Peki ya her sabah uyandığınız o tanıdık hayat, aslında başkalarının ellerinde şekillenmiş, size yalnızca giymeniz için uzatılmış bir kostümden ibaretse?
Bu soru, ilk bakışta fazlasıyla sert ve hatta abartılı gelebilir. Ancak bir an durup çevrenize, hatta kendi içinize dönüp bakmayı deneyin. Ofiste “mükemmel çalışan” rolünü oynarken, bir yandan da içinizde şiirler fısıldayan, resim yapmayı ya da yalnızca özgürce düşünmeyi arzulayan biri değil misiniz?
Ailenizin gurur duyması için seçtiğiniz mesleği icra ederken, ruhunuzun derinliklerinde bir sanat atölyesinde kaybolma hayali kurmuyor musunuz?
Sosyal medyada sergilediğiniz o kusursuz profil, gerçekten sizi mi anlatıyor, yoksa beğeniler için inşa edilmiş bir vitrin mi?
İşte tam bu noktada, bir sabah aynaya bakarsınız ve karşınızdaki yüz size garip gelir. Sanki orada duran siz değil, bir yabancıdır. Ve içinizden sessiz bir çığlık yükselir: “Bu hayat gerçekten benim mi? Bu seçimler bana ait mi?”
Sosyal psikolog Erving Goffman’ın “dramaturjik model” olarak bilinen yaklaşımına göre, insanlar tıpkı bir tiyatro sahnesinde olduğu gibi gündelik hayatta da çeşitli roller üstlenir. İş yerinde bir profesyonel, aile yanında uslu bir evlat, arkadaş ortamında komik ve rahat bir dost…
Tüm bu maskeler aslında uyum sağlamak, onaylanmak ve reddedilme korkusunu bastırmak için vardır. Ancak sorun şu ki, rolleri o kadar sık ve o kadar uzun süre oynarız ki zamanla asıl yüzümüzü unuturuz. Maskenin altındaki benlik körelir, sessizleşir ve nihayetinde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalır.
Nörobilimsel araştırmalar da bu durumu destekler. Beynimizdeki ayna nöronlar, başkalarının bize yönelik beklentilerini ve tepkilerini içselleştirmemize yardımcı olur. Bu evrimsel miras, toplum içinde hayatta kalmamızı kolaylaştırırken aynı zamanda bir tuzağa da dönüşebilir.
Sürekli dışarıdan gelen onay sinyallerine bağımlı hale geliriz. Bir iş toplantısında aldığımız takdir, sosyal medyada gelen beğeniler ya da aile büyüklerimizin “Ne güzel çocuk” sözü, beynimizin ödül merkezini harekete geçirir. Fakat bu ödüllerin her biri, kendi ruhumuzdan küçük bir parçayı satmak pahasına elde edilir. Kalabalıklar alkışlarken, içinizdeki ses giderek daha da kısılır. Ta ki bir sabah uyandığınızda o sesi hiç duyamaz olana dek...
Varoluşçu filozof Jean-Paul Sartre’ın uyarısı oldukça çarpıcıdır: “İnsan özgürlüğe mahkûmdur.” Bu korkunç bir sorumluluktur, çünkü her an seçim yapmak, her “evet” dediğimiz şeyin aslında bir “hayır” anlamı taşıdığının farkında olmak demektir. Toplumsal rollere sığınmak, bu sorumluluktan kaçmanın en kolay yoludur. “Ben böyle istedim” demek yerine “Herkes böyle yapıyor” ya da “Ailem böyle bekliyor” demek, özgürlüğün getirdiği kaygıdan kaçıştır. Sartre bu durumu “kötü niyet” (mauvaise foi) olarak adlandırır. Kendimizi bir nesneye, bir role indirgeyerek özgürlüğümüzü inkâr ederiz.
Nietzsche ise daha keskin bir bıçakla gelir: “Kendin olma cesareti göster; yoksa seni başkaları şekillendirir.” Bu söz, modern bireyin en derin yarasına parmak basar.
Peki ya cesaretiniz yoksa? O zaman hayatınız bir trajediye dönüşür. Başkalarının yazdığı senaryoda figüran olursunuz. Belki maaşınızı alır, terfinizi yaparsınız, evlenir, çocuk sahibi olursunuz. Ama tüm bunlar olurken içinizde bir şey hep eksiktir. O eksiklik, Nietzsche’nin “amor fati” (kaderini sevme) çağrısını kaçırmanın bedelidir. Kendi kaderinizi sevmek yerine başkalarının kaderini taklit ettiğinizde, hayat sizin değil başkalarının eseri olur.
Fransız düşünür Pierre Bourdieu’nün “habitus” kavramı, içinde büyüdüğümüz çevrenin nasıl ikinci bir doğa haline geldiğini anlatır.
“Komşular ne der?” korkusuyla giydiğimiz ruhsuz kıyafetler, aslında toplumsal sınıfın ve beklentilerin bir yansımasıdır. Takdir görmek için katlandığımız anlamsız iş toplantıları, sadece bireysel hırslarımızın değil, aynı zamanda kapitalist sistemin üretim ve tüketim ritüellerinin bir parçasıdır.
Beğeni almak için kurduğumuz yapay sosyal medya sahneleri ise Zygmunt Bauman’ın deyimiyle “akışkan modernite”nin en tipik görünümleridir: Kimliklerimiz sürekli yeniden inşa edilir, sergilenir ve tüketilir.
Bu noktada unutmamak gerekir ki, her onay aldığımızda aslında kendi ruhumuzdan bir parça satarız. Kalabalıklar alkışlarken, içinizdeki ses giderek kısılır. Bir gün uyanıp da o sesi hiç duyamadığınızda, işte o zaman anlarsınız. Kostümü siz giymemişsinizdir; kostüm sizi giymiştir.
Gerçekten Kimsiniz?
Bu hayatın yüzde kaçı gerçekten sizin seçimlerinizden oluşuyor? Yüzde 80 mi, yoksa belki sadece yüzde 20 mi?
Aileniz ve yakın çevreniz size hiçbir şey söylemeseydi, bugünkü mesleğinizi yapıyor olur muydunuz? Ya da şu an yaşadığınız şehirde, bu evde, bu ilişkinin içinde olur muydunuz?
Sosyal medyadaki profil fotoğrafınız, gerçekten sizi yansıtıyor yoksa onaylanma arzunuzun dijital bir vitrini mi?
En son ne zaman “hayır” dediniz ve bu “hayır” sizi gerçekten mutlu etti?
Çıkış Yolu Var mı?
Elbette var. Ancak bu yol, konfor alanınızdan çıkmanızı, belki de bazılarınız için yalnızlaşmayı göze almanızı gerektirir. İşte size küçük ama etkili bir deney:
Bir kâğıt alın ve en üste şu soruyu yazın: “Ben kimim?” Ardından, toplumun, ailenizin, iş arkadaşlarınızın ve sosyal medya takipçilerinizin size dayattığı tüm sıfatları listeleyin. Mühendis, anne, baba, kariyer kadını, başarılı insan, yardımsever komşu, fedakâr evlat…
Bu sıfatların her birini dikkatlice çizin. Üzerini karalayın. Onları birer birer ortadan kaldırın. Geriye kalan kelime ya da kelimeler ne?
İşte o, öz benliğinizin çığlığıdır. O çığlık belki çok küçük, belki korkmuş, belki de öfkeli olacaktır. Ama emin olun, oradadır.
Kendi yolunuza cesaret ettiğinizde yalnız kalabilirsiniz. Başkalarının alkışı susabilir. Takipçi sayınız düşebilir. Aileniz sizi “acaba hasta mısın?” diye sorgulayabilir.
Ama şunu unutmayın!
Başkasının yolunda kaybolmaktansa, kendi yolunda yalnız yürümek özgürlüktür. Ve özgürlük, bedeli ne olursa olsun, yaşamaya değer.
Eğer hâlâ başkalarının alkışı için nefes alıyorsanız, toplumsal “başarı” tanımlarına hapsolduysanız ve içinizdeki fısıltıyı susturduysanız, bilin ki aynada gördüğünüz siz değilsiniz. O, size giydirilmiş bir kostümün yansımasıdır. Ne var ki kostümü giyen siz olduğunuz gibi, onu çıkarma gücü de yine sizdedir.
Recep YAZGAN
Cami Projesi Tasarlarken Neler Yapılmamalıdır!
Memiş OKUYUCU
Edebiyat Fakültelerimiz Nerede ya da Üniversitelerimizin Kimliği!
Adnan İPEKDAL
Gün Olur Asra Bedel Romanının 15 Temmuz Üzerinden Tahlili
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Hiçbir Şey Yok Olmaz
Öztürk Samuk
Son 25 yılı 50 yıl öncesine alabilseydik!
Mehmet Ali Çamoğlu
Köşeyi Kapana Kadar Bukalemun, Kapınca Kaplan
Vehbi KARA
Faşist Liderler ve Mal Varlıkları
Mithat Güdü
Din mi ticaret mi? Cemaat mi, örgüt mü?
Seyfettin BUDAK
Tamamlanmak İsteyen İnsan
Özlem Gürbüz
CİTTASLOW Şehirleri
Eyüphan KAYA
50 yıllık evliyim karım evinin sultanıdır
Ahmet SAĞLAM
Zikirde Bid’at ve Hurafelere Cevap
Adnan ÖZ
Samsunspor lige altın değerinde bir puanla başladı!
Nihat Güç
Zumer Suresi 76. Ayetin Düşündürdükleri
Elif Ekşi
Bile’den de İncinir Karınca
Hamdi TEMEL
İBN-İ SÎNÂ'dan Bugünün Bilimine
Cahit KURBANOĞLU
Tesettür nedir?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Dünyanın Zulüm Gören Müslümanları
Mehmet BOZKURT
Fahrettin Paşa'nın Torunları Mekke'de!
Halil MERT
Milli dayanışma ve toplumsal bütünleşme...
Halil İbrahim Dede
En Güzide Topluluk
Hasan KARADEMİR
Türkiye’de Popülist Iktidar Ve Muhalefet
Bülent ERTEKİN
Cam Kenarında Düşünceler
Ömer Naci Yılmaz
Bana Altmış Yıldır Anne diye Seslenebilmeyi…
Ravza ZEYBEK
Ey İman Edenler İman Edin
Ahmet AYDIN
İnsanlık İçin
Songül KARAMAN
Ne Olur
Emine AYDEMİR
Tevekkül Sahibi Adamın Hikayesi
Aydın Babacan
Sınırların Hikmeti
Aydın BENLİ
İnsan En Çok, Sevdiği İnsanın Sözüyle Kırılır
Recep Ali AKSOYLU
Fiyatlandırmada Ölçüyü Kaçıran İşletmeler
Hüseyin KURT
Atatürk’ün Adıyla, Üniter Devletin Temelleriyle Oynanamaz
Fatih ORUÇ
TAGUT
Abdulkadir MENEK
Huzur Ve Sevginin Adresi: Aile
Kadir Erol
Ahbap, çavuş ve dahi kızılay...
Fatma Saçak Akbulut
Geleneksel
Aydan KURT
Bugün Hangi Düşüncemi Yazmalıyım
Özhan KIZILTAN
Sanver'in Tahliyesinin Ardından…
Gülay ÇETKİN
Bakan Tekin’e Denizli’de Ne Dediler?
İsa ÇOLAKER
Latifi’nin Okuma Yazma Aşkı
Ahmet DÜZGÜN
Alın Alayını Bunların
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)