Tanrı var mı, yok mu? Belki de yüzlerce yıldır yanlış soruyu tartışıyoruz.
Çünkü dikkat ederseniz, bir ateistle bir teist arasındaki tartışmaların büyük bölümü hiçbir zaman bir sonuca ulaşmıyor. Bir taraf kozmolojik deliller getiriyor, diğer taraf evrimden söz ediyor. Bir taraf ince ayardan bahsediyor, diğer taraf kuantum fiziğini ortaya koyuyor. Saatlerce konuşuluyor, yüzlerce yorum yazılıyor ama sonunda çoğu zaman kimse yerinden kıpırdamıyor.
Peki neden? Eğer amaç hakikati bulmaksa, neden aynı verileri gören insanlar birbirinden bu kadar farklı sonuçlara ulaşıyor?
Belki de tartışılan şey Tanrı değil. Belki de tartışılan şey insanın bilinmezlikle kurduğu ilişki.
Çünkü insan sadece bilgi arayan bir varlık değildir. Aynı zamanda anlam arayan bir varlıktır. Hatta bazen anlam arayışı, bilgi arayışının bile önüne geçebilir.
Bir an durup şu soruyu soralım!
Eğer yarın sabah bütün insanların önüne Tanrı'nın varlığını yüzde yüz kanıtlayan bir belge konsa, insanlığın bütün sorunları çözülür mü?
Savaşlar biter mi? Kıskançlık ortadan kalkar mı? İnsanlar daha ahlaklı hale gelir mi? Yalnızlık sona erer mi? Muhtemelen hayır! Peki tersini düşünelim!
Yarın sabah Tanrı'nın olmadığı matematiksel kesinlikle kanıtlansa insanlığın bütün soruları cevaplanmış olur mu?
Hayatın anlamı çözülmüş olur mu? Ölüm korkusu ortadan kalkar mı? İnsan neden sevdiğini, neden acı çektiğini, neden umut ettiğini anlamış olur mu?
Yine muhtemelen hayır! Çünkü insan yalnızca "doğru olanı" aramaz. İnsan aynı zamanda "nasıl yaşayacağını" da arar.
İşte tam burada çok ilginç sorular ortaya çıkıyor. İnsan neden Tanrı'ya inanmak ister? Ve insan neden Tanrı'yı inkâr etmek ister?
Belki de bunun en temel nedeni anlam arayışıdır. İnsan evrende bildiğimiz kadarıyla kendi ölümünün farkında olan tek canlıdır.
Bir kuş yarın öleceğini düşünerek varoluşsal kriz yaşamaz. Bir kedi evrenin anlamını sorgulamaz. Ama insan sorgular. Çünkü insan geçmişi hatırlar, geleceği tasarlar ve ölümün kaçınılmazlığını bilir. Bu durumda şu sorular kaçınılmaz hale gelir.
Ben neden varım? Bu evren neden var? Ölümden sonra ne olacak? Acı çekmenin anlamı nedir? Adalet neden her zaman gerçekleşmez? Tanrı inancı çoğu insan için bu sorulara bir cevap üretir.
Psikolojide yapılan birçok araştırma, ölüm düşüncesi arttığında insanların metafizik inançlara daha fazla yönelme eğiliminde olabileceğini göstermektedir. Çünkü insan zihni sadece açıklama istemez.
Aynı zamanda güven ister. Belirsizlik çoğu insan için rahatsız edicidir. Tanrı fikri ise büyük bir düzen fikri sunar. Kaotik görünen olayların arkasında bir anlam olabileceği düşüncesi insana psikolojik dayanıklılık kazandırabilir. Fakat burada dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır.
Bir düşüncenin insana iyi gelmesi, onun doğru olduğunu kanıtlamaz. Ama aynı şekilde bir düşüncenin psikolojik işlev görmesi de onu değersiz hale getirmez.
İnsan sadece mantıkla çalışan bir makine değildir. İnsan aynı zamanda duygusal bir varlıktır.
İnsan neden Tanrı'yı inkâr etmek ister?
Bu soru çoğu zaman yanlış anlaşılır. Çünkü birçok insan ateizmi sadece reddetme olarak görür. Oysa birçok ateist açısından mesele reddetmek değil, yeterli kanıt görememektir.
Bilimsel düşüncenin temel ilkelerinden biri şudur: Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıtlar gerektirir. Bazı insanlar için Tanrı fikri çok büyük bir iddiadır. Bu nedenle kanıt ararlar. Bulamadıklarında da inanmayı tercih etmezler.
Fakat burada daha derin bir psikolojik boyut olabilir. Bazı insanlar için Tanrı'nın olmaması fikri özgürleştiricidir. Çünkü hayatın sorumluluğunu tamamen insanın kendisine bırakır.
Bu durumda kişi şunu söyleyebilir: "Eğer evrende bir plan yoksa o halde anlamı ben üretmeliyim." Bu yaklaşımda insan kendi yaşamının yazarı olmaya çalışır. Burada ilginç olan şudur: İnanan da anlam arıyor olabilir. İnkâr eden de… Sadece kullandıkları yöntemler farklı olabilir. Peki inanan bir insan neden inancını kaybeder?
Burada çoğu kişinin gözden kaçırdığı şey beynin değişebilir olmasıdır. Modern nörobilim bize beynin yaşam boyunca değişmeye devam ettiğini gösteriyor. Buna nöroplastisite denir.
Yeni bilgiler, yeni deneyimler ve yeni sorgulamalar beynin bağlantılarını yeniden şekillendirir. Bu nedenle çocuklukta kabul edilen bir düşünce sistemi yetişkinlikte sorgulanabilir. Bir kişi bilimsel bilgiler nedeniyle inancını kaybedebilir. Bir başkası yaşadığı travmalar nedeniyle sorgulamaya başlayabilir. Bir diğeri ise din adına yapılan yanlış uygulamalardan etkilenebilir. İnanç kaybı çoğu zaman tek bir argümanın sonucu değildir. Uzun bir zihinsel yolculuğun sonucudur.
Peki ateist bir insan neden sonradan inanabilir?
Aynı nedenle… Çünkü insan zihni durağan değildir. İnsan yalnızca veri işleyen bir bilgisayar değildir. Aşk yaşar. Kayıp yaşar. Hayranlık duyar. Korku yaşar. Umut eder.
Bazı insanlar için evrenin büyüklüğü dinsel bir deneyim yaratabilir. Bazıları ölüm karşısında farklı düşünmeye başlayabilir. Bazıları hayatlarının belirli dönemlerinde anlam arayışlarını yeniden şekillendirebilir. Bu yüzden inançtan inkâra geçiş de, inkârdan inanca geçiş de insan zihninin doğal değişim süreçlerinin bir parçası olabilir.
Peki neden birbirlerini ikna etmeye çalışırlar?
İşte bence asıl ilginç soru burada başlıyor. Bir ateist neden bir teistin inancını sorgulamasını ister? Bir teist neden bir ateistin inanmasını ister? Gerçekten karşı tarafın iyiliğini düşündükleri için mi?
Belki bazen evet… Ama her zaman mı? Burada sosyal psikolojinin dikkat çektiği önemli bir nokta vardır. İnsanlar sadece fikir taşımaz. Kimlik taşırlar. Bir düşünceyi yıllarca savunduğunuzda o düşünce artık sadece bir fikir olmaktan çıkar. Kimliğinizin parçası haline gelir.
Bu durumda karşı tarafın düşüncesi sadece farklı bir görüş değil, kendi dünya görüşünüz için bir tehdit gibi hissedilebilir.
İnsan zihninde buna doğrulama yanlılığı denir. Zihin çoğu zaman gerçeği aramaz. Sahip olduğu modeli korumaya çalışır. Bu yüzden aynı deliller farklı insanlar tarafından farklı yorumlanabilir. Belki de birçok Tanrı tartışması hakikat arayışı değil, kimlik savunmasıdır.
Bilinmezlik gerçekten bir sorun mu?
Burada bence asıl kaçırdığımız nokta ortaya çıkıyor. Belki de Tanrı tartışmalarının çözümsüz kalması bir eksiklik değildir. Belki de tam tersine insanlığın en büyük avantajlarından biridir.
Bilinmezlik ve merak araştırma üretir. Araştırma bilgi üretir. Bilgi teknoloji üretir. Teknoloji yaşam kalitesi üretir. Yani bilinmezlik aslında insanlığın motorudur.
Eğer her şey kesin olarak bilinseydi, insanlığın büyük kısmı dururdu.
Newton yerçekimini araştırmazdı. Darwin türlerin kökenini sorgulamazdı. Einstein uzay ve zamanı yeniden düşünmezdi. Büyük keşiflerin çoğu cevaplardan değil, sorulardan doğmuştur.
İngiliz filozof ve matematikçi Alfred North Whitehead çok ilginç bir noktaya dikkat çeker. Ona göre evren tamamlanmış nesnelerden değil, sürekli devam eden süreçlerden oluşur.
Varlık dediğimiz şey aslında oluş halidir. Hayat bitmiş bir ürün değil, devam eden bir akıştır.
İnsan da tamamlanmış bir varlık değil, sürekli dönüşen bir süreçtir. Eğer Whitehead haklıysa şu soru ortaya çıkar:
Neden düşüncelerimizin tamamlanmış olmasını istiyoruz? Neden son cevapları arıyoruz?
Neden kesinliklere bu kadar ihtiyaç duyuyoruz? Belki de yaşamın doğası kesinlik değil, süreçtir. Belki de hakikat bir varış noktası değil, bitmeyen bir yolculuktur.
Bilinmezliği bir düşman olarak görmek zorunda mıyız? Belki de insanlık için en büyük üretim alanı tam da burasıdır.
Tanrı'nın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesin olmayan alan; bilimin araştırma yapmasına, felsefenin düşünmesine, psikolojinin insan zihnini anlamasına, sanatın yeni anlamlar üretmesine ve insanların birbirlerini daha iyi tanımalarına imkân veriyor olabilir.
Belki de mesele bir tarafın diğerini yenmesi değildir. Belki mesele birlikte daha iyi sorular sorabilmektir. Çünkü cevaplar çoğu zaman bir kapıyı kapatır.
Sorular ise yeni kapılar açar. Ve belki de insanı büyüten şey, hakikate sahip olmak değil; hakikate doğru yürümeye devam etmektir
Seyfettin BUDAK
Tanrı Tartışmasında Asıl Kaçırdığımız Şey Ne?
Öztürk Samuk
Ortadoğunun satranç ve ustası!
Özlem Gürbüz
Adalet Ve Sorumluluk Dengesi
Ravza ZEYBEK
Zehirli Baldır Söyleme
Ömer Naci Yılmaz
Herkesin Hicreti Gayretine Göredir
Hüseyin KURT
Siyasetin Yeni Dini: Tarafgirlik
Halil MERT
Savunma Sanayiinde Riskler
Ahmet SAĞLAM
Birlik Ve Beraberlik
Adnan ÖZ
Çarşambaspor Ve Milli Takım
Aydın BENLİ
ANTİMADDE
Songül KARAMAN
Ahilik Geleneği
Recep YAZGAN
Erdoğan’ın tercihi tartışmaya açılabilir miydi!
İsa ÇOLAKER
Latifi’nin Okuma Yazma Aşkı
Eyüphan KAYA
Pansuman Tedbirlerle Aile Muhafaza Edilemez
Mehmet BOZKURT
Tarih konuşuyor, alınacak dersler var-2
Nihat Güç
Müslümanlar, Terör Devleti İsrail ve Dünya Kupası
Ahmet DÜZGÜN
Alın Alayını Bunların
Hamdi TEMEL
Geleceğin Anahtarı: Topraktaki Şifa ve Tarımda Bio-İnovasyon
Kadir Erol
İnsâni Yardım....!
Aydan KURT
Müsait Değilim
Hasan KARADEMİR
ÜÇ FIKRA
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Mehmet Ali Çamoğlu
Akıl Oyunları, İlahi Hesap ve Geçilen Tövbeler
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)