İnsanın Duygusal Arkeolojisi ve Algoritmik Kuşatma
Sana hayatın boyunca kaç kere “duygularını kontrol et” dediler?
Onlarca, belki yüzlerce kez… Peki sen ne yaptın?
Bastırdın, yuttun, bir köşeye ittin, görmezden geldin. Dışarıdan bakınca “işte başardım” dedin, ama için nasıldı peki? İçin yangın yeriydi, değil mi?
İşte asıl mesele burada başlıyor. Çünkü insan dediğin varlık, ne yazık ki rasyonel bir makine değil. Sadece rasyonalize etmeye çalışan, yani olup bitenin ardından bir “mantıklı açıklama” uydurmaya çabalayan duygusal bir organizma.
Duygu, sadece bir his değil. İnsan türünün hayatta kalma stratejisinin en keskin, en hızlı, aynı zamanda en tehlikeli enstrümanı. Ve sen o enstrümanın tellerinden birisin. Sadece bir tel…
Beyninde koskoca bir iç savaş var. Bir tarafta duygular, öbür tarafta mantık…
Nörobilimci Joseph LeDoux harika bir benzetme yapıyor. Duygular, mantığa ulaşmak için otobanı kullanır. Hız sınırı yok, ışık yok, yol dümdüz…
Mantık ise duyguları durdurmaya çalışır ama ancak daracık bir köy yolunda ilerleyebilir, taşlı topaklı, virajlı…
Bu iki yol yarışsa kim kazanır? Otobanın tozuna bile fırsat vermezsin değil mi?
İşte bu yüzden kendine kızdığında, “Aklım başımda değildi” dediğinde, aslında suçlu sen değilsin. Suçlu o asimetrik devre. Ama yine de kendini suçluyorsun, çünkü toplum sana “akıllı ol, sakin ol, mantıklı ol” diye dayattı yıllarca. Oysa biyolojin başka bir şey fısıldıyor: Kaç, savaş, ağla, bağır…
Bu noktada meşhur Marshmallow Deneyi’ni hatırlamadan geçemeyiz. Çocuklara bir lokum veriyorsun. Beklerlerse iki lokum alacaklar. Bazı çocuklar bekleyebiliyor, bazıları anında yiyor. Yıllar sonra bekleyenlerin hayatları daha başarılı, daha az sorunlu. Ve sen “İşte irade budur!” diyorsun, değil mi?
Ama işin acı tarafı şu: O çocukların beyinlerindeki nöral ağların dayanıklılığı farklıydı. Yani senin gurur duyduğun ya da utandığın “irade” aslında çocuklukta şekillenen bağlantıların bir ürünü.
Dahası, beynin aç, yorgun ya da aşırı stresli olduğunda prefrontal korteks dediğimiz mantık merkezi pes eder. Resmen havlu atar. Biyolojik sigorta atar. Sigorta atınca ev kararır, doğru. Ama sigortayı suçlamazsın, değil mi? Seni de suçlamamak gerek.
O halde neden hâlâ “yeterli iradeye sahip değilim” diye kendini yiyip bitiriyorsun?
Belki de soru yanlış. Belki de “neden kontrol edemiyorum” değil, “kontrol etmek zorunda mıyım” sorusu daha doğru…
Şimdi hemen yanındaki ekrana bak! Telefonun mu, tabletin mi, bilgisayarın mı? Fark etmez. Bir bildirim geldi mi yazıyı okurken? Hissettiğin o küçük heyecan, o anlık merak…
Onun adı dopamin. Algoritmalar beynindeki ödül sistemini çözmüş durumda. Kumar makinesi gibi düşün!
Ne zaman ödül geleceğini bilmezsin ama her an gelebilir. İşte bu “Değişken Oranlı Ödül” döngüsü, en bağımlılık yapan mekanizmadır. Bir beğeni, bir yorum, bir retweet…
Anlık bir haz… Sonra çekilme… Sonra bir daha…
O anda hissettiğin duygu senin mi, yoksa algoritmanın senin üzerinden ürettiği bir simülasyon mu?
Öfke, nefret, korku gibi negatif duygular, neşe ve mutluluktan çok daha hızlı yayılır. Bir kavgayı izlemek, bir barışı izlemekten neden daha cazip? Çünkü beynin evrimsel olarak negatif şeylere karşı aşırı duyarlı.
Aslanı fark etmeyen maymunun hikâyesi uzun sürmezdi. Algoritmalar da bunu keşfetti. Artık sen öfkelenmiyorsun; senin üzerinden sistem öfkeleniyor.
Sosyolog Jean Baudrillard’ın “simülasyon” dediği şey tam olarak bu… Gerçek duygu ile yapay duygu arasındaki fark kalmıyor.
Sen farkı nasıl anlayacaksın?
Peki tüm bunlar sandığından daha derinse? Ya duygu sadece dopamin, serotonin, kortizol gibi kimyasallardan ibaret değilse?
Nobel ödüllü fizikçi Roger Penrose ve anestezi uzmanı Stuart Hameroff’un bir teorisi var: “Orch-OR” diye geçiyor. Diyorlar ki, bilinç ve duygular, nöronların içindeki mikro tübüller dediğimiz yapılarda gerçekleşen kuantum hesaplamaların bir sonucu. Yani duygu, beyninin içinde bir tıkırtı değil; evrenin temel geometrisinin bir parçası.
Kuantum dolanıklığı olayında birbirinden kilometrelerce uzaktaki iki parçacık birbirini anında etkiler. İşte bu ilke, neden sevdiğin birinin acısını o yanında olmasa bile hissettiğini açıklayabilir. Ya da neden bir odaya girdiğinde “hava ağır” dersin. Kalp ritimlerin ve beyin dalgalarının başka birinin ritmiyle senkronize olduğu bilimsel olarak gösterildi.
Yani duygu kontrolü dediğin şey, içine kapanıp “sakin ol, sakin ol” diye nefes almak değil. Çevrendeki kuantum alanıyla uyumlanmak…
Kuantum fiziğinde “gözlemci etkisi” vardır. Bir şeye baktığında onun davranışını değiştirirsin.
Duygularına da öyle bak! Sadece yaşayıp geçmek için değil, gözlemek için odaklan! O zaman duygunun dalga fonksiyonu çöker ve dönüşür. Öfkelendiğinde “şu an öfke var” deyip sadece izlediğinde, beş saniye içinde öfke başka bir şeye evriliyor. Dene istersen…
Ya duygu kontrolü diye bir şey olmasaydı?
Shakespeare, duygularını mükemmel kontrol edebilseydi Hamlet’i yazabilir miydi? Van Gogh kulağını kesmezdi belki, ama o zaman o sarı buğday tarlaları da olmazdı. Beethoven sağırken dokuzuncu senfoniyi besteleyebilir miydi?
Hayır! Çünkü yaratıcılık, duygunun taştığı noktada başlar. Freud’un “yüceltme” dediği kavram tam olarak bu…
Amigdaladan gelen ham enerji, prefrontal kortekste sembolize edilerek bir sanat eserine, bir keşfe, bir icada dönüşür.
Duyguyu kontrol etmek onu susturmaktır. Oysa yaratıcılık, susturulmuş bir duygudan değil, taşan bir duygunun açtığı yeni kanaldan doğar.
Bilim de söylüyor: Melankoli, analitik düşünmeyi ve detaylara odaklanmayı artırır. “Depresif Realizm” teorisine göre, hüzünlü insanlar dünyayı daha az yanılsamayla görürler. Yani mutluluk bazen bir uyuşturucudur, hüzün ise uyanıklık…
Hangisini tercih edersin? Kolay olanı mı, yoksa gerçek olanı mı?
Aristoteles’in binlerce yıl önce söylediği “katarsis” yani arınma kavramı, bugün fizyolojik bir gerçeklik. Duygularını sanat yoluyla dışa vuran bireylerin bağışıklık sistemleri, bastıranlara göre çok daha güçlü. Yani ağlamak seni hasta etmez tam tersine iyileştirir. Bağırmak seni delirtmez, rahatlatır.
O halde neden ağlamaktan bu kadar korkuyorsun? Çünkü sana “güçlü ol” dediler. Oysa gerçek güç, ağlayabilmek ve sonra kalkıp devam edebilmektir.
Duygu kontrolü toplumun öngörülebilirlik ihtiyacından doğan bir bedeldir. “Uslu dur, sakin ol, patlama” diyen bir düzenin bekçileriyiz hepimiz. Ama insanlık tarihi, o kontrol edilemeyen hata paylarından inşa edilmiştir.
Devrimler bir öfke anında başlamıştır. Aşklar bir mantıksızlık anında kurulmuştur. Sanat eserleri bir çöküş anında doğmuştur. Sen biyolojik bir robot değilsin. Sen, acıyı anlamlandırmak ve hüznü güzelliğe evirmek için tasarlanmış bir Duygusal Simyacısın.
Bilgi bilinçte, bilinç kuantumda, kuantum ise kalbin o tarif edilemez titreyişinde saklıdır. İçindeki fırtına tamamen dindiğini hayal et! Ne kalır geriye? Sessiz bir boşluk mu, yoksa gerçekten sen misin?
Belki de seni sen yapan, mantığa sığmayan, anlamsızca akan bir çift gözyaşıdır. Sakın onu bastırma! Onunla konuş! Çünkü o gözyaşı, senin en insan olduğun andır.
Songül KARAMAN
Ne Olur
Öztürk Samuk
Allah Bizi Korumuş
Memiş OKUYUCU
Bir D. Mehmet Doğan Var idi…
Mehmet Nuri BİNGÖL
Mekke Anlaşması’ndan Cemahir-İ Müttefika-Yı İslâmiye’ye
Mehmet Ali Çamoğlu
At Yalanı, Al Beğeniyi
Hasan KARADEMİR
Nurculuk Psikolojisi
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Leylâ'yı Ararken
Emine AYDEMİR
Tevekkül Sahibi Adamın Hikayesi
Ahmet SAĞLAM
Beğenilme Duygusu
Adnan İPEKDAL
Atakum Sahilinde Mescid Görmek İstemeyenler Sinagog mu Görmek İstiyor!
Eyüphan KAYA
Barış ve huzur sürecine amasız destek vermek lazım
Ömer Naci Yılmaz
Motorcu Derviş
Adnan ÖZ
Muhammed salah lige heyecan katacak!
Recep YAZGAN
AHBAP America İnc.
Aydın Babacan
Sınırların Hikmeti
Vehbi KARA
Cuma Hutbesi ve Bidat
Özlem Gürbüz
Her İzleyen Destekçi Değildir
Nihat Güç
Münevver İnsan
Bülent ERTEKİN
"Pamuk Eller Cebe" Demeden Önce Bir Kez Şadırvana Bakın!
Aydın BENLİ
İnsan En Çok, Sevdiği İnsanın Sözüyle Kırılır
Halil MERT
Psikolojik Harp, Jeopolitik Mücadele Ve İslam Dünyasının Kaybettiği Ortak Akıl…
Recep Ali AKSOYLU
Fiyatlandırmada Ölçüyü Kaçıran İşletmeler
Hamdi TEMEL
Gelenekten Bilime Uzanan Bir Yolculuk
Seyfettin BUDAK
Hakikati Buldum Demek Tanrı’yı Kaybetmek mi?
Mehmet BOZKURT
Ne Oluyor Bize!?
Hüseyin KURT
Atatürk’ün Adıyla, Üniter Devletin Temelleriyle Oynanamaz
Fatih ORUÇ
TAGUT
Abdulkadir MENEK
Huzur Ve Sevginin Adresi: Aile
Ravza ZEYBEK
Bir Milletin Tekrar Destan Yazması
Kadir Erol
Ahbap, çavuş ve dahi kızılay...
Fatma Saçak Akbulut
Geleneksel
Aydan KURT
Bugün Hangi Düşüncemi Yazmalıyım
Özhan KIZILTAN
Sanver'in Tahliyesinin Ardından…
Gülay ÇETKİN
Bakan Tekin’e Denizli’de Ne Dediler?
İsa ÇOLAKER
Latifi’nin Okuma Yazma Aşkı
Ahmet DÜZGÜN
Alın Alayını Bunların
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)