Siyasette renklendirme: görünmeyen ağlar, ihanet şebekesi ve çözülmeyi bekleyen sorular!

Aydın BENLİ

25-09-2026 13:48

Kıymetli dostlar;

 

Siyaset arenası, yönetim gücünü elinde bulundurmak ve aziz milletimize hizmet etmek adına devlet hayatının en kritik mecralarından biridir. Siyaset, milletin emanetidir. Bu nedenle siyasi partiler yalnızca seçim kazanmak için kurulmuş yapılar değil, aynı zamanda milli iradenin tecelli ettiği kurumlardır.

 

Kimi siyasetçiler bu kutsal görevi hakiki bir kamu hizmeti bilinciyle yürütürken, kimileri ise siyaseti güç devşirmenin, gizli ajandalarını hayata geçirmenin ve farklı yapılanmaların amaçlarına hizmet etmenin aracı hâline getirebilir.

 

İşte asıl tehlike burada başlar.

 

Çünkü bir yapı devlete dışarıdan saldırdığında onu görmek mümkündür. Asıl tehlike, içeride olduğu hâlde kendisini başka bir kimlikle gizleyebilen yapıdır.

 

İşte burada meselenin en kritik noktasına geliyoruz.

 

“Renklendirme” denilen yapılanmanın yalnızca belirli kişilerin farklı siyasi ve sosyal çevrelere girmesinden ibaret olup olmadığı mutlaka araştırılmalıdır.

 

Çünkü geçmişte Emniyet Genel Müdürlüğü KOM biriminin elde ettiği “Garson” kod adlı gizli tanığa ait dijital materyaller üzerinden hazırlanan raporlarda, FETÖ mensuplarının deşifre olmamak amacıyla farklı siyasi partilere, toplumsal yapılara ve farklı çevrelere sızmaya çalıştığına ilişkin tespitler yer almıştır. Bu yöntemin amaçları arasında örgütün yeniden güç kazanması, devlet kurumlarına yeniden sızması ve siyasi/toplumsal alanda etkisini sürdürmesi gösterilmiştir. (TRT Haber⁠)

 

Peki bugün sorulması gereken soru nedir?

 

“Bu yöntem geçmişte kaldı mı, yoksa farklı isimler ve farklı siyasi kimlikler altında devam ediyor mu?”

 

Daha açık ifade edelim:

 

Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısında bulunan muhalefet yapılanmalarının içerisine, FETÖ’nün geçmişte kullandığı “renklendirme” yöntemine benzer şekilde örgütsel unsurların sızdırıldığı iddiası var mıdır?

 

Eğer böyle bir yapılanma varsa;

 

Amaç nedir?

 

Sadece siyasi nüfuz elde etmek midir?

 

Yoksa asıl hedef, mevcut siyasi iktidarın zayıflatılması, Sayın Erdoğan’ın siyasi olarak tasfiye edilmesi ve ardından devlet yönetiminde yeniden etkinlik kazanılması mıdır?

 

İşte bu soruların cevabı siyasi sloganlarla değil, devletin istihbarat birimleri, adli makamları ve güvenlik kurumları tarafından somut deliller üzerinden araştırılmalıdır.

 

ARŞİVLER NE SÖYLÜYOR? UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ!

 

Geçmişin karanlık izleri, bugün karşı karşıya olduğumuz tehlikeleri anlamanın en önemli kaynaklarından biridir.

 

Gazete arşivleri, video kayıtları, fotoğraflar, köşe yazıları, televizyon programları ve dönemin internet kayıtları ortadadır.

 

Geçmişte FETÖ yapılanmasının elebaşı ve örgütü hakkında kamuoyuna yansıyan övgüler, yakınlık görüntüleri ve açıklamalar bugün hâlâ arşivlerde durmaktadır.

 

Dün söylenen söz, bugün inkâr edildi diye tarihten silinmez.

 

Devletin çeşitli kurumlarında örgütlenmiş bir yapının yıllar içerisinde nasıl güç kazandığı, 15 Temmuz 2016 darbe girişimiyle birlikte Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı en ağır tehditlerden biri hâline geldi. TBMM de 15 Temmuz darbe girişimini ve gizli oluşumların siyaset üzerindeki etkilerini araştırmak üzere Meclis Araştırma Komisyonu kurmuş ve komisyon raporunu 2017 yılında TBMM Başkanlığına sunmuştur.

 

Öğretmenlerden yargı mensuplarına, kamu görevlilerinden güvenlik bürokrasisine kadar çok geniş bir alanda soruşturmalar ve idari işlemler gerçekleştirildi.

 

Peki ya siyasetteki olası bağlantılar?

 

İşte milletin cevabını beklediği soru budur.

 

EKSİK KALAN EN BÜYÜK HALKA, SİYASİ AYAK!

 

Milletimizin vicdanını yaralayan, kafalarda soru işaretleri oluşturan ve yıllardır tartışılan meselelerden biri de budur.

 

Devletin çeşitli kurumlarında örgütlendiği ortaya konulan bir yapılanmanın siyasi alanda herhangi bir bağlantısının olup olmadığı araştırılmayacak mı?

 

Bu soru sorulduğunda hemen rahatsız olanlar olabilir.

 

Ama unutulmamalıdır ki

 

Bir soruyu sormak suç değildir. Suç varsa ortaya çıkarmamak ise devlet adına çok daha ağır bir sorumluluktur.

 

Nitekim 15 Temmuz’un “siyasi ayağının” araştırılması amacıyla TBMM’ye farklı dönemlerde Meclis araştırması önergeleri de verilmiştir. Bu da meselenin yıllardır siyasi ve kamusal tartışmanın konusu olduğunu göstermektedir.

 

Burada yapılması gereken bellidir:

 

Kim varsa araştırılmalıdır.

 

Hangi partideyse araştırılmalıdır.

 

Hangi makamda bulunuyorsa araştırılmalıdır.

 

Geçmişte hangi ilişkileri kurmuşsa araştırılmalıdır.

 

Bugün hangi kimlikle siyaset yapıyorsa araştırılmalıdır.

 

Ama bütün bunlar somut delil, hukuk ve adalet ölçüsü içerisinde yapılmalıdır.

 

Çünkü Türkiye’nin ihtiyacı yeni bir siyasi cadı avı değil; varsa gerçek bağlantıların bütün çıplaklığıyla ortaya çıkarılmasıdır.

 

“RENKLENDİRME” TEHLİKESİ

 

İşte tam burada “renklendirme” olarak ifade edilen iddia üzerinde ciddi şekilde durmak gerekir.

 

Eğer bir örgütlü yapı geçmişteki kimliğini gizleyerek farklı siyasi yapılara, farklı sosyal çevrelere veya farklı kurumlara sızmaya çalışıyorsa, bu sıradan bir siyasi manevra değildir.

 

Bu, milli iradenin güvenliği açısından son derece ciddi bir iddiadır.

 

Çünkü açık düşman kendisini belli eder.

 

Gizlenen düşman ise güven kazanır.

 

Açıkça karşı çıkanla mücadele edersiniz.

 

Fakat kendisini sizin gibi gösteren, sizin değerlerinizi savunuyormuş görüntüsü veren ve zaman içerisinde içeriden etki oluşturmaya çalışan bir yapı varsa, bunun tespiti çok daha zordur.

 

İşte bu nedenle “renklendirme” iddiası hafife alınmamalıdır.

“Öyle puslu ki hava, şeytan bile Müslüman mintanı giyiyor.” (Kazım Karabekir Paşa)

 

Ama aynı zamanda bu kavram, masum insanları suçlamak için de kullanılmamalıdır.

 

Devletin görevi zan üretmek değil, gerçeği ortaya çıkarmaktır.

 

ASIL AMAÇ, DEVLETİ VE MİLLİ İRADEYİ HEDEF ALMAK

 

Türkiye, MİT krizi, 17-25 Aralık süreci, gezi parkı olayları ve nihayetinde 15 Temmuz darbe girişimi gibi son derece ağır siyasi ve güvenlik krizleri yaşadı.

 

15 Temmuz gecesi TBMM’nin bombalanması, devlet kurumlarının hedef alınması ve demokratik düzeni ortadan kaldırmaya yönelik darbe girişimi, Türkiye’nin hafızasında silinmeyecek bir yara bıraktı.

 

Bugün yapılması gereken, bu süreçleri sloganlarla değil; belge, delil, hukuk ve devlet aklıyla yeniden değerlendirmektir.

 

Çünkü tehlike yalnızca geçmişte kalmış bir tarih başlığı değildir.

 

Devletin kurumlarına, siyasi yapılara veya toplumun farklı kesimlerine yönelik yeni bir örgütlenme iddiası varsa, bunun üzerine zaman kaybetmeden gidilmelidir.

 

SİYASET KURUMU KENDİNİ KORUMALIDIR!

 

Siyasi partiler kendi içlerinde şeffaf, denetlenebilir ve hesap verebilir mekanizmalar oluşturmak zorundadır.

 

Çünkü milletin oyuyla girilen siyasi makamlar, kişisel çıkarların veya kapalı örgütlenmelerin kullanım alanı değildir.

 

Milletin iradesi kimsenin özel mülkü değildir!

 

Hiç kimse geçmişindeki ilişkilerini gizleyerek yeni bir kimlikle toplumun karşısına çıkma hakkını kendiliğinden kazanamaz.

 

Ölçü nettir: Delil varsa hukuk konuşur. Delil yoksa iftira konuşur.

 

TEHLİKEYİ KÜÇÜMSEMEYİN!

 

Geçmişte yaşananlardan ders çıkarmayanlar, aynı tehlikelerin yeniden ortaya çıkmasına zemin hazırlar.

 

15 Temmuz gecesi 253 vatandaşımız hayatını kaybetti, binlerce vatandaşımız yaralandı. Bu gerçek, Türkiye’nin neden örgütlü yapılara karşı son derece dikkatli olması gerektiğini tek başına anlatmaktadır.

 

Bu nedenle siyasi partilerin ve devlet kurumlarının güvenliği meselesi hafife alınamaz.

 

Kime dokunursa dokunsun, hangi makamda bulunursa bulunsun, hangi siyasi kimliğin arkasına saklanırsa saklansın; somut bir örgütsel bağlantı veya suç delili varsa gereği yapılmalıdır.

 

Ne makam korunmalı…

 

Ne isim korunmalı…

 

Ne siyasi kimlik korunmalı…

 

Korunması gereken yalnızca devletin kendisi ve milletin iradesidir.

 

Ancak bunu yaparken hukuk devletinden de bir adım dahi ayrılınmamalıdır.

 

Çünkü terörle mücadele ederken hukuku kaybedersek, savunduğumuz devlet düzenini de zayıflatırız.

 

Su uyur; fakat devletin hafızası uyumamalıdır.

 

Arşivler açılmalıdır.

 

Belgeler incelenmelidir.

 

İddialar araştırılmalıdır.

 

Varsa bağlantılar ortaya çıkarılmalıdır.

 

Kim olursa olsun, hukuk önünde hesabını vermelidir.

 

15 Temmuz’u yalnızca anmak yetmez.

 

15 Temmuz’a götüren şartları anlamak, devletin içine ve siyasete yönelik olası sızma girişimlerine karşı uyanık olmak ve milli iradeyi korumak zorundayız.

 

Çünkü şunu asla unutmayalım: Bir darbe girişimi başarısız olmuş olabilir.

Fakat devlet aklı rehavete kapılırsa, benzer tehditlerin yeniden ortaya çıkma ihtimali hiçbir zaman tamamen göz ardı edilemez.

 

Bu nedenle mücadele kararlılıkla sürdürülmeli; fakat delil, hukuk ve adalet çizgisinden asla çıkılmamalıdır.

 

Kime dokunursa dokunsun.

Nerede ortaya çıkarsa çıksın.

Hangi makamın arkasına saklanırsa saklansın.

 

Milletin emaneti olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin güvenliği söz konusu olduğunda hiçbir siyasi hesap, hiçbir makam ve hiçbir kişisel çıkar milli iradenin üzerinde değildir.

 

Arşivler unutmaz.

Millet unutmaz.

Şehitler unutmaz.

Tarih hiç unutmaz.

Açık kaynaklarda bu videolar, fotoğraflar mevcut bakan görür. “Görmek ile bakma arasındaki fark önemlidir.”

Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Devletimize açık çağrımdır “RENKLENDİRME”

Projesi iddiası umursanmayacak kadar basit bir konu değil bilakis BEKÂ meselesidir!

Allah’a ısmarladık.

DİĞER YAZILARI Eski Bakan Berat Albayrak’ın Hakkını Teslim Etmek Lazım 01-01-1970 03:00 İnsan En Çok, Sevdiği İnsanın Sözüyle Kırılır 01-01-1970 03:00 15 Temmuz Öncesi ve Sonrası Darbelerle Sınanan Türkiye 01-01-1970 03:00 ANTİMADDE 01-01-1970 03:00 Çok Gerginiz Çok! 01-01-1970 03:00 Analık Sadece Doğurmak Değil 01-01-1970 03:00 Cengiz Zor “Aile Çökerse Devlet Ayakta Kalamaz” Diyor 01-01-1970 03:00 Ulusal Güvenlik Tehdidi Ve Büyüyen Risk 01-01-1970 03:00 Ulusal Güvenlik Tehdidi Ve Büyüyen Risk 01-01-1970 03:00 İran’a saldırı, bölgeye saldırıdır! 01-01-1970 03:00 İçi Boşaltılmaya Çalışılan İslam 01-01-1970 03:00 Son Kale Haymana ve Memleket Onuru- Recep Tümtürk 01-01-1970 03:00 6284 Sayılı Kanun: Koruma Mı, Yeni Bir Zulüm Biçimi Mi? 01-01-1970 03:00 MİLLİ DUYGULAR ÖLDÜRÜLÜRSE NE OLUR? 01-01-1970 03:00 Namazla Alay Eden Akımlar, Kaybolan Nesiller 01-01-1970 03:00 Şehit cenazelerinde edep ve haya dersi şart! 01-01-1970 03:00 Edebiyata Değer Katanlar Avukat Fatma Saçak Akbulut 01-01-1970 03:00 Sen Kimsin? 01-01-1970 03:00 İslamofobi! Yüce din üzerinde yürütülen kara propaganda 01-01-1970 03:00 Haymana Şerefligökgözü Yığma Tepe 01-01-1970 03:00 Ulusal Güvenlik Tehlikesi Ve Uluslararası Dijital Casusluk 01-01-1970 03:00 Kahraman Türk İstihbaratının Küresel Yükselişi Ve Gücü 01-01-1970 03:00 Dijital Dünyada Kayıp Nesiller 01-01-1970 03:00 Ahlak Yoksa İnsanlıkta Yoktur 01-01-1970 03:00 UFO İstilaları Başladı 01-01-1970 03:00 Motorlu Kuryeler Kırmızı Alarm Veriyor 01-01-1970 03:00 Okumak Cehaletin Katilidir 01-01-1970 03:00 Haymanalı Beş Atlı 01-01-1970 03:00 Teşhircileri fark ettiniz mi? 01-01-1970 03:00 Ankara ASKİ’de Azarlama Devri 01-01-1970 03:00 Anlam Veremediğimiz Anlamsızlıklar 01-01-1970 03:00 Kurtarıcı 01-01-1970 03:00 Bu Sözlerim Sana 01-01-1970 03:00 Öğrencilerin Mutlu Günü 01-01-1970 03:00 Estetik ve Tek Tip İnsan 01-01-1970 03:00 Sorulmaması Gereken O Soru! 01-01-1970 03:00 Mansur Yavaş’ı Başarıya Götüren Sır 01-01-1970 03:00 Erzurumlu Nafiz Kotan Kimdir? 01-01-1970 03:00 Su ve Gıda Savaşları 01-01-1970 03:00 Ölüyoruz ve Öleceğiz 01-01-1970 03:00 Ramazan Pişkin Hoca Öldürüldü 01-01-1970 03:00 Bu Sözlerim Sana 01-01-1970 03:00 Ben kitap okudum sen de oku! 01-01-1970 03:00 İnsan Olmak 01-01-1970 03:00 ALGI! 01-01-1970 03:00 Hayat Işığı 01-01-1970 03:00 Cmg Chine Media Group Cctv, Srs Medya İle Türkiye’de 01-01-1970 03:00 Sarıkamış’tan Dünyaya Dr.Seyfettin Boğazlı 01-01-1970 03:00 Türkye’nin içinde olacağı savaşa hayır! 01-01-1970 03:00 Ötekileştirilen Erkekler 01-01-1970 03:00 Konya Kulu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Skandal 01-01-1970 03:00 Ölümsüzlük 01-01-1970 03:00 İsrafın enleri! 01-01-1970 03:00 Kalbimin Sesi Romanı 01-01-1970 03:00 Fenomen öğretmenler kimin umurunda? 01-01-1970 03:00 Sessiz Kahramanlar 01-01-1970 03:00 ALGI 01-01-1970 03:00 Bir Kurtuluşun Hikâyesi, Sonkale Haymana 01-01-1970 03:00 En Çok İsraf Ettiklerimiz 01-01-1970 03:00 Kitap Önerisi 01-01-1970 03:00 Hemşerim 01-01-1970 03:00 Başkente Ego Otobüsünde Dehşet! 01-01-1970 03:00 Eyvah yine riya ! 01-01-1970 03:00 Enkazın altında canlar ile birlikte insanlık da kaldı! 01-01-1970 03:00 Okumak Lazım 01-01-1970 03:00 Biz bir yerde hata ettik ama nerede? 01-01-1970 03:00 Bir Kitap Bin Umut 01-01-1970 03:00 Haymana Karası 01-01-1970 03:00 Doğu Ekspresi 01-01-1970 03:00 Sahipsiz Sokak Hayvanları Projesi 01-01-1970 03:00 Tuzlu Kahve 01-01-1970 03:00 Dünya Mitomanya 01-01-1970 03:00 Aşk Acısı Çekenler, Zeigarnik Etkisi Yaşıyor Olabilir 01-01-1970 03:00 Aşk Acısı Çekenler, Zeigarnik Etkisi Yaşıyor Olabilir 01-01-1970 03:00 Terör 01-01-1970 03:00 Akran Zorbalığı 01-01-1970 03:00 Büyük Tehlike Deizm 01-01-1970 03:00 Ankara, Haymana’da Kültür ve Sanat 01-01-1970 03:00 Ankara Mamak Misket Ortaokulunda Büyük Skandal! 01-01-1970 03:00 Seçime Yaklaşırken Ptt Kargoda Ulaşılmaz Oldu 01-01-1970 03:00 Öğretmenlerin Sınav Korkusu 01-01-1970 03:00 Ulaşılamazlık, Ulaşılamaz Belediyecilik 01-01-1970 03:00 Sonkale Haymana 01-01-1970 03:00 Seçime Doğru 01-01-1970 03:00 Makama Güç Verenler 01-01-1970 03:00 Narsistlerden Uzak Durun 01-01-1970 03:00 Ak partiye kurulmuş gizli tuzaklar! 01-01-1970 03:00 Memlekette gurbetçi olmak! 01-01-1970 03:00 Kurban Bayramı 01-01-1970 03:00 Cahillik 01-01-1970 03:00 Erken Seçime Doğru 01-01-1970 03:00 Satiş Pazarlama 01-01-1970 03:00 Yorgun Savaşçi 01-01-1970 03:00 En Çok Neyi İsraf Ediyoruz! 01-01-1970 03:00 Çocuk Gülerse Dünya Güler 01-01-1970 03:00 Nerede hata ettik! 01-01-1970 03:00 Şehrimizde Ramazan-I Şerif 01-01-1970 03:00 Hayvanları Görmezden Gelemeyiz 01-01-1970 03:00 Üslup çok önemli! 01-01-1970 03:00 Teşkilâtı Mahsusa Ve Mehmet Akif Ersoy 01-01-1970 03:00 Çiftçimiz Yardım Bekliyor 01-01-1970 03:00 İslamofobi Ve İnsanlığa Saldırılar 01-01-1970 03:00 Büyük ankara depremeine az mı kaldı! 01-01-1970 03:00 Yarım simit! 01-01-1970 03:00 Terör belası! 01-01-1970 03:00 Belediyeler ne iş yapar! 01-01-1970 03:00 Pot kırmak, kıyak çekmek’’ 01-01-1970 03:00 Kibirli Kaymakam Ve Kimsesiz Öğretmen 01-01-1970 03:00 İyilik Bulaştıralım 01-01-1970 03:00 Ciğerlerimiz Yanıyor! 01-01-1970 03:00 5 Temmuz Şahitleri 01-01-1970 03:00 Çiftçi Zor Günler Geçiriyor! 01-01-1970 03:00