İnsan En Çok, Sevdiği İnsanın Sözüyle Kırılır

Aydın BENLİ

03-08-2026 13:53

İnsan bazen bir cümleyle, bir sözle değişir.

Bir cümle…

Sadece birkaç kelimeden ibarettir belki. Söyleyen için bir anlık öfke, bir anlık sıkıntı, belki de üzerinde hiç düşünülmeden ağızdan çıkmış bir sözdür.

Ama duyan için öyle değildir. Çünkü bazı sözler kulağa değil, doğrudan kalbe söylenir, hele ki o söz, insanın yıllardır sevdiği birinden gelmişse işte o zaman insanın içinde görünmeyen bir yer kırılır. Sanki kutsal bir mabettin yıkıldığı gibi yıkılı!

Dışarıdan bakarsınız, hiçbir şey olmamış gibi duruyordur.

Konuşuyordur.

Gülümsüyordur.

Hatta belki "Tamam, haklısın." diyordur.

Ama insanın içi, dışarıdan göründüğü gibi değildir.

İçeride büyük bir sessizlik vardır.

İçeride, yıllardır biriktirilmiş cümleler birbirine karışır.

"Ben sana ne yaptım?"

"Ben seni hiç kırmak istemezken, sen beni nasıl bu kadar kolay kırabildin?"

"Ben seni hayatımın en güzel yerine koymuşken, sen beni neden bir cümleyle değersiz hissettirdin?"

İnsan bazen bunların hiçbirini söyleyemez, çünkü sevdiği insanın karşısında insanın dili tutulur. Gururuyla sevgisi arasında kalır.

Bir yanı "Kalk, git." der.

Diğer yanı "Ne olur gitme." diye yalvarır.

İnsan, en büyük savaşını tam da burada verir yani kendi içinde.

Psikolojik olarak insanın en derin yaralarından biri, kendisi için önemli olan bir insan tarafından değersiz hissettirilmesidir. Çünkü insan, değer verdiği kişilerin gözünde kendisini görmek ister. Sevdiği insanın bakışında kendisine bir yer arar.

"Ben senin için önemliyim." duygusuna ihtiyaç duyar.

Bu yüzden sevdiği kişinin söylediği ağır bir söz, yalnızca bir söz olarak kalmaz.

 

İnsanın zihninde başka anlamlara dönüşür.

"Demek ki beni önemsemiyor."

"Demek ki benim sevgimin onun için bir anlamı yok."

İnsanın zihni, kırıldığı anda gerçeği değil, acıyı büyütmeye başlar. Bir cümle, yüzlerce soruya dönüşür. Bir anlık tepki, yılların muhasebesine dönüşür. İnsan geçmişi yeniden düşünmeye başlar.

"Acaba daha önce de böyle miydi?"

"Ben mi göremedim?"

"Yoksa ben mi fazla anlam yükledim?"

İşte sevgiyle kırgınlık arasındaki en acı yer burasıdır. İnsan, karşısındaki kişiyi değil, bazen kendi geçmişini sorgulamaya başlar. Çünkü sevdiğimiz insan bizi kırdığında, yalnızca ona olan güvenimiz sarsılmaz.

“Kendimize dair inancımız da sarsılır.”

"Ben nasıl bu kadar bağlandım?"

"Nasıl bu kadar sevdim?"

"Nasıl onun bir sözüyle bu kadar yıkıldım?"

Oysa bunun cevabı çok basittir. Çünkü insan, herkese karşı savunmasız değildir. İnsan yalnızca güvendiğinin yanında savunmasız kalır. Kalbinin kapısını herkese açmaz ama birine açtı mı, bütün duvarlarını indirir. İşte o yüzden, sevdiğimiz insanın söylediği sözler bizi daha derinden yaralar ve o insan, bizim kimsenin bilmediği yerlerimize ulaşmıştır yani yumuşak karnımıza.

Kimsenin görmediği kırılganlıklarımızı bilir.

Nereden incineceğimizi bilir.

Hangi kelimenin içimizi acıtacağını bilir.

İnsanın en büyük korkusu da bazen budur:

“Kendini emanet ettiği insan tarafından incitilmek.”

Belki de bu yüzden günümüz ilişkilerinde en çok kaybedilen şey sevgiden önce ‘güven’ oldu.

İnsanlar birbirini severken bile hesap yapıyor.

"Ben ona ne verdim?"

"O bana ne verdi?"

"Benim için ne yaptı?"

 

"Benim hayatıma ne kattı?"

Sevgi, yavaş yavaş bir alışverişe dönüşüyor.

Oysa gerçek sevgi, insanın karşısındakine "Bana ne vereceksin?" diye değil, "Senin canın yanmasın." diye bakabilmesidir.

Çünkü seven insan, sevdiğini kırabileceği halde kırmamayı seçer. Öfkelendiğinde diline gelen her şeyi söylemez ve bilir ki öfke geçer.

Ama bazı kelimeler insanın zihninde kalır.

Bazen yıllarca, hatta sonsuza kadar!

İşte insanı en çok yoran da budur.

Söylenen sözün kendisi değil, o sözün insanın içinde tekrar tekrar yaşamasıdır.

Bir gece yatağa girersiniz.

Her şey susmuştur.

Telefonunuz sessizdir.

Oda karanlıktır.

Ama zihniniz susmaz.

Karşınızdaki insanın söylediği o cümle tekrar tekrar aklınıza gelir.

Bir daha düşünürsünüz.

Sonra bir daha…

Her defasında aynı yeriniz acır ve içinizden bir ses: "Keşke bunu bana söylemeseydi." der.

İnsan bazen "Keşke gitmeseydi." demez.

"Keşke sevmeseydim." demez.

Sadece…

"Keşke beni bu kadar sevdiğini bildiği halde, beni böyle kırmasaydı." der.

İşte bu cümle, insanın içindeki en büyük yalnızlık ve yaradır. Çünkü insan sevdiği kişiden gelen yarayı başkasına anlatamaz.

Anlatsa da tam anlatamaz.

"Ne oldu?" diye sorarlar.

"Bir şey yok." dersiniz.

Çünkü bazı acıların tarifi yoktur.

 

Bir insanın sizi hangi kelimeyle yaraladığını anlatabilirsiniz belki ama o kelimenin içinizde açtığı boşluğu anlatamazsınız işte bu yüzden insan bazen ortamdan kaçar.

Bir bahane bulur.

"Ben biraz hava alayım."

"İşim var."

"Sonra konuşuruz." der.

Ama aslında kaçtığı yer, ortam değildir, kendi gözyaşlarıdır ve biraz daha kalırsa ağlayacağını bilir. Biraz daha konuşursa sesinin titreceğini bilir. Biraz daha göz göze gelirse, bütün gururunun çözüleceğini bilir. İnsan bazen sevdiği kişinin karşısında ağlamamak için kendini zor tutar.

Başını çevirir.

Gözlerini kaçırır.

Yutkunur.

Bir şey söylemek ister ama kelimeler boğazında düğümlenir. İçinden çığlık atmak gelir.

Ama ağlayamaz.

Çünkü gururu vardır.

Belki de insanın en büyük yalnızlığı budur: İçinde fırtınalar koparken, dışarıya sessizlik olarak görünmek.

Sonra zaman geçer. İnsan ilk günkü kadar öfkeli değildir ama eskisi kadar da yakın değildir. İşte psikolojik olarak kırılmanın en sessiz sonucu budur. İnsan bazen affeder ama eski güvenini geri veremez. Konuşur ama eskisi kadar içten konuşmaz. Güler ama eskisi kadar mutlu değildir. Yanında durur ama kalbinin bir parçasını geride tutar. Çünkü bir kere incinen kalp, ikinci kez aynı yerden yara almamak için kendine duvar örer ve o duvar, bazen sevgiden bile daha güçlüdür. Belki de ilişkilerde en büyük yanılgımız şudur:

"Nasıl olsa beni seviyor, ne söylesem affeder."

Hayır.

İnsan sevdiğini affedebilir. Ama her affediş, unutmak değildir. Bazı insanlar affeder ama içlerinde bir şey değişir. Bir zamanlar koşarak geldikleri yere artık ağır adımlarla giderler. Bir zamanlar saatlerce konuştukları insanla artık susmayı tercih ederler. Çünkü insanın sevgisi bitmeden de mesafesi başlayabilir ve belki de en acı ayrılık budur.

İnsan gitmeden önce gönlünden uzaklaşır. İşte o zaman sevgi hâlâ vardır ama eski sıcaklığı yoktur. “Sevgi nefrete dönüşür.” Kırılan kalp bir daha eskisi gibi olmaz.

Peki dostlar siz bu durumu hiç yaşadınız mı?

“PİŞMANIM” söz ve müzik bana ait olan single’mız çık müzik platformlarından dinleye bilirsiniz. Allah’a ısmarladık hoşça kalın.

DİĞER YAZILARI 15 Temmuz Öncesi ve Sonrası Darbelerle Sınanan Türkiye 01-01-1970 03:00 ANTİMADDE 01-01-1970 03:00 Çok Gerginiz Çok! 01-01-1970 03:00 Analık Sadece Doğurmak Değil 01-01-1970 03:00 Cengiz Zor “Aile Çökerse Devlet Ayakta Kalamaz” Diyor 01-01-1970 03:00 Ulusal Güvenlik Tehdidi Ve Büyüyen Risk 01-01-1970 03:00 Ulusal Güvenlik Tehdidi Ve Büyüyen Risk 01-01-1970 03:00 İran’a saldırı, bölgeye saldırıdır! 01-01-1970 03:00 İçi Boşaltılmaya Çalışılan İslam 01-01-1970 03:00 Son Kale Haymana ve Memleket Onuru- Recep Tümtürk 01-01-1970 03:00 6284 Sayılı Kanun: Koruma Mı, Yeni Bir Zulüm Biçimi Mi? 01-01-1970 03:00 MİLLİ DUYGULAR ÖLDÜRÜLÜRSE NE OLUR? 01-01-1970 03:00 Namazla Alay Eden Akımlar, Kaybolan Nesiller 01-01-1970 03:00 Şehit cenazelerinde edep ve haya dersi şart! 01-01-1970 03:00 Edebiyata Değer Katanlar Avukat Fatma Saçak Akbulut 01-01-1970 03:00 Sen Kimsin? 01-01-1970 03:00 İslamofobi! Yüce din üzerinde yürütülen kara propaganda 01-01-1970 03:00 Haymana Şerefligökgözü Yığma Tepe 01-01-1970 03:00 Ulusal Güvenlik Tehlikesi Ve Uluslararası Dijital Casusluk 01-01-1970 03:00 Kahraman Türk İstihbaratının Küresel Yükselişi Ve Gücü 01-01-1970 03:00 Dijital Dünyada Kayıp Nesiller 01-01-1970 03:00 Ahlak Yoksa İnsanlıkta Yoktur 01-01-1970 03:00 UFO İstilaları Başladı 01-01-1970 03:00 Motorlu Kuryeler Kırmızı Alarm Veriyor 01-01-1970 03:00 Okumak Cehaletin Katilidir 01-01-1970 03:00 Haymanalı Beş Atlı 01-01-1970 03:00 Teşhircileri fark ettiniz mi? 01-01-1970 03:00 Ankara ASKİ’de Azarlama Devri 01-01-1970 03:00 Anlam Veremediğimiz Anlamsızlıklar 01-01-1970 03:00 Kurtarıcı 01-01-1970 03:00 Bu Sözlerim Sana 01-01-1970 03:00 Öğrencilerin Mutlu Günü 01-01-1970 03:00 Estetik ve Tek Tip İnsan 01-01-1970 03:00 Sorulmaması Gereken O Soru! 01-01-1970 03:00 Mansur Yavaş’ı Başarıya Götüren Sır 01-01-1970 03:00 Erzurumlu Nafiz Kotan Kimdir? 01-01-1970 03:00 Su ve Gıda Savaşları 01-01-1970 03:00 Ölüyoruz ve Öleceğiz 01-01-1970 03:00 Ramazan Pişkin Hoca Öldürüldü 01-01-1970 03:00 Bu Sözlerim Sana 01-01-1970 03:00 Ben kitap okudum sen de oku! 01-01-1970 03:00 İnsan Olmak 01-01-1970 03:00 ALGI! 01-01-1970 03:00 Hayat Işığı 01-01-1970 03:00 Cmg Chine Media Group Cctv, Srs Medya İle Türkiye’de 01-01-1970 03:00 Sarıkamış’tan Dünyaya Dr.Seyfettin Boğazlı 01-01-1970 03:00 Türkye’nin içinde olacağı savaşa hayır! 01-01-1970 03:00 Ötekileştirilen Erkekler 01-01-1970 03:00 Konya Kulu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Skandal 01-01-1970 03:00 Ölümsüzlük 01-01-1970 03:00 İsrafın enleri! 01-01-1970 03:00 Kalbimin Sesi Romanı 01-01-1970 03:00 Fenomen öğretmenler kimin umurunda? 01-01-1970 03:00 Sessiz Kahramanlar 01-01-1970 03:00 ALGI 01-01-1970 03:00 Bir Kurtuluşun Hikâyesi, Sonkale Haymana 01-01-1970 03:00 En Çok İsraf Ettiklerimiz 01-01-1970 03:00 Kitap Önerisi 01-01-1970 03:00 Hemşerim 01-01-1970 03:00 Başkente Ego Otobüsünde Dehşet! 01-01-1970 03:00 Eyvah yine riya ! 01-01-1970 03:00 Enkazın altında canlar ile birlikte insanlık da kaldı! 01-01-1970 03:00 Okumak Lazım 01-01-1970 03:00 Biz bir yerde hata ettik ama nerede? 01-01-1970 03:00 Bir Kitap Bin Umut 01-01-1970 03:00 Haymana Karası 01-01-1970 03:00 Doğu Ekspresi 01-01-1970 03:00 Sahipsiz Sokak Hayvanları Projesi 01-01-1970 03:00 Tuzlu Kahve 01-01-1970 03:00 Dünya Mitomanya 01-01-1970 03:00 Aşk Acısı Çekenler, Zeigarnik Etkisi Yaşıyor Olabilir 01-01-1970 03:00 Aşk Acısı Çekenler, Zeigarnik Etkisi Yaşıyor Olabilir 01-01-1970 03:00 Terör 01-01-1970 03:00 Akran Zorbalığı 01-01-1970 03:00 Büyük Tehlike Deizm 01-01-1970 03:00 Ankara, Haymana’da Kültür ve Sanat 01-01-1970 03:00 Ankara Mamak Misket Ortaokulunda Büyük Skandal! 01-01-1970 03:00 Seçime Yaklaşırken Ptt Kargoda Ulaşılmaz Oldu 01-01-1970 03:00 Öğretmenlerin Sınav Korkusu 01-01-1970 03:00 Ulaşılamazlık, Ulaşılamaz Belediyecilik 01-01-1970 03:00 Sonkale Haymana 01-01-1970 03:00 Seçime Doğru 01-01-1970 03:00 Makama Güç Verenler 01-01-1970 03:00 Narsistlerden Uzak Durun 01-01-1970 03:00 Ak partiye kurulmuş gizli tuzaklar! 01-01-1970 03:00 Memlekette gurbetçi olmak! 01-01-1970 03:00 Kurban Bayramı 01-01-1970 03:00 Cahillik 01-01-1970 03:00 Erken Seçime Doğru 01-01-1970 03:00 Satiş Pazarlama 01-01-1970 03:00 Yorgun Savaşçi 01-01-1970 03:00 En Çok Neyi İsraf Ediyoruz! 01-01-1970 03:00 Çocuk Gülerse Dünya Güler 01-01-1970 03:00 Nerede hata ettik! 01-01-1970 03:00 Şehrimizde Ramazan-I Şerif 01-01-1970 03:00 Hayvanları Görmezden Gelemeyiz 01-01-1970 03:00 Üslup çok önemli! 01-01-1970 03:00 Teşkilâtı Mahsusa Ve Mehmet Akif Ersoy 01-01-1970 03:00 Çiftçimiz Yardım Bekliyor 01-01-1970 03:00 İslamofobi Ve İnsanlığa Saldırılar 01-01-1970 03:00 Büyük ankara depremeine az mı kaldı! 01-01-1970 03:00 Yarım simit! 01-01-1970 03:00 Terör belası! 01-01-1970 03:00 Belediyeler ne iş yapar! 01-01-1970 03:00 Pot kırmak, kıyak çekmek’’ 01-01-1970 03:00 Kibirli Kaymakam Ve Kimsesiz Öğretmen 01-01-1970 03:00 İyilik Bulaştıralım 01-01-1970 03:00 Ciğerlerimiz Yanıyor! 01-01-1970 03:00 5 Temmuz Şahitleri 01-01-1970 03:00 Çiftçi Zor Günler Geçiriyor! 01-01-1970 03:00
haber yazılımı