Bir insan neden her şey benim der?
İnsan neden sahip olduklarının efendisi olmaktan çıkıp onların esiri hâline gelir?
İnsanın sahip olma arzusu, sandığımız kadar yeni değildir. Bu duygu, modern hayatın icadı değil, insanın en eski reflekslerinden biridir. İlk insan için sahip olmak, hayatta kalmak demekti. Bir parça yiyecek, bir barınak, bir güvenlik alanı…
Bunlar olmadan yaşamak mümkün değildi. Bu yüzden sahip olma içgüdüsü, varoluşun temel bir parçası olarak insanın içine yerleşti. Ancak zamanla bu içgüdü yön değiştirdi. Hayatta kalmak için sahip olmak yerini, üstün olmak için sahip olmaya bıraktı. İhtiyaçların yerini arzular, arzuların yerini ise hırs aldı.
Bugün insan, çoğu zaman sahip olduklarıyla kendini tanımlıyor. “Ben kimim?” sorusunun cevabı, sessizce “Benim nelerim var?” sorusuna dönüşmüş durumda. Evler, arabalar, hesaplar, birikimler…
Bunlar artık sadece araç değil, kimliğin bir parçası hâline geliyor. İşte tam da bu noktada tehlikeli bir kırılma başlıyor. Çünkü insan sahip olduğu şeyi kaybettiğinde sadece bir eşya kaybetmiş olmuyor; kendine dair kurduğu anlamı da kaybediyor. Bu yüzden paylaşmak zor geliyor, bölüşmek tehdit gibi algılanıyor. Çünkü bilinçaltında şöyle bir korku oluşuyor: “Eğer verirsem, eksilirim. Eğer eksilirsem, yok olurum.”
Bu korkunun kökenine indiğimizde karşımıza derin bir güvensizlik çıkıyor. İnsan çoğu zaman malı sevdiği için değil, kaybetmekten korktuğu için ona sarılıyor. Yoksulluk korkusu, değersizleşme korkusu, kontrolü kaybetme korkusu…
Bunların hepsi, insanın iç dünyasında sessizce büyüyen ve zamanla davranışları şekillendiren duygular. Bu korkular arttıkça insan daha çok kontrol etmek ister. Daha çok kontrol ettikçe daha az güvenir. Daha az güvendikçe daha sertleşir. Ve bir süre sonra dışarıdan görülen şey “açgözlülük” olurken, içeride yaşanan aslında derin bir korkudur.
Modern dünya bu korkuları besleyen bir sistem üzerine kurulu gibidir. Sürekli daha fazlasını isteyen, yetinmeyi zayıflık olarak gören bir anlayış hâkimdir. İnsanlara açıkça söylenmese de sürekli şu mesaj verilir: “Ne kadar çok şeye sahipsen, o kadar değerlisin.”
Bu düşünce insanı bitmeyen bir yarışa sokar. Ancak bu yarışın ilginç bir tarafı vardır: Bir sonu yoktur. Çünkü her ulaşılan şey, bir sonraki hedefin başlangıcı olur. İnsan hiçbir zaman “yeter” diyemez. Ve ironik bir şekilde, sahip oldukça huzur bulması gereken insan, sahip oldukça daha huzursuz hâle gelir.
İnsanlık, mal ve güç uğruna yaşanan sayısız çatışmaya sahne olmuştur. Kardeşlerin birbirine düşmesi, toplumların bölünmesi, savaşların çıkması… Bunların çoğunun arkasında sahip olma hırsı vardır.
Antik dönemde yaşamış olan Diogenes, sahip olduğu her şeyi terk ederek neredeyse hiçbir şeyle yaşamayı seçmiş ve bu tercihini “Eşyalarım azaldıkça özgürlüğüm arttı” diyerek açıklamıştır. Bu söz, aslında insanın en büyük yanılgılarından birine işaret eder: Sahip olmak özgürleştirmez, çoğu zaman bağlar.
İnsan gerçekten neye sahiptir?
Doğarken hiçbir şey getirmeyen, ölürken hiçbir şey götürmeyen bir varlık için “benim” demek ne kadar gerçektir?
Bu noktada birçok düşünür, sahip olunan her şeyin aslında geçici bir emanet olduğunu söyler. Bu bakış açısı değiştiğinde insanın dünyayla ilişkisi de değişir. Hırs yerini dinginliğe, korku yerini kabullenişe bırakır. Sahip olmak bir amaç olmaktan çıkar, bir sorumluluğa dönüşür.
Ancak insan her zaman bu farkındalıkla hareket etmez. Bazen öyle anlar olur ki kişi adeta “gözünün dönmesi” denilen bir hâle girer. Bu durum, psikolojide duygusal körlük olarak ifade edilir. İnsan o anda ne empati kurabilir ne de sonuçları sağlıklı değerlendirebilir. Davranışlarını yöneten şey artık akıl değil, yoğun duygulardır. Bu hâlin arkasında çoğu zaman birikmiş öfke, yoğun stres, tehdit algısı ve kimlik kaybı korkusu bulunur. İnsan kendini tehdit altında hissettiğinde, en ilkel savunma mekanizmalarına döner. Bu da onu, aslında olmak istemediği birine dönüştürebilir.
Bütün bu tabloya baktığımızda şu soruyla karşı karşıya kalırız: İnsan gerçekten mal mı biriktirir, yoksa anlam mı arar?
Belki de mesele tam olarak buradadır. İnsan aslında anlam arayan bir varlıktır. Ancak anlam bulamadığında, onun yerine maddi şeyleri koyar. Para, mülk, statü…
Bunlar çoğu zaman içsel bir boşluğun yerini doldurmak için kullanılır. İçi dolu olan insan paylaşabilir, çünkü eksilmeyeceğini bilir. Ama içi boş olan insan tutunacak bir şey arar ve o şeyi kaybetmemek için her şeyi göze alabilir.
Bu noktada mesele başkalarını yargılamak değil, kendimize dönmektir. Çünkü her insanın içinde bu potansiyel vardır. Her insan, şartlar oluştuğunda sahip olduklarına gereğinden fazla anlam yükleyebilir.
Bu yüzden asıl sorular şunlar:
Sahip olduklarımız bizi mi tanımlar, yoksa biz mi onlara anlam veririz? Kaybetme ihtimali bizi neden bu kadar korkutur? Paylaşmak neden zor gelir? Ve en önemlisi, eğer bir gün elimizdekilerin hepsi giderse, geriye gerçekten ne kalır?
İnsan belki de hayatı boyunca bu soruların cevabını arar. Ama şu gerçek değişmez: Sahip olduklarımız arttıkça değil, onlara bağımlılığımız azaldıkça özgürleşiriz. Çünkü asıl zenginlik, çok şeye sahip olmak değil, az şeye ihtiyaç duymaktır. Ve belki de insanı insan yapan şey, biriktirdikleri değil, gerektiğinde vazgeçebildikleridir.
Adnan ÖZ
Çarşambaspor ve Samsunspor!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Nihat Güç
Müslüman Ahlaklıdır
Eyüphan KAYA
Şu Meclisin kapısına kilit vurmak lazım!
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Murat GÜLŞAN
Camilerimizde Türk Bayrağı Olmalı
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)