulaşmıştır yani yumuşak karnımıza.
Kimsenin görmediği kırılganlıklarımızı bilir.
Nereden incineceğimizi bilir.
Hangi kelimenin içimizi acıtacağını bilir.
İnsanın en büyük korkusu da bazen budur:
“Kendini emanet ettiği insan tarafından incitilmek.”
Belki de bu yüzden günümüz ilişkilerinde en çok kaybedilen şey sevgiden önce ‘güven’ oldu.
İnsanlar birbirini severken bile hesap yapıyor.
"Ben ona ne verdim?"
"O bana ne verdi?"
"Benim için ne yaptı?"
"Benim hayatıma ne kattı?"
Sevgi, yavaş yavaş bir alışverişe dönüşüyor.
Oysa gerçek sevgi, insanın karşısındakine "Bana ne vereceksin?" diye değil, "Senin canın yanmasın." diye bakabilmesidir.
Çünkü seven insan, sevdiğini kırabileceği halde kırmamayı seçer. Öfkelendiğinde diline gelen her şeyi söylemez ve bilir ki öfke geçer.
Ama bazı kelimeler insanın zihninde kalır.
Bazen yıllarca, hatta sonsuza kadar!
İşte insanı en çok yoran da budur.
Söylenen sözün kendisi değil, o sözün insanın içinde tekrar tekrar yaşamasıdır.
Bir gece yatağa girersiniz.
Her şey susmuştur.
Telefonunuz sessizdir.
Oda karanlıktır.
Ama zihniniz susmaz.
Karşınızdaki insanın söylediği o cümle tekrar tekrar aklınıza gelir.
Bir daha düşünürsünüz.
Sonra bir daha…
Her defasında aynı yeriniz acır ve içinizden bir ses: "Keşke bunu bana söylemeseydi." der.
İnsan bazen "Keşke gitmeseydi." demez.
"Keşke sevmeseydim." demez.
Sadece…
"Keşke beni bu kadar sevdiğini bildiği halde, beni böyle kırmasaydı." der.
İşte bu cümle, insanın içindeki en büyük yalnızlık ve yaradır. Çünkü insan sevdiği kişiden gelen yarayı başkasına anlatamaz.
Anlatsa da tam anlatamaz.
"Ne oldu?" diye sorarlar.
"Bir şey yok." dersiniz.
Çünkü bazı acıların tarifi yoktur.
Bir insanın sizi hangi kelimeyle yaraladığını anlatabilirsiniz belki ama o kelimenin içinizde açtığı boşluğu anlatamazsınız işte bu yüzden insan bazen ortamdan kaçar.
Bir bahane bulur.
"Ben biraz hava alayım."
"İşim var."
"Sonra konuşuruz." der.
Ama aslında kaçtığı yer, ortam değildir, kendi gözyaşlarıdır ve biraz daha kalırsa ağlayacağını bilir. Biraz daha konuşursa sesinin titreceğini bilir. Biraz daha göz göze gelirse, bütün gururunun çözüleceğini bilir. İnsan bazen sevdiği kişinin karşısında ağlamamak için kendini zor tutar.
Başını çevirir.
Gözlerini kaçırır.
Yutkunur.
Bir şey söylemek ister ama kelimeler boğazında düğümlenir. İçinden çığlık atmak gelir.
Ama ağlayamaz.
Çünkü gururu vardır.
Belki de insanın en büyük yalnızlığı budur: İçinde fırtınalar koparken, dışarıya sessizlik olarak görünmek.
Sonra zaman geçer. İnsan ilk günkü kadar öfkeli değildir ama eskisi kadar da yakın değildir. İşte psikolojik olarak kırılmanın en sessiz sonucu budur. İnsan bazen affeder ama eski güvenini geri veremez. Konuşur ama eskisi kadar içten konuşmaz. Güler ama eskisi kadar mutlu değildir. Yanında durur ama kalbinin bir parçasını geride tutar. Çünkü bir kere incinen kalp, ikinci kez aynı yerden yara almamak için kendine duvar örer ve o duvar, bazen sevgiden bile daha güçlüdür. Belki de ilişkilerde en büyük yanılgımız şudur:
"Nasıl olsa beni seviyor, ne söylesem affeder."
Hayır.
İnsan sevdiğini affedebilir. Ama her affediş, unutmak değildir. Bazı insanlar affeder ama içlerinde bir şey değişir. Bir zamanlar koşarak geldikleri yere artık ağır adımlarla giderler. Bir zamanlar saatlerce konuştukları insanla artık susmayı tercih ederler. Çünkü insanın sevgisi bitmeden de mesafesi başlayabilir ve belki de en acı ayrılık budur.
İnsan gitmeden önce gönlünden uzaklaşır. İşte o zaman sevgi hâlâ vardır ama eski sıcaklığı yoktur. “Sevgi nefrete dönüşür.” Kırılan kalp bir daha eskisi gibi olmaz.
Peki dostlar siz bu durumu hiç yaşadınız mı?
“PİŞMANIM” söz ve müzik bana ait olan single’mız çık müzik platformlarından dinleye bilirsiniz. Allah’a ısmarladık hoşça kalın.
Aydın BENLİ
İnsan En Çok, Sevdiği İnsanın Sözüyle Kırılır
Halil MERT
Psikolojik Harp, Jeopolitik Mücadele Ve İslam Dünyasının Kaybettiği Ortak Akıl…
Recep Ali AKSOYLU
Fiyatlandırmada Ölçüyü Kaçıran İşletmeler
Eyüphan KAYA
Ak Parti Emin Ellerde
Mehmet Ali Çamoğlu
Vitrin Siyaseti, Omurga Sınavı Ve Milletin Son Resti
Hamdi TEMEL
Gelenekten Bilime Uzanan Bir Yolculuk
Mehmet Nuri BİNGÖL
Kalbin Gerçek Sığınağı Allah'tır
Adnan ÖZ
Samsunspor nereye koşuyor?
Seyfettin BUDAK
Hakikati Buldum Demek Tanrı’yı Kaybetmek mi?
Ahmet SAĞLAM
Zina Çeşitleri
Mehmet BOZKURT
Ne Oluyor Bize!?
Recep YAZGAN
AHBAP’ı aklayan bizimkiler!
Bülent ERTEKİN
Haklı Olmak Yetmez, Anlattığın Kişi De Önemlidir
Öztürk Samuk
Münazara Herzaman İyidir
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 38. Ayeti Bağlamında Edinmemiz Gereken Arkadaşlarımız
Hüseyin KURT
Atatürk’ün Adıyla, Üniter Devletin Temelleriyle Oynanamaz
Fatih ORUÇ
TAGUT
Abdulkadir MENEK
Huzur Ve Sevginin Adresi: Aile
Ravza ZEYBEK
Bir Milletin Tekrar Destan Yazması
Hasan KARADEMİR
Persona Ve Gölge: Fethullahçilik Örneği
Kadir Erol
Ahbap, çavuş ve dahi kızılay...
Ömer Naci Yılmaz
Hûd 112’den Rahatsız Olanlar
Vehbi KARA
Kurtuluş Savaşı Yerine Milli Mücadele
Songül KARAMAN
Tefekkür Ve Nörobilim
Özlem Gürbüz
Yaşlılara Hürmetin Ve Saygının Önemi
Fatma Saçak Akbulut
Geleneksel
Aydan KURT
Bugün Hangi Düşüncemi Yazmalıyım
Memiş OKUYUCU
Ritim ve Eğitim İlişkisine Yakından Bakmak!
Özhan KIZILTAN
Sanver'in Tahliyesinin Ardından…
Gülay ÇETKİN
Bakan Tekin’e Denizli’de Ne Dediler?
İsa ÇOLAKER
Latifi’nin Okuma Yazma Aşkı
Ahmet DÜZGÜN
Alın Alayını Bunların
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)