Ne zaman unuttuk?

Saadettin BAYÇELEBİ

12-11-2016 08:05

Paylaşmayı diyorum, ne zaman unuttuk? Sahip çıkmayı, sahiplenmeyi nerede bıraktık. Allah aşkına ne zaman ve nerede unuttuk ve bıraktıysak bir an önce yeniden bulup hatırlayalım. Anlamadınız tabii neden bahsettiğimi.

Anlatayım: Geçtiğimiz günlerde arkadaşlarla sohbet ederken konu nerden geldi ise Türkiye’deki et tüketimi mevzusuna geldi. Neredeyse iddialaştık. Ben Türkiye’de et tüketiminin yeterli olmadığı kanısındayım dediğimde arkadaşımın biri her yıl milyonlarca kurban kesilip dağıtılan bir ülkede et tüketimi gerekenden fazladır tezini savundu. Araştıracağıma söz verdim. İşte sonuçlar:

Her yıl milyonlarca kurban kesilip dağıtılan veya dağıtıldığı düşünülen güzel yurdumda yıllık kişi başı kırmızı et tüketimi yaklaşık 13 kilogram. Avrupa ve ABD’de bu rakam yaklaşık 4 kat daha fazla. Gelişmiş ülkeler kırmızı et tüketiminde ön sıralarda iken biz maalesef çok da iyi bir sırada değiliz. Neden? Hintliler gibi ineklere saygımızdan değil herhalde. Merak ettiyseniz söyleyeyim, Hindistan bahsettiğim listede son sırada yer alıyor.

Neden böyle dedim de aklıma geçen kurban bayramında kulak misafiri olduğum bir konuşma geldi. Kurban kesim alanındayken yakınlarımda iki kadın konuşuyordu: Birisi eşine kemikleri ayrı bir yere koymasını söyledikten sonra yanındaki kadına dönerek bu yıl kurbanın çoğunu dağıtmayacağını zaten dinen de böyle bir zorunluluk olmadığını anlatmaya başladı. Sadece kemikleri, yağları ve iç organları verecekmiş. Zaten gerçekten ihtiyacı olana bunlarda yetermiş. Kalanı torbalara bölüp derin dondurucuya atacak yavaş yavaş kullanacakmış. Kasaplara güvenilmezmiş, böyle kendi elleriyle kesilen eti nerede bulurlarmış. Mış mış da mış mış. Vay başımıza gelenlere! Oysa kurban Allah rızası için kesilen ve sadece diğer zamanlarda et almaya gücü yeten zenginlere emredilen bir ibadet değil miydi? Kesilip fakirlere dağıtılması gereken ve onların sağlığı için de gerekli bir besin maddesi olan eti rencide etmeden kardeşçe paylaşmak değil miydi? En azından ben öyle biliyorum. Daha o teyze gibi düşünen kaç kişi var bilemem, ama sanırım sayıları az değil ki her yıl kesilen o milyonlarca kurban yıllık kişi başı kırmızı et tüketimimizi arttıramamış. Kurban alım gücü olan kişilerin kendi et ihtiyaçlarını başka yollardan karşılama gücü olduğu da bir gerçek. Yoksa zaten kurban da kesemezler veya zorunda değillerdir.

Bizim askerlerimiz nasıl ki bu ülke için gözünü kırpmadan bir an bile kendini düşünmeden canlarını veriyorsa bizler dahi bu ülkeyi kalkındıracak her türlü hamlenin yanında olmalı önce vatan ve millet demeliyiz. Makarna kuyruklarında beklemek ülkeyi kurtarmaz kardeşlerim, hatta kendinizi de kurtarmaz ama komşunun sağlığını da kendini düşündüğün kadar düşünmek bu ülkeyi kurtarır. Batarsak hep birlikte batarız çıkarsak hep birlikte çıkarız. Biz bireysel düşünemeyiz, bireysel hareket edemeyiz, çünkü biz Türkiye ailesiyiz.

Selam ve dua ile…

Saadettin BAYÇELEBİ

DİĞER YAZILARI Sessiz Gemi 01-01-1970 03:00 Öyle Bir Geçer Zaman ki… 01-01-1970 03:00 Ahh vatan! 01-01-1970 03:00 Kuduzzz 01-01-1970 03:00 Yarının Büyükleri 01-01-1970 03:00 Tehlike büyük! 01-01-1970 03:00 İşte sebebi! 01-01-1970 03:00 Neden yüksek? 01-01-1970 03:00 CO 01-01-1970 03:00 Tavuğun Dünyası 01-01-1970 03:00 Herşey Zamanında Güzel 01-01-1970 03:00 Demedi demeyin! 01-01-1970 03:00 Et Fiyatları Üzerine… 01-01-1970 03:00 Hastalanmayı beklemeyin! 01-01-1970 03:00 Kim kurar içindeki saati? 01-01-1970 03:00 Aman yükselmesin! 01-01-1970 03:00 Kaybolan Değerlilerimiz-2 01-01-1970 03:00 Kaybolan Değerlilerimiz-1 01-01-1970 03:00 Buğdayın hayatı! 01-01-1970 03:00 Kurbanlık Sağlık 01-01-1970 03:00 Buğdaysız Hayat -3 01-01-1970 03:00 Buğdaysız hayat! -2 01-01-1970 03:00 Buğdaysız hayat! -1 01-01-1970 03:00 Su Hayattır Ama… 01-01-1970 03:00 Sıcaklık Yükseliyor! 01-01-1970 03:00 Biz Üç Kardeştik… 01-01-1970 03:00 Tatil kazalarına dikkat! 01-01-1970 03:00 Yaz kızım! 01-01-1970 03:00 Eğitim şart! 01-01-1970 03:00 Hey Gidi Gençlik… 01-01-1970 03:00 Kardeşten Öte… 01-01-1970 03:00 Bir Nefes Sıhhat 01-01-1970 03:00 Yazınız kışa dönmesin! 01-01-1970 03:00 Sadece beş dakika! 01-01-1970 03:00 Ya tutarsa! 01-01-1970 03:00 Gerçekten yaşıyor muyuz? 01-01-1970 03:00 Altın Ekmek 01-01-1970 03:00 Anamızın Ak Sütü 01-01-1970 03:00 Atı alan üsküdar’ı geçti! 01-01-1970 03:00 İsrafın bu kadarı... 01-01-1970 03:00 Bizi biz yapan değerlerimiz! 01-01-1970 03:00 Evet Varım!  01-01-1970 03:00 Var mısınız? 01-01-1970 03:00 Varlık Fonu, Sağlık Fonu 01-01-1970 03:00 Check – Up Veya Çekap 01-01-1970 03:00 Acil haller! 01-01-1970 03:00 Sadece Süt 01-01-1970 03:00 Biz Bu Coğrafyanın Rüzgârıyız 01-01-1970 03:00 İnce Hastalık 01-01-1970 03:00 Çocuklarımızı bekleyen tehlike! 01-01-1970 03:00 Duyduk duymadık demeyin! 01-01-1970 03:00 Hayallerinizden vazgeçmeyin! 01-01-1970 03:00 Gribin binbir yüzü! 01-01-1970 03:00 Kuşa Dönmeyelim 01-01-1970 03:00 Canım Öğretmenim 01-01-1970 03:00 Aman aklımızı karıştırmasınlar! 01-01-1970 03:00 Beni Yakacaklar 01-01-1970 03:00 Yeniden Efendi Olmak 01-01-1970 03:00 Fış Fış Gelen Kış 01-01-1970 03:00 Biz Hala… 01-01-1970 03:00 aktarlardaki tehlikeli otlar-2 01-01-1970 03:00 Aktarlardaki Tehlikeli Otlar-1 01-01-1970 03:00 oku! 01-01-1970 03:00 Kurban keserken kurban olmayalım! 01-01-1970 03:00 Bebeğin Sağlığı Annesiyle Başlar 01-01-1970 03:00 b12 zirvesi 01-01-1970 03:00 Sevgili Denizlerimiz 01-01-1970 03:00 Şimdi Güneş Ve Deniz Zamanı 01-01-1970 03:00 Köprüden Önceki Son Çıkış: Rusya 01-01-1970 03:00 Hadi yürüyüşe çıkalım! 01-01-1970 03:00 Artık Uyanma Vakti 01-01-1970 03:00 Amerikan İlişkileri Darbe Ve Yakın Gelecek 01-01-1970 03:00 Kahraman Milletime Tavsiyeler 01-01-1970 03:00 Sınırsız değil korkusuz tüketelim! 01-01-1970 03:00 BU NE HERZE, BU NE HEZEYAN.? 01-01-1970 03:00
haber yazılımı