İnsanlık tarihinin belki de en özgür, en teknolojik ve en bağlantılı döneminde yaşamamıza rağmen neden depresyon, tükenmişlik, yalnızlık ve anlamsızlık duyguları giderek yaygınlaşıyor?
Neden daha çok seçeneğe sahip oldukça daha kararsız hale geliyoruz? Neden daha fazla iletişim kurarken daha yalnız hissediyoruz? Neden daha verimli olmaya çalıştıkça daha çok tükeniyoruz?
Kore asıllı Alman filozof Byung-Chul Han, çağımızın en önemli sorunlarından birinin tam da bu paradoks olduğunu söyler. Ona göre modern insanın yaşadığı kriz yalnızca ekonomik ya da psikolojik değildir; aynı zamanda derin bir varoluş krizidir. Çünkü günümüz insanı özgürleştiğini düşünürken farkında olmadan kendi kendisini sömüren bir varlığa dönüşmüştür.
Bize kimse "yapmalısın" demiyor; ama neden sürekli bir şeyler yapmak zorundaymışız gibi hissediyoruz?
Geçmiş toplumlarda baskının kaynağı daha görünürdü. Devlet, aile, okul ya da iş yeri bireye sınırlar çizer, kurallar koyar ve ne yapması gerektiğini söylerdi. Fransız filozof Michel Foucault bunu "disiplin toplumu" olarak tanımlamıştı.
Byung-Chul Han'a göre ise artık farklı bir çağdayız. Bugünün insanına emir verilmiyor.
Tam tersine sürekli motive ediliyor. "Daha iyisini yapabilirsin." , "Daha başarılı olabilirsin."
"Daha çok kazanabilirsin.", "Daha mutlu olabilirsin.", "Daha fit, daha üretken, daha görünür olabilirsin."
İlk bakışta bunlar özgürlüğün dili gibi görünür. Fakat Han'a göre modern çağın en büyük yanılsaması da burada ortaya çıkar. Çünkü insan artık dışarıdan gelen baskılarla değil, kendi içinde kurduğu performans baskısıyla yönetilmektedir.
Eskiden insanın karşısında bir efendi vardı. Bugün ise insan hem efendi hem işçi haline gelmiştir. Bu nedenle Han, modern bireyi "hem avcı hem av" olarak tanımlar.
Artık bizi yoran şey başkalarının baskısından çok, kendimize yönelttiğimiz sonsuz beklentilerdir.
Byung-Chul Han'ın analizleri Türkiye'nin ekonomik ve toplumsal gerçekleriyle birlikte düşünüldüğünde daha da anlam kazanıyor.
Bir tarafta artan yaşam maliyetleri, işsizlik korkusu, ekonomik belirsizlikler ve geleceğe ilişkin endişeler bulunuyor. Diğer tarafta ise sosyal medya üzerinden sürekli başarı hikâyeleri, kusursuz hayatlar ve "başarabilirsen sen de yaparsın" söylemleri dolaşıyor.
Özellikle genç kuşaklar iki farklı dünyanın arasında sıkışıp kalıyor. Bir yandan sınırsız fırsatlar olduğu söyleniyor. Diğer yandan bu fırsatlara ulaşmanın giderek zorlaştığı bir gerçeklikle karşılaşıyorlar. İşte Han'ın "performans toplumu" kavramı tam da burada açıklayıcı hale geliyor. Çünkü performans toplumu başarıyı bireyselleştirirken başarısızlığı da bireyselleştiriyor.
İnsan başarısız olduğunda sistemi sorgulamıyor. Önce kendisini sorguluyor. "Daha çok çalışmalıydım." , "Daha disiplinli olmalıydım.", "Daha yetenekli olmalıydım."
Oysa bazen sorun bireyde değil, bireyin içinde yaşadığı koşullardadır. Fakat modern kültür bunu görmemizi zorlaştırıyor.
Depresyon bir hastalık mı, yoksa çağın ruhsal portresi mi?
Byung-Chul Han'ın en dikkat çekici görüşlerinden biri depresyon üzerine yaptığı değerlendirmelerdir. Han'a göre depresyon yalnızca bireyin yaşadığı psikolojik bir rahatsızlık olarak görülemez. O aynı zamanda çağımızın ruhsal portresidir. Çünkü modern insan sürekli daha iyi olması gerektiğine inandırılıyor.
Daha başarılı... Daha üretken... Daha mutlu... Daha güçlü... Fakat insanın kapasitesi sonsuz değildir. Sürekli yükselmesi beklenen birey, bir noktadan sonra kendi sınırlarına çarpar. İşte tükenmişlik tam da burada başlar.
Bu nedenle Han'a göre depresyon çoğu zaman başarısızlığın değil, aşırı başarı baskısının sonucudur. Modern insan çalışmaktan çok, sürekli çalışmak zorunda hissetmekten yorulmaktadır.
Sosyal medya iletişim aracı mı, yoksa modern çağın vitrini mi?
Byung-Chul Han'ın en sert eleştirilerinden biri dijital kültüre yöneliktir. Çünkü ona göre sosyal medya yalnızca insanların iletişim kurduğu bir alan değildir.
Aynı zamanda bireyin sürekli kendisini sergilemek zorunda hissettiği devasa bir sahnedir. Bugün insanlar yalnızca yaşamıyor. Yaşadıklarını göstermek istiyor. Yalnızca mutlu olmak yetmiyor. Mutlu göründüğünü kanıtlamak gerekiyor. Yalnızca başarılı olmak yetmiyor. Başarının görünür olması gerekiyor. Böylece hayat yavaş yavaş bir gösteriye dönüşüyor.
Beğeniler, takipçiler ve görüntülenmeler modern insanın yeni onay mekanizmalarına dönüşüyor. İnsan farkında olmadan kendisini bir ürüne, bir markaya dönüştürüyor. Kendisini sürekli pazarlıyor. Kendisini sürekli sergiliyor. Ve sonunda kendisinden uzaklaşıyor.
Belki de çağımızın en büyük yalnızlığı budur. Herkes tarafından görülmek ama kendini kaybetmek...
Bilgi çağında neden daha az düşünüyoruz?
Tarih boyunca hiçbir nesil bugünkü kadar bilgiye ulaşamadı. Fakat belki de hiçbir nesil bu kadar dikkat dağınıklığı yaşamadı. Telefon ekranları, bildirimler, kısa videolar ve sürekli yenilenen içerikler zihnimizi durmaksızın meşgul ediyor.
Ancak Byung-Chul Han önemli bir ayrım yapıyor: Meşgul olmak, düşünmek değildir. Gerçek düşünce sessizlik ister. Sabır ister. Yavaşlık ister. Derinleşme ister. Oysa modern dünya sürekli hız talep ediyor.
Bir haberi bitirmeden diğerine geçiyoruz. Bir fikri anlamadan başka bir konuya yöneliyoruz. Bilgi çoğalıyor ama anlam azalıyor.
Han'ın "hiperdikkat" dediği bu durum, insanın derin düşünme kapasitesini aşındırıyor. Sonunda çok şey bilen ama çok az düşünen bir topluma dönüşüyoruz.
Yapay zekâ çağında asıl tehlike nedir?
Önümüzdeki yıllarda yapay zekâ, büyük veri ve dijital teknolojiler hayatımızın merkezine daha fazla yerleşecek. Verimlilik artacak. Hız artacak. Üretim artacak.
Fakat Byung-Chul Han'a göre asıl soru şu: İnsan ne olacak?
Teknolojinin gelişmesi tek başına bir sorun değildir. Sorun, insanın kendisini yalnızca performans üreten bir makine olarak görmeye başlamasıdır. Eğer insan değerini yalnızca üretkenliği üzerinden tanımlarsa, teknolojik ilerleme ruhsal gerilemeye dönüşebilir. Asıl risk yapay zekânın insanlaşması değil, insanın makineleşmesidir.
Gerçek özgürlük daha fazlasını yapabilmek mi, gerektiğinde durabilmek mi?
Byung-Chul Han'ın bütün düşüncelerini tek bir cümlede özetlemek gerekirse şu soru yeterlidir: Gerçek özgürlük nedir?
Modern dünya bize sürekli hareket etmeyi öğretiyor. Han ise durabilmeyi öneriyor. Modern dünya hızlanmayı kutsuyor. Han ise yavaşlamayı öneriyor. Modern dünya üretmeyi merkeze koyuyor. Han ise anlamı merkeze koyuyor. Belki de insanın yeniden kazanması gereken şey başarı değil dikkattir.
Verimlilik değil derinliktir. Görünürlük değil anlamlı ilişkilerdir. Çünkü insan yalnızca çalışan, üreten ve tüketen bir varlık değildir. İnsan aynı zamanda düşünen, hisseden, seven ve anlam arayan bir varlıktır.
Belki de hasta olan insan değil, çağın kendisidir. Byung-Chul Han'ın ortaya koyduğu tablo bize rahatsız edici ama önemli bir gerçeği gösteriyor. Belki de yorgun olan yalnızca birey değildir. Belki de yorulan şey çağın kendisidir.
Bugün depresyonun, tükenmişliğin, yalnızlığın ve anlamsızlık duygusunun bu kadar yaygınlaşmasının nedeni bireylerin zayıflaması değil; insanı sürekli daha fazlasını istemeye zorlayan kültürel ve ekonomik düzen olabilir.
Türkiye'de artan ekonomik belirsizlikler, gelecek kaygıları ve yoğun rekabet ortamı düşünüldüğünde bu tespitler daha da anlamlı hale geliyor.
Belki de çağımızın en radikal eylemi daha hızlı koşmak değildir. Bir an durabilmektir. Düşünebilmektir. Kendimizi sürekli geliştirilmesi gereken bir proje değil, olduğu haliyle değerli bir insan olarak görebilmektir. Ve belki de gerçek özgürlük, Byung-Chul Han'ın işaret ettiği gibi, dünyanın dayattığı hızın peşinden koşmakta değil; kendi iç ritmimizi bulabilme cesaretinde saklıdır.
Kaynaklar
The Burnout Society, Psychopolitics, The Scent of Time, The Transparency Society, Discipline and Punish, World Health Organization ruh sağlığı raporları, Organisation for Economic Co-operation and Development çalışma yaşamı araştırmaları, Türkiye İstatistik Kurumu sosyal ve ekonomik göstergeler verileri
Seyfettin BUDAK
Yorgun olan insan mı, yoksa içinde yaşadığı sistem mi?
Hasan KARADEMİR
Korku Temelli Dindarlik
Adnan ÖZ
Dünya kupasında hüsran yaşadık!
Recep YAZGAN
Akışa yön veren gençlik nasıl yükselecek!
Öztürk Samuk
Son Yüzyılın Etkili Liderleri
Eyüphan KAYA
Kürtler Ülkemizin Sigortasıdır
Gülay ÇETKİN
Bakan Tekin’e Denizli’de Ne Dediler?
Kadir Erol
İnsanı İzlemek!
Hüseyin KURT
İlkokul Mezuniyetleri mi, Duygu Gösterileri mi?
Halil MERT
Mhp… Geniş Kuşatıcı Siyaset, Büyük Milli Cephe…
Özlem Gürbüz
Adalet Ve Sorumluluk Dengesi
Ravza ZEYBEK
Zehirli Baldır Söyleme
Ömer Naci Yılmaz
Herkesin Hicreti Gayretine Göredir
Ahmet SAĞLAM
Birlik Ve Beraberlik
Aydın BENLİ
ANTİMADDE
Songül KARAMAN
Ahilik Geleneği
İsa ÇOLAKER
Latifi’nin Okuma Yazma Aşkı
Mehmet BOZKURT
Tarih konuşuyor, alınacak dersler var-2
Nihat Güç
Müslümanlar, Terör Devleti İsrail ve Dünya Kupası
Ahmet DÜZGÜN
Alın Alayını Bunların
Hamdi TEMEL
Geleceğin Anahtarı: Topraktaki Şifa ve Tarımda Bio-İnovasyon
Aydan KURT
Müsait Değilim
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Mehmet Ali Çamoğlu
Akıl Oyunları, İlahi Hesap ve Geçilen Tövbeler
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)