DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Seyfettin BUDAK
Seyfettin BUDAK
Giriş Tarihi : 03-12-2025 14:43

“Ah Şu Kaliteli İnsan Rolleriniz Yok mu? Bitiyorum…”

Gerçekten olduğumuz kişi miyiz, yoksa iyi oynadığımız bir rol mü?

Hiç düşündünüz mü gün içinde kaç defa gerçekten “siz” oluyorsunuz?

Sabah işe giderken, okulda biriyle konuşurken, sosyal medyada bir gönderiye yorum yazarken ya da kalabalık bir ortamda sessizce köşenizi beklerken…

Bu anlardan hangisi size ait, hangisi toplumun sizden beklediği “kaliteli insan rolüne” ait? Modern insan belki de hiç olmadığı kadar iyi oynuyor; öyle ki bazen kendi oyununa kendisi bile inanıyor.

Gündelik yaşamda sık sık karşılaşıyoruz. Bir arkadaş grubunda herkes nezaket sınırları içinde aşırı ölçülü davranıyor, kimse çıkıp “Aslında böyle düşünmüyorum” diyemiyor. Çünkü “kaliteli insan” dediğimiz şey çoğu zaman sessiz kalmayı, uyumlu olmayı ve kimseyi rahatsız etmemeyi gerektiriyor.

Peki bu gerçekten bir erdem mi, yoksa iyi paketlenmiş bir kaçış mı?

Sosyal medya kullanımımız bunun en bariz örneği. Herkes “çok okuyan, çok anlayan, çok değer veren” biri gibi görünmek istiyor.

Fotoğrafların altına bırakılan uzun uzun paragraflar, “hayat dersi” veren sözler, nezaketin en mükemmel hallerini yansıtan yorumlar…

Dışarıdan bakınca hepimiz neredeyse kusursuzuz. Ama biri bize gerçek bir eleştiri getirdiğinde, o rol bir anda düşüyor ve içimizdeki tahammülsüzlük tüm çıplaklığıyla ortaya çıkıyor. Çünkü rol yapmak kolaydır; ama rolü taşımak sabır ister.

Aslında mesele biraz da şu:

Kaliteli insan olma arzusu kötü bir şey değil. Her insan daha iyi olmak ister. Fakat burada tehlikeli olan, “iyi olmayı istemek” ile “iyi görünmeye çalışmak” arasındaki farkın giderek kaybolmasıdır. İnsanlar görünüşü korumaya öyle odaklanıyor ki, içsel dönüşüm için neredeyse hiç enerji harcamıyor. O yüzden ortaya ironi dolu bir gerçek çıkıyor.

Ne kadar çok kaliteli görünmeye çalışıyorsak, içsel dünyamızda o kadar kırılgan, o kadar güvensiz bir noktada duruyoruz.

Bir kafede otururken yan masadaki çiftin konuşmalarına tanık olduğunuzu düşünün!

Ses tonları sakin, kelimeler seçilmiş, cümleler özenli…

Ama beden dilleri bambaşka bir şey söylüyor. Gerginlik, sabırsızlık ve içten içe yükselen bir öfke…

Çünkü iyi görünme rolü devam ediyor. Rollerin arkasında duygular sıkışıyor, söylenmemiş cümleler birikiyor. İnsanlar birbirine öfke değil, “kırmama rolü” sunuyor; ama bu rol çoğu zaman içtenliği yok ediyor.

İnsan, özünü ne kadar gizleyebilir?

Aristoteles’e göre erdem, alışkanlık haline getirilmiş iyiliktir; yani gerçekten iyiysek, iyilik zaten doğal bir davranışa dönüşür. Fakat modern insan iyiliği davranışa değil, vitrine dönüştürdü. Bu yüzden de içtenliğini kaybetmeye başladı.

Bir başka açıdan, Sartre’ın varoluşçuluğu akla gelir. Ona göre insan kendini sürekli bir “rol” üzerinden var etmeye çalıştıkça özgürlüğünü kaybeder. Çünkü rol demek, kendini başkalarının gözünden tanımlamak demektir. Eğer sürekli başkalarının beğenisi için davranıyorsak, özgür değiliz; sadece seyirciye oynayan bir oyuncuyuz.

Bu noktada şu soru önemlidir:

Neden bu kadar çok rol yapmak zorunda hissediyoruz?

Çünkü toplum, belirli bir davranış kalıbını “kaliteli insan” olarak kutsuyor. Kimse bağırmasın, kimse rahatsızlık vermesin, kimse fark yaratacak kadar “gerçek” olmasın…

Düzgün bir vitrin, düzenli bir tavır, ölçülü bir samimiyet…

Ne kadar dikkat ederseniz edin, sonunda insan kendine şunu sormadan edemiyor:

Ben gerçekten böyle biri miyim?

Biri bizi üzdüğünde, kızdığımızda ya da hayal kırıklığına uğradığımızda “Sorun yok” deriz. Kibar görünürüz. Ama içimizdeki kırık, rolün ardında saklanır. Bu davranış bizi “kaliteli insan” yapmaz; sadece duygularını bastıran biri yapar. Oysa gerçek kalite, duyguyu doğru zamanda doğru şekilde ifade edebilme cesaretidir.

İşte tam bu noktada makalenin başlığı anlam kazanıyor:

“Ah şu kaliteli insan rolleriniz yok mu? Bitiyorum…”

Bitiyoruz çünkü rolü sürdürmek yorucu. Bitiyoruz çünkü içimizdeki gerçek benliği yıllarca susturmak, insanı yavaşça tüketiyor. Bitiyoruz çünkü görünüş için yaşamak, yaşamın kendisine yabancılaşmak demektir.

Peki çözüm nedir?

Belki de ilk adım, “kaliteli insan” olmak yerine “gerçek insan” olmayı istemektir. Eksikleriyle, yanlışlarıyla, samimi iniş çıkışlarıyla…

Çünkü samimiyet, her rolün maskesini düşüren tek hakikattir. Gerçek bir gülümseme, rol yapılmış bir nezaketten daha değerlidir. Gerçek bir öfke bile, sahte bir sakinlikten daha dürüsttür.

Kendimize şu soruyu soralım:

“Ben kimim?”

Başkalarının görmek istediği kişi mi, yoksa kendi hakikatini arayan bir yolcu mu?

İnsan ancak bu soruya içtenlikle cevap verdiğinde tükenmekten kurtulur. Çünkü rol oynamak bitirir; ama kendin olmak özgürleştirir.

NELER SÖYLENDİ?
@
Seyfettin BUDAK

Seyfettin BUDAK

DİĞER YAZILARI Günah mı, Saygı mı? Korku İle Yaşanan Hayat Gerçekten Bizim mi? İç Pusulan Bozulduğunda Hayat Kime Ait Olur? Tek bir taşla kaç kuş vurulur? Nöronların Sessiz Bilgeliği: Benliğin Ötesinde Bir Yaşam Mümkün mü? Beklentinin Kaygıya Dönüştüğü Yerde Yaşam Felsefesi Sadakat Ölçüsü Kaybolunca İnsan Kalmak Mümkün mü? Beyin Bir Bilgisayar Değilse, Zihin Nasıl Oluşur? İnsan Neden Yaptığı Şeyin Hemen Sonucunu Görmek İster? Ve Neden Aniden Pişman Olur? Sessizliğin Bedeli: Düşünmeyi Unutan İnsan mı Oluyoruz! Neden Doymuyoruz? Neden iyi olan kaybeder! Kaderin Kaldırımında Özgürlüğümüz Ne Kadar? Kolumuzdaki saat zamanı mı gösteriyor yoksa içimizdeki boşluğu mu? Kaderin dili cesaretin çığlığı mı, korkunun fısıltısı mı? Dahilik mi, Delilik mi? Zihnin Sırtında Taşıdığınız Görünmez Yükler Ruhunuzu Nereye Sürüklüyor? Korku İle Yaşanan Hayat Gerçekten Bizim Mi? Ölümün Tesellisi Ölümden sonra dirilişe neden inanayım! Toplama Bir Dünyada Toplama İnsanlarla Yaşamak Başkasının mutluluğu neden içimizi kemirir? İnsan olmanın sınavı burada mı saklı? Phoenix ve Jolie'nin Sessizliğe İsyanı: Gazze'de Çığlık Var, Siz Neden Hâlâ Sessizsiniz? Kırık Dökük Bir Ben Ve Yeniden Başlama Umudu Hikâyelerim Öldü mü? Srebrenitsa'dan Gazze'ye Batı'nın Kan Lekeli Sessizliği Ekranın Gölgesinde Büyüyen Çığlık: Görmek Duyabilmek Midir? Medeniyetler Çatışmasına Doğru mu! Gerçekten Düşündüğünde Kaç Kişi Kalıyor Yanında? Gazze: Haritada Bir Nokta; Vicdanda Bir Kıyamet Kurban Bayramı mı, Kurban İnsanlık mı? Benimle Alay Ettiler, Sonra Ben Oldum Bir Çocuğun Kalbine Bomba Düşerse, İnsanlık Nereye Sığınır? Bir Mahallenin Kalbinde Unutulmuş Çocukluk Hatıraları Beni Neden Kimse Merak Etmiyor! Zamanın Dili Ne Zaman İnsan Uslanacak? Bilinçli Zihnin Engellerinden Nasıl Kurtulabiliriz? Gazze’de ölüm sıradanlaştığında, insanlık nerede duracak? Bilgi Çağında Cehalet: Gerçek Neyi Gösteriyor? Orucun Toplumsal Vicdan Dokunuşu İnsanlık ve İyi-Kötü Arasındaki İnce Çizgi: Aklın Rolü Geçmiş mi Gelecek mi! Yangın, İhmal ve Güvenlik: Bolu’daki Olaydan Çıkarılacak Dersler Anlam Krizi: İnsan Ne İçin Yaşıyor? Evrimsel Ahlak mı? İlahi Ahlak mı? İnsanlık Nerede Duruyor? Sosyal Medya ve İnsan İlişkileri Üzerindeki Derin Etkiler Geleceği Şekillendiren Z Kuşağı: Dijitalleşen Dünyada Kimlik ve Değerler Yapay Zekâ İle İnsan Beyni Arasındaki İnce Çizgi Z Kuşağı İle Neden Kuşak Çatışması Yaşanır? Amaçsız Mutluluk Mu Mutlu Amaç Mı? Güçlü toplum için reform şart mıdır?-2 Güçlü Toplum İçin Değişim ve Süreklilik Şart Mıdır?-1 İnsanlar Eşit Midir? Alışkanlıklarımızın Sınırı Nereye Kadar Olmalı! Varlık özgürlüğü kısıtlar mı İyi bir Toplum Olmanın Sistem Şartı-2 Gelenek Bir İnanç Mıdır! Bir Eylemin Ahlaki Değerini Belirleyen Şey Nedir? Akıl İyi ve Kötüyü Ayırarak Mı İşler? Akıl Mı Fikir Mi Karışır? Akıl ve Sağduyu İle Adalet Erdemi Ahlakın kaynağı evrimsel süreç midir? İnsandaki Doğal Ahlaki İlke Kanıtlanabilir Mi? Tükenmişlik Hissini Yaşamak İradenin Sevgi ve Merhamet Eylemi Yüksek Düşünce İle İnanca Ait Düşünceyi Düşünmek Yüksek Düşünce İle İnanca Ait Düşünceyi Düşünmek Teknoloji Hayatın Kendisi Midir? İnsan Allah’ı (cc) Bilmeye Meyilli Bir Varlık Mıdır? Giysiye Bakıp Aldanmamak Acı İle Mutluluk Bir Arada Mı? Rasyonel Çaba Arttıkça Kesinlik Azalır Mı? Platon’a Göre Eğitim Zevkimiz okumaya dönüşür mü? Toplumun Rehberlik Servisi Aydınlar Kötüden İyi Çıkar Mı! Galen’e göre ahlakın kaynağı doğuştan mıdır? “Ben” bilinci Üç pizzacı Hayatın gerilimlerini aşmak mümkün müdür? Hayata anlamlı mı anlamsız mı bakmalı! İnsanın Sorularla Anlam Arayışı İman Mı İntihar Mı?/Tolstoy Yanılmışım Tanrı Varmış / Antony Flew Sözün Özleri Z Kuşağının Zihin Dünyasındaki Kırılmalar Erken Karar Verme Hastalığı Özel Bireylerin Dünyası Otizmli Yağmur Adam Raymond Aklın Tarihsel Gelişimi Ateizm, teizm, agnostisizm ve deizm nedir? Hayatı Sebep ve Süreç Odaklı Yaşayıp Anlamlı Kılmak Yalnızlık Aforizmaları İnsanın Aşk Halindeki Beyanı Dua Altıncı His Gençler için ne yapmalı? Yalnızlık Niçin Ruh, Akıl ve Allah’a Mahsustur? Ölüme Teselli Aramak Medeniyetin Yolu Batı’dan Mı Geçer? Şehrin Öbür Tarafından Koşarak Gelen Adam Bilgi Bilinç ve Özgürlüğe Adanmış Kadın Hypatia Dert İnsanı Olmak Aşk imanın özgürlük bedeli midir? Suskun Yıldızların Gizemli Bakışı Kurban bayramınız mübarek olsun! Depremde vefat eden babalar anısına…Babasızlık Nedir Bilirim Din İle Varlık Sınırında Kapı Açmak Sanatla Varlık Sınırında Pencere Açmak Bir Yer Var Biliyorum Ama Anlatamıyorum… Bir Yer Var Biliyorum Ama Anlatamıyorum… Gönül Bahçesinde Yürümek Gözyaşım Düştüğü An Gönül Bahçesinde Yürümek Tefekkürün Serencamı Denizde Yürümek
KÖŞE YAZARLARI TÜMÜ
NAMAZ VAKİTLERİ
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
BURÇ YORUMLARI
  • KOÇ
    Koç Burcu
  • BOĞA
    Boğa Burcu
  • İKİZLER
    İkizler Burcu
  • YENGEÇ
    Yengeç Burcu
  • ASLAN
    Aslan Burcu
  • BAŞAK
    Başak Burcu
  • TERAZİ
    Terazi Burcu
  • AKREP
    Akrep Burcu
  • YAY
    Yay Burcu
  • OĞLAK
    Oğlak Burcu
  • KOVA
    Kova Burcu
  • BALIK
    Balık Burcu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
  • eşya depolama
  • ahsap mobilya Turkey Hair Transplant Packages