Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı

Seyfettin BUDAK

30-05-2026 19:04

Sohbet ettiğiniz kişi, sizin bir yansımanız mı, yoksa sizi yok eden bir ayna mı?

Hiç, karşınızdaki insanın tam size göre olduğunu düşündüğünüz anları hatırlıyor musunuz? Aynı filmleri seviyor, aynı kitaplardan etkileniyor, hatta aynı cümleleri kuruyorsunuz aynı düşünceleri dillendiriyorsunuzdur. Bu durum size bir “ruh eşi” veya “anlaşılmış hissi” verir.

Peki ya bu durum, bir “tesadüf” değil de kasıtlı bir “avlanma stratejisi” olsaydı?

Ya tüm bu benzerlikler, içinizdeki en hassas noktaları tespit edip onları kendi çıkarları için birer silaha dönüştürecek bir duygusal yırtıcının kurduğu sinsice bir ağ olsaydı?

Bu sorular, özellikle sosyal medyanın hayatımızın merkezine oturduğu bu çağda, artık birer paranoiadan çıkıp klinik bir gerçekliğe dönüşmüştür. Maskesini düşüren bir narsistin itirafları, bu karanlık dünyanın perdesini aralıyor. Bugün, o perdeyi tamamen kaldırıyor ve “güven” oyuncağının aslında nasıl bir imha silahına dönüştüğünü gözler önüne sereceğiz.

Narsisistik kişilik bozukluğu (NPD) olan bireyler için sosyal medya, bir iletişim aracından çok daha fazlasıdır. Burası, maskelerin takıldığı, kimliklerin kopyalandığı ve kurbanların adeta bir “hedef” olarak işaretlendiği bir av sahasıdır.

Dikkat edin, bu kişiler sizinle aynı fikirdeymiş gibi görünmekte ustadırlar. Paylaştıkları alıntılar, beğendikleri gönderiler, sizin değerlerinizin bir kopyası gibidir. Bu bir iltifat değil, bir taktiktir.

Onlar, “Popüler dünyaya hoş gelmiş” olmanın verdiği yüzeysel güvenle, sizin derinliklerinizi taklit ederler.

Unutmayın! Bir narsist, sizin gibi düşündüğünü ima ederek aslında sizin düşünce dünyanızı ele geçirir. Bu, kurbanı kendine bağımlı kılan en güçlü psikolojik büyülerden biridir. Çünkü insan, kendini anlayan birini kaybetmekten en çok korkar.

“Güven en sevdiğim oyuncağım oldu hep; bana güvendiğinizi hissettiğim anda sizi istediğim gibi yönetebileceğimi, özgüveninizi sarsabileceğimi, bana karşı olan tüm duygularınızı çıkarlarım için kullanabileceğimi biliyordum.” Der narsist…

Bu cümle, narsisizmin özüdür. Güven, bir bağ kurma aracı değil, bir kontrol mekanizmasıdır. Siz “Sana güveniyorum” dediğiniz anda, o “Onu artık yönetebilirim” der.

Peki, bu kadar kusursuz bir manipülatör olan bir insanın iç dünyasında aslında ne olur?

Ünlü psikiyatrist Dr. Craig Malkin, “Narsisizmin Paradoksu” adlı eserinde, sağlıklı narsisizm ile patolojik narsisizm arasındaki farkı inceler. Patolojik narsistin dışarıya yansıttığı “mükemmel ve güçlü” imajın, içerideki derin bir “yetersizlik ve değersizlik” çukurunu kapattığını söyler.

Bu kişi, aslında hiç büyümemiş, incinmiş, terk edilmiş ve kendisine rol model bulamamış bir çocuktur. Şu sözler, bir narsistin nadir görülen, korkunç ama samimi bir itirafıdır:

 

“Hiçbir zaman hislerimle yüzleşemedim, bu durum hep bana acı verdi. ... Yetiştiğim ortamda hassas bir insan olmak, başkalarının hislerine değer vermek... bir zayıflık göstergesiydi. Hayatta kalabilmek için bir seçim yapmalıydım.”

İşte bu noktada, narsist “ya hassas olup ezilmek” ya da “duygularını öldürüp ezen taraf olmak” arasında bir seçim yapar. Maalesef çoğu, ikincisini seçer. Ancak bu tercih, onları asla gerçek bir güce taşımaz; aksine, tüm yaşamları boyunca bir boşluğu kapatmak için sürekli övgüye, hayranlığa ve kurbanlara muhtaç hale getirir.

Narsistin en korkunç silahı “yansıtmadır” (projection). Kendi kusurlarını, kıskançlıklarını ve başarısızlıklarını görmez. Onun yerine, tüm bu çirkin duyguları bir ayna gibi size yansıtır. Narsist bunu şu sözlerle itiraf eder:

“...her ne kadar istesem de gerçekte bir türlü sahip olamadığım kusursuz dünyamda oluşan tüm olumsuzlukları en büyük silahım yansıtmayla size çevirdim.”

Peki bu pratikte nasıl görünür?

Sizin saygılı duruşunuzu, sizi “üstün görmesi” için bir fırsata çevirir. Siz “saygı duyuyorum” dersiniz, o “Benden aşağısın” diye algılar. Sessiz kalmanızı zayıflık, tepki vermenizi ise “drama” olarak etiketler.

Dikkat edin! Narsist, kendisini “yazar” ilan eder ama bilgi hırsızlığıyla ün devşirir. Kendisini “güçlü” sanır ama her fırsatta “ben” diyerek ne kadar yetersiz olduğunu ilan eder.

Dr. Kernberg ve Dr. Kohut gibi psikanaliz efsanelerinin ortak kanısına göre, narsisistik kişilik bozukluğunun tedavisi son derece zordur. Çünkü narsist, kendinde bir sorun olduğunu kabul etmez. Ona göre tüm problemler başkalarındadır. Ve şu sözleri itiraf eder:

“Değişmemi beklemeyin, asla değişmeyeceğimi biliyorum. Ve eğer kendinize değer veriyorsanız benim küçük oyunlarımla yaşamınızı harcamaktan bir an önce vazgeçin.”

Bu, altın değerinde bir uyarıdır. Bir narsist sevgi sunmaz; sevgiyi taklit eder. Kurbanın hassas noktalarını tespit edip onları birer “satranç tahtası”na çevirir. Siz “en hassas yerlerimden vurdun” dersiniz, o bunu bir başarı rozeti olarak görür.

Bu nedenle “Bir gün aynada size bakan yüzü tanımakta zorlanacaksınız” uyarısı, en trajik ve gerçekçi kehanettir. Uzun süreli narsistik istismar, kurbanın kimlik duygusunu parçalar. Artık siz, siz olmaktan çıkıp, o boşluklarını doldurmak için kullanılan bir “nesne” haline gelirsiniz.

Şu çarpıcı itirafı aklınıza kazıyın!

Asla bir narsiste aşık olmayın…

Evrenin en masum duygusu olan aşk, bir narsistin elinde en yıkıcı silaha dönüşür. Onun aşkı, size sunduğu “anlaşılma” yanılsamasıdır. Onun ilgisi, sizin enerjinizle beslenme çabasıdır. Onun bağlılığı, siz artık tükenene kadar sürecek bir vampirliğin adıdır.

Kendinize şu soruları sorun!

Sizi gerçekten dinliyor mu, yoksa sıradaki “ben” diyeceği anı mı bekliyor?

Başarılarınızda size gerçekten seviniyor mu, yoksa kıskançlığını bastırmak için sizi mükemmelmiş gibi gösterip sonra bir köşeden sabote mi ediyor?

Onun yanında kendiniz olmaktan gurur mu duyuyorsunuz, yoksa sürekli bir kabuğa çekilme ihtiyacı mı hissediyorsunuz?

Eğer cevaplar sizi tedirgin ediyorsa, bilin ki narsist size şu sözlerle sesleniyor: “Kendinizi terk etmektense bir an önce beni terk edin.”

Unutmayın, sizin itibarınızı yerle bir edip üstünüzden prim elde eden birinin gözünde, asla sevgiyi hak eden bir “insan” değil, kullanılıp atılacak bir “oyuncak”tan başka bir şey değilsiniz.

Ve en büyük intikam, onun oyuncağı olmayı reddetmek, maskesini düşürmek ve kendi aynanızda kendinize yeniden ve sıkı sıkıya tutunmaktır.

Siz değerlisiniz, siz tam ve yeterlisiniz. Sakın o boşluğun kurbanı olmayın!

DİĞER YAZILARI Kayıplar Antropolojisinden Zihindeki Bilincin Egemenliğine 01-01-1970 03:00 Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa 01-01-1970 03:00 Gölge Operasyonu: Beynimizdeki "Sistem" Fitresi Ve Toplama İnsanların Senfonisi 01-01-1970 03:00 Merhametin İnfazı 01-01-1970 03:00 Dağları Kurtaranlar, Evlerini Kaybedenler 01-01-1970 03:00 Cesaretle Yaktığınız Köprüler mi Sizi Kurtarır, Korkuyla Sığındığınız Limanlar mı? 01-01-1970 03:00 Aynada Gördüğünüz Siz misiniz, Yoksa Toplumun Diktiği Bir Kostüm mü? 01-01-1970 03:00 İnsanı İnsan Yapan Nedir? Sahip Oldukları mı, Vazgeçebildikleri mi? 01-01-1970 03:00 İnsanlık yeni bir bayram hikâyesi yazamaz mı? 01-01-1970 03:00 Görünmek mi, var olmak mı? 01-01-1970 03:00 Zalimin Karşısında, Mazlumun Yanında 01-01-1970 03:00 Kayısının Gölgesinde Kayıp Bir Dünya: Mahalle Nereye Kayboldu? 01-01-1970 03:00 Neden Lise Yılları Unutulmaz? 01-01-1970 03:00 Uyanış ve Sürüden Ayrılan Penguen: Yaşamak mı, Sürüklenmek mi? 01-01-1970 03:00 Günah mı, Saygı mı? Korku İle Yaşanan Hayat Gerçekten Bizim mi? 01-01-1970 03:00 İç Pusulan Bozulduğunda Hayat Kime Ait Olur? 01-01-1970 03:00 Tek bir taşla kaç kuş vurulur? 01-01-1970 03:00 Nöronların Sessiz Bilgeliği: Benliğin Ötesinde Bir Yaşam Mümkün mü? 01-01-1970 03:00 Beklentinin Kaygıya Dönüştüğü Yerde Yaşam Felsefesi 01-01-1970 03:00 Sadakat Ölçüsü Kaybolunca İnsan Kalmak Mümkün mü? 01-01-1970 03:00 Beyin Bir Bilgisayar Değilse, Zihin Nasıl Oluşur? 01-01-1970 03:00 “Ah Şu Kaliteli İnsan Rolleriniz Yok mu? Bitiyorum…” 01-01-1970 03:00 İnsan Neden Yaptığı Şeyin Hemen Sonucunu Görmek İster? Ve Neden Aniden Pişman Olur? 01-01-1970 03:00 Sessizliğin Bedeli: Düşünmeyi Unutan İnsan mı Oluyoruz! 01-01-1970 03:00 Neden Doymuyoruz? 01-01-1970 03:00 Neden iyi olan kaybeder! 01-01-1970 03:00 Kaderin Kaldırımında Özgürlüğümüz Ne Kadar? 01-01-1970 03:00 Kolumuzdaki saat zamanı mı gösteriyor yoksa içimizdeki boşluğu mu? 01-01-1970 03:00 Kaderin dili cesaretin çığlığı mı, korkunun fısıltısı mı? 01-01-1970 03:00 Dahilik mi, Delilik mi? 01-01-1970 03:00 Zihnin Sırtında Taşıdığınız Görünmez Yükler Ruhunuzu Nereye Sürüklüyor? 01-01-1970 03:00 Korku İle Yaşanan Hayat Gerçekten Bizim Mi? 01-01-1970 03:00 Ölümün Tesellisi 01-01-1970 03:00 Ölümden sonra dirilişe neden inanayım! 01-01-1970 03:00 Toplama Bir Dünyada Toplama İnsanlarla Yaşamak 01-01-1970 03:00 Başkasının mutluluğu neden içimizi kemirir? İnsan olmanın sınavı burada mı saklı? 01-01-1970 03:00 Phoenix ve Jolie'nin Sessizliğe İsyanı: Gazze'de Çığlık Var, Siz Neden Hâlâ Sessizsiniz? 01-01-1970 03:00 Kırık Dökük Bir Ben Ve Yeniden Başlama Umudu 01-01-1970 03:00 Hikâyelerim Öldü mü? 01-01-1970 03:00 Srebrenitsa'dan Gazze'ye Batı'nın Kan Lekeli Sessizliği 01-01-1970 03:00 Ekranın Gölgesinde Büyüyen Çığlık: Görmek Duyabilmek Midir? 01-01-1970 03:00 Medeniyetler Çatışmasına Doğru mu! 01-01-1970 03:00 Gerçekten Düşündüğünde Kaç Kişi Kalıyor Yanında? 01-01-1970 03:00 Gazze: Haritada Bir Nokta; Vicdanda Bir Kıyamet 01-01-1970 03:00 Kurban Bayramı mı, Kurban İnsanlık mı? 01-01-1970 03:00 Benimle Alay Ettiler, Sonra Ben Oldum 01-01-1970 03:00 Bir Çocuğun Kalbine Bomba Düşerse, İnsanlık Nereye Sığınır? 01-01-1970 03:00 Bir Mahallenin Kalbinde Unutulmuş Çocukluk Hatıraları 01-01-1970 03:00 Beni Neden Kimse Merak Etmiyor! 01-01-1970 03:00 Zamanın Dili 01-01-1970 03:00 Ne Zaman İnsan Uslanacak? 01-01-1970 03:00 Bilinçli Zihnin Engellerinden Nasıl Kurtulabiliriz? 01-01-1970 03:00 Gazze’de ölüm sıradanlaştığında, insanlık nerede duracak? 01-01-1970 03:00 Bilgi Çağında Cehalet: Gerçek Neyi Gösteriyor? 01-01-1970 03:00 Orucun Toplumsal Vicdan Dokunuşu 01-01-1970 03:00 İnsanlık ve İyi-Kötü Arasındaki İnce Çizgi: Aklın Rolü 01-01-1970 03:00 Geçmiş mi Gelecek mi! 01-01-1970 03:00 Yangın, İhmal ve Güvenlik: Bolu’daki Olaydan Çıkarılacak Dersler 01-01-1970 03:00 Anlam Krizi: İnsan Ne İçin Yaşıyor? 01-01-1970 03:00 Evrimsel Ahlak mı? İlahi Ahlak mı? İnsanlık Nerede Duruyor? 01-01-1970 03:00 Sosyal Medya ve İnsan İlişkileri Üzerindeki Derin Etkiler 01-01-1970 03:00 Geleceği Şekillendiren Z Kuşağı: Dijitalleşen Dünyada Kimlik ve Değerler 01-01-1970 03:00 Yapay Zekâ İle İnsan Beyni Arasındaki İnce Çizgi 01-01-1970 03:00 Z Kuşağı İle Neden Kuşak Çatışması Yaşanır? 01-01-1970 03:00 Amaçsız Mutluluk Mu Mutlu Amaç Mı? 01-01-1970 03:00 Güçlü toplum için reform şart mıdır?-2 01-01-1970 03:00 Güçlü Toplum İçin Değişim ve Süreklilik Şart Mıdır?-1 01-01-1970 03:00 İnsanlar Eşit Midir? 01-01-1970 03:00 Alışkanlıklarımızın Sınırı Nereye Kadar Olmalı! 01-01-1970 03:00 Varlık özgürlüğü kısıtlar mı 01-01-1970 03:00 İyi bir Toplum Olmanın Sistem Şartı-2 01-01-1970 03:00 Gelenek Bir İnanç Mıdır! 01-01-1970 03:00 Bir Eylemin Ahlaki Değerini Belirleyen Şey Nedir? 01-01-1970 03:00 Akıl İyi ve Kötüyü Ayırarak Mı İşler? 01-01-1970 03:00 Akıl Mı Fikir Mi Karışır? 01-01-1970 03:00 Akıl ve Sağduyu İle Adalet Erdemi 01-01-1970 03:00 Ahlakın kaynağı evrimsel süreç midir? 01-01-1970 03:00 İnsandaki Doğal Ahlaki İlke Kanıtlanabilir Mi? 01-01-1970 03:00 Tükenmişlik Hissini Yaşamak 01-01-1970 03:00 İradenin Sevgi ve Merhamet Eylemi 01-01-1970 03:00 Yüksek Düşünce İle İnanca Ait Düşünceyi Düşünmek 01-01-1970 03:00 Yüksek Düşünce İle İnanca Ait Düşünceyi Düşünmek 01-01-1970 03:00 Teknoloji Hayatın Kendisi Midir? 01-01-1970 03:00 İnsan Allah’ı (cc) Bilmeye Meyilli Bir Varlık Mıdır? 01-01-1970 03:00 Giysiye Bakıp Aldanmamak 01-01-1970 03:00 Acı İle Mutluluk Bir Arada Mı? 01-01-1970 03:00 Rasyonel Çaba Arttıkça Kesinlik Azalır Mı? 01-01-1970 03:00 Platon’a Göre Eğitim 01-01-1970 03:00 Zevkimiz okumaya dönüşür mü? 01-01-1970 03:00 Toplumun Rehberlik Servisi Aydınlar 01-01-1970 03:00 Kötüden İyi Çıkar Mı! 01-01-1970 03:00 Galen’e göre ahlakın kaynağı doğuştan mıdır? 01-01-1970 03:00 “Ben” bilinci Üç pizzacı 01-01-1970 03:00 Hayatın gerilimlerini aşmak mümkün müdür? 01-01-1970 03:00 Hayata anlamlı mı anlamsız mı bakmalı! 01-01-1970 03:00 İnsanın Sorularla Anlam Arayışı 01-01-1970 03:00 İman Mı İntihar Mı?/Tolstoy 01-01-1970 03:00 Yanılmışım Tanrı Varmış / Antony Flew 01-01-1970 03:00 Sözün Özleri 01-01-1970 03:00 Z Kuşağının Zihin Dünyasındaki Kırılmalar 01-01-1970 03:00 Erken Karar Verme Hastalığı 01-01-1970 03:00 Özel Bireylerin Dünyası 01-01-1970 03:00 Otizmli Yağmur Adam Raymond 01-01-1970 03:00 Aklın Tarihsel Gelişimi 01-01-1970 03:00 Ateizm, teizm, agnostisizm ve deizm nedir? 01-01-1970 03:00 Hayatı Sebep ve Süreç Odaklı Yaşayıp Anlamlı Kılmak 01-01-1970 03:00 Yalnızlık Aforizmaları 01-01-1970 03:00 İnsanın Aşk Halindeki Beyanı Dua 01-01-1970 03:00 Altıncı His 01-01-1970 03:00 Gençler için ne yapmalı? 01-01-1970 03:00 Yalnızlık Niçin Ruh, Akıl ve Allah’a Mahsustur? 01-01-1970 03:00 Ölüme Teselli Aramak 01-01-1970 03:00 Medeniyetin Yolu Batı’dan Mı Geçer? 01-01-1970 03:00 Şehrin Öbür Tarafından Koşarak Gelen Adam 01-01-1970 03:00 Bilgi Bilinç ve Özgürlüğe Adanmış Kadın Hypatia 01-01-1970 03:00 Dert İnsanı Olmak 01-01-1970 03:00 Aşk imanın özgürlük bedeli midir? 01-01-1970 03:00 Suskun Yıldızların Gizemli Bakışı 01-01-1970 03:00 Kurban bayramınız mübarek olsun! 01-01-1970 03:00 Depremde vefat eden babalar anısına…Babasızlık Nedir Bilirim 01-01-1970 03:00 Din İle Varlık Sınırında Kapı Açmak 01-01-1970 03:00 Sanatla Varlık Sınırında Pencere Açmak 01-01-1970 03:00 Bir Yer Var Biliyorum Ama Anlatamıyorum… 01-01-1970 03:00 Bir Yer Var Biliyorum Ama Anlatamıyorum… 01-01-1970 03:00 Gönül Bahçesinde Yürümek 01-01-1970 03:00 Gözyaşım Düştüğü An 01-01-1970 03:00 Gönül Bahçesinde Yürümek 01-01-1970 03:00 Tefekkürün Serencamı 01-01-1970 03:00 Denizde Yürümek 01-01-1970 03:00
haber medya kadın