DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Seyfettin BUDAK
Seyfettin BUDAK
Giriş Tarihi : 27-02-2026 17:35

Kayısının Gölgesinde Kayıp Bir Dünya: Mahalle Nereye Kayboldu?

Bir zamanlar bir davulun sesiyle toplanan insanlar, bugün neden aynı apartmanda birbirini tanımıyor?

Kayısının kokusunun sokağa sindiği, doğal gazın olmadığı, soba dumanlarının göğe yükseldiği 1975-1985 arası Malatya mahalleleri… O yıllarda eksik olan teknoloji miydi, yoksa bugün eksik olan insan mı?

Malatya denildiğinde akla önce kayısı gelir. Ama 70’li ve 80’li yılların Malatya’sı yalnızca kayısının başkenti değil; aynı zamanda dayanışmanın, paylaşmanın ve birlikte yaşamanın da başkentiydi. Doğal gaz yoktu. Kış, sertti. Sobalar yanar, bacalardan çıkan duman mahallelerin ortak manzarası olurdu.

Ramazan ayında buzdolabı olmayan evlere buz dağıtılırdı. O buz sadece bir serinlik değil, bir şefkat göstergesiydi. Televizyonu olmayanlar, olan komşuya giderdi. Kapılar çalınmazdı bile; çünkü o kapılar zaten açıktı. Kimse “Neden geldin?” demezdi. Çünkü “gelmek” doğal, “misafir olmak” olağandı.

Bugün düşünelim!

 Aynı apartmanda oturduğumuz komşunun adını biliyor muyuz?

Her ev kayısı çekirdeği fabrikasından kırılmış ama içinden ayrılmamış çekirdek getirirdi. Bazen bir ton. Sonra mahallede bir ev belirlenir, geceleri toplanılırdı. Çekirdek kabuğu ayıklanır, sohbet edilir, çay içilir, türküler söylenirdi. İş bittiğinde sıradaki eve geçilirdi.

Bu sadece ekonomik bir faaliyet değildi. Bu, kolektif emeğin ve kolektif bilincin tezahürüydü. Birlikte çalışmak, birlikte konuşmak, birlikte gülmek…

Emek, insanı yalnızlıktan koruyan bir bağdı.

Bugün üretim bireyselleşti; ekran başında, kulaklıkla, sessizce…

Ama üretim yalnızlaşınca, insan da yalnızlaştı mı?

Yağmur yağdığında çocuklar kapı kapı dolaşır, yağ ve bulgur toplardı. Çünkü yağmur bereketti. Toplanan malzemeler bir evde pişirilir, birlikte yenirdi. Mahallede bir bahçeden duman yükselirse bilinirdi ki bulgur kaynıyor. Eline tası alan koşar, “Hedik var mı?” derdi. Tas doldurulur, geri dönülürdü.

Paylaşmak için davet gerekmezdi. Çünkü hayat zaten ortaktı.

Bugün yağmur yağdığında çocuklar pencereye bakıyor mu, yoksa telefona mı?

Kış geceleri bir evde toplanılırdı. Mahallenin hikâyecisi aynı hikâyeyi defalarca anlatırdı. Her seferinde küçük değişikliklerle. Kimse “Bunu daha önce dinledik” demezdi. Çünkü hikâye sadece olay değil, birlikteliğin bahanesiydi.

Mahallenin ozanı sazını alır, türkü söylerdi. Sözler bazen hüzün, bazen sevinç taşırdı. Müzik, insanları ortak bir duyguda birleştirirdi.

Bugün aynı şarkıyı kulaklıkla, tek başımıza dinliyoruz.

Peki birlikte hissetmeyi kaybettik mi?

Düğünler bahçelerde, boş alanlarda yapılırdı. Kazan kazan yemek pişerdi. Davetiye yoktu. Davulun sesi davetti. O sesi duyan gelir, oynar, yer, dua ederdi.

Düğün, sadece iki kişinin evliliği değil; mahallenin sevinciydi. Ortak bir mutluluktu.

Bugün davetiyesiz bir düğüne gider miyiz? Gitsek hoş karşılanır mıyız?

Mahalle kahveleri sorunların çözüldüğü yerlerdi. İnsanlar dertlerini orada paylaşır, çözüm arardı. Mahalle camisinin imamı, berberi, bakkalı, öğretmeni bir bütünün parçalarıydı. Toplumsal yapı hiyerarşik değil; iç içe geçmiş bir ağ gibiydi.

Güven vardı. Herkes birbirini tanırdı. Çocuklar tüm mahallenin çocuğuydu.

Bugün güven neden bu kadar kırılgan? Ne oldu da bitti?

Modernleşme mi? Ekonomik büyüme mi? Teknoloji mi? Yoksa insanın iç dünyasında bir dönüşüm mü?

80’lerden sonra şehirleşme hızlandı. Apartmanlar yükseldi. Televizyon her eve girdi. Sonra bilgisayar, internet, sosyal medya… Artık eğlence için bir araya gelmeye gerek kalmadı. Hikâyeyi ekrandan dinledik, türküyü dijitalden dinledik, düğünü salonda yaptık.

Kolaylık arttıkça yakınlık azaldı mı?

Modern insan, özgürleştiğini düşündü. Bireyselleşti. Kendi alanını, kendi zamanını, kendi konforunu öncelik yaptı. Bu kötü mü?

Belki değil. Ama bireysellik, dayanışmayı zayıflattıysa; özgürlük, yalnızlıkla sonuçlandıysa; burada düşünmemiz gereken bir şey var.

İnsanlık, iyilik ve erdem kavramları mutasyon mu geçirdi?

Yoksa anlam mı değiştirdi?

Eskiden iyilik görünmezdi; sıradandı. Şimdi iyilik paylaşılıyor, beğeni alıyor. Eskiden yardım sessizdi; şimdi çoğu zaman görünürlük istiyor. Bu dönüşüm doğal mı, yoksa değerlerin aşınması mı?

Gençler suçlanabilir mi?

Hayır! Çünkü onlar bu kültürün içinde büyümedi. Onlara anlatılan mahalle hikâyeleri nostaljik bir masal gibi geliyor olabilir.

Çünkü onların gerçekliği başka… Hız, rekabet, performans, dijital kimlik…

Ama gençlerin aradığı şey aslında aynı değil mi?

Aidiyet, anlaşılmak, görülmek, değerli hissetmek…

Belki de mahalle kültürü bir biçim olarak değil ama öz olarak yeniden üretilebilir. Dijital çağın içinde yeni bir dayanışma dili mümkün olabilir mi?

Belki mahalle kültürü tamamen yok olmadı. Sadece mekân değiştirdi. Belki artık fiziksel sokaklarda değil; farklı platformlarda yaşıyor.

Ama şu soru önemli: O eski güven ve samimiyet duygusu da taşındı mı?

Malatya’nın kayısı bahçelerinde yankılanan çocuk sesleri, soba başında anlatılan hikâyeler, davulun çağrısı…

Bunlar sadece geçmişe ait romantik anılar mı? Yoksa insan doğasının vazgeçilmez ihtiyaçlarının işaretleri mi?

İnsan sosyal bir varlık. Aristoteles’in dediği gibi “zoon politikon” yani toplumsal bir varlık. Eğer insan toplumsal bağlardan koparsa, geriye ne kalır?

Belki mesele geçmişi geri getirmek değil. Çünkü zaman geri dönmez. Ama geçmişin özünü bugüne taşımak mümkün olabilir. Paylaşmayı, dayanışmayı, güveni, ortak sevinci…

Belki yeniden şu soruyu sormalıyız:

Teknoloji bize hız kazandırdı ama kalbimizi yavaşlatmayı unutturdu mu?

Malatya’nın 1975-1985 mahalleleri bize şunu hatırlatıyor: İmkân az olabilir, ama insan çoksa; eksik yoktur. Buzdolabı olmayabilir ama kapı açıksa; yalnızlık yoktur. Davetiye basılmayabilir ama davul çalıyorsa; kimse dışarıda kalmaz.

Şimdi soralım!

Biz bugün hangi davulun sesini duymuyoruz?

Ve gerçekten duymak istiyor muyuz?

NELER SÖYLENDİ?
@
Seyfettin BUDAK

Seyfettin BUDAK

DİĞER YAZILARI Zalimin Karşısında, Mazlumun Yanında Neden Lise Yılları Unutulmaz? Uyanış ve Sürüden Ayrılan Penguen: Yaşamak mı, Sürüklenmek mi? Günah mı, Saygı mı? Korku İle Yaşanan Hayat Gerçekten Bizim mi? İç Pusulan Bozulduğunda Hayat Kime Ait Olur? Tek bir taşla kaç kuş vurulur? Nöronların Sessiz Bilgeliği: Benliğin Ötesinde Bir Yaşam Mümkün mü? Beklentinin Kaygıya Dönüştüğü Yerde Yaşam Felsefesi Sadakat Ölçüsü Kaybolunca İnsan Kalmak Mümkün mü? Beyin Bir Bilgisayar Değilse, Zihin Nasıl Oluşur? “Ah Şu Kaliteli İnsan Rolleriniz Yok mu? Bitiyorum…” İnsan Neden Yaptığı Şeyin Hemen Sonucunu Görmek İster? Ve Neden Aniden Pişman Olur? Sessizliğin Bedeli: Düşünmeyi Unutan İnsan mı Oluyoruz! Neden Doymuyoruz? Neden iyi olan kaybeder! Kaderin Kaldırımında Özgürlüğümüz Ne Kadar? Kolumuzdaki saat zamanı mı gösteriyor yoksa içimizdeki boşluğu mu? Kaderin dili cesaretin çığlığı mı, korkunun fısıltısı mı? Dahilik mi, Delilik mi? Zihnin Sırtında Taşıdığınız Görünmez Yükler Ruhunuzu Nereye Sürüklüyor? Korku İle Yaşanan Hayat Gerçekten Bizim Mi? Ölümün Tesellisi Ölümden sonra dirilişe neden inanayım! Toplama Bir Dünyada Toplama İnsanlarla Yaşamak Başkasının mutluluğu neden içimizi kemirir? İnsan olmanın sınavı burada mı saklı? Phoenix ve Jolie'nin Sessizliğe İsyanı: Gazze'de Çığlık Var, Siz Neden Hâlâ Sessizsiniz? Kırık Dökük Bir Ben Ve Yeniden Başlama Umudu Hikâyelerim Öldü mü? Srebrenitsa'dan Gazze'ye Batı'nın Kan Lekeli Sessizliği Ekranın Gölgesinde Büyüyen Çığlık: Görmek Duyabilmek Midir? Medeniyetler Çatışmasına Doğru mu! Gerçekten Düşündüğünde Kaç Kişi Kalıyor Yanında? Gazze: Haritada Bir Nokta; Vicdanda Bir Kıyamet Kurban Bayramı mı, Kurban İnsanlık mı? Benimle Alay Ettiler, Sonra Ben Oldum Bir Çocuğun Kalbine Bomba Düşerse, İnsanlık Nereye Sığınır? Bir Mahallenin Kalbinde Unutulmuş Çocukluk Hatıraları Beni Neden Kimse Merak Etmiyor! Zamanın Dili Ne Zaman İnsan Uslanacak? Bilinçli Zihnin Engellerinden Nasıl Kurtulabiliriz? Gazze’de ölüm sıradanlaştığında, insanlık nerede duracak? Bilgi Çağında Cehalet: Gerçek Neyi Gösteriyor? Orucun Toplumsal Vicdan Dokunuşu İnsanlık ve İyi-Kötü Arasındaki İnce Çizgi: Aklın Rolü Geçmiş mi Gelecek mi! Yangın, İhmal ve Güvenlik: Bolu’daki Olaydan Çıkarılacak Dersler Anlam Krizi: İnsan Ne İçin Yaşıyor? Evrimsel Ahlak mı? İlahi Ahlak mı? İnsanlık Nerede Duruyor? Sosyal Medya ve İnsan İlişkileri Üzerindeki Derin Etkiler Geleceği Şekillendiren Z Kuşağı: Dijitalleşen Dünyada Kimlik ve Değerler Yapay Zekâ İle İnsan Beyni Arasındaki İnce Çizgi Z Kuşağı İle Neden Kuşak Çatışması Yaşanır? Amaçsız Mutluluk Mu Mutlu Amaç Mı? Güçlü toplum için reform şart mıdır?-2 Güçlü Toplum İçin Değişim ve Süreklilik Şart Mıdır?-1 İnsanlar Eşit Midir? Alışkanlıklarımızın Sınırı Nereye Kadar Olmalı! Varlık özgürlüğü kısıtlar mı İyi bir Toplum Olmanın Sistem Şartı-2 Gelenek Bir İnanç Mıdır! Bir Eylemin Ahlaki Değerini Belirleyen Şey Nedir? Akıl İyi ve Kötüyü Ayırarak Mı İşler? Akıl Mı Fikir Mi Karışır? Akıl ve Sağduyu İle Adalet Erdemi Ahlakın kaynağı evrimsel süreç midir? İnsandaki Doğal Ahlaki İlke Kanıtlanabilir Mi? Tükenmişlik Hissini Yaşamak İradenin Sevgi ve Merhamet Eylemi Yüksek Düşünce İle İnanca Ait Düşünceyi Düşünmek Yüksek Düşünce İle İnanca Ait Düşünceyi Düşünmek Teknoloji Hayatın Kendisi Midir? İnsan Allah’ı (cc) Bilmeye Meyilli Bir Varlık Mıdır? Giysiye Bakıp Aldanmamak Acı İle Mutluluk Bir Arada Mı? Rasyonel Çaba Arttıkça Kesinlik Azalır Mı? Platon’a Göre Eğitim Zevkimiz okumaya dönüşür mü? Toplumun Rehberlik Servisi Aydınlar Kötüden İyi Çıkar Mı! Galen’e göre ahlakın kaynağı doğuştan mıdır? “Ben” bilinci Üç pizzacı Hayatın gerilimlerini aşmak mümkün müdür? Hayata anlamlı mı anlamsız mı bakmalı! İnsanın Sorularla Anlam Arayışı İman Mı İntihar Mı?/Tolstoy Yanılmışım Tanrı Varmış / Antony Flew Sözün Özleri Z Kuşağının Zihin Dünyasındaki Kırılmalar Erken Karar Verme Hastalığı Özel Bireylerin Dünyası Otizmli Yağmur Adam Raymond Aklın Tarihsel Gelişimi Ateizm, teizm, agnostisizm ve deizm nedir? Hayatı Sebep ve Süreç Odaklı Yaşayıp Anlamlı Kılmak Yalnızlık Aforizmaları İnsanın Aşk Halindeki Beyanı Dua Altıncı His Gençler için ne yapmalı? Yalnızlık Niçin Ruh, Akıl ve Allah’a Mahsustur? Ölüme Teselli Aramak Medeniyetin Yolu Batı’dan Mı Geçer? Şehrin Öbür Tarafından Koşarak Gelen Adam Bilgi Bilinç ve Özgürlüğe Adanmış Kadın Hypatia Dert İnsanı Olmak Aşk imanın özgürlük bedeli midir? Suskun Yıldızların Gizemli Bakışı Kurban bayramınız mübarek olsun! Depremde vefat eden babalar anısına…Babasızlık Nedir Bilirim Din İle Varlık Sınırında Kapı Açmak Sanatla Varlık Sınırında Pencere Açmak Bir Yer Var Biliyorum Ama Anlatamıyorum… Bir Yer Var Biliyorum Ama Anlatamıyorum… Gönül Bahçesinde Yürümek Gözyaşım Düştüğü An Gönül Bahçesinde Yürümek Tefekkürün Serencamı Denizde Yürümek
KÖŞE YAZARLARI TÜMÜ
NAMAZ VAKİTLERİ
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
BURÇ YORUMLARI
  • KOÇ
    Koç Burcu
  • BOĞA
    Boğa Burcu
  • İKİZLER
    İkizler Burcu
  • YENGEÇ
    Yengeç Burcu
  • ASLAN
    Aslan Burcu
  • BAŞAK
    Başak Burcu
  • TERAZİ
    Terazi Burcu
  • AKREP
    Akrep Burcu
  • YAY
    Yay Burcu
  • OĞLAK
    Oğlak Burcu
  • KOVA
    Kova Burcu
  • BALIK
    Balık Burcu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
  • eşya depolama
  • ahsap mobilya Turkey Hair Transplant Packages ts3 satın al